26. bölüm / 33
KIRKOCAK26. Bölüm — Zarf
Bölümler 33Şu an: 26. Bölüm — Zarf
- 1 1. Bölüm — Cevapsız Çağrı1.327 kelime
- 2 2. Bölüm — Açık Kapı1.768 kelime
- 3 3. Bölüm — Vekil1.350 kelime
- 4 4. Bölüm — Yanlış Mezar1.665 kelime
- 5 5. Bölüm — Kırk Menzil1.454 kelime
- 6 6. Bölüm — Çocuk Borcu1.373 kelime
- 7 7. Bölüm — Serenderdeki Defter1.384 kelime
- 8 8. Bölüm — Gece Payı1.478 kelime
- 9 9. Bölüm — İkinci Çağrı1.702 kelime
- 10 10. Bölüm — Evin Daveti1.310 kelime
- 11 11. Bölüm — Kırk Ev Gecesi1.310 kelime
- 12 12. Bölüm — Toprak Altındaki Oda1.123 kelime
- 13 13. Bölüm — Elif2.336 kelime
- 14 14. Bölüm — Hatıranın Tamamı1.138 kelime
- 15 15. Bölüm — Boyanın Altı1.074 kelime
- 16 16. Bölüm — Yerinden Edilen Sınır2.371 kelime
- 17 17. Bölüm — Bekleyen Cenaze1.241 kelime
- 18 18. Bölüm — Köy Meclisi1.248 kelime
- 19 19. Bölüm — Eşref’in Hesabı913 kelime
- 20 20. Bölüm — Kapalı Kapı2.625 kelime
- 21 21. Bölüm — Aynadaki Yaş1.360 kelime
- 22 22. Bölüm — İnsan Şiddeti2.856 kelime
- 23 23. Bölüm — Kapıda Kalan1.609 kelime
- 24 24. Bölüm — Açık Tanık Yeri1.903 kelime
- 25 25. Bölüm — İki Yavru1.351 kelime
- 26 26. Bölüm — Zarf758 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 27. Bölüm — Başka Ad Yok854 kelime
- 28 28. Bölüm — Toprağın İadesi1.568 kelime
- 29 29. Bölüm — Elif’in Seçimi1.004 kelime
- 30 30. Bölüm — İnsan Tanık1.111 kelime
- 31 31. Bölüm — Saniye’nin Defni891 kelime
- 32 32. Bölüm — Tanık823 kelime
- 33 Sonsöz232 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eşref kâğıtları topladı, paltosunun içine koydu. Fındıkların arasındaki çarpışma harmanın alt kenarına kaymıştı. İnsanlar tabuta yakın duruyor, evlerine bakmaya korkuyordu. Aşağıdaki sarı pencerelerin ikisi sönmüştü.
— Çocuk maddesini ben yazmadım, dedi Eşref.
Pakize pervazın yanından kalkmadı.
— Onu sakladığın kutuyu sen açtın.
— İlk gördüğümde babam sağdı. Taşları yerinde sandım. Geceleri çocukları bahçeye sokmayınca her şey duruyor sandım.
Eşref, genç adamın elindeki tapuya baktı. İşaret parmağıyla belgenin köşesini düzeltti; delikanlı kâğıdı kendisine çekti.
— Sen de duruyor sandın, dedi ona. — İlacını aldın, gübreni attın. Bana hesap sormadın.
— Elif’in orada olduğunu bilmiyordum.
— Bilseydin bu krediyi çekmeyecek miydin?
Delikanlı cevap vermedi. Belgeyi katlarken eli titriyordu.
Salih, taşın gerisinde yere oturmuş yaşlı kadını fark etti. Çizgi göğsüne kadar çıkmış, kadın her nefeste yazmasını gevşetiyordu. Nihat yanına çöktü. Salih tabutun örtüsünden kuru kalmış bir ucu aldı, kadının sırtına koydu.
— Evde ilaçları var, dedi yanındaki kadın. — Çantası mutfakta kalmış.
Eşref, aşağıdaki evlerden birini gösterdi.
— Odunu da oradaki paydan geliyor. Sizin açtığınız sınırda. Kışın hangi kapıya gidecek?
Pakize genç adama, evinin anahtarını uzattı.
— Benim evin arka kapısı açık, dedi. — Mutfakta iki çuval un var. Bu gece oraya koyun. Yarın ne paylaşılacaksa oturup bakarız.
Kadın başını kaldırdı.
— Unla ilaç alınmıyor.
Pakize anahtarı geri çekmedi. Salih cebinden para çıkardı. Elinde ne kadar olduğunu saydı; hastaneye inen şoföre vereceği paradan ayırdı. Kadın almadı. Yanındaki, cebine koyup ilçeye gidecek aracı sordu.
Eşref ikisinin ellerine baktı.
— Bu gece para dağıtırsın. Bir ay sonra?
Salih bilmiyordu. Kadının omzundaki örtüyü düzeltti, parasının kalanını cebine koydu.
— İlçedeki şoförü arayacağım. Şu ilacı getirsin. Sabah konuşuruz.
Salih, kaç parası kaldığını tekrar yoklamak için elini cebine soktu. Eşref onun eline bakıyordu.
— Derya’nın maaşı var, dedi Eşref. — Senin de işin. Buradakilerin işi bu toprak. Sen annenin evini bile bilmiyorsun; bankaya hangi yerin ipotekli olduğunu Pakize’ye sor.
Pakize ona baktı. Hırkasının cebindeki anahtar delikanlının elinde kalmıştı.
— Sorar, dedi.
Eşref, bütün kalabalığı karşısına almadı. Delikanlıya, yaşlı kadına ve Saniye’nin tabutunu taşıyan adamlara ayrı ayrı döndü. Yol kapandığında araç bulduğunu, suyu bölüştürdüğünü, patoz parası çıkardığını anlattı. Her söylediği işin burada bir karşılığı vardı. Adamların bazıları başını salladı.
Salih, Eşref’in anlattığı patoz parasının miktarını hatırlayamadı. Yanlarındaki adam başını sallamıştı. Elif’in bulunduğu yere baktı.
Elif çizgiye ayağını koymuştu. Toprak tabanının önünde yükseldi. Bir kök ayak bileğine dolandı; dizleri kilitlenince hırkasının eteğini tuttu. Çekilmek istemiyordu. Bedeni aynı yerde kaldı.
Derya ona koşacak oldu. Omzundaki acı adımını kesti. Elif ayağını geriye aldı, eteğine sıçrayan toprağı silmeden Eşref’e döndü.
— Orada ilaç yoktu, dedi.
Eşref sustu.
— Ateşim çıktığında duvardaki soğuk taşın üstüne yattım. Bir kere yüzümü çeviremedim. Ev, başımın altından su geçirdi.
Eşref, kadının ilacını getirecek aracın nerede olduğunu sormadı. Elini paltosunun içine soktu.
Elif kökün bıraktığı çizgiyi ayak bileğinde yokladı.
Eşref cebinden zarfını çıkardı. Derya onu gördü.
— İçinde ne var?
— Sizin bozduğunuz şeyin eski kaydı.
— Aç.
Eşref zarfı açmak yerine Vekil’e uzattı. Salih, parmaklarının arasındaki sararmış kâğıtta kendi soyadını gördü. Zarfın önüne geçti.
— Burada açacaksın.
Eşref, omzuyla onu itti. Salih ayağını taşın kenarına bastı. Adam ikinci kez ittiğinde zarfın üst ucu yırtıldı. Elif’in kayboluş yılını taşıyan bir kâğıt göründü. Üstüne sonradan çizilmiş küçük bir hücre vardı.
Vekil parmaklarını uzattı. Salih zarfı ona vermedi. İki eli arasındaki ağırlık boğazına indi; yutkunamadı.
— Dokunursan tamamlanır mı? diye sordu.
Vekil eli havada kaldı.
— Kayıt zaten var.
Derya telefonunu kaldırdı. Eşref zarfı kapatmaya çalışırken fotoğrafını çekti. Salih zarfın kendisinde kalan yırtık ucunu yere koydu; asıl kâğıt Eşref’in elindeydi.
— Bana soruyorsunuz, dedi Eşref. — Bu adam biliyor. Ona da sorun.
Vekil ayağını kuru yere çekmek istedi. Harmanda kuru yer kalmamıştı. Siyah defterin önündeki kiremit parçasına bastı.
Gönül, Eşref’in elindeki tarihe bakıyordu. Başörtüsünün uçlarını birleştirdi. Salih onu kalabalığın öbür ucunda bırakmıştı. Annesi yaklaşırken yol açıldı.
Eşref zarfı yeniden cebine koydu.
— Adı ilk sen söyledin, dedi Salih’e. — Annen şimdi yanında. Elif’in kardeşi de yanında. Biriniz o kaydı kapatacak.
Salih, defterde üst üste duran iki ismin bulunduğu sayfayı açtı. Islak lifler şişmiş, Elif’in adının altındaki eski çizgileri saklamıştı. Başparmağıyla bastırınca altta kendi soyadının son harfi ortaya çıktı.
Vekil kiremitten indi. Parmağını o harfin üstüne koydu.
Salih, Vekil’in parmağının bastığı yere baktı. Annesinin ayağı öteki sayfanın kenarında duruyordu. Kadın kâğıda basmamak için terliğini geri çekti.
— Ben söyledim, dedi.
Salih zarfın yırtılan ucunu defterin arasına sıkıştırmadı. Derya boş poşeti açtı; parça onun elinde kaldı.
Eşref aşağıdaki evlerin ışığına bakıyordu. Birinin hastaneye inmesi için adamlarına verdiği para artık aracın yakıtında, ötekinin ilaç borcu cebindeki küçük kâğıttaydı. Yapmış olduğu işler gerçekte duruyordu. Elif’in geçemediği yer de öyle.
Salih bu iki şeyden birini seçip ötekini yok sayamayacağını anladı. Kendi adının üstünü açtı.
Bölüm etkileşimi
