7. bölüm / 28
SOĞUK NEŞTER VE MOR SARMAŞIKBÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ
- 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
- 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
- 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
- 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
- 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
- 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
- 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
- 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
- 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
- 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
- 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
- 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
- 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
- 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
- 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
- 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
- 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
- 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
- 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
- 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
- 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
- 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
- 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
- 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
- 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
- 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
- 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Güneş henüz doğmadan Alaz hastanedeydi. Gözlerinin altındaki morluklar duruyordu ama bakışlarında en ufak bir tereddüt yoktu. Doğruca başhekimlik katına değil, hastanenin Bilgi İşlem ve Güvenlik birimine indi. Yanında, elindeki kahve kartonlarını sıkıca tutan ve heyecandan dudaklarını ısıran Peri vardı.
"Hocam," dedi Peri fısıltıyla. "Söyleyeceğiniz şeyleri sistemden çıkardım ama... gerçekten bunu yapacak mıyız? Bu başınızı belaya sokmasın?"
Alaz adımlarını bozmadan arkasına bakmadan yanıtladı: "Benim başım zaten belada Peri. Şu an yaptığımız şey ameliyattaki kanserli dokuyu kesip temizlemek. Neşteri ne kadar derin atarsan, hasta o kadar çabuk kurtulur."
Güvenlik odasına girdiklerinde Alaz, Karan’ın bahsettiği o "ameliyathanedeki titreyen eller" videosunun nereden çıktığını çok iyi biliyordu. Karan, hastanedeki tanıdık bir idari personeli besleyerek güvenlik kameralarına erişim sağlamıştı. Alaz, Bilgi İşlem’deki uzmanla konuşarak o personelin sisteme giriş iznini ve IP kayıtlarını tek tek belgeletti. Karan’ın hastane içine sızarak kişisel verileri yasa dışı ele geçirdiğini kanıtlayan resmi rapor artık elindeydi.
"Şimdi ikinci kısım Peri," dedi Alaz. "Dr. Vedat’ın yazdığı reçetelerin tüm dökümünü çıkar. Ama sadece benimkileri değil... Karan’ın son altı ayda kendi şirketi üzerinden aldığı ve evdeki ecza dolabına doldurduğu o ağır sakinleştiricilerin faturalarını da ekle."
Peri şaşkınlıkla gözlerini açtı. "Nasıl yani? O ilaçları size kendisi mi temin ediyordu?"
"Beni yavaş yavaş uyuşturup, sonra da o uyuşukluğu bana karşı silah olarak kullanıyordu," dedi Alaz. Sesi buz gibi bir histen ibaretti. "Ama bir cerrah, kendisine verilen dozun analizini yapmayı bilir."
Saat 10.00’a geldiğinde Karan’dan beklenen telefon geldi. Sesi her zamanki gibi üstenci ve emrediciydi.
"Avukatın odasındayım Alaz. İstifa protokolünü hazırlatıyorum. 15 dakikaya burada olursan çocukların velayeti konusunda 'anlaşmalı' davranırım. Gelmezsen... başhekimin kapısını çalarım."
Alaz hafifçe gülümsedi. Bu, aylardır yüzünde beliren ilk gerçek gülümsemeydi ama içinde bir damla bile sıcaklık yoktu.
"Başhekimin kapısını çalmana gerek yok Karan," dedi Alaz, odasının penceresinden dışarıdaki gri Ankara ayazına bakarak. "Çünkü ben şu an Başhekim’in odasındayım. Yanımda hastanenin hukuk müşaviri ve Emniyet’ten gelen iki polis memuru var."
Hattın diğer ucundaki sessizlik adeta bir çığ gibi büyüdü. Karan’ın o özgüvenli nefes alışverişi bir anda kesildi.
"Sen... ne saçmalıyorsun Alaz?"
"Hastane sistemine yasa dışı sızıp kamera görüntülerini çalmandan, şantaj yapmandan ve evde bana karşı uyguladığın sistematik psikolojik ve tıbbi manipülasyondan dolayı hakkındaki suç duyurusu dosyasını imzalıyorum," dedi Alaz. Sesi bir ameliyat neşteri kadar pürüzsüz ve keskindi. "Ayrıca çocukları benden kaçırma ihtimaline karşı tedbir kararı çıkarttım. Şu an avukatının yanından çıkarsan, kapıdaki polislerle karşılaşırsın."
"Alaz! Sen çıldırdın mı?! Çocuklarımı benden alamazsın, ben seni mahvederim!" Karan ilk kez kontrolünü kaybetmiş, telefonda bağırmaya başlamıştı.
"Beni mahvedemezsin Karan," dedi Alaz fısıltıyla. "Çünkü ben zaten yandım. Ve küllerinden doğan bir şeyi tekrar yakamazsın. Savaşı sen başlattın, ameliyatı ben bitiriyorum."
Alaz telefonu Karan’ın yüzüne kapattı. Masadaki resmi belgelere imzasını attı.
Başhekimlik odasından çıktığında koridorda onu bekleyen Peri’ye baktı. Peri gözleri parlayarak, "Hocam... başardınız mı?" diye sordu.
Alaz derin bir nefes aldı. Şakaklarındaki zonklama ilk kez hafiflemişti. Yeşil reçeteli hap kutusunu cebinden çıkardı ve çöp kovasına attı.
"Ameliyat başladı Peri," dedi Alaz. "Şimdi sıra o zehirli sarmaşığı kökünden sökmekte."
