KADER kitap kapağı

28. bölüm / 37

27.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 27.

Olduğum yere öyle bir sinmiştimki Mazhar üzerime eğildi. "Senle bir anlaşma yapmıştık! Parmağındaki yüzüğe ve odandaki nikah cüzdanına saygın,banada sadakatin olacaktı!" Bağırmıyordu,kükrüyordu. Onu ilk kez böyle görüyordum. "Mazhar be-" işaret pamağını dudağına götürünce susmam gerektiğini anladım. "Ne yapacaksın?" Soruma karşılık boğazını temizledi. "Belkide burada olmamamız gerekiyor" ne dediğini anlamamıştım. Konuşmaya devam etti. "Mardinden gidiyoruz,temelli!" Ağzım açık kalmıştı. "Ne demek gidiyoruz,nereye gidiyoruz,neden gidiyoruz?" Ardarda sorduğum sorulara aldırış ediyor gibi değildi. "Mazhar!"

Bıkkınlıkla nefesini verdi. "İstanbula gideceğiz,ailemin yanına. Sebebini merak ediyorsan aynaya bakman yeterli olacaktır. Baranla aynı yerde olmanızı istemiyorum,zira sana olan güvenim bir kez daha kırıldı. Daha fazlasına müsaade edemem." Tam ağzımı açmıştımki "İtiraz yok,konu tartışmaya kapalı! Otele gideceğiz ve eşyalarını toplayacaksın" yüksek çıkan sesine karşılık veremedim ve başımı salladım. Kendi kendine söylenircesine "İşlerimize İstanbulda idare edeceğiz mecbur" merakla doğruldum. "Ne işi,hangi iş?" Neyle uğraştığını,mesleğini bilmiyordum ama parlak bir doktor olmadığı barizdi. Mazhar yan bir bakış attı cevap verme gereği duymadan.

Otelden eşyalarımı topladıktan sonra malikaneye dönmüştük. Oradaki eşyalarımıda toparladım. Bu sırada Mazharda Umutun eşyalarını topladı. Ben salona geçip oturdum işim bitince. Geç olmuştu,Umut uyuyordu. Mazharda salina gelip tekli koltuğa yerleşti. "Mazhar...bizim evliliğimizin amacını unuttun sanırım. Biz Barandan intikam almak için evlenmedikmi? Şimdi Barandan uzağa gidince bu evliliğin ne anlamı kalacak?" Ben onun cevabını beklerken o camdan dışarıyı izliyordu. "Evet,amaç intikamdı. Halada öyle. Sen kendi intikamını yeterince aldın. Sıra benimkinde" kaşlarım çatıldı. "Senin intikamın? Mazhar senin Baranla derdin ne?" Sorumdan hemen sonra birşeyler hatırladım. Mazhar Ceylanın ölümünü Baranla ilişkilendirdiğini söylemişti.

"Ne yapacaksın ona? Benimle nasıl bir intikam almayı planlıyorsun? Evlendik ve bu Barandan intikam almana yetmedimi?" Öne doğru eğilmiştim. Mazhar yavaşça başını bana çevirdi. "Yetmez. Onun herşeyini elinden alacağım. Parasını,itibarını,ailesini,hayatını" durdu bir süre bakışları üzerimde gezdi. "Karısını...yani eski karısı" sinirle kendi söylediğini tükürdü. Yutkundum. "Ailesini derken,öldürecekmisin onları?" Korktuğum cevap geldi. "Gerekirse evet." Ve kalkıp gitti. Mazhar Varol nasıl bir kara delikti bilmiyordum ama ona yaklaşan içine çekiliyordu. Bunları yapacak kadar gözü karamıydı? Belkide onu yeterince tanımıyordum. Öyleydide.

***************************************

"Defne abla valizimi kendim taşıyabilirim!" Umut kendini paralarken ona gülümsedim. "Gerek yok tatlım,bende taşıyabilirim" ısrar etmedi ve arabaya bindik. Hava alanına doğru ilerledi araba. Hayat ne garipti değilmi? Beni ordan oraya savuruyordu. Belli etmesemde korkuyordum. Hiç bilmediğim biryere,kimsemin olmadığı biryere. Mazharın bir ailesi olduğunu bile dün öğrenmiştim ve onlarla tanışmak istemiyordum. İnsan kotam doluyu. İşime gelirsek. Yıllık iznimi almıştım,bu adrenalinde davalara bakabileceğimi düşünmüyordum. Ve Baran...
Baran benim için boşluktu,onun hakkinda ne düşüneceğimi,ne hissedeceğimi,ne yapacağımı bilmiyordum. Baran demek bilinmezlik demekti benim için. Kalbim sıkışınca camı açtım.

Umut babasını dürttü. "Babaannemlere gideceğiz değilmi baba?" Mazhar başını sallamakla yetindi. Umut " Yes be! Orada kalacağız değilmi babacığım?" Mazhar ona döndü. "Hayır Umut. Kendi evimizi tutacağız" rahat bir nefes vermiştim. Birde tanımadığım kişilerle aynı evde kalmak iyi bir fikir gibi gelmiyordu. Umut dudağını büktü. "Ama baba ben zelişi özledim,onunla kalmak istiyorum" ısrarına karşı Mazhar "Bunu gidince tekrar konuşuruz" Umut mutsuzca önüne döndü.

Hava alanına vardık. Uçak 13.40 ta kalkacaktı. Saat 13.30'du. Beklemeye başladık. Biz gitmeye hazırlanırken Baran düğününe hazırlanıyor olmalıydı. Kötü bir histi. Tarif bile edemediğim bir his. Anons geçince hareketlendik. Uçağa yerleştik. Mardin macerası burada bitmişti. Bana hayatımın en kötü günlerini yaşatmıştı bu şehir. Ama yinede sevmiştim...Mardini benimsemiştim.

~Barandan~
Arabada son gaz havaalanına gidiyordum. Abim Kenan yan koltukta beni vazgeçirmeye çalışıyordu. Bana Defnenin ve Mazharın gideceğinide o söylemişti. Nikah masasında kulağıma fısıldadığı an kalkıp konağı terkettim. Arkamda bıraktıklarım umrumda bile değildi. "Baran Elif kim bilir ne halde hadi dönelik geri" sinirle ona döndüm. "Sen ne olsun istiyorsun ya? Masada kulağıma Defneyle Mazhar gidiyor diyen sen değilmiydin,benim o masadan kalkacağımı biliyordun! Şimdi niye geri dönelim diyorsun?" Kenan geri döndüğünden beri birşeylerin peşindeydi. Ne kadar sorsamda söylemiyordu.

"Lan o an aklıma geldi söyleyeyim dedim" inanamayan bakışlar atsamda fazla ilgilenmeden saate baktım. 13.35'ti. Uçak ne zaman kalkacaktı onuda bilmiyordum. Gaza yüklendim sadece. Havaalanı 2 dakika uzaklıktaydı. İlerideki polisleri görünce bir küfür savurdum. Durursam kaçırabilirdim. Polisler durmam için el sallasalarda durmadım. Yanlarından hızla geçtiğimde Kenan bana küfür ediyordu. Polisler arabalarına binip bizi takibe aldı. Ceza yemek umrumda değildi. Defne gidemezdi,gitmeyecekti. Onla bir kere bile konuşamamıştım. Nihayet havaalnina geldiğimde koşarak içeriye girdim. Sorumlunun yanına gittim. "Merhaba Mardin-İstanbul uçağ-" ben lafımı bitirmeden kadın "Maalesef efendim biraz önce uçak kalktı,Kaçırdınız. İsterseniz bir sonraki uçuş için bile-"

"Sen ellerini kaldır!" Çaresizce gözlerimi yumdum. Ellerimi kaldırıp polislere döndüm. Yetişememiştim.

***************************************

~Defneden~
3 saat sonra

Merkezden bu kadar uzağa gideceğimizi düşünmemiştim. Hayatımda bu kadar büyük bir malikane görmemiştim.

"Mazhar burası ailenin evimi?" Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı. "Hayır, küçük bir işim var. Bir arakadaşla konuşup geleceğim. Sizde arabada beni bekleyeceksiniz,arabadan inmeyin" uyarısını yaptıktan sonra arabadan indi. "Saray mübarek" ben kendi kendime konuşurken Umut güldü. "Ne gülüyorsun?" Ciddi zormuştum. "Hiiiç,komik bir ifaden var" kelime haznesi neden bu kadat geniş? Küçük çocuğada maskara olmuştum!

"Umut,burası kimin evi? Sen tanıyorsundur belki" sorumla Umut ilgisizce "Bende tam bilmiyorum. Babam yılda iki kere buraya geliyor. Geleceği zamanlardada beni babaannemlere bırakıp onlara beni korumaları gerektiğini söylüyor. İki yıldır fark ettiğim birşey bu. " merak etmiştim ister istemez. Neden Umutu korumalarını istiyorduki? Korumasında sorun yok ama neden yılda iki kez ve neden hep bu zamanlarda özellikle önlem alıyordu?

İnip baksam ne olurdu? Hadi ama beni vuracak yada kaçıracak değillerdi ya. Ayrıca bir cumhurriyet savcısına silah çekecek cesareti bulacaklarını sanmıyordum. Öndeki şoföre "Mazhar mesaj atmış,yanına gitmemi istiyor. Sen Umuta göz kulak ol" şoför tereddüt etsede kapının kilidini açtı. Arabadan inip malikanenin kapısına kadar gittim. Derin bir nefes verip kapıyı çaldım. Kapıdaki kameranın ışığı yandı. Mikrofondan ses geldi. "Kimsin?" Kalın sesi duyunca irkildim ama belli etmedim. "Ben şey eee...Mazhar Varolun eşiyim" Adam bir soru daha yöneltti. "Şifreyi söyle" deyince anlamayarak "Ne şifresi anlamadım?" Dedim kameraya bakarak. Cevabımdan saniyeler sonra üzerimde yanan kırmızı noktalarla olduğum yere çakıldım. Göğsümde sayısız nokta vardı.

Hassiktir!

Birileri beni hedefi haline getirmişti ama etrafta kimse görünmüyordu. Korkuyla birilerini aradım ama kimse görünmüyordu. "Kimsin?" O kalın ses tekrar gelince titreyen sesimle "Söyledim ya Mazharın eşiyim!" Nefes almak zorlaşıyordu. "Son kez soruyorum. Kimsin ve kimin adamısın" sinirlerim bozulmaya başlamıştı. Kameraya döndüm hızla. "Bana bak gerzek şu manyaklara söyle indirsinler silahları! Ben Cumhurruyet Savcısı Defne Ard- ay pardon- Defne Varolum" belki bu onları durdururdu. Ses gelmedi bir süre. Kapı açıpınca şaşırdım ama hemen toparladım. "Ha şöyle,adan olun ya" içeriye iki adım atmıştımki maskeli adamların etrafımı sardığını farkettim. Biriside arkamdan kapıyı kapattı. Hepsi elindeki silahları bana doğrultmuştu. Nutkum tutulmuştu. "Baylar siz beni yanlış anladınız ben..şey" kendimi açıklamaya çalışsamda bir anda durdum. Mazhar bu evdeydi.

Yutkundum ve avazım çıktığı kadar bağırdım "Mazhar!" Adamlar anlamayarak birbirlerine baktılar. "Mazhaar! Koş karını öldürüyorlar,imdat!" Sesim yankılanınca ben bile yüzümü ekşittim. Sağ taraftaki merdivenlerden hızla inen Mazharı görünce rahatladım. "Defne?" Adamları iterek yanıma ulaştı. "Ne oluyor lan burada?!" Onun bağırmasıyla adamlardan bazıları silahları indirdi. Tek birisi silahını indirmedi. Mazhar başını yana doğru eğdi. "O silahı senmi indirirsin yoksa benmi senle birlikte indireyim?" Sakin çıkan ses tonu ürkütücüydü. O adamda silahı indirince Mazhar hızla bana döndü.

"Ne işin var senin burada?" Sustum çünkü herhangi bir açıklamam yoktu. "Asıl senin ne işin var burada? Nasıl biryer burası!" Olayı kendi aleyhime çevirmeye çalışıyordum. Merdivenlerden bir kaç adam daha indi. Aralarından uzun boylu cüsseli bir adam yanımıza geldi ve mahçubiyetle ellerini önünde birleştirdi. "Mazhar bey biz Vedat bey adına sizden ve eşinizden çok özür dileriz,bir yanlış anlaşılma olmuş" Mazhar "Sıkıntı yok" deyip kestirip attı. "Ne demek sıkıntı yok Mazhar? Bunlar beni gelmesen öldürüyorlardı be!" Susacak değildim herhalde. Adamlardan kısa olan "Belkide sen olmaman gereken yerlere gelmemeliydin küçük hanım." İğneleyici sözlerle beni süzdü. "Pardon? Ben az önce 14 mermiyle hayatımı kaybedebilirdim ve siz bana 'burada olmamalıydınız' mı diyorsunuz?" Şalterlerim atmıştı. Mazhar elini belime yerleştirip üzerime eğildi ve kısık bir sesle "Defne sus,biraz daha konuşursan seni kendi yöntemlerimle susturmak zorunda kalacağım"

Hadi ama! Mazhar son günlerde neden bu kadar korkutucuydu?! Ağzımı kapadım. Kısa boylu adam yarım ağız güldü. "Az önceki 14 mermiyi hak ettiğinizi düşünmeye başladım" bu cibiliyetsiz neden benle uğraşıyordu? "Hadi ya! Sendenmi korkacağım ben tarla faresi?" Ona bir kaç adım atmıştım ama Mazhar beni geri çekti ve gülüşünü bastırmaya çalıştı. Adam baya bozulmuştu. Pis bakışları beni delik deşik etmek istediğini ele veriyordu. Mazhar "Pekala beyler biz ufaktan kaçalım" dedi ve küçük bir baş selamından sonra benide alıp malikaneden çıkardı. Arabaya bindiğimizde birşeyler söylemesini bekledim. Daha doğrusu bağırıp,çağırmasını bekledim ama o bir anda kahkaha atmaya başladı.

Umut ve ben garip garip ona bakarken o dahada fazla gülüyordu. "Ne gülüyorsun be!" Sinirlerimi bozan bir gülüşü vardı. "Tarla faresi ha?" Tekrar gülmeye başlayınca bende istemsizce güldüm. O an orada Mazhardan güç alıp bunu söylemiştim ama içimde rahatlamıştı. Umut anlamayarak bize deliymişiz gibi bakıyordu. Omuz silkerek önüne döndü. Bu çocuk bize bir kafa büyüktü. Mazhar nihayet krizden çıkıp kendine geldiğinde bende ciddi durmaya çalıştım ama yol boyunca ne zaman göz göze gelsek yanaklarının içini ısırıyordu. Deniz kenarındaki bir yalının önünde durmuştuk. Mazhar gerilmişti,bunu faketmem uzun sürmedi. "Çokmu zor olacak?" Cevabından korksamda sormuştum. Mazhar başını salladı. "Hemde çok...Defne içeride ne olursa olsun kendini kontrol edeceğine dair bana söz vermeni istiyorum"

"Mazhar neyle karşılaşacağımı bilmiyorum ve maalesef sana bunun için söz veremem. Versem bile tutabileceğimden emin değilim. Beni buna zorlama lütfen" Belliki iyi şeyler yaşanmayacaktı ve ben bu sözü tutamayacaktım. Mazhar "Pekala,fazla ileriye gitmeden önce onların benim ailem olduğunu göz önünde bulundur" diyerek Umutun elini tutup zili çaldı. Bir süre sonra kapıyı akyaz,uzun,beyaz tenli ve tabiri caizze taş gibi bir hatun açtı. Büyük,kahve gözlerini kırpıştırdı Mazhara bakarak. Mazhar muzip bir ifadeyle kadına gülümsedi. Kadın yutkundu önce,sonra Mazharın boynuna öyle bir atıldıki sanırsın askerden dönmüş.

"Mazhar,geldin!" Atapot gibi sarmıştı adamı ve bırakmıyordu. Kardeşi olduğunu umarak kafamı başka bir tarafa çevirdim. Bu sırada Umut hemen içeriye girdi. Mazhar baktı bırakmıyor kendini geri çekti. "Sakin Gamze. Yeni geldik yol yorgunuyuz bir izin verde içeri geçelim" bencede sakin Gamze. Kadın beni yeni farketmiş gibi gözlerini üzerimde gezdirdi. "Misafirin var galiba" az önceki mutluluğundan eser yoktu.
Misafir derken?

Doğrudan Mazhara baktım birşeyler söylemesi için. Mazhar rahatsızca kıpırdandı. "Hadi içeriye geçelim"
Ailesi evlendiğini bilmiyordu değilmi? Al başına belayı! Gamze denen kadın geri çekilince içeriye girdik. Eski ama antik heykeller,kandiller,süs eşyaları,duvar saati... nostaljik bir hava vardı. Ahşap tonları tercih edilmişti büyük salonda. İç karartıcı görünebilirdi ama büyük camdan görünen uçsuz bucaksız deniz manzarası bunu engelliyordu. Salondaki bej koltuk takımı boş değildi.

Tekli koltukta yaşlı bir kadın oturuyordu. Tahminimce 60-65 yaşları arasındaydı. Yaşlı olmasına rağmen tarzı dikkat çekiciydi. Kırık Beyaz bir takım üzerindeydi. Eteği dizlerinin altında bitiyordu. Topuklu ayakkabılarını görünce ıslık çalasım gelsede dudaklarımı birbirine bastırdım. Kadının eldivenleri ve başındaki beyaz zarif şapka kendimi dönem dizisinde gibi hissetmeme neden oldu. Mazharın annesi olduğunu düşünüyordum. Bu jadar yaşlı olacağını tahmin edememiştim. Gözleri masmavi ve canlıydı. Diğer tekli koltuktaysa esmer,beyaz tenli 50-55 yaşları arasında olduğunu düşündüğüm başka bir kadın oturuyordu. Siyah kalem bir elbise giymişti ve oldukça şıktı. Topuz yaptığı saçları kulağına,boynuna taktığı inci kolyeyi ve küpeleri öne çıkarıyordu. Mazhar yaşlı kadının elini öptü. "Nasılsın babaanne?"
Babaannemi?
Tabii ya bu kadar yaşlı olamazdı. O zaman diğer koltukta oturan kadın annesi olmalıydı. Yaşlı kadın Mazharın omzuna hafifçe vurdu iki kere. "İyiyim çok şükür,seni yamacımda görünce daha iyi oldum" Mazhar gülümseyerek karşılık verip diğer kadının-yani annesin- elinide öptü. Ama salondaki kişi sayısı bu kadar değildi. Çift kişilik koltukta yan yana oturan iki kadın daha vardı.
Bu evde neden bu kadar kadın vardı?

Bir kadında yine 50-55 gösteriyordu ama hemen yanında genç kız 18 en fazla 20 vardı. Anne kız olduklarını düşünmüştüm çünkü çok fazla benziyorlardı. İkiside sarışın,yeşil gözlüydü. Mazhar onlarada ufak bir baş selamı verince hoşgeldin faslı bitmişti.
Yani Mazharın hoşgeldin faslı

Salondaki bütün kadınlar bir anda bana odaklanmışlardı. Babaanne "Misafirini bizimle tanıştırmayacakmısın?" Deyip beni süzdü. İyiki mini etek falan giymemiştim. Siyah sıfır kol bir takım giymiştim. Mazhar "Babamlarda gelsin,öyle tanışırsınız. Sahi nerede onlar?" Annesi "Sabah erkenden çıktılar onlar. Geç gelirler,o yüzden bizi arkadaşınla tanıştırabilirsin" beklenti dolu bakışlarla oğluna baktı. Sonra dikkatini çekmiş gibi gerginlikten salladığım bacağıma. Hemen durdum farkedince. Mazhar derin bir nefes verdi ve gözlerini bana dikti. "Öncelikle Defne benim arkadaşım değil" Babaannenin kaşları havalandı. "Yakınlık derecenizi öğrenebilirmiyim Mazhar?"
Mazharın omuzları gerilmişti. Gamzeye çevirdi bakışlarını. Aralarında yine bakışma geçince duruma sinir olmuştum. Hadi ama!neden bu kadar zorlanıyorduki? Bir adım öne çıkıp Mazharın koluna girdim.

"Karısıyım"

...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

292okunma 14beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…