Bölümler 37Şu an: 23.
- 1 1.779 kelime
- 2 2.168 kelime
- 3 3.870 kelime
- 4 4.565 kelime
- 5 5.518 kelime
- 6 6.390 kelime
- 7 7.609 kelime
- 8 8.254 kelime
- 9 9.559 kelime
- 10 10.455 kelime
- 11 11.564 kelime
- 12 12.160 kelime
- 13 13.455 kelime
- 14 14.337 kelime
- 15 15.256 kelime
- 16 16.814 kelime
- 17 17.398 kelime
- 18 18.448 kelime
- 19 19.1.222 kelime
- 20 20.784 kelime
- 21 21555 kelime
- 22 221.599 kelime
- 23 23.1.454 kelime · Okuduğun bölüm
- 24 24.751 kelime
- 25 25.2.211 kelime
- 26 26.1.802 kelime
- 27 KARAKTER MODELLERİ18 kelime
- 28 27.1.964 kelime
- 29 28.3.538 kelime
- 30 29.2.389 kelime
- 31 30.3.222 kelime
- 32 31.2.527 kelime
- 33 32.1.189 kelime
- 34 33.1.237 kelime
- 35 34.1.306 kelime
- 36 35.2.347 kelime
- 37 373.820 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Defne!"
Mazhar içeriye dalınca hemen göz yaşımı silip doğruldum. Yerdeki cam parçlarına baktı. Aramızdaki mesafeyi bir kaç adımda kapattı ve "İyimisin?" Diye sordu. İyimiyim? Mükemmelim! Sinirlerim bozulmuştu. "İyiyim" kısa cevabımla rahatlamış gibiydi. Kaşlarım havalandı.
"Çokmu merak ettin?" Cilveli çıkarmaya çalıştığım sesim kendimi bok gibi hissetmeme neden olmuştu. Kaşları çatıldı "Sana birşey olursa amcan yakamı bırakmaz. Kendi iyiliğim için evet. Seni merak etmek zorundayım." Savunması beni hayrete düşürmüştü. İstemsizce güldüm. Bakışları elimdeki kağıda kayınca gülümsemem soldu. "Baranmı?" Sorusunu başımı sallayarak cevapladım.
"Ufak bir mesaj iletmiş." Yerdeki camları umursamadan tekli deri koltuğa oturdum. "Ne mesajı?" Kağıttaki nota baktım bir kez daha. "Tebrik mesajı. Hayırlı olsun gibi birşey" cevabım onu soru işaretlerine itsede "Her neyse. Ben bir bakayım müsait oda varmı diye. Bu gece burada kalamazsın" dedikten sonra odadan çıktı.
Ben pencereye yaklaşıp dışarıya göz atarken Mazharın "Defne gel hadi" diyen sesiyle geri çekildim. Gel derken? Gelirmisin dese daha iyi olurdu aslında.Olduğumuz katta başka bir odaya gittik. "Merak etme Baran konusunu halledeceğim. Ama şimdi uyusan iyi olur. İyi geceler" arkasını döndü ama refleksle kolunu tutmuştum. Omzunun üstünden kaşlarını çatarak kolunun üzerinde duran elime bakıyordu. Kızmışmıydı? Hızla elimi geri çektim. "Pardon. Ben sadece...az önceki olay biraz rahatsız ediciydi. Yani istesemde uyuyamam. Bunu sana söylemem ne kadar mantıklı olur bilmiyorum ama tek başıma kalmak istemiyorum."
Gözlerini kısmış dik dik bakıyordu. "Yani yanlış anlama birlikte uyuyalım falan demiyorum. Sadece korkuyorum ve tek kalmak istemiyorum. Sen yatakta uyursun bende şu koltukta otururum. Uyuyamam zaten" O böyle baktıkça elim ayağım birbirine giriyordu. "Defne?" Adımı biye söylüyorduki! Söylemesindi. "Hı?" Efendim diyemedim tabi. Bir adımla aramızdaki mesafeyi kapattı. Allahtan boyu uzunduda burun buruna gelmiyorduk. "Ben uyurken sende beni izleyeceksin ha?"
Efendim? Böyle söylemek istememiştim! Ellerim terliyordu. "Ne münasebet! İşim gücüm yok senin horultunu dinleyip,Çirkin suratını izleyeyim. Sen varya o dediğini rüyanda bile göremezsin. Hem ne fesat birşeysin. Öylemi dedim şimdi,ne çarpıtıyorsun! Sen yarın öbür gün-"
"Defne?" Yine yapıyor işte ya. "Ne var!' Omuzlarımı tuttu. "Nefes al Defne" Dudaklarımı aralasamda hiçbirşey diyememiştim. Heyheylerim halay çekiyordu resmen. Sertçe omuzlarımı tutan kollarını ittim. "Sanane! Sanamı soracağım nefesimi ne zaman alacağımı? Ayrıca bir daha bana öyle emir kipiyle konuşursan nikan mikah dinlemem basar giderim silah falanda unurumda olmaz!"
Bana öyle bir bakıyorduki varlığıma inanamıyormuş gibi. "Hey Allahım nasıl birşey bu. Kapatma tuşu falan yokmu bunun?" Laf yetiştirme yeteneği benimkinden daha iyiydi. Sinir bozucu. "Bana bak seni bir tuşlarım kapanmayı unutursun! Defol git odamdan vazgeçtim. Senle aynı odada kalacağıma Baranın beni almasını beklerim daha iyi"
Ben onu kışkışlarken sinirle "Kimi kimden alıyor o piç! Sen daha çok beklersin alınmayı. Manevi olarak seni tam bir imtihan vede baş belası olarak görsemde resmiyette karımsın ve karımı evimden alacak adam daha anasının karnından doğmadı!" Normalde şu haline baksam kıskanç bir eş derdim ama tek derdi kendi gururuydu. Bende başka bir şey beklemiyordum zaten. Başka bir şey olmasında zaten! "Bittimi erkek adam şovların. Bittiyse uykum var defol artık"
Hala sindirememiş olduğu öfkesinide onuda kapı dışarı ettim. Kapıyı kilitledim ve tekli koltuğa oturdum. Uykum gerçekten vardı ama uyumaya cesaretim varmıydı bilmiyordum...
~Ertesi gün~
Boyun ağrısıyla uyandığım sabaha lanetler okuyarak ayağa kalktım. Korksamda uykum galip gelmişti. Koltuk boynumun tutulmasına neden olsada en azından uykumu almıştım. Komidinin üzerindeki dijital saat 09.50 yi gösteriyordu. Odadan çıkmak için kapıyı açtım ama gördüğüm şey duraksamama neden oldu. Duvarın dibine çökmüş bir şekilde uyuyan Mazhar Varolu beklemiyordum. Gece buradamı uyumuştu?
Uyurken ne kadarda masum görünüyordu. Sanki hiç tehdit ederek benle evlenmemiş gibi. Olanlar birbir zihnimden geçince yine sinirlenmiştim. Hiçte masum değildi! Etrafıma bakındım sebepsizce. Aklıma gelen fikirle sırıttım. Odaya geri döndüm ve dün gece gördüğüm vazoyu elime aldım. Vazoyu sertçe yere attım ve aynı anda çığlık attım. Sonrasındaysa hızla yere yatıp gözlerimi kapatmıştım.
İçimden saymaya başladım. 1234...5! "Defne!" Bingo! Gülmek istesemde yapmadım. Yanıma koştuğunu tahmin etmek zor değildi. Yanıma çökmüştü. Bir yandan beni sarsarak "Defne,uyan!"diyordu. Şaşkoloz yüzünü görmeyi çok istiyordum. Telaşlı ve aceleci sesini duyuyordum. Beni kucağına hızla aldığında afalladım.
Koşar adımlarla ilerleyince kendimi daha fazla tutamadım ve kahkahayı bastım. Ben katıla katıla gülerken o anlamlandıramadığı gülüşümü dinliyordu. Kaşları çatılmıştı yine. Derin bir nefes verip beni indirdi. Ben gülmemi durduramıyordum. Mazharsa ciddi ifadesiyle bu şakanın bitmesini bekliyordu.
"Sen...manyak kadın!" Kalın sesiyle beni azarlıyordu. Nihayet gülüşüm durunca bende derin bir nefes aldım. Ona baktım gülümseyerek. "Hiç öyle bakma. Ben demiştim sana cehennem olacağım diye. Bu daha başlangıç" her bir kelimemde morarıyordu. "Yeter! Bir daha böyle saçmalıklar yapayım deme"
Bende ciddi ifademi takındım. Ona yaklaştın. "Yaparsam ne olur?" Oda yüzüme doğru eğildi. "Dene ve gör" yine tehdit ediyordu. Gelde sinirlenme. "Siktirgit!"dedim ondan uzaklaşırken. "Küfür etmesen olmazmı?" Ciddimiydi? "Olmaz!" Ben odaya ilerlerken Mazhar orada dikilip beni izliyordu. "Bana bir kaç parça kıyafet bul ve yardımcılarından birini gönder. Duşa gireceğim"
Bakışlarını sırtımda hissediyordum. Odama gittim. Yerdeki parçalanmış vazoyu görünce istemsizce tekrar güldüm. "Dofno oyomusun?" Diye taklidini yaptım gülerek. Koltuğa oturdum ve gelinliğimi çıkarırken yardımcı olması için birisini bekledim. Yaklaşık 10 dakika sonra odaya sarışın bir hanımefendi girmişti. Elindeki kıyafetleri yatağın üzerine indirdi ve üzerimi çıkarmama yardım etti. Odadan çıkınca bende uzun bir duş almak için banyoya ilerledim.
***************************************
Üzerimdeki spor kıyafetlere baktım aynadan. Tam olmuştu üzerime.
Saçıma hızlı bir at kuruğu yapıp aşağıya indim. Evi daha bilmiyordum. Aç olduğum için mutfağı aradım. Büyük salonun sonundaki mutfak görüş alanıma girince oraya ilerledim. Gri tonlarının hakim olduğu amerikan mutfak oldukça şıktı. Tezgahın üzerinde oturmuş,kahvaltı hazırlayan babasını izleyen Umut beni farkedince "Babamla kahvaltı hazırlıyouz Defne. Sende gelsene?"
Çipil çipil bakan gözleri Parıldıyordu. Mazharda beni gördü ama önündeki karışımı çırpmaya devam etti. "Günaydın Umut. Ne hazırladığınızı öğrenebilirmiyim?" Bende Umutun yanına gittim. "Krep!" Dedi karışımı göstererek. "Yaa ellerinize sağlık. Çok severim" Sevmiyordum. Ama bunun bir önemi yoktu. Mazhar tezgahın üzerindeki vanilya paketini alırken bizimle hiç ilgilenmiyor gibiydi.
"Yardımcı olabileceğim birşey varmı?" Diye sordum. Hadi ama! Trip atmıyordu değilmi? Bide onun nazınımı çekecektim? "Aslında sofrayı hazırlayabilirsin" Umut karşılık verince ona gülümsedim ve tam buzdolabına Gidecektimki "Gerek yok hizmetçi hazırlar" dedi Mazhar. "Sorun yok. Hazırlarım." Yine hareket etmiştimki Mazharın sert sesi yankılandı. "Gerek yok dedim! Mümkünse hiçbirşeye dokunma ve mutfaktan çık."
Bana emir veriyordu. Cevap verecektim ama Umutun burada olduğunu hatırlayınca birşey demeden salona geçtim. Onun sorunu neydi? Bana bu şekilde bağıramazdı. Bej koltuklara oturdum. Sinirimi unutayım diye kalktım ve salonu gezmeye başladım. Krem tonları yoğundu. Sağda bir şömine. Sol tarafta yemek masası ve karşıdaki çerçevelenmiş aile tabloları. Dikkatimi çektiği için oraya gittim. 4 adet tablo vardı. Birisinde Umutun fotoğrafı vardı.
Diğerinde Mazhrala Umutun birlikte olduğu bir fotoğraf. Ve son ikisi...Mazharın eski eşi olduğunu düşündüğüm bir kadın vardı tablolarda. Bir fotoğrafında eli şişmiş karnındaydı. Birindede gelinlikli bir fotoğrafı vardı. Esmer,kahverengi gözlü kadın o kadar güzeldiki gülümsemeden edememiştim.
Koca koca gülümsüyordu oda. Ceylandı adı yanlış hatırlamıyorsam. Üzülmeden edememiştim. Oğluna erken veda etmişti. Tabloya dokundum. Gerçekten çok güzeldi. Öyle dalmıştımki Mazharın bağıran sesiyle sıçradım. "Dokunma ona!" Hızla bana doğru geldi. Tam karşımda durdu. "Ne yaptığını sanıyorsun sen?" Hesap sorar hali artık beni çıldırtmıştı. "Bağırma bana!" Dedim ondan daha çok bağırarak. Bende patlamıştım biryerde. "Yemedik karını,merakımdan baktım!" Hemen oradan uzaklaştım ve koltuklardan birine oturdum. "Etme merak. Fazla merak iyi değildir"
Alayla ona baktım. "Salonun ortasına koyarsan merak ederim tabi. Madem bakmamı istemiyorsun kaldır oradan." Öyle bir baktıki beni boğacağını düşündüm. "Defne,lütfen bir kere altta kal. Her neyse hadi kahvaltî hazır" hiç istemesemde mutfağa gittim. Oradada bir yemek masası vardı. Baş köşeye orurdum. Mazhar bunu görünce sinirlensede oğlu burada olduğundan susmak zorunda kaldı.
Oda diğer köşeye oturdu. Umutsa benim yanıma oturdu. Sessizlik içerisinde kahvaltımızı ettik. "Mazhar bugün ofisime gideceğim. Bir mesleğim olduğunu biliyorsundur herhalde." Kahvesinden bir yudum aldı. "Tamam ben seni bırakırım. Umut hadi sende hazırlan senide okuluna bırakayım." Umut usluca haxırlanmak için mutfaktan çıktı.
"Bende hazırlanayım" Diyerek ayağa kalktım.
Yarım saat sonra
Mazhar beni Adliyenin önünde bırakıp gitmişti. Bende kendi ofisime gittim. Daha koltuğuma oyurmadan odama bir çalışan geldi. Elinde bir buket çiçek vardı. "Defne Genco?" Diye sorunca garipsesemde başımı salladım ve buketi aldım. Defne Varoldu artık ama her neyse. Çalışan odadan çıkınca buketteki notu aldım ve okumaya başladım.
♡Özledim♡
~Baran Genco~
Ağzım açık şekilde nota bakıyordum. Bu adamın derdi neydi anlamıyordum! Boşanmıştı işte daha ne istiyordu? Buketi çöpe fırlattım ve Barana mesaj yazmaya başladım.
Defne
~Bir daha çiçek veya not gönderirsen seni kocama söylemekten çekinmem. Rahat bırak beni. Ben evli bir kadınım~
Biraz sinirlendirmek fena olmazdı. Mesaj anında görülünce gülmeden edemedim.
Baran
~Seni gebertirim! Bir daha o piçe kocam dersen o villayı dinamitle donatmazsam şerefsizim!"
Hadi canım! Ciddimiydi?
Baran
~Ciddiyim~
Zihnimimi okuyordu? Hassiktir ciddiydi! Sen deliysen ben zır deliyim Baran ağa
Defne
~Kocamdanda bendende evimizdende uzak dur!"
Mesaj yine anında görüldü. İçimden saymaya başladım. "Bir,iki,ü-" Telefonum çalınca kahkaha attım. Baran Arıyordu. Redettim. Üst üste mesaj gelmeye başladı.
Baran
~Aç şu telefonuda göstereyim sana uzak durmak neymiş!~
Cevap vermedim. Hatta engelledim. Kudursundu. Daha fazlasını hakediyordu. Telefonu indirdim ve haftalar sonra nihayet işimin başına geçtim. En azından kafam dağılırdı.
Kapım çalınca sabır dileyerek "Gel"dedim. Odaya tanımadığım bir adam girdi. Sakallı esmer bir adamdı. "Buyurun?" Diye sordum. Karşıma oturdu hiç çekinmeden.
"Kenan ben. Baranın abisi"
...
Bölüm etkileşimi
