Bölümler 37Şu an: 32.
- 1 1.779 kelime
- 2 2.168 kelime
- 3 3.870 kelime
- 4 4.565 kelime
- 5 5.518 kelime
- 6 6.390 kelime
- 7 7.609 kelime
- 8 8.254 kelime
- 9 9.559 kelime
- 10 10.455 kelime
- 11 11.564 kelime
- 12 12.160 kelime
- 13 13.455 kelime
- 14 14.337 kelime
- 15 15.256 kelime
- 16 16.814 kelime
- 17 17.398 kelime
- 18 18.448 kelime
- 19 19.1.222 kelime
- 20 20.784 kelime
- 21 21555 kelime
- 22 221.599 kelime
- 23 23.1.454 kelime
- 24 24.751 kelime
- 25 25.2.211 kelime
- 26 26.1.802 kelime
- 27 KARAKTER MODELLERİ18 kelime
- 28 27.1.964 kelime
- 29 28.3.538 kelime
- 30 29.2.389 kelime
- 31 30.3.222 kelime
- 32 31.2.527 kelime
- 33 32.1.189 kelime · Okuduğun bölüm
- 34 33.1.237 kelime
- 35 34.1.306 kelime
- 36 35.2.347 kelime
- 37 373.820 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Banyonun kapısı sertçe kırılarak açıldı. "Defne" bir sene sonra nihayet ismim yine Baranın dudaklarındaydı. Baranı görmek şaşırtıcı ve sarsıcıydı. Gözlerindeki endişe ve yorgunluk görülmeyecek gibi değildi. Onu özlemiştim,ismimi zikretmesini özlemiştim. "Defne yapma...yalvarırım yapma bana bunu be kızım. Beni kendinle sınama ne olursun" yalvarıyordu. Özlem dolu bakışları yüzümdeydi. "Doyamadımki ben sana" o kadar çok yaş süzülüyorduki gözlerimden etrafımı zar zor görüyordum. "Olmadıki böyle,hile yaptılar...O Mazharla bile daha çok vakit geçirdin. Olmaz Defnem dayanamam ben buna. Bana bunu izletme,yaşatma" Sol gözünden bir damla yaş süzüldü. "Baran...yapamıyorum artık dayanamıyorum" Gülümsemeye çalıştı. "Ama artık buradayım. Geldim yanına. Dayanırız, biz birlikte her halta dayanırız"
Anlamıyordu. "Yeterki çek o boktan şeyi boynundan. Allah şahidimdirki o elindekini kullanırsan seni affetmem. Ne bu dünyada nede ahirette... yapma. Sen bu şekilde sadece beni cazalandırıyorsun Yapma! Buna hakkın yok,bana bunu yaşatamazsın." Gözyaşlarımı sildim. "Anlamıyorsun" yutkundu "Anlat o zaman. Anlat ben dinlerim" Keşke anlatabilsem. "Defne bak onu indirirsen birlikte buradan gideriz. Sen nereye gitmek istersen oraya. Fransadaki hayatına geri dönersin istersen ya da ne bileyim Mardine gideriz tekrar." Alnında biriken ter damlacıklarını sildi. "Hadi indir onu"
Cılız çıkan sesimle "İndirsem bile yaşayamamki. Ben bu acıya katlanamam" Üstü kapalı konuştuğum için fazla anlamıyordu ama sorgulamıyorduda. "Katlanırız. Ben senin yükünü alırım. Şimdi elindekini yavaşça bırak!" Düşünmeye başladım. Eğer bırakırsam birlikte yaşayacaktık.
Bırakırsam,Baranla yaşayacaktım.
Camı titreyen elimle boynumdan uzaklaştırdım. Baran nefesini tutmuştu. "Şimdi onu at" yatıştırıcı sesine karşılık camı yere attım. Baran anında yanıma kadar gelip koluma girdi. "İyimisin?"
Değilim.
"İyiyim. Gideceğiz değilmi?" Dudaklarında bir tebessüm oluştu. "Önce bu evden çıkalım" hızla başımı salladım. Banyodan çıktık,koruma öylece duruyordu. Gitmeme izinmi verecekti? Fazla düşünmedim bunu. Baranında yardımıyla evden çıktım. Evin önündeki arabaya ilerlediğim esnada bir silah patlama sesi duyunca durdum. Barana baktım ama o iyiydi. Karşı kaldırımda duran Mazhar elindeki silahı havaya tutuyordu. Uzun bir süreden sonra görmek garip hissettirmişti. Ne düşündüğünü anlamak her zamanki gibi zordu. Hemen yanında Kürşat bey duruyordu. Silahı Mazhar sıkmıştı. Kaşları havalanmış şekilde "Karımı nereye götürdüğünü zannediyorsun sen?" Baran "Olması gerektiği yere." Mazhar onun cevabını dinlememiş gibiydi. Gözleriyle bedenimi süzdü. Kaşları çatılmıştı. Büyük bir kilo kaybı vermiştim ve bu değişimim hoşuna gitmiş gibi değildi. "İyimisin sen?" İlk sözü bu olmuştu,yine. Sustum,cevaplamadım. Sabır çekerek
"Defne buraya gelirmisin?" Yumuşatmaya çalıştığı sesine cevap vermedim. Sesi aynıydı. Olduğum yerde duruyordum. "Defne lütfen diretme bu kadar." Derin bir nefes alıp cesaretimi toplamaya çalıştım. Boğazımı temizleyip "Gelmeyeceğim" cevabımla Mazhar afallamıştı. "Sebep?"
Çok sebebi var.
Çok.
"Baran gidelim" Olanları elbet anlatacaktım ama şuan değil. Mazhar havaya bir kurşun daha sıktığında sinirle bağırdım. "Senin derdin ne?!" Uzun zamandır sesim hiç bu kadar sinirli çıkmamıştı. "Derdim sensin! Bana bu alçakla nereye ve neden gideceğini söyle" Onunda sesi sert ve ciddi geliyordu. Baran "Bana bak şuan yanımda silahım olmadığı için kendine güveniyorsun ama yanılıyorsun,seni istesem kolayca alt edebilirim!" Mazhar fazla durmadı üzerinde. Odağı hala bendeydi. "Cevabımı alamadım?" Kürşat bey korkuyla alnındaki ter damlacıklarını sildi. "Mazhar sırası değil oğlum bırak gitsinler"
Mazhar inanamayarak babasına "Sendemi baba, size neler oluyor? Bu adi herif karımı alıp gitmek istiyor ve sende bunu onaylıyorsun!" Baran sinirle bir adım atmıştıki durdurdum. "Lütfen,sadece gitmek istiyorum" İsteksizce durdu. Mazhara döndüm "Ne yapacaksın,biz şimdi şu arabaya binsek ne yaparsın mesela?" Alayla güldü. Silahı indirdi ve sonra bir anda lastiklerden birisine sıktı. Lastiğin havası inerken ben şaşkınlıkla arabaya bakıyordum. "Öyle bir ihtimal yok" Baran "Senin haysiyetini sikerim piç!" Bu sefer ben yetişemeden hızla Barana ulaşıp yumruğunu indirdi. Mazharın silahı kullanmasından korkuyordum. Ama beklemediğim bir şekilde silahı fırlattı. "Hep bugünü bekliyordum!" Oda sert yumruğunu Baranın yüzüne geçirince benim canım acımıştı.
Baran doğrulup Mazharın yakasına yapıştı. Çok az bir farkla Mazhar daha uzundu. "Senin derdin ne lan şerefsiz?!" Mazhar da onun yakasına yapışmıştı. "Benim derdim falan yok! Ben sadece karımı alıp gidecektim ama sen tarla faresi gibi hep bir yerlerden çıkıyorsun!' Baran hırsla Mazhara kafa atınca Mazhar geriye doğru sendeledi. Burnundan kan fışkırmıştı. Bu sırada Kürşat bey sadece izliyordu. Baran "Bir daha Defneye karım demeyeceksin!" Deyince Mazhar doğrulup Baranın çenesine sağlam bir yumruk indirdi. "Sanamı soracağım lan? O benim karım ve bu hep böyle kalacak!"
Hayır,bu hep böyle kalmayacak.
Baran sinirle yüzünü ovuşturdu. "Lan neden neden? Niye yapıyorsun bunu,en başından Defneyle evlenmenin altında bir sebep yattığını biliyordum ama ne olduğunu bilmiyorum! Bana bir garezin var onu anladık ama bu işi çirkefleşmeden benimle halledebilirdin! Sevdiğim kadını bu işe sokmamalıydın" Düşman olmalarının sebebini Baranda bilmiyordu. Mazhar hiçte komik olmayan bir şekilde kahkaha attı. "Bunu bana sorman büyük cesaret...neden biliyormusun?" Baran sessizce nedeni öğrenmeyi bekledi. Mazhar devam etti. "Çünkü sen benim canımdan can aldın! Oğlumun annesini aldım! Sen benim karımı aldın benden!" Baran hiçbirşey anlamamıştı. "Ne karısı ne oğlu?" Mazhar yüzündeki acıyı gizleyemiyordu bu sefer. "Yıllar önce...karşıdan karşıya geçen hamile bir kadına arabayla çarptığını hatırlamıyormusun? Elbette hatırlıyorsun. Çarptıktan sonra inip merak bile etmeden kaçtın oradan! Benim gözlerimin önünde karımı öldürdün!" İşte şimdi daha iyi anlamıştım olayı. Ama içime bir delik daha nakşetti.
Ceylanın katili Barandı.
Baran önce durdu. Hatırlar gibiydi,yutkundu. "Ben...o zamanlar 16 yaşındaydım. Acemiydim araba sürmeyi çok bilmiyordum..O senin karınmıydı?" Yüzündeki sinir kaybolmuş yerine şaşkınlık ve şuçluluk gelmişti. Mazhar dahada öfkeli bir sesle "Bu Ceylanın öldüğü gerçeğini değiştirmiyor!" Baran bir süre sessiz kaldı. "İntikam için evlendin yani Defneyle? Amacın neydi,benim yaptığım gibi sende onumu öldürecektin?" Baran üzerindeki şaşkınlığı atmıştı. Mazhar "Asla! Ben senin gibi aşağılık değilim,senin canını yakmak için evlendim doğru. Hatta daha farklı planlarım vardı ama bu görevi falan tahmin edemezdim."
Kendimi bir çeşit obje gibi hissediyordum. Bende buradaydım.
"Ne gibi planlar?" Baranın tehlikeli sorusunun cevabını bende merak ediyordum. Mazharın cevabıysa beklediğimden çok daha değişikti. "Bilmiyorum! Defneyi kendime aşık edecektim ve bunu sana koz olarak kullanacaktım ama bir şeyler ters gitti...onu kendime aşık etmeye çalışırken aslında benim ona tutulduğumun farkında varamadım... Hiçbirimiz kabul etmek istemesekte ben Defneye aşığım! Bunu daha farklı yollarla itiraf edecektim ama sen yine çıktın bir delikten" Ne hissetmeliydim?
Öfke?
Hayal kırıklılığı?
Sevinç?
Nefret?
Şaşkınlık?
Bilemiyordum.
Baran burnunda soluyarak "Geçmiş sende izler bırakmış belli...ama bu izleri Defneyle kapatamazsın. Senin o boktan duygularınla ilgilenmiyorum ama birşeyi çok iyi biliyorum... Defne beni seviyor,bende onu. Ve asla ayrılmak gibi bir niyetimiz yok!" Mazhar renkten renge giriyordu,bana döndü. Benden birşeyler bekliyordu,açıklama gibi. Kalbim hızlanıyordu. Boğazımı temizledikten sonra "Ben..Mazhar ben daha fazla bu oyunun bir parçası olamam. Planlarındaki role girip senle mutlu çift pozları kesemem. Baran kadar vicdansız olmadığını düşünüyorsun ama seni sevmeyen bir kadını ömrün boyunca kendine mahkum etmeye hazırsın. Benden seçim yapmamı bekleyemezsin...bu kadarı bencillik olur. Yarın sabah boşanma evraklarını hazırla. Ha birde..Baran olmasa bile sana aşık olmazdım. Hayatımın en kötü anılarını seninle biriktirdim. Yüzünü görmek bile bana acı veriyor. Madem bana aşıksın..ufak bir fedakarlık yap ve o evraklarını getir."
Ve ilk defa Mazharın bakışlarında öfke dışında bir şey gördüm.
Pişmanlık.
Onunda duvarları yıkılmıştı sonunda. "Şu ana kadar yaptığın iyilikler için sağol..Lakin bundan sonra benim hayatımda sana yer yok. Sende mümkünse çık hayatımdan" Ve o gözler yine hissizleşti. Yine öfke vardı. "Bilmukabele"
*Bilmukabele anlamı; Karşılıklı olarak,aynı şekilde sizede*
Yani bu demek oluyorduki kabul etmişti boşanmayı. "Evrakları gönderirim" Şaşırmıştım,rahatlamıştım ama birazda...içimde birşeyler burkulmuştu. Babasına döndü "Gidelim" Kürşat bey sessizce onayladı ve benle göz teması kurmadan önümden geçti. Birlikte arabaya binip gittiler.
Baran zaferle sırıta sırıta abisini aradı ve araba göndermesini rica etti. Mazhar lastikleri patlatmıştı maalesef. "Bitti Defne" bana sarılınca iyi hissetmeye çalıştım. "Bitti"kendi kendime tekrarladım. Sevdiğim adamla mutlu olacaktım. Herşeye rağmen.
...
(Yine kısa biliyorum ama idare ediverin. Sonraki bölüm uzun olacak)
Bölüm etkileşimi
