27. bölüm / 28
SOĞUK NEŞTER VE MOR SARMAŞIKBÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK
- 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
- 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
- 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
- 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
- 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
- 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
- 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
- 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
- 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
- 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
- 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
- 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
- 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
- 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
- 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
- 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
- 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
- 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
- 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
- 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
- 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
- 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
- 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
- 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
- 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
- 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
- 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pazartesi sabahı hastane koridorlarında farklı bir rüzgar esiyordu. Doç. Dr. Neslihan Sancak’ın Kalp ve Damar Cerrahisi’nin başına geçmesiyle birlikte kliniklerdeki disiplin seviyesi tavan yapmıştı. Ancak iki güçlü kadın doktorun ameliyathanede nasıl bir uyum yakalayacağı, tüm hastane personelinin merak konusuydu.
O test, öğleden sonra saat 14.00’te kırmızı alana düşen acil kodla geldi.
Anadolu Bulvarı’nda meydana gelen ağır bir tır kazasında, 40’lı yaşlarında bir erkek hasta ameliyathaneye taşındı. Hastanın durumu kritikti: Direksiyon mili göğüs kafesini delip geçmiş, hem sağ akciğerde masif kanama hem de aort köküne yakın bir alanda yırtık oluşmuştu.
"Alaz Hocam!" diye bağırdı Asistan Dr. Murat panikle. "Hasta şoka giriyor, tansiyon alınamıyor!"
Alaz bir saniye bile tereddüt etmedi. "Ameliyathane 2’yi hazırlayın! Neslihan Hocaya haber verin, vakaya birlikte giriyoruz!"
Beş dakika sonra ikisi de yıkanmış, steril önlüklerini giymiş olarak ameliyat masasının iki yanında yerlerini almıştı. Masada zamana karşı ölümcül bir yarış vardı.
"Göğüs kafesini açıyorum," dedi Alaz, keskin bir hareketle sternotomiye başlayarak. "Neslihan, aorttaki kanama alanı çok derin. Görüş açısı sıfır."
"Sakin ol Alaz," dedi Neslihan. Sesi, Alaz’ın dondurucu soğukkanlılığıyla birebir örtüşen sarsılmaz bir güce sahipti. "Bikaval klemplemeyi yapıyorum. Sen akciğer parankimini aspire ederken ben damarı tamir edeceğim."
İki kadın cerrahın parmakları kan deryasının içinde milimetrik bir uyumla çalışmaya başladı. Ne bir tereddüt vardı aralarında ne de bir kelime fazlası. Biri neşteri uzatırken diğeri aspire ediyor, diğeri dikişi atarken öteki dokuyu sabit tutuyordu. Sanki yıllardır aynı masada omuz omuza hayat kurtarıyor gibiydiler.
Ameliyathane izleme camının arkasında toplanan asistanlar ve diğer uzmanlar, iki dev kadının ameliyattaki o büyüleyici ritmini nefeslerini tutarak izliyordu. Erkek egemen cerrahi dünyasında, iki kadın cerrahın tek bir vücut gibi hareket ederek ölmek üzere olan bir hastayı hayata döndürmesi adeta bir gövde gösterisiydi.
"Son dikiş tamam," dedi Neslihan, alnındaki teri silen hemşireye hafifçe başıyla teşekkür ederek. "Klempleri kaldırıyorum..."
Monitördeki düz hat yavaşça dalgalandı. Düzenli ve güçlü bip sesleri odayı doldurdu. Hastanın tansiyonu normale dönmüş, kanama tamamen durdurulmuştu.
İki saat süren devasa operasyonun ardından ikisi de eldivenlerini çıkarıp yıkama evyesine yürüdü.
Neslihan suyun altına ellerini tutarken Alaz’a döndü. Yüzünde ilk defa o mesafeli duruşun ötesinde, içten ve mesleki bir saygı tebessümü belirdi.
"Hızlısın Alaz Aksoy," dedi Neslihan, neşeli bir tonla. "Ankara’da bu tempoda neşter sallayan birini bulabileceğimi sanmıyordum."
Alaz havluyla ellerini kuruturken gülümsedi. İçindeki o dondurucu zırh, ilk defa bir meslektaşının yanında bu kadar zahmetsizce gevşemişti.
"Sen de fena değildin Neslihan Sancak," dedi Alaz, gözlerindeki o gururlu ışıkla. "Bu hastanede artık kural değişti. Neşter kimin elindeyse, hayatı o yönetir."
Neslihan elini Alaz’ın omzuna hafifçe vurdu. "Akşam kahvesini hak ettik o zaman Başhekimim. Benim odada, şekersiz?"
"Kabul," dedi Alaz.
İki güçlü kadın ameliyathaneden yan yana çıkarken, hastane koridorlarında artık sadece "Buz Ankası" değil, sarsılmaz bir Kadın Gücü hüküm sürüyordu.
