Bölümler 37Şu an: 37
- 1 1.779 kelime
- 2 2.168 kelime
- 3 3.870 kelime
- 4 4.565 kelime
- 5 5.518 kelime
- 6 6.390 kelime
- 7 7.609 kelime
- 8 8.254 kelime
- 9 9.559 kelime
- 10 10.455 kelime
- 11 11.564 kelime
- 12 12.160 kelime
- 13 13.455 kelime
- 14 14.337 kelime
- 15 15.256 kelime
- 16 16.814 kelime
- 17 17.398 kelime
- 18 18.448 kelime
- 19 19.1.222 kelime
- 20 20.784 kelime
- 21 21555 kelime
- 22 221.599 kelime
- 23 23.1.454 kelime
- 24 24.751 kelime
- 25 25.2.211 kelime
- 26 26.1.802 kelime
- 27 KARAKTER MODELLERİ18 kelime
- 28 27.1.964 kelime
- 29 28.3.538 kelime
- 30 29.2.389 kelime
- 31 30.3.222 kelime
- 32 31.2.527 kelime
- 33 32.1.189 kelime
- 34 33.1.237 kelime
- 35 34.1.306 kelime
- 36 35.2.347 kelime
- 37 373.820 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Emir!" Sinirle seslendim kardeşime. "Ne var?" Odadan çıkıp yanıma geldi. "Sana bin kere söylemedimmi çoraplarını etrafa atmak yok diye! Al şunu kirli sepete at" çorabı fırlattım. Yakalayıp göz devirdi "Bazen çekilmez oluyorsun" yapmacık bir şekilde güldüm "Sen hep çekilmezsin...buradaki kelime oyununu farkettinmi? Ben bazen çekilmez oluyorum,sense hep çekilmezsin" tanıdık gelen cümlemle yutkundum.
Mazharda bana bu tarz birşey söylemişti daha önce.
Emir söylene söylene gitti. Yaklaşık iki haftadır aynı evde yaşıyorduk. Bu benim isteğimdi,Emiri ikna etmek zor olsada kabul ettirmiştim.
Bu süre zafında amcamı,Baranı ve Mazharı hiç görmemiştim. Şaşırtıcı ama huzur vericiydi. Emir gelince düşüncelerimden sıyrılıp "Sabah kahvaltı yapmadan çıkmıştın. Oturda birkaç lokma birşey ye" ben onu azarlarken umursamazca sandalyeye oturdu ve onun için yaptığım tostu yemeye başladı. Benim kadar konuşkan ve yılışık değildi ama sohbeti sarıyordu. "Emir bak ne diyeceğim...film gecesi yapalımmı?" Bana bakmadan "İşim var geç gelirim ben" deyince yine tepem atmıştı. "Ne işin var? Her akşam hiç haber vermeden biryerlere gidiyorsun. Bak seni sıkmak istemiyorum ama bu tehlikeli. Gece geç saatlerde geliyorsun eve"
Yine göz teması kurmadan "İşim var diyorum" dedi. "Ne işin var?" Ben diretince tostu tabağa indirdi. Hoşnutsuz ifadesini takındı bana bakarken "Söylemek zorunda değilim" bende sinirle çıkıştım "Eğer aynı evde yaşayacaksak,söylemek zorundasın. Her gece acaba başına birşeymi geldi diye kapının önünde seni bekliyorsam....söylemek zorundasın. Bana bu korkuyu yaşatmaya hakkın yok" ellerimi önümde bağladım. Emir "Bekleme. Benmi dedim sana her gece beni bekle diye? Bu kadar yaşlı davranmana gerek yok ben çocuk değilim,başıma birşey gelse bile kendimi koruyabilirim"
Anlamıyordu. "Her gece çıkarsan beklerim! Nereye gittiğini bile söylemiyorsun Emir. Bu gece hiç bir yere gitmeyeceksin film gecesi yapacağız." Son sözümüdr söyleyip tam gidecektimki durdum "Ha bu arada eğer gitmeye kalkışırsan...polisi arar,kayıp ilanı verdiririm. Beni huna mecbur bırakma" uyarımı-ya da tehditimi- yapıp mutfaktan çıktım. Arkamdan homurdandığını duyabiliyordum. Salona geçip kendimi koltuğa bıraktım. Telefonumu çıkartıp sosyal medyada gezinmeye başladım. Çok severek takip ettiğim bir şiir sayfasına girdim. Şiir okumayı son zamanlarda çok benimsemiştim.
Ortak arkadaşlarda Mazharında takip ettiğini görünce afalladım. Mazharla hala takipleşiyorduk. Ama ilk defa bu tarz bir hesabı takip ettiğini farketmiştim.
Daha öncede şiirlere ilgisi varmıydı?
Her neyse. Hesabın paylaştığı rastgele bir şiire tıkladım.
Hadi ama! Mazhar bu videoyu beğenmişti.
Derin bir nefes alıp şiiri okumaya başladım.
Seni unutmak değildi mesele...
Ben zaten seni unutabileceğime hiç inanmadım.
Mesele,sensizliğe alışmaya çalışırken
Senden kalan herşeyi içimde taşımaktı.
Bir şarkı çaldığında seni hatırlamak,
Bir yerde adını duymak,
Kalabalığın içinde bir anlığına sana benzeyen birini görmek...
Hepsi geçti sanarken yeniden başa döndürdü beni.
İnsan bazen birini kaybettiği için deği,
Onunla yaşayabileceği bütün güzel ihtimalleri de kaybettiği için ağlar.
Ve ben en çok buna üzüldüm:
Seninle yaşanacak bir hayat vardı içimde...
Sen gittin,o hayatta benimle birlikte yarım kaldı.
Hızla telefonu kapatıp sehpanın üzerine indirdim. Buda neydi şimdi? Kime ithafen beğenmişti bunu? Merakla dudağımı ısırırken Emiein sesi gelince doğruldum "Hayırdır,yine gerginsin bakıyorum?" Gözlemci bir çocuktu.
Neymiş,gerildiğimde hep dudaklarımı ısırıyormuşum!
Hadi ama neden gergin olayımki!
"Gergin falan değilim ben...sadece yarın boşanma davam var ve...ben bilmiyorum" öyleydi. Yarın Mazharla boşanma davam vardı. Olanlardan sonra ilk defa onu görecektim. Emir "Konu buysa eğer...merak etme hiçbir sorun çıkmayacaktır. Hem oda istemiyormuydu boşanmayı?"
Ah bir bilsem!
İstese böyle bir videoyi beğenirmiydi?
Belkide benimle alakası yoktu.
Belkide Gamze için beğenmiştir.
"İstiyor...yani sanırım" bildiğim tek bir şey vardı.
O istemese bile ben istiyordum.
Parmağımdaki yüzüğe takılınca gözlerim yutkundum.
Mazhar benim için en başından beri bilinmezlikti. Mazhar hep gizemli adamdı. Duygularını belli etmeyen,adımlarını planlı atan bir kontrol delisiydi. Evliliğimiz boyunca beni Mazhardan hep bir adım uzakta tutan şeyde buydu. Kontrol delisi,duygusuz,kurnaz,gizemli bir adama isteswmde daha fazla yaklaşamazdım. Baranın aksine o duygularıyla değil,mantığıyla hareket ederdi. Ve etrafındaki herkesinde ona uymasını isterdi. Kendi ağzıyla söylemeseydi bu konuda gerçekten takıntılıydı. Onun belli sınırları vardı.
Sadakat
Güven
Saygı
Otorite
Ve daha birçok şey. Küfür etmemden bile rahatsız olurdu. Kendiside ederdi ama ben edince sinirli sinirli bakardı.
"Defne...sen boşanmayı istiyormusun? Adamın yüzüğünü bile çıkarmadın parmağından" donakaldım. Oysaki bizi birbirimize bağlayan tek şeydi. İstediğim anda o bağı koparabilridim.
İstiyordum...değilmi?
"Ben elbette istiyorum! Sadece...bu yüzük bana.. güven veriyor Emir. Belkide alışkanlık bilmiyorum her neyse işte. Yarın çıkartacağım zaten"
Bu doğruydu. Yüzük bana garip bir güven veriyordu. Sanki dokunulmazmışım gibi. Sinan bana saldırdığında bile beni motive eden şey bu yüzük olmuştu. Belkide Mazhara veridğim sözle alakalıydı bilmiyordum. Yinede boşanana kadar çıkartmayacaktım.
Emir anlayışla başını salladı "Nasıl istersen. Ama sana bir tavsiye,eğer içinde boşanmak istemediğine dair en ufak bir şüphe kırıntısına rastlarsan...boşanma. İstediğin için boşan Defne,gururun istediği için değil. Bu iş ciddi ve pişman olmanı istemem. Her neyse madem film gecesi yapacağız ben mısır patlatıp geliyorum!" O mutfağa giderken ben cin çarpmış gibi bakakalmıştım.
Sen istediğin için boşan,
Gururun istediği için değil.
Peki ben bunu istiyormuydum?
Mazharla boşanmayı istiyormuydum?
Bir kesit gözlerimin önünde canlandı aniden. Mazharla evlendiğimiz gün konuştuklarımız...
"Mazhar,Yani yanlış anlama birlikte uyuyalım falan demiyorum. Sadece korkuyorum ve tek kalmak istemiyorum. Sen yatakta uyursun bende şu koltukta otururum. Uyuyamam zaten"
"Defne?"
"Hı?"
"Ben uyurken sende beni izleyeceksin ha?"
"Ne münasebet! İşim gücüm yok senin horultunu dinleyip,Çirkin suratını izleyeyim. Sen varya o dediğini rüyanda bile göremezsin. Hem ne fesat birşeysin. Öylemi dedim şimdi,ne çarpıtıyorsun! Sen yarın öbür gün-"
"Defne?"
"Ne var!'
"Nefes al Defne"
"Sanane! Sanamı soracağım nefesimi ne zaman alacağımı? Ayrıca bir daha bana öyle emir kipiyle konuşursan nikan mikah dinlemem basar giderim silah falanda unurumda olmaz!"
"Hey Allahım nasıl birşey bu. Kapatma tuşu falan yokmu bunun?"
"Bana bak seni bir tuşlarım kapanmayı unutursun! Defol git odamdan vazgeçtim. Senle aynı odada kalacağıma Baranın beni almasını beklerim daha iyi"
"Kimi kimden alıyor o piç! Sen daha çok beklersin alınmayı. Manevi olarak seni tam bir imtihan vede baş belası olarak görsemde resmiyette karımsın ve karımı evimden alacak adam daha anasının karnından doğmadı!"
Aklıma gelen anılarla istemsizce güldüm. Normalde küfür etmezdi ama Barana küfür etmekten çekinmezdi. Şuan olsa kıskanıyor derdim ama o zamanlar Barana nefretinden öyle konuşurdu.
Acaba oda gerçekten boşanmak istiyormuydu?
Hadi ama bu neden umurumdaki! Sinirle telefonumu aldım ve Mazhara mesaj attım
Yarın duruşmada hazır ol. Bu iş bir an önce bitsin artık
Emir elinde mısırla gelince bende telefonu indirip televizyonu açtım. "Ne tür filmlerden hoşlanırsın?" Soruma cevap verirken bir avuç mısırı ağzına attı "Romantik komedi" gülmeden edememiştim. "Korku diyeceksin sandım. Demekki sende aslan gibi görünen ama içten içe miyavlayan bir kedisin" benzetmeme yüzünü ekşitti "Aslanda kedigillerdendir Defne" gülerek romantik komedi birşeyler aradım. Kumandayı aniden elimden alan Emire ters ters baktım "Ne oldu?" Televizyonu kapatıp kumandayı sehpanın üzerine koydu.
"Bana hikayeni anlat" afalladım. "Bunu neden istiyorsun?" Omuz silkti mısırı çiğnerken "Seni tanımak istiyorum. Seni,hayatını,sevdiklerini...bunu isteyen sen değilmiydin? Bana hikayeni anlat. Söz bende sana istediğin herşeyi anlatacağım"
Yutkundum. Beni tanımakmı istiyordu?
"Eğer istediğin herçekten buysa...derin bir nefes al çünkü biraz aksiyon dolu bir hayatım var. Sabaha kadar dinlemek zorunda kalacaksın" ben kıkırdarken o arkasına yaslandı "Eminim romantik komediden daha ilgi çekicidir" güldüm ve en başından hikayemi anlatmaya başladım. Bunu yaparken hiç düşünmedim çünkü o benim kardeşimdi. Herşeyimi bilmesinde her hangi bir sakınca yoktu.
Ertesi Gün
"Oruspu çocuğuna bak sen birde utanmadan karımmı dedi?" Emiri onayladım kolamı yudumlarken. "Korumacı bir adam" Emir Mazhara saydırırken ona katılıyordum. "Baranında altta kalır yanı yok zaten. Adam piçin önünde gideni!" Başımla onayladım "Onun yüzünden katil bile oldum!" Emir sinirle güldü "Sanırım eskinden daha sinirliydin"
Sadece bilmesi gerekenleri anlatmıştım.
Tecavüz dışında herşeyi.
"Hasiktir lan saat 7!" Emir şaşkınlıkla telefona bakarken kahkaha attım "Ben sana bitmez demiştim. Duruşmaya iki saat var ve biz hala dana gibi yatıyoruz. Ben duşa gireceğim sende hazırlan" ayağa kalktım ve banyoya gittim. Sabaha kadar ciddi ciddi hayat hikayemi anlatmıştım. Bu sürede yaklaşık 7 kez Emiri tutmak zorunda kalmıştım. Bıraksam hayatımdaki herkesi gebertecekti. Saat geç olmuştu hızla duş aldım.10 dakika sonra duştan çıkıp giyindim.
Saçlarımı at koyruğu yapıp odamdan çıktım. Emir yine siyah bir tişört ve pantolon giymişti. "Hadi çıkalım" evden çıktık ve amcamın özel olarak gönderdiği arabaya bindik. Onu hiç görmemiştim ama istememe rağmen maddi olarak yardımcı oluyordu. Adliyeye gelince arabadan indik. Gergindim ama belli etmemeye çalışıyordum. Asansör 5. Katta durdu. Emirle birlikte mahkeme salonuna doğru giderken kapının önünde duran Mazharla adım atmayı bırakmıştım. Giydiği siyah takımın içerisinde her zamanki gibi özenli ve yakışıklı görünüyordu. Tek fark belirgin göz torbalarıydı. Uykusuz olmalıydı.
Elleri cebindeyken oda beni inceliyordu. Yanındaki kadın avukat ona birşeyler söylüyordu ama dinlediğinden emin değildim. Emir kulağıma eğilip "Devam et abla" deyince afalladım. Bu bana ikinci abla deyişiydi. Beni cesaretlendirmeye çalışıyordu. Omuzlarımı dikleştirip yürümeye devam ettim. Tam karşısında durdum "Günaydın Mazhar bey"
Nede olsa birazdan aramızda hiçbir samimiyet kalmayacaktı ve ona bey dememde bir sakınca yoktu.
"Bey derken? Daha boşanmadık" omuz silktim "Ama boşanacağız" kısılan gözleri üzerimdeyken "Ama hala karı kocayız" bastırarakmı söylemişti o? "Ama birazdan iki yabancı olacağız" tepkisiz görünüyordu her zamanki gibi "Bu kadar meraklımısın boşanmaya?" Ne bekliyorduki başka! "Sadece kendimi hazırlıyorum. Sana isminle hitap etmeyi bırakmalıyım" elbette yalan söylemiştim. Ve işin kötü yanı o bunun farkındaydı. "Peki. Madem öyle bende sana artık Defne hanım demeliyim sanırım?"
Umursamaz görünmeye çalışarak "Size. Sana değil"dedim. Mutluluktan uzak bir gülücük oluştu yüzünde "Ah doğru,kusura bakmayın" başımı salladım "Sorun değil. Zaten bir daha birbirimizi göreceğimizi zannetmiyorum" etkilenmemiş gibi "Orasını Allah bilir" deyince güldüm istemsizce. Duruşma salonundan bizi çağırdıklarında Mazhara "Umarım içeride sorun çıkarmazsınız" deyip fazla beklemeden salona girdim. Benim avukatım Fatih beyde yanımdaki yerini almıştı.
Hakime hanımda gelince duruşma başlamıştı. İlk sözü avukatım aldı "Taraflar,aralarında yaşadıkları anlaşmazlık üzerine karşılıklı olarak boşanma kararı almıştır. Tek celsede boşanmak,müvekkilim Defne Varolun talebidir." Hakime hanım sözü Mazharın avukatına verdi. Kadın "Fatih beyinde dediği gibi iki tarafta boşanmak istiyor. Müvekkilim Mazhar Varolda bu davanın tek celsede kapanması yönünde talebini belirtmiştir." Hakime hanım bana döndü. "Neden bu kararı aldığınızı öğrenebilirmiyim?"
Yutkundum ama kendimi konuşmaya zorlayarak "Dosyada belirttiğim gibi...aramızda çok fazla anlaşmazlık oluyordu. Buda kavga etmemize sebep oluyordu. Kendimi daha fazla yıpratmak istemediğim için boşanak istiyorum. Kavga sebepleri büyük olmasada doğurduğu sonuçlar ilişkimiz açısından sağlıklı değildi"
Tamamen yalan ifademe Mazhar kaşlarını çatmıştı. Hakime hanım bu sefer ona dönmüştü. "Bu ifadeyi doğruluyormusunuz?" Mazhar başta sessizliğiyle beni korkutsada "Evet" deyince rahat bir nefes vermiştim. Hakime hanım "Pekala. Mazhar Varol hür iradenizle eşiniz Defne Varoldan boşanmak istiyormusunuz?"
Mazhar başını bana çevirdi. Ne düşündüğünü anlamak her zamanki gibi çok zordu. Ama ne hissettiğini az çok anlayabiliyordum. Bakışlarında bir burukluk ve pişmanlık vardı. Sebep olduğu olaydan ötürü hala kendini suçluyordu. Suçlamalıydıda. Birazda...kızgın görünüyordu. Sanki elinde olsa buradaki herkesi kurşun yağmuruna tutup kaçacakmış gibi bakıyordu. Mazhar boşanmak istemiyordu. Ama bunu sesli söylediği an beni bir kez daha kaybedeceğini iyi biliyordu. Boğazını temizledi "Evet...istiyorum" gözleri tersini söylüyordu ama umurumda bile değildi.
Başımı eğdim göz temasından kaçmak için. Hakime hanım aynı soruyu bana yöneltince istemsizce yine ona bakmıştım. Evliliğimiz boyunca bana hep iyi davranmıştı ama dolaylı yoldan hayatımın en kötü darbesini vurmuştu. Yapamazdım. Mazharla birlikte olabilme ihtimali hiçbir zaman var olmamışyı ve olmayacaktıda. "İstiyorum" dedim kesin bir dille. Hakime hanım Dosyayı incelendi.
"Davacı ve davalı vekillerinin beyanları, tarafların duruşmadaki açıklamaları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, tarafların ortak hayatı sürdürmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği anlaşılmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca, tarafların BOŞANMALARINA…"
Hakime hamımın bastırarark söylediği kelimeyle titrek nefesimi verdim.
"Karar, taraflara tebliğinden itibaren kanuni süresi içerisinde istinaf edilebilir olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.”
Bitmişti.
Boşanmıştım.
Mazhar Varoldan boşanmıştım.
Bunun beni rahatlatmış olması gerekirdi. Değilmi?
O halde neden içimdeki sıkıntı dinmiyordu.
Gözlerimdeki yanma hisside neydi böyle?
İstediğin bu değilmiydi Defne?
Yeniden Defne Ardıçsın işte.
Özgürsün.
Kimseye mecbur değilsin.
Kimsenin tehditi altında değilsin.
Ama neden rahatlayamıyordum? Bir şeyler kopmuştu sanki içimde. Bunun bu kadar tuhaf hissettirmesi normal olamazdı. Hani bazı anlar olur,geri dönüşü mümkün olmayan bir yola girersiniz ya...işte sanki az önce bir yola girmiştim. Konu girdiğim yol değildi. Gurdiğim yolun doğruluğuydu. Evet,boşanmıştım. Ama bunu yapmakla iyimi etmiştim bilmiyordum. Kendimi...tehlikede gibi hissediyordum. Belkide artık bekar olduğum içindir.
Yani umarım öyledir.
"Defne" Emirin sesiyle düşüncelerimden sıyrılıp kafamı kaldırdım. Hakime hanım ve avukatlar çoktan gitmişti. "Ben seni dışarıda bekliyorum" Emir göz ucuyla Mazharı gösterince başımı salladım. Emirde salondan çıkınca yanlız kalmıştık. Ne demem gerekiyordu? Neyseki konuşmaya başlayan o olmuştu "Nasıl hissediyorsun?" Bunu neden soruyorduki. "Özgür" dedim kuru bir sesle. Elbette ona gerçekleri söylemeyecektim. "Sen?" Dedim ani bir cesaretle. Boğazını temizledi "Bilmiyorum" benim aksime o dürüst davranmıştı.
"Anladım" istemsizce güldüm "Sanırım vedalaşma vakti geldi" Mazharda buruk bir gülümsemeyle "Açıkçası ne diyeceğimi bilmiyorum Defne...çok şey söylemek istiyorum ama artık hiçbirinin bir önemi yok. Çok şey anlatmak istiyorum ama dinlemenin bir manasıda yok. Bildiğim tek birşey varsa...oda pişmanlığım. En başından beri hayatına giriş tarzımın bile berbat olduğunun farkındayım"
Sinirle "Değilsin. Hiçbir zamanda olmadın Mazhar. Ne kadar ılımlı davranmaya çalışsanda evliliğimizden bu yana hep kendini haklı gördün. Kendince sebepler yaratıp,belirlediğin karaktere uygun tepkiler verip durdun. Evet hayatıma girişin berbattı. Tehditle benimle evlenmek istemen iğrençti. Barana gidip gitmeyeceğimi merak ettiğin için bana saçma bir yalan söylemende aşağılık bir hareketti. O zamanlar kendimi suçlu bulmuştum ama en başından beri suçlu olan sendin. Baranı sevdiğimi bile bile bana acı çektirmek ve kendi egonu tatmin etmek için başvurduğun yol sandığın kadarda masum birisi olmadığını gösteriyor. Baranın kınasında birşey yapmamış olmama rağmen beni İstanbula sürükleyende sendin. O gece Baranın beni öpeceğini tahmin edememiş olmam benim suçum değil. Kendime geldiğim anda ona tokat atıp o lavabodan çıktığımı bilmiyorsun çünkü gerçeği hiç sormadın. Merak etmedin çünkü hep inanmak istediğine inandın. Sana göre ben evli bir kadın olmama rağmen sevdiğim adamın kınasına gidip öpüşecek kadar iffetsiz bir kadınım"
Tam itiraz etmek için ağzını açmıştıki izin vermeden devam ettim "Kabul et veya etme gerçek bu. Defne yapmaz demedin. Belkide öyle değildir demedin. Oysaki beni o kınaya götürmeye zorlayan bir sendin! Neden? Sırf acı çekmem için. Beni çaresiz görmek hoşuna gidiyor. Sabaha kadar evin önünde uyuduğum zamanda buna bir örnek. Beni sana muhtaç görmek istedin. Bende aptal gibi istediklerini sana verdim. En sonundada beni bu İstanbul cehennemine getirip mutlu bir kadın rolü yapmamı istedin. Annen beni hiçbir zaman kabul etmedi. Bunu bile bile o evde yaşamamı istedin. Ailenden çekindiğim için uslu tavırlarım hoşuna gidiyordu. Kabul etmek istemesende kontrol manyağısın. Baran peşimizden gelince o otoriten sarsıldı. Sistem,görev zırvalıklarıda çıkınca defolup gittin. Neden gittiğin umurumda bile değil. O bir yılda yaşadıklarımı biliyorsun. Ailenin bana yaşattığı o kabusu hiçbir zaman sorgulamadın! Delirdim ben Mazhar,çıldırdım! Kaç kez intihara kalkıştığımı saymadım bile. Amcam nede olsa senden önce onu öldürdü diye için rahattı tabii. Ya bir kere bile gelipde Defne ne yaşadın diye sordunmu sen bana? Ya geldiğin anda yaptığın ilk şey aşk itirafı oldu! Kendi hislerini o kadar çok önemsiyorsunki bir sene içinde yaşadıklarım senin umurumda bile olmadı."
Yüzümde bir sıcaklık hissettimm. Ağlıyordum. "Mazhar ben tecavüze uğradım!" Salonda yankılanan sesime ben bile kulak kapamak istedim. Mazhar gözlerime bakamayacak kadar berbat bir durumdaydı. "Hemde senin yüzünden! O aşağılık pislik bana dokunurken sen yoktun! Baran bana dokununca yeri göğü inleten adam,başkası bana dokunurken yanımda değildi! Sırf sana olan hıncından bana tecavüz etti o adi herif...şimdi sen söyle bana. Ben bunu nasıl aşayım? Herşeyi bir kenara bırakıp nasıl hayatıma devam edeyim söyle!" Yutkundum. "Dur dedim Mazhar. Yapma dedim,git dedim"
Kalbim sıkışırken "Durmadı! Durmadı Mazhar durmadı. Çok yalvardım ama durmadı" Sol eli yumruk olmuş,şakaklarındaki damarlar belirginleşmişti. Dolmuş gözlerini bana çevirdi "Sus" başımı olumsuz anlamda salladım "Susmayacağım! Ne oldu Mazhar Varol,ağırmı geldi? Dinleyemeyeceğin kadarmı kötü ha! Mazhar ben o gece az kalsın ikinci kez birisini öldürecektim...o durmadı. Sende durmadın! Annemi ne kadar özlediğimi bile bile gizledin onu benden. Anneme kavuştuğum gün yine kaybettim onu. Çok merak ediyorumda annemin katillerini arama zahmetine hiç girdinmi? Hani senin himayen altındaydı ya annem. Koruyamadın! Annemide,benide koruyamadın sen. Annemin öldüğü gün...o gün sadece annem ölmedi Mazhar" aramızdaki mesafeyi kapattım ve işaret parmağımı onun göğsüne vurdum "O gün sende öldün benim için. Mazhar üzerimde öyle bir etkin varki hiç bir şey yapmasan bile parçalıyorsun beni! Bu yaşadıklarımın hepsinin sebebide suçlusuda sensin. Şimdi karşıma geçmiş pişmanım diyorsun!"
Sinirle "Hangi birisi için pişmansın! Söyle Mazhar hangisi?" Kafamı eğdim ve elimdeki yüzüğü gösterdim. "Hayatımın en ağır darbeleri vurdun. Ama ben o kadar çaresiz ve kimsesizdimki bu yüzüğü kendime kalkan yaptım. Kimsem olmayınca bu yüzüğü izledim. Bir yerlerde bir kocam olduğunu ve ona bir sözüm olduğunu hatırlatıyordu bana. Sırf sana olan sadakat sözü uğruna birini bıçakladım ben. Belki kuzenini durdurdu...ama yaşadıklarımı hafifletmedi. Şimdi bu yüzüğü çıkarmak istiyormuyum bilmiyorum ama artık bana hatırlattığı tek şey o iğrenç gece" yüzüğü çıkarfım kendimi zorlayarak. Mazhar ızdırap çekiyormuş gibi yüzüğe bakıyordu.
Yumruk olan elini tuttum ve açmasını sağladım. Yüzüğü eline bıraktım "Sadece bu yüzük değil. Seni görüncede hatırladığım tek şey o gece oluyor. Şimdi bu yüzüğüde al,kendinide al ve hayatımdan çık. Bana daha fazla o geceyi hatırlatma. Pişmanmısın? O zaman bana bir iyilik yap ve unuttur kendini. Bir sabah kalkayım ve seni unutayım" kızaran gözleri doğrudan beni izlerken konuşmak zordu. "Evlendiğimiz dönem söylediklerim hala geçerli Mazhar Varol." Bir adım daha attım ona. Aramızda milimlik bir mesafe vardı.
"Senden nefret ediyorum,senden nefret ediyorum...senden nefret ediyorum" dedim tükürürcesine. "Hiçbir zaman fikrim değişmedi. Senden hep nefret ettim ve öylede kalacak. Şimdi...sadece git. Daha fazla darbe vurmadan çek,git" Sağ gözünden akan bir damya yaşla afallamıştım. Ağlamıyordu değilmi?
Tek bir damla.
Başka hiç akmamıştı.
"Peki" dedi sesini düz tutmaya çalışarak "Dileğini gerçekleştireceğim,hayatından çıkacağım" Lütfetmişti. "Güzel...o zaman Allaha emanet ol Mazhar Varol" tam bir adım atmıştımki "Helal et...hakkını helal et Defne" nefesimi düzene sokmaya çalıştım. "Değil,hakkım sana helal değil Mazhar" bir daha ne o durdurdu nede ben arkama döndüm. Geride bıraktığım adam ne haldeydi bilmiyorum,umurumdada değildi.
Yaşamak için tek bir sebebim vardı.
Emir.
Göz yaşlarımı elimin tersiyle silip salondan çıktım. Emir arkasına yaslanmış oturuyordu. "Nasılsın?" Sorusuna güldüm "Bekarım" oda güldü ve ayağa kalktı. "Malum artık bekar bir hanımefendisin ve tek başına olman tehlikleli" kolunu bana uzatınca kıkırdayarak koluna girdim "Kısmetimi kapatacaksın yani?" Kaşlarını çattı "Ne kısmeti? Sen uzun bir süre aşk meşle hiç uğraşma bence" haklıydı. "Peki kardeş kişisi. Başka emrin?" Sorumu ciddiye almış olacakki "Daha az parfüm sıkabilirsin" deyince kolunu çimdikledim. İnledi kısık bir sesle "Defne! Acıdı" egoyla kendimi gösterdim "Ne sandın oğlum,iki kişiyi elden geçirdim ben" bu sefer hem o hem ben kahkahayla koridorda yürümeye başladık. Ağlanacak haline gülmek dedikleri bu olsa gerek.
Mazhardan
Darmadağan ettiğim kadının arkasından bakarken hiç bir şey yapmamıştım. Onu yeterince kanatmıştım. Gerçekleri bir tokat gibi yüzüme vurup gitmişti. Kendimle yüzleşmeyi beklemiyordum ve açıkçası artık bende kendimden nefret ediyordum. Ne kadar o salonda tek başıma kaldım bilmiyordum ama bir süre sonra birileri gelince gitmek zorunda kalmıştım. Elimde sıkıca tuttuğum yüzüğe bakamıyordum. Adliyeden çıktığımda arabamın yanında duran babamı görünce afalladım. Bu kadar yüzsüz olamazdı. "Nasıl geçti evlat?" Birde soruyordu. Sinirle "Evladın falan değilim ben senin!" Çıkışımla "Mazhar oğlum beni dinle-" savunmaya geçince sözünü kestim.
"Yeter! Duymak istemiyorum" Acırcasına süzdüm onu. Bu adam sandığım kadarda güçlü değildi. "Şu satten sonra,ne sen benim babamsın nede ben senin oğlunum! Bitti Kürşat Varol" tek bir kelime bime edememişti. Fazla beklemeden arabaya bindim. Bir süre herkesten uzaklaşmak istiyordum. Arabayı o kadar hızlı sürüyordumki şehir dışındaki çiftliğe 10 dakikada varmıştım. Ahmet abi bugün şehre gitmişti yani tektim. Atların olduğu ahıra gittim hızlı adımlarla. Yüzlerce atın içerisinde olmama rağmen binmek için Kardeleni seçmiştim. Defneyle daha önce buraya geldiğimizde oda Kardeleni seçmişti.
Saçlarını okşarken "Keşke şuan senin yerinde olsaydım. Tek derdim yemek ve uyumak olurdu" kendi kendime konuşmayı hiç yadırgamayacaktım. "İnsan olmak fazla yorucu...o kadar çok meşguliyetim oluyorki senin gibi uyumaya bile vaktim kalmıyor" başımı sağa sola salladım "Bu haksızlık" beni anlıyormuş gibi merakla dinliyordu. "Seni seçtim Kardelen. Artık birilerinin beni dinlemesine ihtiyacım var" Beyaz atı süzdüm "Bir hayvan olsa bile. Ve hayır,Defne bugün yok...yarında olmayacak,sonraki günde" kendime gelmeye çalıştım ve atı ahırdan çıkarıp bindim.
At salına salına yürüyorken yüzüme hafifçe çarpan soğuk hava birazda olsa iyi hissettiriyordu. Sıkıntıyla nefesimi verdim "Biliyormusun bazen insan kendini tanıyamıyor...bugün Defne bana beni anlatana kadar kendimi hep madur tarafta görmüştüm. Masum olan madur olan hep bendim oysaki. Yada ben öyle zannediyordum...söylediği her cümle ne kadar korkutucu bir insan olduğumu öğretti. Defneye hep neden yanlış yaptın diye sorarken onu yanlış yapmaya iten kişinin ben olduğumu bilmiyordum" Defnenin söyledikleri öylesine şeyler değildi. Yıllarca içinde biriktirdiği gerçeklerdi.
Kendime bir küfür savurdum "Tam bir piçim Kardelen. Hayatına zorla girdiğim birisine aşık oldum ve aynı şeyi ondan bekleyecek kadarda iğrenç bir herifim...istedim biliyormusun? Defne bana 'Herşeyi unutup seninle berabermi olayım' dediğinde evet demeyi çok istedim. Bunu isteyecek kadarda aşağılığım. O kadar çaresiz bir durumdayımki ne yapacağımı,hayatıma nasıl devam edeceğimi bilmiyorum. Ne Defneden af dileyebiliyordum,nede kendimi affediyordum. Boktan bir durumun içindeydim. Boğazıma koca bir yumru oturmuştu "Seviyorum lan" gözlerim yanıyordu. "Adam gibi seviyorum bile diyemedim lan kıza. Lan ben böyle olacağını bilseydim gidermiydim Irağa? Sikseler gitmezdim!"
Derin nefesler alırken "Senin için gittim be kızım...sen ölme diye gittim ben oralara kadar. Nereden bileyim seni dahada kötü bir ölüme terk ettiğimi. Düşünmedim lan o piçin bu kadar ileri gidebileceğini düşünmedim!" Kendime kızıyordum öylece. "Bilseydim izin verirmiydim hiç? Ben Defneye iki adımdan fazla yaklaşmıyordum bile lan! Kıyamamki ben dokunmaya. Ben onu evlendiğimiz gün öptüm sadece. İlk ve son öpücüktü. Yanağından öperken bile acaba rahatsız olurmu diye kendimi yedim lan ben!"
Ben dokunmaya bile kıyamazken Sinan nasıl dokunabilmişti?
Öfkeyle attan indim. "Benim yüzümden lan! Benim yüzümden oldu hepsi" ne kadar bağırdığımın farkında bile değildim. "Siktiğimin geçmişi yüzünden kızın hayatını bitirdik lan ailecek!" İşin kötü yanı bu ailemin umurunda bile değildi. "Sen söyle Kardelen. Ben şimdi ne yapayım,Ailemden hesapmı sorayım,kendime cezamı keseyim?" Kardelen kişnedi. Keşke konuşabilseydi.
"Farkına var evlat" beklemediğim sesle arkama döndüm. Ahmet abi gelmişti.
Benimi dinlemişti?
"Neyin farkına varayım abi?" Yaşlı sesiyle "Kendinin. Kendini iğrençmi görüyorsun? Bunu bilerek hareket et. İğrenç olduğunu bile bile aynaya bak. İşte bunu gerçek anlamda kabullendiğinde pişmanlığın açığa çıkar. Karın,yani eski karın doğru söylemiş her ne söylediyse. O kadının istediği şeyde bu zaten. Pişman olmanı istiyor ve bunu sağlamak için sana acımasız davrandı. Ama o kadının gözleri parlıyordu Mazhar. Hiçbir kadın nefret ettiği bir adamın yanında o kadar mutlu olmaz." Göz ucuyla Kardelene baktı "Aynı ata binmez. Demem o ki sadece iğrençliklerini söyledi diye iğrenç olmuyorsun. Yaptığın iyilikleri bile bile göz ardı etmeside onun iğrençliği olsun"
Yutkunamamıştım. "Yani sırf canımı yakmak için öyle söyledi?" Ahmet abi omuz silkti "Hayır,gerçektende iğrenç bir herifsin ama tek maharetin bu değil. Kendince iyiliklerinde vardır illahi. Ama o kadın bir konuda sana yalan söylemiş" merakla "Ne konuda?" Diye sordum. Ahmet abi düşünceli bir sesle "Senden nefret etmiyor,etmek istiyor olabilir ama etmiyor. İyiliklerini göz ardı ediyor çünkü eğer göz ardı etmezse senden nefret etmesi zorlaşır. Kolaya kaçmak için sadece kötülüklerini yüzüne vuruyor. Ben seni tanırım evlat,sen sevdiğine isteyerek zarar vermezsin. Zararından çok yararın olsun istersin." Ben söylediklerini sindirmeye çalışırken Ahmet abi gitmek için tam gidecektiki "İyi haber Mazhar,senden nefret etmiyor. Daha doğrusu edemiyor." Arkasına bir daha dönmeden gitmişti.
Defne,benden nefret etmiyordu.
Etmiyordu!
İLAHİ BAKIŞ AÇISI
Bir gün herkes kendi yoluna gider. Baranda,Mazharda,Defnede öyle yapmıştı. Defne yeni kavuştuğu kardeşiyle zaman geçirirken, Mazhar ailesiyle tüm bağını koparmış sadece oğlunu alıp kimsenin bilmediği bir yere gitmişti. Kendini bu şekilde cezalandırıyordu. Baransa en başından beri ait olduğu yere,Mardine geri dönmüştü. Abisinin gelişiyle ağalıktan kurtulan Baranda pişmanlıklarını ve kederini gizlice yaşıyordu. Ailesi Barana bir teklif sunmuştu. Daha önce nikah masasında terk ettiği kadına bir şans daha vermesini istemişti. Başlarda bu duruma itiraz eden Baran bir süre sonra hayatındaki boşlukta kaybolmaya başlamıştı.
Ve oda kendini sevmediği bir kadınla evlenerek cezalandırmıştı. Çırpınmanın bir anlamı yoktu ve Baran yaşayacağı herşeyi çoktan kabullenmişti. Defne,herşeyden habersiz sadece kardeşiyle ilgileniyor mümkün olduğunca o iki adamı düşünmemeye çalışıyordu.
Ama gel görki herkes kabullense bile Kader bunu kabullenmiyordu. Kader en başından iplerini örmüş sırsasını bekliyordu. Üçününde bir yerlere dağılması tekrar karşılaşmalarına engel değildi.
Malum Kader bu. Nerede ne zaman ne yapacağı belli olmazdı.
BOLUM SONU
(Arkadaslar sonraki bolumde buyuk bir zaman atlamasi olabilir. Ne zaman gelecegide kesin degil belki daha geç belki daha erken ama siz her daim takipte kalin💫)
Bölüm etkileşimi
