32. bölüm / 33
KIRKOCAK32. Bölüm — Tanık
Bölümler 33Şu an: 32. Bölüm — Tanık
- 1 1. Bölüm — Cevapsız Çağrı1.327 kelime
- 2 2. Bölüm — Açık Kapı1.768 kelime
- 3 3. Bölüm — Vekil1.350 kelime
- 4 4. Bölüm — Yanlış Mezar1.665 kelime
- 5 5. Bölüm — Kırk Menzil1.454 kelime
- 6 6. Bölüm — Çocuk Borcu1.373 kelime
- 7 7. Bölüm — Serenderdeki Defter1.384 kelime
- 8 8. Bölüm — Gece Payı1.478 kelime
- 9 9. Bölüm — İkinci Çağrı1.702 kelime
- 10 10. Bölüm — Evin Daveti1.310 kelime
- 11 11. Bölüm — Kırk Ev Gecesi1.310 kelime
- 12 12. Bölüm — Toprak Altındaki Oda1.123 kelime
- 13 13. Bölüm — Elif2.336 kelime
- 14 14. Bölüm — Hatıranın Tamamı1.138 kelime
- 15 15. Bölüm — Boyanın Altı1.074 kelime
- 16 16. Bölüm — Yerinden Edilen Sınır2.371 kelime
- 17 17. Bölüm — Bekleyen Cenaze1.241 kelime
- 18 18. Bölüm — Köy Meclisi1.248 kelime
- 19 19. Bölüm — Eşref’in Hesabı913 kelime
- 20 20. Bölüm — Kapalı Kapı2.625 kelime
- 21 21. Bölüm — Aynadaki Yaş1.360 kelime
- 22 22. Bölüm — İnsan Şiddeti2.856 kelime
- 23 23. Bölüm — Kapıda Kalan1.609 kelime
- 24 24. Bölüm — Açık Tanık Yeri1.903 kelime
- 25 25. Bölüm — İki Yavru1.351 kelime
- 26 26. Bölüm — Zarf758 kelime
- 27 27. Bölüm — Başka Ad Yok854 kelime
- 28 28. Bölüm — Toprağın İadesi1.568 kelime
- 29 29. Bölüm — Elif’in Seçimi1.004 kelime
- 30 30. Bölüm — İnsan Tanık1.111 kelime
- 31 31. Bölüm — Saniye’nin Defni891 kelime
- 32 32. Bölüm — Tanık823 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 Sonsöz232 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Son sınır taşının çevresinde mavi kil vardı. Sabah ışığı, üstündeki çamuru öteki yerlerin toprağından ayırıyordu. Elif taşın yanındaki kuru yere iki ayağını da bastı. Bir süre tabanlarının altını dinledi.
Salih birkaç adım geride durdu. Elif ona döndü.
— Herkes dışarıda ne yapacağımı soruyor, dedi.
— Derya’nın evine…
Salih cümlesini bitirmedi. Elif’in yüzündeki yorgunluk, kendisine bakarken daha belirgin olmuştu.
— Sabah olsun istiyordum, dedi Elif. — Şimdi oldu. Daha fazlasını bilmiyorum.
Salih toprağın üstündeki küçük ekmek kırıntısını gördü. Elif’in cebinden düşmüştü. Ayağını üstüne basmayacak yere koydu.
— Elif.
İşaret dilinin altında kısa bir acıyla yandı. Elif’in omzu gerildi.
Salih sustu. Elif’in omzu geriye gitmişti. Kadın, elini hırkasının cebinden çıkarmadan ona baktı.
— Söyleyebilir miyim? diye sordu.
Elif ona baktı. Hemen cevap vermedi. Sonra başını salladı.
Salih adını söyledi. Bu kez işaret yanmadı. Elif gözlerini kapatıp kısa bir nefes aldı.
— Tamam, dedi. — Bu ses sendeydi. Unutmuştum.
Salih başını önüne eğdi.
— Seni orada bıraktım.
Elif eliyle kıymığı yokladı. Salih daha fazla konuşacak, korkusunu ve yaşını anlatacak oldu. Onun susması için Elif’in bir şey söylemesine gerek kalmadı.
— Çocuktun, dedi Elif. — Sonra büyüdün.
Salih başını salladı.
— Sonra da gelmedim.
Elif avucunu açtı. Kıymığın çevresindeki deri beyazlamıştı. Parçayı cebine koydu; parmaklarını bir kez daha açıp kapadı.
Elini uzattı. Salih bir an durdu; Elif sabırsızca parmaklarını oynattı.
— Tut işte.
Salih tuttu. Elif’in eli soğuktu. Kendi avucundaki kesik acıdı. İkisinin parmakları birbirine tam oturmadı; yetişkin elleri, hatırladıkları biçimden daha büyüktü.
Elif yaklaşınca sarıldılar. Salih kollarını fazla sıkmıştı. Elif bir eliyle omzuna vurdu; gevşetti.
Hırkasındaki nem, ceketine geçti.
Elif önce çekildi.
— Affettim diyemem, dedi.
Salih ona baktı.
— Tamam.
— Bir daha ararsam aç.
— Açarım.
Elif yüzünü çevirdi. Derya aracın yanında bekliyordu. Onları izlememek için görevlinin elindeki kâğıtlara bakmış, aynı satırı birkaç kez okumuştu.
Elif yürüyünce Derya başını kaldırdı. Kardeşi yanına geldiğinde sol koluyla sarıldı. Elif bir süre o sağlam omuzda kaldı. Derya ağlarken, yıllardır kendisine soramadığı küçük şeyleri söylemeye başladı: Saçını yıkamak isteyip istemediğini, hangi yastıkta rahat edeceğini, evde çay bulunduğunu.
Elif gözlerini kapadı.
— Önce camı açalım, dedi.
Derya sustu, başını salladı. Araca bindiler. Kız arka koltuktan yavaşça öne eğildi; açık camdan gelen havaya yüzünü tuttu.
Salih kapının kapanışını duydu. Araç yokuştan inerken Bekir’in boş eline baktı. Adam elini bastonunun üstüne koyamıyor, dizine dayıyordu.
Haftalar sonra Karaca evinin temeli hâlâ açıktı. Ölçü alınmış, kazınmış mezar taşları fotoğraflanmıştı. Tapu hakkında karar çıkmamıştı. Eşref’in ifadesi konuşulurken Hatice’nin kışlık kömürü de konuşuluyordu; köyün ihtiyacı, susmak için yine gerekçe olarak öne sürülebilirdi.
Salih, Pakize ve Meryem eski ambarın kuru tarafına bir dolap yerleştirdi. Asıl defter incelemedeydi. Okuma kopyası rafta, özel ifadeler kilitli gözde duruyordu. İki anahtar vardı. Salih kendisinin yanında taşıdığı üçüncü bir anahtar yaptırmadı.
Pakize açık mendili bir çekmeceye koydu. Yağmurda pencerenin altına kap almak gerekiyordu.
Meryem, aynı tarihin iki ayrı hatırasını bir sayfada birleştirmedi. Her söyleyenin satırı ayrı kaldı.
Salih dönüş biletini alırken annesi ona ne zaman yine geleceğini sordu. Bu kez takvimine bakıp cevap verdi. Bildiğinden fazla gün söylemedi. Gönül bileti çantasına koymasına yardım etti; fermuarı çekip yine açtı. Bir poşetin içine Saniye’nin yastık kılıfını koymuştu. Salih, kılıfın kendisiyle mi gideceğini sordu.
— Yok, dedi Gönül. Burada kalsın.
Gebze’ye döndüğünde depo dosyası masasında bekliyordu. İlk rapordaki oranlar düzgün görünüyordu. Mazgalı temizleyen adamın adı, rücu satırında tek başınaydı.
Salih bakım kaydını isteyen eski e-postayı açtı. Kendi cevabını yeni raporun ekine koydu. İlk incelemede kayıt tamamlanmadan yeterli kabul ettiğini yazdı. Bu eksikliğin kime ne kadar kusur yükleyeceğini yeniden değerlendirmek gerekiyordu; adamın oranını rastgele küçültüp kendisininkini aynı miktarda artırmadı. Dosyayı yeniden açılmak üzere gönderdi.
Amiri aradığında önce dosyanın niye kapanmadığını sordu. Salih raporun hatasını anlattı.
Karşıdan bir süre yalnız klavye sesi geldi.
— Önceki cevabı da sen vermişsin.
— Evet.
Salih, köyde olanları açıklama gibi kullanmadı. Masasının üstündeki telefona baktı. Dilinin altındaki koyu köşe konuşurken ağrıyordu; susarsa da orada kalacaktı.
Görüşmeden sonra lavaboda ağzını çalkaladı. Suya kan karışmadı. Aynanın önünde ne kadar değiştiğini anlamaya çalışmadı; yüzü uykusuzdu. Masasına dönüp istenen ek belgeleri sıraladı.
Elif bazen Derya’nın telefonundan arıyordu. Bir gün yeni alınan kettle’ın sesini dinletti.
Kaynama kesilince konuşmaya devam etmedi. Salih hattı kapatmadı. Bir başka gün aramasına cevap vermedi; Salih ikinci kez aramak yerine akşam bir mesaj bıraktı. “Konuşmak istersen buradayım.”
Derya kendi kontrolüne gittiği gün Elif’in pencereli koltuğu akşamları değiştirmek istediğini anlattı. Salih nedenini sormak için nefes aldı.
— Kendisi anlatır, dedi Derya.
Salih sorusunu sormadı. Derya ilacını nereye koyduğunu ararken görüşme kesildi. Ekranı masanın üstüne, yüzü yukarı gelecek biçimde bıraktı.
Ertesi akşam raporun ekini tamamlıyordu. Yağmur, üst katın oluğundan düzenli aralıklarla düşüyordu. Telefonda Elif’in adı belirdi. Salih son cümleyi bitirmedi. İlk çalışta açtı.
Karşıdan cam sürgüsünün sesi geldi. Elif pencereyi açmıştı. Uzakta geçen bir aracın gürültüsü konuşmanın arasını doldurdu.
— Bir şey anlatmayacağım, dedi Elif.
Salih sandalyesini masadan biraz çekti.
— Tamam.
Bir süre yağmuru dinlediler. Elif nefesini kısa almıyor, Derya arkadan bir şey sormuyordu. Salih onun iyi olup olmadığını söylemesini istemedi.
— Orada mısın? dedi Elif.
Salih telefonu öteki eline aldı. Masasında kendi cevabının da eklendiği açık dosya duruyordu.
— Buradayım, dedi.
Bölüm etkileşimi
