12. bölüm / 28
SOĞUK NEŞTER VE MOR SARMAŞIKBÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ
- 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
- 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
- 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
- 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
- 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
- 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
- 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
- 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
- 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
- 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
- 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
- 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
- 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
- 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
- 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
- 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
- 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
- 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
- 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
- 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
- 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
- 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
- 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
- 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
- 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
- 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
- 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Monitörde asistoli var! Kalp durdu! Defibrilatör hazırlayın!"
Ameliyathane 1 numaralı odanın havası adeta buz kesmişti. Sedyede yatan Haluk Bey’in göğüs kafesinden akan kan, cerrahi örtüleri tamamen kırmızıya boyamıştı. Alaz, yüzüne sıçrayan kan damlasına aldırış bile etmeden elini uzattı.
"Satinsky klemp ve Finochietto ekartörü!" diye kükredi Alaz. "Defibrilatörü bekleyecek vaktimiz yok, sol anterior torakotomi yapıyorum!"
Peri’nin elleri titriyordu ama Alaz’ın o çelik gibi komutlarıyla hareket etti. Alaz, 5. kaburga aralığından (interkostal aralık) neşterle hızlı ve milimetrik bir kesi attı. Ekartörü yerleştirip göğüs kafesini ayırdı. Kalp zarı (perikard) kanla dolmuş, kalbe baskı yaparak atmasını engelliyordu (kardiyak tamponad).
"Perikardiyotomi makası!"
Alaz kalp zarını tek bir hamlede kesti. Basınçla fışkıran kanı aspiratörle temizlerken, açıkta duran ve durmuş olan kalbi sağ eliyle avuçladı.
"İç kardiyak masaja başlıyorum," dedi Alaz. Sesi ameliyathanedeki her sesi bastıracak kadar net ve kararlıydı. Kalbi ritmik bir şekilde parmaklarının arasında sıkıp bırakmaya başladı. "Adrenalin 1 miligram, iv push! Atropin hazırlayın!"
Ameliyathanedeki herkes nefesini tutmuştu. Alaz, başhekimin kalbini kendi eliyle pompalarken gözlerini monitöre dikti. Parmaklarının ucunda o mucizevi sıcaklığı hissetti; kalp hafifçe seyirdi, ardından güçlü bir kasılmayla Alaz’ın avcuna vurmaya başladı.
"Ritim döndü! Sinüs ritmi 95! Tansiyon toparlıyor!" diye bağırdı anestezist.
Alaz, merminin kurcaladığı miyokard dokusuna Prolene 3-0 dikiş atarak kanamayı tamamen durdurdu. Ameliyat üç saat sürdü. Haluk Bey yaşayacaktı.
Eldivenlerini soyup çöpe attığında, ameliyathane kapısının önünde Emniyet Amiri ve iki polis memuru onu bekliyordu.
"Dr. Alaz Hanım," dedi Amir. "Karan Bey’i olay yerinin iki sokak ötesinde, suç aleti ruhsatsız tabancayla birlikte yakaladık. Haluk Bey’i vurmadan önce sizin hakkınızda tehdit mesajları attığı da tespit edildi. İfadeniz ve şikayetiniz için merkeze geçmemiz gerekiyor."
Alaz alnındaki teri silip polislere baktı. Yüzünde ne bir korku ne de bir zafer sarhoşluğu vardı. Sadece görevini tamamlamış bir cerrahın soğukkanlılığı duruyordu.
"Geleceğim," dedi Alaz. "Ama önce çocuklarımın yanına gideceğim."
Aksama doğru Alaz, Bağlum’daki o sessiz, dağlara bakan evinin bahçesindeydi. Ankara’nın ayazı yüzüne vururken, cebindeki son dava evraklarını ve Karan’la olan geçmişinin izlerini bahçedeki varilin içinde yaktı. Alevler yükselirken, arkasında duran Peri’ye döndü.
"Sarmaşık bitti Peri," dedi Alaz, alevlerin ışığında parlayan gözleriyle. "Kökünü kazıdım."
"Şimdi ne olacak hocam?" diye sordu Peri.
Alaz, çıplak dağların üzerinden şehre çöken gri sisini izledi.
"Şimdi," dedi Alaz, "Buz Ankası olarak kendi krallığımı yöneteceğim."
