BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF

Vaveyla Yazarı: Buz Ankası

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF
  1. 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
  2. 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
  3. 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
  4. 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
  5. 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
  6. 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
  7. 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
  8. 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
  9. 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
  10. 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
  11. 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
  12. 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
  13. 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
  14. 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
  15. 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime
  16. 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
  17. 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
  18. 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
  19. 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
  20. 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
  21. 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
  22. 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
  23. 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
  24. 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime · Okuduğun bölüm
  25. 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
  26. 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
  27. 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
  28. 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime

Gece lambasının sarı ışığında yaşanan o duygusal helalleşmenin ardından, sabah Bağlum’daki dağ evine pırıl pırıl bir güneş doğdu.
Alaz, gözlerini açtığında aşağıdan gelen neşeli çocuk cıvıltılarını ve Ela’nın mutfaktaki tatlı telaşını duydu. Yatakta hafifçe doğrulup derin bir nefes aldı. Üzerine rahat bir hırka alıp aşağı indiğinde, salondaki manzara gözlerini yaşartmaya yetti.
Masanın başında Defne, Ateş ve kucağında bebek bebek bakan Gece; ellerinde balonlarla hazır bekliyorlardı. Alaz merdivenlerin son basamağına bastığı an üçü birden avazları çıktığı kadar bağırdı:
"İyi ki doğdun annelerin en güzeli! İyi ki doğdun Buz Ankası!"
Gece koşarak gelip Alaz’ın bacaklarına sarıldı. "Dün gece uyuya kaldım ama pastanı yemedik annem! Seni bekledik!" dedi gözleri parıldayarak.
Alaz dizlerinin üzerine çöktü, üçünü de kollarının arasına alıp kokularını içine çeke çeke öptü. Dün gecenin o buruk yorgunluğu, masanın ortasında duran 36 mumlu pastanın etrafında atılan kahkahalarla silinip gitti.
"Hadi bakalım, üfle mumları!" dedi Ela, gözleri yaşlı bir tebessümle kenardan onları izlerken.
Alaz, çocuklarının elini sımsıkı tuttu. "İyi ki varsınız," diye fısıldadı ve 36 yıllık ömrünün en huzurlu nefesiyle mumları üfledi. Çocuklar çığlık çığlığa alkışlarken, Alaz hayatında ilk defa "Ben başardım, yuvamı korudum" duygusunu iliklerine kadar hissetti.
Ancak o sıcacık sabahın huzuru, öğleye doğru kapının çalınmasıyla bölündü.
Ela kapıyı açtığında, karşısında resmi üniformalı bir posta görevlisi duruyordu. "Dr. Alaz Aksoy' a adrese teslim resmi tebligat var," dedi görevli.
Ela elindeki siyah mühürlü zarfla salona döndüğünde Alaz’ın yüzündeki o sıcak tebessüm bir anda dondu. Zarfın üzerindeki gönderen kısmında o tanıdık, nefret ettiği isim ve cezaevi damgası yazıyordu: Karan Soykan.
Alaz, Ela’nın ve çocukların çaktırmadan ona baktığını görünce zarfı sakince cebine attı. "Önemli bir hastane evrakı," diyerek çocuklara belli etmedi. Ama odasına çıkıp kapıyı kilitlediğinde elleri hafifçe titriyordu.
Zarfı açtı. İçinden Karan’ın o keskin, düzgün el yazısıyla yazılmış tek sayfalık bir mektup çıktı. Ne bir tehdit vardı yazıda ne de bir hakaret... Karan, o zehirli Mor Sarmaşık taktiğini kusursuzca devreye sokmuştu:
"Doğum günün kutlu olsun Buz Ankası...
36 yaşına bastın bugün. Biliyorum, o dağ evinde, benim yokluğumda kurduğun o sahte cennette çocuklarla pasta kesiyorsun. Ama unutma Alaz; seni o masada 'güçlü' kılan şey benim sana yaşattıklarım.
*Sen bugün o neşteri soğukkanlılıkla tutabiliyorsan, o Başhekimlik koltuğunda dimdik durabiliyorsan bunu senin içindeki o zırhı ören bana borçlusun. Ben senin celladın değildim Alaz, ben seni baştan yaratan mimardım. Beni o hücrede çürütmeye çalışabilirsin ama ne zaman aynaya baksan, o gözlerdeki dondurucu sertlikte benim izimi göreceksin. *
Sen benim eserimsin.
Gerçekleri konuşmak istersen... Yerin hazır."
Alaz mektubu okurken nefesi kesildi. Zihni bir anda geçmişin karanlık odalarına, Karan’ın ona attığı o psikolojik tokatlara gitti. Karan, fiziksel olarak hapisteydi ama zihinsel olarak o zehirli sarmaşıklarını Alaz’ın ruhuna dolamaya çalışıyordu.
Alaz mektubu buruşturup avucunun içinde sıktı. Aynaya baktı... Karan haklı mıydı? İçindeki bu dondurucu güç gerçekten o adamın eseri miydi?
Buz Ankası, hayatının en büyük zihinsel savaşına girmek üzereydi.