11. bölüm / 28
SOĞUK NEŞTER VE MOR SARMAŞIKBÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ
- 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
- 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
- 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
- 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
- 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
- 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
- 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
- 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
- 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
- 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
- 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
- 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
- 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
- 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
- 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
- 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
- 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
- 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
- 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
- 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
- 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
- 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
- 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
- 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
- 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
- 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
- 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ankara’nın soğuk sabah pusunun ardında gün tamamen aydınlanmıştı. Alaz, nöbet odasından çıkıp koridora adım attığında şakaklarındaki o eski Zonklama yoktu ama içine doğan o karanlık his yerini koruyordu. Karan gibi narsist bir adam, bileklerine kelepçe takıldı diye pes etmezdi. O, yenilgiyi kabul etmek yerine etrafındaki her şeyi yakmayı seçerdi.
Koridorda adımlarken Peri koşar adımlarla yanına geldi. Yüzündeki ifade bu kez sadece yorgunluk değil, saf bir endişe taşıyordu.
"Hocam," dedi Peri sesini alçaltarak. "Avukatınız aradı. Karan Bey karakolda ifade verirken, çocukların velayeti ve ev üzerindeki tedbir kararı için usulsüzlük yapıldığını iddia etmiş. Hatta... Sizin hakkınızda 'akıl sağlığı yerinde değildir, ağır psikolojik tedavi görüyor' diye acil koruma kararı aldırmaya çalışıyormuş."
Alaz’ın adımları bir an bile yavaşlamadı. "Sertifikalı bir narsistin son çırpınışları Peri. Benim hastanedeki klinik raporlarım ve geçirdiğim başarılı ameliyatların kaydı ortadayken, hiçbir hakim o iddiayı ciddiye almaz."
"Ama sadece bu değil hocam..." Peri yutkundu. "Karan Bey’in avukatı hastanenin Yönetim Kurulu Başkanı ile irtibata geçmiş. Hastanenin itibarını zedelediğiniz gerekçesiyle hakkınızda idari soruşturma açılması için baskı yapıyorlar."
Alaz durdu. Bakışlarını hastanenin steril, uzun koridoruna dikti. Karan onun mesleğine, o neşteri tutan eline göz dikmişti. Yıllarca emek verdiği, gecesini gündüzüne kattığı bu hastaneyi ona karşı bir silah gibi kullanmaya çalışıyordu.
"Hukuk müşavirini ve Başhekim’i arayalım o zaman," dedi Alaz. Sesi buz gibi bir dinginlik taşıyordu. "Madem oyunu kurallarına göre oynamak istemiyorlar, ben de kendi kurallarımı koyarım."
Tam o sırada acil servisin kapıları gürültüyle açıldı. İçeriye sedyeyle giren sağlık görevlilerinin bağırtıları koridorda yankılandı:
"Ateşli silah yaralanması! Yakın mesafeden göğüs bölgesine tek el ateş! Hasta şokta, tansiyon alınamıyor!"
Alaz refleks olarak sedyeye doğru adımladı. Sedyede kanlar içinde yatan adama baktığı an, içindeki bütün cerrahi soğukkanlılık bir saniyeliğine yerle bir oldu.
Masada yatan adam, Alaz’ın hastanedeki en büyük destekçisi, ona her zaman bir baba gibi yaklaşan kıdemli Başhekim Dr. Haluk’tu.
Ve Haluk Bey’in ceketinin üzerinde, Karan’ın şirketine ait olan o özel lansman rozeti duruyordu.
Peri dehşet içinde çığlığını bastırdı: "Hocam... Bu... Bu Başhekim Haluk Bey!"
Alaz göğsünden fırlayacakmış gibi çarpan kalbine rağmen derin bir nefes aldı. Zihnindeki o çelik zırh anında kapandı. Karan, Alaz’ın sığınacağı son kaleyi, onu koruyan adamı hedef almıştı. Bu artık sadece bir hukuki savaş değil, doğrudan bir infaz hamlesiydi.
"Şok odasına!" diye kükredi Alaz. Sesi acil servisteki tüm gürültüyü bıçak gibi kesti. "Ameliyathaneyi hazırlayın! Torakotomi yapacağız! Haluk Hoca’yı o masada kaybetmeyeceğim!"
Peri bocaladı: "Hocam... Sizin birinci dereceden yakınınız sayılır, bu ameliyata girmeniz etik olarak—"
"Etik kuralları hastayı yaşattıktan sonra tartışırız Peri!" dedi Alaz, maskesini suratına geçirirken. "O neşteri elime alacağım ve bu adamı masadan canlı çıkaracağım. Karan’ın bu şehri kana bulamasına izin vermeyeceğim!"
