15. bölüm / 28
SOĞUK NEŞTER VE MOR SARMAŞIKBÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN
Bölümler 28Şu an: BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN
- 1 BÖLÜM 1: ÇELİK VE STERİL ELDİVENLER695 kelime
- 2 BÖLÜM 2: EVDEKİ ZİYAFETİN ZEHRİ650 kelime
- 3 BÖLÜM 3: GİZLİ MUAYENE VE İLK ÇATLAK507 kelime
- 4 BÖLÜM 4: BİLEKTEKİ SOĞUK ZİNCİR566 kelime
- 5 BÖLÜM 5: CAMDAN KAFES VE İLK İSYAN523 kelime
- 6 BÖLÜM 6: MASADAKİ SOĞUK SAVAŞ499 kelime
- 7 BÖLÜM 7: STERİL BİR İNFAZ478 kelime
- 8 BÖLÜM 8: KÜLLERİN ÜZERİNDEKİ TAHT328 kelime
- 9 BÖLÜM 9: SERBEST DÜŞÜŞ VE PARÇALANMIŞ MUCİZE611 kelime
- 10 BÖLÜM 10: GRİ ŞEHRİN SOĞUK KALESİ607 kelime
- 11 BÖLÜM 11: ZEHİRLİ SARMAŞIĞIN SON HAMLESİ420 kelime
- 12 BÖLÜM 12: KALP PENCERESİ VE ÇELİK İNFAZ360 kelime
- 13 BÖLÜM 13: ÇELİK TAHTIN SAHİBİ430 kelime
- 14 BÖLÜM 14: ISSIZ DAĞIN GÖLGESİ481 kelime
- 15 BÖLÜM 15: PARMAKLIKLARIN ARDINDAKİ YANGIN401 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 BÖLÜM 16: BEYAZ DEHŞET VE BİR DAMLA KAN462 kelime
- 17 BÖLÜM 17: AMELİYATHANEDEKİ MUCİZE VE VİCDANIN NEŞTERİ364 kelime
- 18 BÖLÜM 18: ŞÖMİNEDEKİ KÜLLER VE BUZUN ERİYİŞİ446 kelime
- 19 BÖLÜM 19: TAZE ÇAY KOKUSU VE İLK SABAH388 kelime
- 20 BÖLÜM 20: YENİ BİR SAYFA VE SOĞUK GÖLGE348 kelime
- 21 BÖLÜM 21: MUCİZENİN ADI VE İLK KELİME352 kelime
- 22 BÖLÜM 22: GÜVENLİ LİMAN VE EVİN DİREĞİ303 kelime
- 23 BÖLÜM 23: İSİMSİZ BİR DOĞUM GÜNÜ VE GECE LAMBASI527 kelime
- 24 BÖLÜM 24: PASTADAKİ MUM VE SİYAH ZARF458 kelime
- 25 BÖLÜM 25: DEMİR PARMAKLIKLAR VE ZİHİN SAVAŞI410 kelime
- 26 BÖLÜM 26: MASADAKİ DOSYALAR VE KADINLARIN GÜCÜ354 kelime
- 27 BÖLÜM 27: İKİ NEŞTER, TEK YÜREK438 kelime
- 28 BÖLÜM 28: KAHVE MOLASI VE DAĞ EVİNDEN YÜKSELEN SESLER395 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün yüksek güvenlikli cezaevinde sabah sayımı henüz tamamlanmıştı. Karan Soykan, hücresindeki demir karyolada oturmuş, her zamanki o üstenci ve kibirli tavrıyla duvarı izliyordu. Takım elbisesi yoktu, lüks hayatı yoktu ama zihninde hâlâ kendisini her şeyin hakimi sanıyordu. Alaz’ın elini sakat bırakmak için dışarıdan tuttuğu adamın haberini bekliyordu. O neşter tutan parmaklar kırılacak, Alaz diz çökecek ve yürütülen tüm davaları geri çekecekti.
Hücre kapısının ağır demir sürgüsü gürültüyle çekildi. İçeriye giren avukatı, yüzü kireç gibi beyazlamış bir haldeydi.
"Geldi mi haber?" dedi Karan, dudaklarında sinsi bir tebessüm belirerken. "Alaz’ın o gururlu, cerrah edası bitti mi?"
Avukat yutkundu, masaya bir dosya bıraktı. "Karan Bey... İşler düşündüğümüz gibi gitmedi."
Karan’ın kaşları çatıldı. "Ne demek gitmedi? Adam iki dilli profesyoneldi!"
"Alaz Hanım adamı salonda etkisiz hale getirmiş," dedi avukat, sesi titreyerek. "Bıçağı adamın sağ bileğindeki median sinir ve radial arter üzerine öyle bir saplamış ki... Tetikçinin eli anında felç kalmış. Üstelik polisleri kendisi aramış. Adam şu an hastanede polise her şeyi itiraf ediyor. Sizin hakkınızda 'azmettirmekten' ve 'kasten adam öldürmeye teşebbüsten' ek iddianame hazırlanıyor. Müebbet hapis istemiyle yargılanacaksınız."
Karan masaya sert bir darbe indirdi. Hücredeki demir masa inledi. "İmkânsız! O sadece bir kadın, bir doktor! Bir tetikçiyi nasıl engeller?!"
"O sadece bir doktor değil Karan Bey," dedi avukat, geri çekilerek. "O bir travma cerrahı. İnsan vücudunun neresine dokunursa birini yaşatacağını, neresine vurursa felç edeceğini milimetrik biliyor. Ve polis kayıtlarına geçen bir ifadesi var..."
"Ne demiş?!" diye kükredi Karan, gözleri öfkeden kan çanağına dönerek.
Avukat dosyadan kağıdı okudu: "Karan Soykan’a söyleyin, bir dahakine piyonlarını değil kendisini getirsin. Çünkü o evde ameliyatı ben yaparım."
Karan hücresindeki sandalyeyi fırlatıp duvara çarptı. Avazı çıktığı kadar bağırmaya, duvarları yumruklamaya başladı. O her şeyi kontrol ettiğini sanan narsist zihin, Alaz’ın çelikten iradesi karşısında tamamen paranoyaya ve çıldırmaya teslim olmuştu.
Aynı saatlerde Başhekimlik makamında oturan Alaz, kahvesinden bir yudum alıyordu. Masasındaki telefon çaldı. Arayan Emniyet Amiri’ydi.
"Alaz Hanım, Karan Soykan hakkındaki ek iddianame kabul edildi. Cezaevindeki tüm dış temasları kesildi. Artık tamamen kapalı tek kişilik hücrede tutulacak. Size bir daha asla ulaşamaz."
"Teşekkür ederim," dedi Alaz. Telefonu kapattı.
Yanında duran Peri, elindeki yeni ameliyat listesini masaya bıraktı. Yüzünde gurur dolu bir gülümseme vardı. "Hocam... Ameliyathane 1 hazır. Pediatrik kalp vakası sizi bekliyor."
Alaz ayağa kalktı. Beyaz önlüğünü ilikledi. Şakaklarındaki o eski ağrı, yüreğindeki o eski korku tamamen yok olmuştu. Karan Soykan kendi karanlığında çürürken, Buz Ankası gökyüzündeki yerini almıştı.
"Neşteri hazırlayın Peri," dedi Alaz, kapıya doğru yürürken. "Yaşatılacak hayatlar var."
