KIRKOCAK kitap kapağı

14. bölüm / 33

KIRKOCAK

14. Bölüm — Hatıranın Tamamı

Vaveyla Yazarı: Mert Merkit

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: 14. Bölüm — Hatıranın Tamamı
  1. 1 1. Bölüm — Cevapsız Çağrı1.327 kelime
  2. 2 2. Bölüm — Açık Kapı1.768 kelime
  3. 3 3. Bölüm — Vekil1.350 kelime
  4. 4 4. Bölüm — Yanlış Mezar1.665 kelime
  5. 5 5. Bölüm — Kırk Menzil1.454 kelime
  6. 6 6. Bölüm — Çocuk Borcu1.373 kelime
  7. 7 7. Bölüm — Serenderdeki Defter1.384 kelime
  8. 8 8. Bölüm — Gece Payı1.478 kelime
  9. 9 9. Bölüm — İkinci Çağrı1.702 kelime
  10. 10 10. Bölüm — Evin Daveti1.310 kelime
  11. 11 11. Bölüm — Kırk Ev Gecesi1.310 kelime
  12. 12 12. Bölüm — Toprak Altındaki Oda1.123 kelime
  13. 13 13. Bölüm — Elif2.336 kelime
  14. 14 14. Bölüm — Hatıranın Tamamı1.138 kelime · Okuduğun bölüm
  15. 15 15. Bölüm — Boyanın Altı1.074 kelime
  16. 16 16. Bölüm — Yerinden Edilen Sınır2.371 kelime
  17. 17 17. Bölüm — Bekleyen Cenaze1.241 kelime
  18. 18 18. Bölüm — Köy Meclisi1.248 kelime
  19. 19 19. Bölüm — Eşref’in Hesabı913 kelime
  20. 20 20. Bölüm — Kapalı Kapı2.625 kelime
  21. 21 21. Bölüm — Aynadaki Yaş1.360 kelime
  22. 22 22. Bölüm — İnsan Şiddeti2.856 kelime
  23. 23 23. Bölüm — Kapıda Kalan1.609 kelime
  24. 24 24. Bölüm — Açık Tanık Yeri1.903 kelime
  25. 25 25. Bölüm — İki Yavru1.351 kelime
  26. 26 26. Bölüm — Zarf758 kelime
  27. 27 27. Bölüm — Başka Ad Yok854 kelime
  28. 28 28. Bölüm — Toprağın İadesi1.568 kelime
  29. 29 29. Bölüm — Elif’in Seçimi1.004 kelime
  30. 30 30. Bölüm — İnsan Tanık1.111 kelime
  31. 31 31. Bölüm — Saniye’nin Defni891 kelime
  32. 32 32. Bölüm — Tanık823 kelime
  33. 33 Sonsöz232 kelime

Hatıranın kapısı açıldığında Salih yeniden on yaşındaydı.

Mahzen kaybolmadı; bir evin karanlık odası gibi geriye çekildi. Gaz lambasının tıslaması ağustos böceklerine, ıslak taş kokusu ezilmiş fındık yapraklarına dönüştü. Yetişkin bedeninin ağırlığı omuzlarından alındı. Dizleri yere yaklaştı. Elif’in parmakları hâlâ elindeydi fakat artık yirmi yedi yaşındaki bir kadının değil, on yaşındaki kuzeninin parmaklarıydı.

Gece henüz bütünüyle kararmamıştı. Gökyüzünün ağaçlar arasından görünen kısmı koyu maviydi. Köy evlerinin ışıkları aşağıda kalmış, fındıklığın içinde yalnız yolun açık renkli toprağı seçiliyordu.

Salih geri dönmek için bir sebep arıyordu. Annesinin çağıracağını, Saniye’nin onları arayacağını veya patikanın yanlış olduğunu söyleyebilirdi. Hiçbirini söylemedi. Korktuğunu Elif’in anlamasını istemiyordu.

Elif anladı.

— Elin soğuk, dedi.

Salih elini çekmeye çalıştı. Elif bırakmadı.

— Üşüdüm.

— Hava sıcak.

— Korkmadım.

Elif bu kez cevap vermedi. Parmaklarını biraz daha sıkı kapattı. Salih, onun kendisini korumaya çalıştığını anladığı için utandı. Birkaç adım boyunca öne geçti; sanki yolu kendisi biliyor, Elif’i de kendisi götürüyormuş gibi yürüdü.

Yanmış ağaç patikanın sonunda belirdi.

Gövdesi gündüz gördüklerinden daha genişti. Kabuğu ateşten sonra kabarmış, yarılan iç kısmı karanlık bir ağız gibi açılmıştı. Çevresindeki fındık dalları rüzgâr olmadığı hâlde ağaca doğru eğiliyordu.

Elif durdu.

Salih de durmak zorunda kaldı. Elleri hâlâ birbirine bağlıydı.

— Burada biri var, dedi Elif.

Salih ağaçların arasına baktı. Kimseyi görmedi. Sonra yanmış gövdenin dibindeki gölge uzadı.

Ay arkalarındaydı. Ağacın gölgesi onlara doğru uzanmamalıydı.

Koyu çizgi, toprağın eğimine uymadan onlara doğru geldi. Taşların üzerinden atlamadı; taşları karartarak içlerinden geçti. Başının olması gereken yer fındık dallarına değdiğinde dallar kırılmadı, yalnız iki yana açıldı.

Elif’in eli Salih’in elinde kasıldı.

— Dönelim, dedi.

Salih dönmedi.

Gölge bir adım daha yaklaştı. Salih, Elif’in avucunda kendi parmaklarını açtı.

Parmaklarını Elif’inkilerin arasından çekti.

Elif bırakmamak için elini kapattı. Salih bileğini sertçe döndürdü. Küçük tırnaklar derisini çizdi. El kurtulunca koştu.

Elif arkasından seslendi.

— Salih!

Gölge önüne çıktı.

Patikanın devamı kaybolmadı. Yine de Salih geçecek yer bulamadı. Karanlık, iki fındık ocağı arasını duvar gibi doldurdu. Yüzü yoktu. Ses çıkacak bir ağzı da.

Soru doğrudan göğsünün içinde duyuldu.

— Kimsin?

Salih kendi adını biliyordu.

Annesinin onu çağırırken kullandığı sesi, okul defterinin üzerindeki yazıyı, Saniye’nin “Salih’im” deyişini hatırladı. Kendi adını söylemesi gerekiyordu. Fakat adını verirse gölgenin onu alacağını düşündü.

Arkasına baktı.

Elif yanmış ağacın önünde duruyordu. Bir eli hâlâ onu tutuyormuş gibi kapalıydı.

Salih kimi söylediğini görerek cevap verdi.

— Elif Yaman.

Gölge ondan çekilmedi.

Fakat başının olması gereken karanlık, Elif’e doğru döndü.

Elif’in ayaklarının önünde dağınık duran taşlar aynı anda toprağın içinden bir parmak yükseldi. Aralarında ince, kesintisiz bir çizgi oluştu. Elif geri adım atmak istediğinde topukları çizginin öte tarafında kaldı.

— Salih, dedi. Ne söyledin?

Salih cevap vermedi.

Varlığın ikinci sorusu geldi.

— Tanığın?

Bu kelimenin ne anlama geldiğini tam bilmiyordu. Bir yetişkinin cevaplaması gereken bir şey olduğunu anladı.

Fındıkların arasında fener yandı.

Eşref köy yolundan gelmedi. Taş çizgisinin yanındaki ocakların arasından çıktı. Koşmamıştı. Nefesi düzenliydi. Ayakkabılarında patikanın ıslak toprağı yoktu. Feneri yeni yakmamış; avucuyla önü kapatılmış ışığı serbest bırakmıştı.

Salih o gece bunların hiçbirine anlam vermemişti.

Şimdi hepsini gördü.

Eşref önce çocuklara değil, uzun gölgeye baktı. Sonra Salih’in arkasında durup elini ensesine koydu.

— Burada ne oldu?

Salih ağlamaya başladı.

— Elif girdi.

Eşref onu düzeltmedi.

Elif taşların ötesinden bağırdı.

— Girmedim! İkimiz geldik!

Eşref feneri onun yüzüne tutmadı. Işık, Elif’in önündeki taş çizgisinde kaldı.

— Kim girdi? diye sordu.

Salih ilk cevabın yetmediğini sandı. Eşref’in elinin ensesindeki ağırlığı arttı. Sorunun doğru cevabını bulması gerektiğini düşündü.

— Elif.

Eşref gölgeye döndü.

— Duydum, dedi.

Uzun karanlık, taş çizgisinin üzerine kapandı.

Elif’in bedeni yerinden çekilmedi. Yine de aralarındaki mesafe bir anda büyüdü. Salih ona üç dört adımda ulaşabileceğini görüyordu; fakat sesi uzak bir yamacın ardından gelmeye başladı.

— Salih, elini ver.

Salih elini uzatmadı.

Eşref’in parmakları ensesindeydi. Salih, kendi elini ceketinin arkasına sakladı.

Patikadan koşan biri geldi.

Saniye’nin nefesi Eşref’inki gibi düzenli değildi. Başörtüsünün ucu omzundan düşmüş, terliği çamura bulanmıştı. Elinde düğümlemeye fırsat bulamadığı bir mendil vardı.

Yanmış ağacı, gölgeyi ve taşların ötesindeki Elif’i aynı anda gördü.

Önce Salih’e koşmadı.

Eşref’in elini çocuğun ensesinden çekip itti.

— Ne yaptın?

— Ben bir şey yapmadım. Çocuk söyledi.

Saniye’nin yüzü Salih’e döndü. Salih onun kendisini kurtarmasını bekledi. “Korkmuş,” demesini, sözünü geçersiz saymasını, onu hemen eve götürmesini.

Saniye öyle yapmadı.

— Sen tekrar ettirdin, dedi Eşref’e.

Eşref çenesini sıktı.

— Önümde söylenmiş adı duydum.

— Duydum dedin! Bir daha söyle!

Eşref köyün ışıklarına baktı.

— Bir köy de candır.

— Elif’e bak. Feneri çevir de bak!

Saniye taş çizgisine yaklaştı. Elif de öte taraftan geldi. Aralarında yalnız iki sıra taş vardı.

Saniye elini uzattı.

— Kızım, elini ver.

Elif parmaklarını ona doğru açtı.

İki el arasında bir karıştan az mesafe kaldı. Saniye öne eğilince taşların arasından soğuk bir basınç yükseldi. Mendilin boş ucu yukarı kalktı; görünmeyen bir ele dolanmış gibi gerildi. Saniye geri düşmedi. Dizlerini toprağa dayadı.

Elif’in parmaklarına ulaşamadı.

Uzun gölgenin içinden tek kelime duyuldu.

— Tasdik.

Saniye başını Eşref’e çevirdi.

— Bozacaksın.

— Söyleneni ben söylemedim.

— Tekrar ettirdin.

Eşref cevap vermedi.

Saniye yeniden Elif’e döndü. Bu kez onun adını söylemedi.

— Burada kal, dedi. Geri geleceğim.

Elif ağlamıyordu. Taşların ötesinde, kendisini bırakıp kaçan Salih’e baktı.

Salih yine sustu.

Elif’in kapanmış parmakları karanlıkta seçiliyordu. Salih, Eşref’in elini ensesinden atmadı.

Mahzen geri geldiğinde Salih dizlerinin üzerindeydi.

Dilinin altındaki kesik kanamıyordu. Bir kez yutkundu. Elif’in yüzüne bakabilmek için başını kaldırdı.

Elif yetişkin yüzüyle karşısında duruyordu. Sâkin’in gövdesi duvara karışmış, Derya ile Nihat sessizce bekliyordu.

Salih başını kaldırdı.

— Ben söyledim, dedi. Eşref tekrar ettirdi. Ben sustum.

Elif onu bağışlamadı. Başını da çevirmedi.

— Şimdi hatırlıyorsun, dedi.

Salih, Saniye’nin taş çizgisinde kalan elini düşündü.

— Geri geldi mi?

Elif’in gözleri çocuk boyundaki kapıya kaydı.

— O gece gitmedi, dedi. Sonra her yıl geri geldi.

Elif, Salih’in yüzünde cevabını aradı. Adamın anlatacağı yerde yine kapıdaki karanlık vardı; kendi söylediği isim orada bitiyordu.

— Ben de bir kere açtım, dedi Elif.

Salih onu duyamamış gibi başını kaldırdı.

— Ablam gelmiş sandım.

Elif hırkasının kolunu tuttu. Derya hemen bir şey söylemedi.

Elif konuşurken Salih, kolundaki dikişin ucuna baktı. Anlattığı odanın bir penceresi daha varmış. Camın dışına baktığında içerideki kendi yüzünü bir an gecikerek görürmüş. On üç yaşına geldiğini düşündüğü gün kâğıda mumlar çizip cama yapıştırmış.

— Sâkin'e bugün konuş dedim. Hiçbir şey demedi. Sonra dışarıdan ablamın sesi geldi.

Derya parmaklarını dizine koydu. Elif ona dönmedi.

— Kapıya koştum. Sâkin'in elini ittim. Açtığımda sen yoktun. Uzun bir karanlık vardı. Adımı verirsem eve gideceğimi söyledi.

Elif, Sâkin'in duvara karışmış sağ eline baktı.

— Önüme geçti. O şey geri gidince ona vurdum. Mumları yırttım, kâğıdı hırkamın deliğine soktum. Sabah oldu sandığımda parmağı yoktu.

Salih eski tahtanın parmaklarını saymadı. Elif avucunu açtı.

— Özür dilemedim. O da bana bir şey söylemedi.

Elif kolunun deliğindeki dikişi gösterdi.

— Bunu sonra kapattım. Dışarıdan bir daha ışık gelecek sandım.

Salih bakmak için elini uzatmadı. O geceyi kendisinin de hatırladığı gibi davranamazdı. Elif kolunu indirdi.

— Senin sustuğun günlerle benim günlerim aynı değil, dedi.

Salih bunu deftere yazmadı. Hatırlamak için o satıra ihtiyacı olmaması gerektiğini düşündü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.