Bölümler 37Şu an: 34.
- 1 1.779 kelime
- 2 2.168 kelime
- 3 3.870 kelime
- 4 4.565 kelime
- 5 5.518 kelime
- 6 6.390 kelime
- 7 7.609 kelime
- 8 8.254 kelime
- 9 9.559 kelime
- 10 10.455 kelime
- 11 11.564 kelime
- 12 12.160 kelime
- 13 13.455 kelime
- 14 14.337 kelime
- 15 15.256 kelime
- 16 16.814 kelime
- 17 17.398 kelime
- 18 18.448 kelime
- 19 19.1.222 kelime
- 20 20.784 kelime
- 21 21555 kelime
- 22 221.599 kelime
- 23 23.1.454 kelime
- 24 24.751 kelime
- 25 25.2.211 kelime
- 26 26.1.802 kelime
- 27 KARAKTER MODELLERİ18 kelime
- 28 27.1.964 kelime
- 29 28.3.538 kelime
- 30 29.2.389 kelime
- 31 30.3.222 kelime
- 32 31.2.527 kelime
- 33 32.1.189 kelime
- 34 33.1.237 kelime
- 35 34.1.306 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 35.2.347 kelime
- 37 373.820 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Defneden
Hayır,hayır,hayır...
"Hayır! Yalan söylüyorsun" amcam cıkcıkladı "Böyle bir konuda asla yalan söylemem. Dışarıdaki adam babanın katili!" Kulağımda bir uğultu koptu. "İstersen git sor ona" kapıyı gösterince bir saniye bile beklemeden çıktım. Baran salonda volta atıyordu. Beni görünce durdu. "Tek bir soru soracağım..tek bir cevap istiyorum." Baran anlamasada başını sallayarak "Sor" dedi. Dilim yana yana "Babamı senmi öldürdün?" Fısıltı gibi çıkan sesim güçsüzlüğümü ele veriyordu. Baranın omuzları gerildi. Yaramazlık yapmış bir çocuk gibi başını önüne eğdi. "Pişmanım" gözlerimden akın eden yaşlara engel olamadım.
"Bu babamı geri getirmiyor!" Ses tellerim koparcasına bağırıyordum. "Pişman olman..babamı bana geri vermiyor" Baran savunmaya geçti "O zamanlar..seni Türkiyeye getirmenin tek yolu buydu,gözümü intikam bürümüştü Defne sana yemin ederimki tek istediğim senden intikam almaktı. Olacakları tahmin edemezdim" Duymak istemiyordum. "Sen sırf gurur meselesi için babamın canına kıyabilecek adi herifin tekisin Baran Genco!"
Parmağımı salladım ona doğru. "Aldatmana bile unutmaya çalıştım ama bu..bunu yapamam. Şu saatten sonra ne ölüne ne ölüme!" Baran hemen yanıma ulaştı "Deme öyle Defne yalvarırım deme" dokunmak için elini kaldırmıştıki geri çekildim. "Son sözüm bu. Birazcık değerim varsa gözünde kararıma saygı duyar,yolumdan çekilirsin" Kapının önünde duran amcam "Hadi gidelim kızım" yanına çağırınca dışarıya çıktım. Tek istediğim buradan gitmekti. Arabaya bindik,biraz sonra çekingence amcama döndüm. "Annen..yaşıyor dedin" Amcam bana bakmadan "Yaşıyor" Yutkunduktan sonra yerimde dikleştim. "Mazharın himayesinde dedin..o ne demek?" Amcam arabayı kenara çekip durdurdu. Benimle göz teması kurdu.
"Onu görmek istermisin?" Panikle kekeleyerek "Ben şey bilmiyorum yani isterim tabii ama nasıl bir tepki verir bilmiyorum. Doğru bir fikir olmayabilir" Amcam samimiyetle gülümsedi. "Annenin yaşaması için tek sebepsin. Şuan hayattaysa eğer sen varsın diye" Heyecanla "O zaman gidelim,onu görmek istiyorum" Hiç görmemiştim,en büyük hayallerimden biri gerçek oluyordu.
Amcam "Gidelim ama sana bir soru sormalıyım" Sormasını bekledim. Yönünü tam bana çevirdi. "Anneni göreceksin ama nasıl bir halde olduğunu bilmiyorsun. Seni korkutmak yada endişelendirmek istemem ama..onu öyle görmeye dayanabilecekmisin?" Nasıl görmeye? Kalbim sertçe atarken "Nesi var amca?" Amcam gözlerini kaçırdı. "Beril uyuşturucu bağımlısı" Başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü sanki.
Annem bağımlıydı. Amcam merhametsizce devam etti "Babanla evliyken uğradığı tecavüzden sonra kendine gelmesi çok zordu. Kaç kez intihara kalkıştığını hatırlamıyorum bile. O zamanlar baban gerçeği bilmiyordu,hiçbirimiz bilmiyorduk. Annenin daha sen 4 yaşındayken hamile olduğunu öğrenince baban deliye döndü. Berilin onu aldattığını düşündü baban tabii. Sonra anneni bir daha görmek istemediği için evden kovdu. Annen çok direndi senden ayrılmamak için ama baban kararlıydı. Annen gerçeği anlatmamıştı bize,anlatsaydı eğer bunun olmasına asla izin vermezdim. O günden sonra baban hiçbir zaman annenin adını anmadı,andırmadı. Sanada öldü dedik işte. Bundan 2 sene önce bir telefon geldi bana,Mazhar Varoldan. Berilin yaşadığını ve kendisinin yanında olduğunu söyledi. Meğer Beril evden gittikten sonra Kürşat Varol onu birşekilde bulmuş ve sahip çıkmış. Mazharda iki sene önce bunu öğrenince anneni kullanarak benden birşey istedi. Senle evlenmek istiyordu ve benden yardım istedi. Mazharla evlenirken sesimi çıkarmamamın nedeni buydu.Yardım etmeseydimde sana gerçekleri anlatacaktı ve ben bunu istemiyordum. Babana bir sözüm vardı,tutmaya meyilliydim. Olayların bu raddeye geleceğini bilseydim asla kabul etmezdim. Mazharla evlenmene o yüzden göz yumdum. Bunun için beni affetmeni beklemiyorum ama daha fazla gizleyemiyorum..her neyse Beril karnındaki bebekten nefret ederken senin kokunu özlüyordu. Yaşadığı şeylere dayanamıyordu,her ölmek istediğinde senin bir fotoğrafını göstermişlerdi. Karnındaki bebeğe ne yaptılar haberim yok ama Beril daha fazla ayakta kalamayınca ona bir şey vermişler...sırf yaşaması için onu bir merete bulaştırmışlar. Uyuşturucudan sonra Beril bağımlı hale gelmiş. Artık her gün senin kokunu değil ilaçların tadını özlemeye başlamıştı. Kısacası annen şuan bir bağımlı ve sana nasıl bir tepki verir bende bilmiyorum. Ama eğer onu bunlara rağmen görmek istiyorsan hemen şimdi gidelim"
Annem tecavüze uğramıştı.
Hamile kalmıştı.
Babam annemin onu aldattığını düşünüp evden kovmuştu.
Kürşat ve oğlu yüzünden annem bağımlı olmuştu.
Mazhar amcamı annemle tehdit etmişti.
Ben Mazharla evlenmek zorunda kalmıştım.
Sonrada Mazhar yüzünden tıpkı annem gibi tecavüze uğramıştım.
Annem çareyi uyuşturucuda bulmuştu.
Bense çareyi annemden bulacaktım.
"Gidelim" amcam itiraz etmeden arabayı calıştırdı. Yol boyunca anlam veremediğim bir panik ve heyecan vardı içimde. Tek katlı müstakil bir evin önünde durduğumuzda heyecanım arttı. Evin kapısını çaldım titreye titreye. Kapının açılmasını beklemek azap gibiydi. Kapıyı açan kır saçlı,kahve gözlü,hafif kırışık yüzlü bir kadındı. Boğazım düğüm düğüm olmuştu. "Anne" annem önce beni süzdü. Elindeki sigara parmaklarının arasından kayıp yere düştü. Gözlerinde oluşan parıltıyla bir nebze olsun rahatlamıştım. Varlığıma inanamıyor gibi beni süzüp duruyordu. Ağlarken etrafım bulanıklaşıyordu ama önemli değildi.
"Geldim anne,buradayım" ona sarılmak istiyordum ama tepkisini ölçemiyordum. Gözlerindeki garip ifadeyle "Sen Defnemisin...sen benim Defnem misin?" Heyecanla konuşurken sesi titriyordu. "Benim annem..Defnen burada" öyle bir hızla kollarını bana doladıki bir süre tepkisiz kaldım. Başımı defalarca öpüyor,kokumu içine çekiyordu. Sımsıkı bende ona doladım kollarımı. Hıçkıra hıçkıra ağlıyorduk öylece. 25 yaşına gelmiştim ama ilk defa annemi görüyordum. İlk defa ona sarılıyor,ilk defa kokluyordum. Bunun ağırlığını tahmin bile edemezsiniz. Geri çekildi ve yanaklarımı okşadı. "Geldin...Allahıma bin şükür olsun seni görmeden toprağa koymadı beni" sessiz kaldım. Göz altlarındaki torbalar ne kadar yorgun be bitkin olduğunu ele veriyordu. Sigarada içiyordu. Üzüldüm ama belli etmedim. Annem hemen iki adım arkamdaki amcamı görünce gülümsemesi soldu.
"Senin ne işin var burada? Defol evimden!" Amcam "Beril biliyorum bana kızgınsın ama bir dinle-" annem sesini bile duymak istemiyor olacakki hemen sözünü kesti. "Defol dedim! Kardeşin hangi cehennemdeyse ona git!" yutkundum. Babamın öldüğünü bilmiyordu değil mi? Amcam sinirleri bozuk olmasına rağmen güldü. "Gidemem..gitmem için benimde toprağa girmem gerekiyor." Annemin ifadesi donuklaştı. Bunu bu şekilde öğrenmemeliydi! Annem sanki ayakta zor duruyormuş gibi tutunacak bir yer aradı. Kolunun altına girdim destek olmak için. "Anne! İyimisin anne?" Bana baktı zorlukla. Amcam hemen yetişip aldı annemi kucağına. "Beril iyi değilsen eğer hastaneye gidelim?" Annem hemen itiraz etti "Hayır! İndir beni ve git evimden. Kızımla vakit geçireceğim"
Amcamın kolundan tuttum. "İndir amca...bencede vakit geçirmeliyiz" amcam tam ikna olmasada mecburen indirdi. Annemin koluna girip "İçeriye geçelim,hem dinlenince daha iyi olursun." Annem başını salladı "Olur kızım geçelim"
Kızım.
Uzun zamandır amcam dışında kimse bana kızım dememişti.
Ağlamaklı oldum ama tuttum kendimi. Annem hayran hayran bana bakarken amcama döndüm. "Sen git amca. Anneme iyi gelmiyor burada olman. Ben çıkınca ararım seni" amcam istemeye istemeye arabasına ilerledi. Arkasına dönüp anneme baktı. Pişman olduğu buradan bile belliydi ama son pişmanlık neye yarardı?
Ama o an birşey oldu. Kulağıma gelen bir silah sesiyle uğultu koptu beynimin içinde. Herşey bir anda siyah beyaz oldu. Hafif rüzgar yüzüme soğuk soğuk vuruyordu. Sebepsizce üşüdüm. Kalbim buz tuttu sanki. Rüzgara kapılıp uçacakmışım gibi hissettim. Anneme bakmak istedim bir kez daha. Annem göz bebekleri büyümüş bir şekilde donukça bana bakıyordu. Hareketsizdi. Elimdeki sıcaklığı hissedince aşağıya baktım.
Annemin karnından oluk oluk kan akıyordu. Halisülasyon. Gözlerimi kapattım halisülasyon olmasını ümit ederek. Ama sonuç aynıydı. Annem bir anda ağırlaşmıştı. "A-Anne.." nefes almakta zorlanırken güçlükle "Merhaba..ve e-elveda Defnem"
Hayır ya...
"Anne sakın! Anne kapatma gözlerini yalvarırım bana bak" göz kapakları yavaş yavaş iniyordu "Anne hayır! Hayır ben daha yeni kavuştum sana annem ne olursun bana bak!"
Bakmadı.
Annem bana bakmadı.
Merhaba dedi ve öylesine uğramış gibi elveda etti.
"Anne!" Öyle bir bağırmıştımki sokağın ortasında ses tellerim kopacakmış gibi oldu. Elimdeki kanı gördükçe ağlıyordum. Annem daha bana gelmeden gitmişti. Amcamın yanımızdaki varlığını bile yeni farketmiştim. Telefonda birşeyler diyordu ama duymuyordum. Annem ellerimde can vermişti...
Sonra ne oldu,nasıl oldu bilmiyordum ama ben orada saatlerce oturup ağladım. Annemi bile bir saatten sonra ambulans gelip almıştı. Ama bir ceset torbasıyla. Bense annemin bıraktığı küçük bir kan gölcüğünün yanında oturuyordum. Amcamın omuzlarıma bıraktığı ceket beni ısıtmıyordu,hala üşüyordum. Ara ara beni kaldırmaya çalışıyordu ama başarısız oluyordu.
Aklımda annemin son sözleri çınlıyordu.
Merhaba ve elveda Defnem...
Ama ben anneme doyamamıştımki. Bir kere tek sarılmıştım ona.
Kokusunu yeterince çekememiştim içime. Düşündükçe ağlıyordum,ağladıkça çöküyordum. Bir sokağın ortasında annemi aldılar benden. İçim sızlıyordu kanı gördükçe.
Aradan yine dakikalar geçti. Sonra bir el uzandı bana. Elin sahibine baktım. Sarışın bir gençti,tahminimce 20'li yaşlardaydı. Deri ceketi ve boynundaki zincir aksesuarlarıyla gotik bir havası vardı. "Kalk artık oradan" düz sesiyle konuştu. "Sen kimsin?" Sorumla tutmayacağımı anlayıp elini çekti ve cebine koydu. "Emir" düz cevabıyla arkamdaki amcam kulağıma eğildi. "Berilin gayrimeşru oğlu"
Amcam söylediğinde annemin çocuğu aldırdığını düşünmüştüm ama annem doğurmuştu. Gerçek biraz sert çarpmıştı yüzüme.
Benim bir erkek kardeşim vardı.
...
Bölüm etkileşimi
