Bölümler 37Şu an: 26.
- 1 1.779 kelime
- 2 2.168 kelime
- 3 3.870 kelime
- 4 4.565 kelime
- 5 5.518 kelime
- 6 6.390 kelime
- 7 7.609 kelime
- 8 8.254 kelime
- 9 9.559 kelime
- 10 10.455 kelime
- 11 11.564 kelime
- 12 12.160 kelime
- 13 13.455 kelime
- 14 14.337 kelime
- 15 15.256 kelime
- 16 16.814 kelime
- 17 17.398 kelime
- 18 18.448 kelime
- 19 19.1.222 kelime
- 20 20.784 kelime
- 21 21555 kelime
- 22 221.599 kelime
- 23 23.1.454 kelime
- 24 24.751 kelime
- 25 25.2.211 kelime
- 26 26.1.802 kelime · Okuduğun bölüm
- 27 KARAKTER MODELLERİ18 kelime
- 28 27.1.964 kelime
- 29 28.3.538 kelime
- 30 29.2.389 kelime
- 31 30.3.222 kelime
- 32 31.2.527 kelime
- 33 32.1.189 kelime
- 34 33.1.237 kelime
- 35 34.1.306 kelime
- 36 35.2.347 kelime
- 37 373.820 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uyandığımda saat gecenin üçüydü. Ter içinde kabusun etkisinden çıkmaya çalıştım. Bir kaç dakika sonra sessizce mutfağa gittim ve bir bardak su içtim. Saatler önce olanlar o kadar sinirlerimi bozmuştuki aklıma gelince bardağı sertçe tezgaha koydum. Dışarıdan baka biri olarak düşününce kendimden nefret ediyordum. Herkez bu konudan bahsedecek ve hepsi beni suçlayacaktı. Onları birbirine düşürenin ben olduğumu düşünüp,hakkımda ahlaksızca şeyler çıkaracaklardı. Tahmin etmesi zor şeyler değildi. "Defne?" Mazharın sesiyle yerimden sıçradım. ""Ya neden sessiz sessiz geliyorsun!"
"Ne yapayım gelmeden önce mektupmu göndereyim? Su içmeye gelmiştim" benim su içtiğim bardağa sürahiden su doldurup içince şaşırmıştım. Tiksinmesini beklerdim. "Mazhar...bu gece olanlar pekte normal sayılmaz. Biliyorum Baran haddini aştı ama yinede ona biraz müsamma gösteremezmisin? Böyle giderse ikinizden biri mezara diğeride hapse girecek. Birinizin ayağını gazdan çekmesi gerekiyor. Baran bu anlayışı sağlamaz ama sen...bunu yapamazmısın, Baranı görmezden gelemezmisin?" Korkuyordum. Benim yüzümden birşey olacak diye çok korkuyordum. Mazhar "Çok geç" deyince anında ona döndüm. "Ne demek çok geç? Birşeymi yaptın?" Sorumla omuzları gerildi.
"Mazhar!" Bana cevap vermesi gerekiyordu. Hemen. "Defne odana git ve uyu" deyince ona yaklaştım. "Bana cevap ver!" Sesim yüksek çıkınca Mazhar "Bağırma Umut uyuyor" diye uyarınca kendimi kontrol etmeye çalıştım. "O zaman bana cevap ver!" Pes ederek ellerini yukarıya kaldırdı. "Pekala,teslim oluyorum savcım...konaklarını tarattım"
"NE?!" Ben bağırınca Mazhar eliyle ağzımı kapattı ama hemen kendimi geri çektim. "Sen...sen ne yaptın?" Yakasına yapıştım. "Neden yaptın böyle birşeyi?" Ellerim titriyordu ama geri çekmedim. Mazhar omuz silkti. "Yapmam gerekeni! O adam fazla bile yaşadı" ben olduğum yerde donakaldım. Ellerim gevşedi. "N-Ne demek fazla bile yaşadı?...öldümü" cevabından korktuğum soruyu sorarken sesim içime kaçmıştı. Cevap vermedi. Hızla arkamı dönüp çekmeceden büyük bir bıçak çıkardım. Saniyeler içinde yanına ulaşıp bıçağı boğazına dayadım. "Öldümü?" Bu sefer soruyu net sormuştum. Tepki vermedi önce. Ama sonra "Ne farkeder? Öldüğünü söylesem ne yapacaksın?" Sorusuyla bıçağın baskısını arttırdım. "Gebertirim!"
Bakışları değişti. Anında çevik bir hareketle bıçağı alıp fırlattı ve bana fırsat vermeden döndürüp kafamı tezgaha yasladı. Bir eliylede kollarımı arkamdan tutunca hareket edememiştim. İşte bunu beklemiyordum. Derin nefesleri kulağıma ulaşıyordu. "Yapacaktın...öldü desem hiç düşünmeden o bıçağı saplayacaktın" sesi hayretler içerisindeydi. Ondan kurtulmak için debelendim ama olmadı,kuvvetliydi. Cevap vermedim. Bir kaç dakika o pozisyonda bekledik. Sonrasında beni aniden bırakınca boşluğa düştüm. Gitmek için arkasını döndü. "Mazhar..öldümü? Bak eğer yine cevap vermezsen konağa giderim!" Alaylı bir gülüş sundu bana. Ve hiçbirşey söylemeden yukarıya çıktı. "Sen istedin!" Bende odama gidip beyaz bir tişört ve mavi kotumu giyip malikaneden çıktım.
Korumalar önümü kesince Mazharın sesi duyuldu. Balkondan "Bırakın gitsin,hatta arabanın anahtarınıda verin hızlı gitsin" diye seslenince yolumu açtılar. Anahtarı hiç düşünmeden alıp arabaya bindim. Bir dakika bile beklemeden konağa doğru sürdüm. 15 dakika sonra arabadan indim. Garip bir şekilde kapıda hiç koruma yoktu. Kapının açık olduğunu farkedince titrek bir nefes verdim. Hızla avlunun ortasına ilerledim. "Baran!" Bir kaç kez bağırdım ama kimse çıkmadı. Merdivenlere yönleedim. Bu sırada bildiğim bütün duaları okuyodum. Baranın odasına hiç düşünmeden daldım ama beklediğim manzara kesinlikle bu değildi. Ben dalınca yataktan aniden sıçrayan kadın tiz bir çığlık attı.
Bense olduğum yere çakıldım. Anadan doğma bir şekilde çıplak olan tanımadığım kadın korkuyla hala yatakta uyuyan Baranı sarsıyordu. "Baran uyan!" İzliyordum sadece. Saatler önce sathoş olduğu için uyanamıyordu. Ve tek umduğum bir daha asla uyanmamasıydı. Huysuzca uyanmayı reddeden Baran pozisyon değiştirip horuldamaya devam etti.
Ölmemişti
Ama öldürmüştü
Nasıl arabaya bindiğimi bile bilmiyordum. Tek istediğim buradan uzaklaşmaktı. Ama gidecek hiçbiryerim yoktu. Amcama gidemezdim çünkü Adıyamana geri dönmüştü. Ofise gidebilirdim ama binanın anahtarı gerekiyordu. Çaresizce arabayı malikaneye doğru sürdüm.
Ağlamayacaktım
Şimdi değil.
Korumalar malikanenin kapısını açınca arabayı park edip indim. Kapıyı çalmak için elimi kaldırmıştımki Mazhar açtı. "Ne oldu? Ölmüşmü sevdiceğin?" Gözlerim daha fazla kendini tutamamıştı. Yaşlar hızla akınca Mazharın kaşları çatıldı. "İyi geçmedi herhalde" kendimi ona atıp sarılınca ben bile şaşırdım yaptığıma. Hıçkıra hıçkıra ağlıyordum. Bu iki olmuştu,ikinci kez ona ağlıyordum. Mazhar öylece dikiliyordu. Gerilmişti. Ama beklemediğim birşey yaptı. Kollarımı kendinden çekip sertçe bıraktı. "Yanlış adres Savcım. Sevdiğinden azar işitip bana koşamazsın. Ben öyle bir adam değilim. Öyle bir adam olmayacağım. O yüzden zorlama. Kırarım kalbini kimsede toplayamaz. Ben gecenin bir yarısı eski aşığına giden bir kadına kapımı açamam, Açmam" yumuşakça beni biraz ittirip kapıyı yüzüme kapattı.
Boğazım yanıyordu. Gitmek için arkama dönüp bir adım atmıştımki durdum. Geri dönüp kapının dibine çöktüm. "Mazhar...benim kimsem yok. Annem yok,babam yok,amcam gitti." Derin bir nefes aldım. "Mazhar benim kimsem kalmadı." Ağlamamak için kendimi zorladım. "Gidecek hiçbir yerim yok..Özür dilerim. Olanlar için çok özür dilerim,ben bilemedim. Düşünemedim ben o an..ne yapacağımı şaşırdım ben..." yenilgiyle kafamı yasladım kapıya. "Ben çok büyük bir aptalım" göz yaşlarım durmadı,kapıyıda kimse açmadı. Üşüyordum,ama konu hava değildi.
***************************************
"Defne hanım,uyanın lütfen" korumalardan birinin yüzü girdi görüş alanıma. İnleyerek doğruldum. Kapının önünde boynum tutulmuştu. Üzerimdeki battaniyeyi görünce nefesimi verdim. Bunu Mazhar göndermişti. Yada öyle olmasını istiyordum. "Mazhar beyin talimatı var. 'Kapımın dibinden çekilsin ve ne hali varsa görsün' dedi. Bende sizi uyandırmak mecburiyetinde kaldım." Fazla beklemeden ayağa kalktım ve battaniyeyi ona uzattım. "Şey,telefonum ve cüzdanım odamda kaldı. Onları alıp gelebilirmisin?" Benim gitmek aptallık olurdu. "Telefonunuz ve cüzdanınızda dahil bütün valiziniz ve çantanız bagajda efendim. Sizi nereye bırakmamızı istersiniz?" Yutkundum. Ciddiydi. Pes ederek arabaya geçtim. "Herhangi bir otele sür işte"
Ortalama bir otelin öndünde inip bagajdan valizimi ve çantamı aldım. Ayarladıkları odaya yerleştim bir saat içinde. Durmak istemiyordum çünkü durdukça olanları hatırlıyordum. Bu yüzden çantamı alıp bir taksiye bindim. Ofise gidip işime bakacaktım. Oturup zırlamayacaktım.
4 Saat Sonra
"Defne hanım,bu davetiye size geldi" asistan elindeki kartı masama bırakıp çıktı. Beyaz kartın üzerindeki yazıyı okuyunca kaynar sular dökülmüstü üzerime.
Sizi bu mutlu günümüzde görmekten mutluluk duyarız
Elif Yılmaz
&
Baran Genco
Kına: Pazar 7.30
Düğün: Pazartesi 6.40
Bugün günlerden Cumartesiydi. Yani yarın akşam kına ve sonraki günde Baranın düğünü vardı. Kalbim çaroıntı yapınca ayağa kalkıp pencereyi açtım. Derin nefesler aldıktan sonra telefonuma gelen bildirimle dikkatim oraya kayı. Mazhar bana bir fotoğraf atmıştı. Davetiyenin foroğrafıydı. Hadsiz herif Mazhara bile göndermişti davetiyeyi. Mazhar mesaj attı.
Mazhar Varol
Yarın akşam 7'de hazır ol. Davet edildiğin yere gitmelisin.
Defne Varol
Şakamı yapıyorsun?
Görüldü atmıştı! Hadi ama beni zorla eski eşimin düğününe götürmezdi değilmi? Götürürdü.
Hızla Mazharı aradım
"Alo?"
"Sen ne dediğinin farkındamısın?"
"Evet"
"Hayır Mazhar! Tabikide eski kocamın düğününe gitmeyeceğim"
"Dediğin gibi. Eski kocanın düğünü. Eskiyi eskide bırak Defne. Madem seni davet etti sende gitmelisin. Bana bak sakın beyaz giyip 'bu nikah kıyılamaz' gibi klişelere girme."
Ağzım açık kalmıştı resmen. "Mazhar seni bilmem ama ben gelmeyeceğim" kesin ve netti.
"Yarın 7'de"
Deyip suratıma kapattı! Bu,geleceksin demek oluyordu. Sinirle telefonu masaya fırlattım. Davetiye gözüme çarpınca birşeylerin kırıldığını hissettim. Keşke bu kadar hata yapmasaydın Baran. Belki o zaman bir geleceğimiz olabilirdi. Bunu onun yüzüne söylemeyi herşeyden çok istesemde olmayınca olmuyordu işte. Şuan bu halde olmamızın tek suçlusu Barandı. Üstelik sanki ben ona ihanet etmişim gibi triplere giriyordu. Beni düğününe davet etmesi...iste bu son nokta demekti. Belki toparlanabilirdik ama ihaneti ve bu son hareketi olmamıştı. Olmasındı zaten. Bu saatten sonra geçmiş geçmişte kalmıştı benim için. O yüzden düğüne gidecektim. En azından benim için herşeyin bittiğini anlardı Baran.
Ama önemli birşey daha vardı.
Kınada ve düğünde giyecek hiçbir şeyim yoktu!
***************************************
Kına için hazırlığım bitmişti. Sıkıca at kuyruğu yaptığım saçlarım halka küpelerle uyumlu olmuştu. Elbisemde içime sinmişti.
Çantamı alıp otel odasından çıktım. Otelin önünde duran Mazharın arabasına bindim. "Naber?"soruma yanıt vermedi. Muhtemelen bana hala kızgındı. Önüme döndüm bende fazla umursamadan.
Ben Baranla evlenirken gelinlik bile giymemiştim. Düğün falan olmamıştı ama bu kız herkimse kına bile yapılıyordu. Kına konağın avlusunda olacaktı. Kadınlar avluda eğlenirken erkekler üst katın balkonunda oturacaklardı. Yol boyunca Mazhar hiç konuşmamıştı. Nihayet konağın önünde durduk. Avludaki davul zurna sesleri kulağıma geliyordu. Mazharın kolunu uzatmasını bekledim ama olmadı. Direkt konağa girdi önden. Bende arkasından girdim. Mazhar benle hiç iletişime geçmeden üst kata çıktı. Avluda müzik eşliğinde oynayan karınlar mutlu görünüyorlardı. Ortadaki sandalyede oturmuştu gelin. Elif buydu. Akyazdı. Kırmızı bindallısının içinde etrafa gülücükler saçıyordu. Kırmızı ruju,abartılı makyajı...her bir zerresini incelemek istiyordum. Güzeldi. Çok güzel hemde. Kenardaki misafirler için yerleştirilen sandalyelere ilerledim. Birde kalkıp göbekmi atacaktım. Ben oturduktan 5 dakika sonra duygusal bir şarkı çalmaya başladı. Aynı anda merdivenlerden inerken,omzunda yeşil duvağıyla gülümseyerek indi Baran. Etraftakiler zılgıt çalmaya başladı. Baran gelinin yanındaki sandalyeye yerleşti. Erkeklerde yukarıdaki balkondan izliyordu olanları.
Genç kızlar ellerinde mumlarla çıktı mutfaktan. Bir kız aceleyle yanıma gelip elime mum tutuşturdu. "Abla sayımız az sana zahmet sende katılsana" deyip birşey söylememe müsade etmeden kolumdan tutup çekiştirdi. Nereden bilebilirdi damadįn eski karısı olduğumu. Bunu o an dile getiremedim ve kızların arasına girdim. Gelin ve damadın etrafında halka oluşturdular. Müzikle aynı ritimde dönmeye başladılar. Bende uymak zorunda kaldım. Bir oynamadığım kalmıştı. Kafamı kaldırınca balkondan çatık kaşlarla bana bakan Mazharla göz göze geldim. Lanet ederek önüme döndüm. Gözüm gelin ve damata kayınca yutkundum. Baran hayretle bana bakıyordu. Bunu beklemiyordu,bende beklemiyordum. Hızla bakışlarımı kaçırdım. Bu müzik durmalıydı çünkü gelinden çok benim gözümden yaş gelmişti.
Yüksek yüksek tepelere el vurmasınlar
Saçmaydı biliyordum ama bu ağırdı. Şuan olduğum konum kaldıramayacağım kadar ağırdı. Ama ben bilememiştim,kaldırabilim sanmıştım. Elif denen kızın hıçkırık sesi gelince durduk. Ama müzik durmadı. Baranın annesi elinde bir tepsiyle geldi. Beni farketmemişti o kalabalıkta. Gelinin duvağını açtı ve tepsideki altın kesesini aldı. Kızın bir avcuna bir tam altın koydu ama kız diğer avcunu açmadı. Bir altın daha koydular ama kız yine açmadı. Bu böyle 10 altına kadar gitti ve kız elini açtı. Eski kaynanam tepsideki kınayı aldı ve gelinin avcuna sürdü. Tüm bu süreçte tek temennim Baranla göz göze gelmemekti. Zira onun gözü hep benim üzerimdeydi. Herkesten zılgıt sesleri gelince hareketli bir müzik çalınca hızla kalabalıktan sıyrıldım ve yolunu bildiğim lavaboya ilerledim.
Yüzüme su çarptım biraz. Derken lavaboya o girdi, Baran. Kapıyı kilitleyip hızla yanıma ulaştı. Ağzımı açmıştımki dudaklarıma yapışınca susmak zorunda kaldım. İşte bunu hiç beklemiyordum. Ben donup kalırken o uzunca bir süre öyle kaldı. Son öpücükmüş gibi.Geri çekildi yavaşça ve yutkundu. Şaşkınlıktan ne yapacağımı bilmiyordum. "Burada olmamalıydın!" Bunu kendine söyler gibiydi. Beni davet ettiğine pişman olmuştu. Bende boğazımı temizledim ve ona yaklaştım. "Doğru,burada olmamalıyım" gözlerini kısmış bana bakıyordu. Ama bir kaç saniye sonra lavaboda bir ses yankılandı. Ona tokat atmıştım,ona çok sert bir tokat atmıştım. "Bir daha sakın bunu yapma!" Biliyorum biraz geç olmuştu ama nihayet aklımı başıma toplayabilmiştim. Baran sessizce yüzüme bakıyordu. "Neden, Kocan duyar diyemi korkuyorsun?" yapmacık gülüşüyle hayretlere düştüm. Bu kadar pislik olamazdı! Ben onun bu hallerine dayanamadan kapıya ilerledim ama kolumdan tuttu. "Nereye?" Sertçe çektim kolumu "Cehennemin dibine!" Kilidi açıp avluya çıktım. Eğlence devam ediyordu. Kafamı kaldırıp yukarıya baktım. Mazhar aynı yerde beni izliyordu.
Siktir!
Baranın peşimden lavaboya girdiğini görmüştü. Bakışlarında birşey aradım ama yoktu. Boş bakıyordu,hissizce. Aşağı indi. Bana dışarıyı gösterince peşinden gittim. Arabaya bindiğimizde bile fazla sessizdi. Sanki nefes bile almıyordu. Dışarıyı izliyordu sadece. "Mazh-" Adını söyleyemeden
"Kes sesini!" Öyle bir bağırmıştıki olduğum yerde sıçramıştım. İşte şimdi bakışlarındaki kızgınlığı görebiliyordum. Derin nefes sesleri beni ürkütüyordu. "Sana yemin ederim birşey olmadı" ben kendimi savunmaya çalışırken Mazhar hızla dibime kadar geldi. "Eğer rujun dağılmamış olsaydı,bu yalana inanabilirdim" sessiz,sakin ve tane tane söylemişti bunu. Yutkunamadım o an. Şimdi ne halt edecektim?
...
"Pardon" deyip çıktım odadan. Nasıl arabaya bindiğimi bile bilmiyordum. Tek istediğim buradan uzaklaşmaktı. Gidecek yerim yoktu. Amcama gitsem sorgulayıp duracaktı. Bu yüzden malikaneye geri gitmeye kararı
Bölüm etkileşimi
