KIRKOCAK kitap kapağı

11. bölüm / 33

KIRKOCAK

11. Bölüm — Kırk Ev Gecesi

Vaveyla Yazarı: Mert Merkit

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: 11. Bölüm — Kırk Ev Gecesi
  1. 1 1. Bölüm — Cevapsız Çağrı1.327 kelime
  2. 2 2. Bölüm — Açık Kapı1.768 kelime
  3. 3 3. Bölüm — Vekil1.350 kelime
  4. 4 4. Bölüm — Yanlış Mezar1.665 kelime
  5. 5 5. Bölüm — Kırk Menzil1.454 kelime
  6. 6 6. Bölüm — Çocuk Borcu1.373 kelime
  7. 7 7. Bölüm — Serenderdeki Defter1.384 kelime
  8. 8 8. Bölüm — Gece Payı1.478 kelime
  9. 9 9. Bölüm — İkinci Çağrı1.702 kelime
  10. 10 10. Bölüm — Evin Daveti1.310 kelime
  11. 11 11. Bölüm — Kırk Ev Gecesi1.310 kelime · Okuduğun bölüm
  12. 12 12. Bölüm — Toprak Altındaki Oda1.123 kelime
  13. 13 13. Bölüm — Elif2.336 kelime
  14. 14 14. Bölüm — Hatıranın Tamamı1.138 kelime
  15. 15 15. Bölüm — Boyanın Altı1.074 kelime
  16. 16 16. Bölüm — Yerinden Edilen Sınır2.371 kelime
  17. 17 17. Bölüm — Bekleyen Cenaze1.241 kelime
  18. 18 18. Bölüm — Köy Meclisi1.248 kelime
  19. 19 19. Bölüm — Eşref’in Hesabı913 kelime
  20. 20 20. Bölüm — Kapalı Kapı2.625 kelime
  21. 21 21. Bölüm — Aynadaki Yaş1.360 kelime
  22. 22 22. Bölüm — İnsan Şiddeti2.856 kelime
  23. 23 23. Bölüm — Kapıda Kalan1.609 kelime
  24. 24 24. Bölüm — Açık Tanık Yeri1.903 kelime
  25. 25 25. Bölüm — İki Yavru1.351 kelime
  26. 26 26. Bölüm — Zarf758 kelime
  27. 27 27. Bölüm — Başka Ad Yok854 kelime
  28. 28 28. Bölüm — Toprağın İadesi1.568 kelime
  29. 29 29. Bölüm — Elif’in Seçimi1.004 kelime
  30. 30 30. Bölüm — İnsan Tanık1.111 kelime
  31. 31 31. Bölüm — Saniye’nin Defni891 kelime
  32. 32 32. Bölüm — Tanık823 kelime
  33. 33 Sonsöz232 kelime

Öğleye doğru Gönül ön kapıyı kapatmak istedi.

Kapı kasaya ulaşmadı.

Alt kenarı eşiğe sürtüyor, menteşeler sonuna kadar dönüyor, fakat kilit dili karşılıktaki yuvadan iki parmak uzakta kalıyordu. Gönül kapıyı bir daha açıp hızla itti. Ahşap bu kez daha sert vurdu; yine kapanmadı.

— Şişmiş, dedi.

Salih mutfak masasındaki kâğıtlardan kalktı. Dışarıda yağmur durmuştu. Kapının dış yüzü ıslak, iç tarafı kuruydu. Ahşabın damarlarında kabarma görünmüyor, menteşe vidaları yerinden oynamıyordu.

Kapıyı kendine çekti.

Kanat düzgün hareket etti. Kasaya yaklaştıkça önündeki mesafe azalmadı. Salih elinin ittiği ahşabın ilerlediğini görüyor, buna rağmen kilit dili yuvasına ulaşmıyordu.

Gönül omzuyla yüklendi.

— Zorlama, dedi Salih.

— Açık mı bırakacağız?

— Önce neden kapanmadığına bakacağım.

Eşikteki kilimi kaldırdı. Altındaki taş, sabah camiye giderken gördüğüyle aynıydı: ortası aşınmış, iki yanında ayakkabıların bıraktığı koyu çizgiler vardı. Fakat taşın iç kenarıyla kapı kasası arasındaki mesafe uzamıştı. Normalde duvarın bittiği yerde başlaması gereken tahta döşeme, araya yeni bir taş sırası girmiş gibi geriye çekilmişti.

Salih cebindeki küçük not defterini kapının altına koydu. Uzun kenarı boşluğa bir kez sığıyor, geriye iki parmak kalıyordu.

Kapıyı açıp yeniden kapattı.

Bu kez aynı defter boşluğa iki kez sığdı.

— Menteşe değil, dedi.

Pakize salondan geldi. Eşiğe basmadan durdu.

— Dışarısı gelmiyor, dedi. İçerisi uzuyor.

Gönül ona öfkeyle baktı.

— Böyle konuşup durmayın. Marangoza haber verelim.

Salih kanadın genişliğine, menteşelere, eşiğe yeniden baktı. Gördüğü parçaların hiçbiri eğilmemişti. Defteri boşluğa tekrar soktu; ölçü değişmişti.

Tabut sundurmanın altında bekliyordu. Koral mezarlığındaki yerin yeniden su aldığı haberi gelmişti. Eşref iki adamı bakmaya göndermişti. Nihat, ölüyü o çamura tekrar indirmeyi kabul etmedi.

Salih kapının önünde dururken Eşref’in ilk gece söylediği cümleyi hatırladı.

Taziye evidir; kapımız herkese açık.

Ardından ikinci cümle gelmişti.

Bu gece bu kapı kapanmayacak.

Nihat da aynı şeyi düşünmüş olmalıydı. Avludan içeri girince kapıya dokunmadan önce Eşref’in sözlerini tekrarladı.

— O gece yalnız insanları çağırmadı.

Gönül kollarını göğsünde birleştirdi.

— Bir lafla eve cin mi dolar?

— Taziyede söylenen her söze böyle bakamam, dedi Nihat. Ama Eşref davet etti, sonra kapı kapanmadı. Oradan başlayalım.

— O zaman daveti geri al.

Nihat cevap vermeden önce Pakize konuştu.

— Sihirli söz yok.

Gönül ona döndü.

— Ne yapacağız?

— Sakladığınızı ortaya koyacaksınız.

— Biz kimseyi saklamıyoruz.

Pakize’nin bakışı mutfak masasındaki siyah deftere gitti.

Siyah defteri Pakize masada bırakmıştı. Salih, hazırladığı dökümü üstüne koymuştu. Kapağın bir köşesi görünüyordu. Telefonundaki kopya açıktı; Pakize kâğıtların altındaki asla bakıyordu.

— Defter saklı değil, dedi.

— Görünürde de değil.

Derya yan odadan çıktı. Bileğindeki bezin üzerinde kırk bir küçük koyuluk belirmişti. Defteri kâğıtların altından sol eliyle çekti.

— Bunu isteyen dışarıdakilerse önlerine mi koyacağız?

— Vermeyeceğiz, dedi Pakize. Evde olduğunu saklamayacağız.

Salih kapının altına döndü. Not defterinin uzunluğu artık boşluğa üç kez sığıyordu. Pakize’nin yorumuna inanmak istemiyordu; ama değişen mesafeyi inkâr edemedi.

— Önce başka şeyleri deneyelim, dedi.

Kapının önündeki ayakkabıları kaldırdılar. Kilimi dışarı çıkardılar. Gönül pencereyi açıp evde kimsenin kalmadığını, taziyenin bittiğini yüksek sesle söyledi. Nihat bu cümleye katılmadı. Pakize de sustu.

Kapı yine kapanmadı.

— Davet geri alınmıştır, dedi Gönül.

Eşik bir karış daha uzadı.

Tahta döşemenin ilk tahtası duvarın altına doğru çekilirken çiviler yerinde kaldı. Ahşap yarılmadı; yalnız lifleri uzadı. Salih’in ayakkabısının altından ince bir gıcırtı geçti. Ses koridor boyunca ilerleyip Saniye’nin yıllarca yattığı odanın önünde durdu.

Derya siyah defteri göğsüne bastırdı.

— Yanlış şeyi kovuyoruz, dedi.

Pakize başını salladı.

— Misafir dışarıda değil.

Defteri salonun ortasındaki alçak sehpanın üzerine koydular. Üzerini örtmediler. Saniye’nin el yazısının bulunduğu sayfa açık kaldı:

ADI ÇOCUK SÖYLEDİ. YETİŞKİN TASDİK ETTİ.

VAKTİ UZATTIM, HÜKMÜ BOZAMIYORUM.

Kapı kendiliğinden kapanmadı.

Salih kanadı eliyle çekti. Bu kez eşik uzamadı. Kilit dili karşılığın kenarına değdi, bir an takıldı ve yuvaya oturdu.

Evin içindeki basınç azalmadı.

Kapı kapandığı anda mutfak penceresine ıslak bir yüz dayandı.

Yüzün kime ait olduğunu seçemediler.

Camın dışındaki baş insan başı ölçüsündeydi. Saçları alnına yapışmış, su kaşlarının arasından aşağı akıyordu. Burnu cama değdiği hâlde cam buğulanmıyordu. Gözlerinin bulunması gereken yerde, dışarıdaki kurşuni göğün iki donuk lekesi vardı.

Derya pencereye yaklaşmadı.

— Avluda kimse yok, dedi.

Salih kapıyı yeniden açmak istedi. Kilit dili dönmedi. Biraz önce kapanmayan kapı şimdi kolu sonuna kadar indirdiği hâlde açılmıyordu.

Salondaki öteki pencereden cama sürtünen deri sesi geldi.

İkinci yüz oradaydı.

Sonra üçüncüsü, Saniye’nin odasının penceresinde belirdi.

Yüzler cama vurmuyor, ağızlarını açmıyordu. Evin her penceresinde bir baş durdu. Salih açık deftere baktı. Onu sehpanın üzerine koyduklarında kapı kapanmıştı; bunun yüzleri çağırıp çağırmadığını bilmiyordu.

Gönül mutfağın ortasında kaldı.

— Perdeyi kapatın.

Kimse hareket etmedi.

— Kapatın şunu.

Derya, Gönül’e baktı.

— Neyi görmelerini istemiyorsun?

— Bana hesap sormayın.

— Camdakiler sana bakıyor.

Gönül başını çevirdi. Islak yüzün göz yerleri gerçekten ona dönmüştü. Baş hareket etmemiş, yalnız camdaki iki koyu leke yer değiştirmişti.

Salih annesinin ellerini gördü. Parmak uçlarında is yoktu. Yine de o anda çocukluğundan kalmış bir kokuyu hatırladı: ıslak kumaşla yanan naylonun birbirine karışan kokusu. Elif’in kaybolduğu gecenin sabahı evin arkasında küçük bir ateş yakılmıştı. Kendisine çöplerin yakıldığı söylenmişti.

— Kıyafetlerimi ne yaptın? diye sordu.

Gönül’ün yüzü değişti.

— Hangi kıyafetlerini?

— Elif kaybolduğu gece üstümde olanları.

Penceredeki ilk yüzün ağzı cama biraz daha yaklaştı. Dudak yoktu; yalnız suyun arasında açılan yatay bir karanlık vardı.

Gönül geri çekildi.

— Çamur içindeydi.

— Ne yaptın?

— Yıkamadım.

Salih bekledi.

— Yaktım, dedi Gönül.

Mutfak penceresindeki yüz aşağı doğru kaydı. Camın üzerinde el izi bırakmadan kayboldu.

Ardından dış yüzeydeki su, bir perde gibi yere aktı.

Odada kimse konuşmadı.

Gönül ellerini önünde birleştirdi.

— Korktum. Gömleğinde mavi kil vardı. Kolunda da kırmızı ip parçası. Saniye görür görmez ateşi yaktırdı.

Derya’nın sol eli yumruk oldu.

— Kırmızı ipi gördün mü?

— Azıcık bir şeydi.

— Elif’in hırkasındandı.

— Bilmiyordum.

— Bilmek istemedin.

Salih araya girmedi. Annesine öfkeliydi; fakat Derya’nın her kesin cümlesinde, bilmedikleri bir yere basmalarından da korkuyordu.

— Saniye neden yaktırdı? diye sordu.

Gönül gözünü pencerelerden ayıramadı.

— Sen gece boyunca aynı şeyi söyledin.

— Ne söyledim?

— Adımı vermedim.

Salondaki yüzlerden biri gözlerini kapattı.

Adımı vermedim. Salih dilini dişlerine bastırdı. Defterde kendi adının üstüne Elif’inki yazılmıştı. Kendi adını vermemiş olması, kimsenin adını vermediği anlamına gelmiyordu.

— Başka ne söyledim?

— Elif’in adını söyledin. Birkaç kere. Sonra Saniye ağzını eliyle kapattı. “Bu adı bir daha anma,” dedi.

Gönül’ün sesi küçüldü.

— Ben de sustum.

Saniye’nin odasındaki yüz camdan çekildi. Geriye yalnız alnının bıraktığına benzeyen ıslak bir leke kaldı. O leke de yukarıdan aşağı silindi.

Salih, annesinin kendisini koruduğunu söylemesini bekledi. Gönül bekletmedi.

— Hatırlarsan seni alırlar sandım.

— Kim alır?

— Bilmiyorum. Saniye öyle korkuyordu. Seni uyandırmadık. Kıyafetleri yaktık. Sabah soranlara Elif’le birlikte gitmediğini söyledik.

Derya masaya vurmadı. Sesini de yükseltmedi.

— Koruma bu değil.

Gönül ona baktı.

— Sen anne değilsin.

— Elif’in de annesi vardı.

Gönül başını geriye çekti.

Derya devam etti.

— Bir çocuğu korumak için ötekinin annesine yalan söyledin. Bu korumak değil. Kimi dışarıda bırakacağını seçmek.

Salih o sabahı hatırladı. Sıcak süt, yıkanan yüzü, yeni kazak. Gönül kirli gömleği ondan almıştı. Elif’i sorup sormadığını hatırlayamadı.

— Elif’in annesine ne dedin? diye sordu.

Gönül ağlamadı. Sandalyeye oturdu.

— Elif’in seni okulun orada beklediğini söyledi. “Salih eve erken geldi, birlikte değillerdi,” dedim.

— Birlikte olduğumuzu biliyor muydun?

— Sizi bahçeye giderken gördüm.

— Sonra?

— Sen tek başına döndün.

Gönül onları birlikte görmüştü. Salih, annesinin kendisine yeni kazak giydirirken Elif’in dönmediğini bildiğini düşündü.

— Neden aramadın?

— Aradım.

— Ne zaman?

Gönül cevap veremedi.

Bu sessizlik, söylediği bütün cümlelerden daha açıktı.

Salondaki son yüz cama iki elini koydu. Parmaklar görünmedi; yalnız su, beşer çizgi hâlinde iki yana açıldı.

Gönül başını kaldırdı.

— Önce seni sakladım, dedi. Sonra aramaya çıktım.

Yüz camdan çekildi.

Evin bütün pencerelerindeki su aynı anda aşağı aktı. Dışarıda kimse yoktu. Islak toprağın üzerinde pencereye kadar gelen ayak izi bulunmuyordu.

Kapının kilidi kendiliğinden gevşedi.

Nihat kapıyı açmadı. Siyah defterdeki nota bakıyordu.

Gönül ellerini yüzüne kapattı.

— Oğlumu korudum, dedi.

Salih bu kez itiraz etti.

— Beni korurken Elif’i yalnız bıraktın.

Avludan Vekil’in sesi geldi.

Kendisi görünmüyordu.

— Bir yalan eksildi.

Salih pencereye bakmadı. Hazırladığı dosyanın en altındaki boş kâğıdı çıkardı. Gönül’ün söylediklerini tarih sırasıyla yazmaya başladı.

Bu kez aile sırrı evin içinde kalmayacaktı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.