Bölümler 37Şu an: 1.
- 1 1.779 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 2.168 kelime
- 3 3.870 kelime
- 4 4.565 kelime
- 5 5.518 kelime
- 6 6.390 kelime
- 7 7.609 kelime
- 8 8.254 kelime
- 9 9.559 kelime
- 10 10.455 kelime
- 11 11.564 kelime
- 12 12.160 kelime
- 13 13.455 kelime
- 14 14.337 kelime
- 15 15.256 kelime
- 16 16.814 kelime
- 17 17.398 kelime
- 18 18.448 kelime
- 19 19.1.222 kelime
- 20 20.784 kelime
- 21 21555 kelime
- 22 221.599 kelime
- 23 23.1.454 kelime
- 24 24.751 kelime
- 25 25.2.211 kelime
- 26 26.1.802 kelime
- 27 KARAKTER MODELLERİ18 kelime
- 28 27.1.964 kelime
- 29 28.3.538 kelime
- 30 29.2.389 kelime
- 31 30.3.222 kelime
- 32 31.2.527 kelime
- 33 32.1.189 kelime
- 34 33.1.237 kelime
- 35 34.1.306 kelime
- 36 35.2.347 kelime
- 37 373.820 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ben, Baran Genco. 20 yaşında ağabeyim Kenan öldü. Aşiretimiz ağbeyim öldükten sonra babamı sıkıştırmaya başladı. Babamın aşiretin başına beni geçirmesi dışında çaresi yoktu. İstemeden aşiretin başına geçtim. Ancak onların istekleri bitmedi. Babam bir süre sonra bana evlenmem gerektiğini söyledi. Kabul etmedim ancak biliyordumki bedelleri ağır olurdu. Babamın duygu sömürüsündende etkilenerek yine kabul ettim. Babam Mardinden kız almanın mantıklı olmayacağını söylemişti. Bu saçmaydı. Babamın bu söyleminin altında bir sebep yattığını bildiğim için ses etmedim. Abimin ölümünden hemen sonra Mardinden kız aramak istemiyordu.
Babam yıllar önce askerlikte tanıştığı bir adamın kızını istedi. Adıyamanlılardı. Yıllar önce olan bir can borcunu kız almakla kapatmak istedi. Adam benim kızım daha 17 yaşında,evlenmek için çok küçük desede babam pes etmedi. Tabii bu konuşmaların hepsi telefon görüşmesiydi. Babamın ısrarı adamı kabul ettirmişti. Ve bugünse kız Mardine getirilecekti. Defne Ardıç,duyduğum kadarıyla zor bir kadındı. Sert,zor,dik başlı oluşunu bizzat babasından öğrenmiştim. Bir bahaneyle Mardine getirilecekti. Henüz evleneceğinden haberi yoktu. Konağın kapıları açıldı ve beklenen an geldi. Bundan sonrası en zorlayıcı kısım olacaktı. Avlunun ortasında arabadan çıkacak kızı bekledim.
Ve çıkmıştı. Meraklı gözlerle etrafını incelemeye başladı. Açık kahve saçları beline kadar geliyordu. Gözleri pek belli olmuyordu ancak koyu kahve görünüyordu. Badem şeklinde olmaları dikkatimi çekmişti. Sivri çenesi ona çekici bir hava katıyordu. Üstündeki geniş siyah tişörtü fazla sadeydi. Siyah kotuylada rahattı. Güzel görünme gibi bir derdi yoktu. Sadece bir kolye takmıştı. Kuvars taşlarıyla Ağaç şeklinde bir kolye. Gümüştü. Beyaz düz taban ayakkabıları kirlenmişti. En sonunda tekrar gözlerine bakınca anladım onunda beni incelediğini. Göz göze gelince içimde bir ürperti hissettim. Hiç HayrıAlamet değildi bu bakışı. Bana yaklaştı ve elini uzattı.
"Merhaba. Defne ben" Elini tutmamıştım. "Baran" dedim kısaca. Fazla muhabbet etmek istemiyordum. Elini tutmayacağımı anlayınca indirdi.
"Babamın bir haftadır evin içinde öve öve bitiremediği Baran sensin demek" kestirme bur cevap verdim "Galiba"
"Babam oraya gidince senin bana neden Mardine geldiğimi anlatacağını söyledi. Neden burada olduğumu öğrenebilirmiyim?" Şimdi ne halt edecektim? Halledebilirdim. "Önce bir oturalım çayımızı içelim. Sonra anlatayım. Olurmu?"
"Soruya soruyla karşılık verilmesinden nefret ederim. Ama hayır. Çayda istemiyorum,oturmakta istemiyorum. Sorumun cevabı yeterli" İki dakika otursa ölürdü sanki! "Bu ayakta konuşulabilecek bir mesele değil. Lütfen içeriye buyurun" Ben kibar olmaya çalıştıkça onun kaşları çatılıyordu. "Son kez soruyorum. Soruma cevap gelmezse burada bur dakika daha durmam. Neden buradayım?" Sabrım taşınca yüksek bur sesle söyleyiverdim.
"Buradasın çünkü evleneceğiz!"
Siktir! Ne yaptım lan ben? Bu kadar ani olmamalıydı. Kız önce mimik bile oynatmadı ama sonra uzun bir süre beni inceledi. Beklemediğim anda psikopat gibi gülmeye başladı. Ciddi gülüyordu! "Neden gülüyorsun,komik birşeymi söyledim?" Kendimi aptal gibi hissediyordum.
"Yok komik değildi hatta berbat bir şakaydı ama böyle birşeyi hiç beklemediğim için gülme tuttu. Bir daha olmasın." Şaka yaptığımımı düşünüyordu? "Ben şaka yapmıyorum"
"Hı hı kesin öyledir. Bende İngiltere kraliçesiyim zaten. Neyse inanmış gibi yapayımda utanma." Ne diyordu bu deli? "Bak ne düşünüyorsun bilmiyorum ama inan bana böyle bir şaka yapmam. Şuan ne hissettiğin-" Henüz lafımı bitirmemişken tekrar gülmeye başlaması sinirlerimi bozmuştu. "Şöyle gülüp durma!" Hala gülüyordu! "Kes şunu!" Diye yeniledim. Susmamıştı.
"YETER, terbiyeni takın!"
Ben bağırınca gülmesi kesilmişti. Kaşları çatıldı. Yalan söyleyip söylemediğimi anlamak için gözlerimin içine bakıp bir şüphe kırıntısı bulmaya çalıştı ama hüsrana uğrayınca kafasını eğdi. Yutkundu. Cebinden telefonunu çıkarıp birini aradı. Bilerek hoparlöre vermişti.
"Babam şu telefonu açsında bitsin bu vizyonsuz eşek şakası" dedi hırsla. Telefon açılınca babasına hemen "Şu bahsettiğin Baran varya baba o kadar şakacıki bana buraya gelme sebebimin evlenmek olduğunu söylüyor. İnanabiliyormusun resmen onunla evleneceğimi söyledi!" Uzun bir sessizlik oldu ve sonunda babası konuşma cesareti buldu
"Kızım. Baran ağa doğru söylüyor. Şaka falan yok. Evleneceksin" Defne cin çarpmış gibi telefona bakıyordu. Tahminimden daha uzun bir süre donakaldı. Sesi titrerken "Yalan söylüyorsun! Yalan söylüyorsun dimi baba?" Sesi yalvarır gibi çıkmıştı. Yalan söylemesini umut ediyordu
'Yalan falan yok Defne. Evleniyorsun!' Babası telefonu kapatınca Defne yine dondu. Kafasını kaldırdı. "Siktir,siktir hepiniz delirmişsiniz!" Adım adım geriledi.
"Defne buraya gel" dedim yumuşak bir tavırla. Gelmedi "DEFNE!" Diye bağırdım. "Yeter! Şu saçmalığa bir son verin! Ne evlenmesi?" Sinirle konuştum. "Duydun işte! Neyi yediremiyorsun? Evleniyoruz" Biliyordu ama inanmak istemiyordu. Derin bir nenesis alıp daha nazik konuşmaya çalıştım.
"Defne,bak anlıyorum çok zor bir durumdasın ama gerçek bu. Baban bir hafta önce seni bana Allahın emri peygamberin kavliyle verdi. Evleniyoruz Defne" Anlamalıydı. Yüksek bir sesle itirazına devam etti.
"Lan ben çocuğum!" Bağırışı kulak tırmalıyordu. "17 yaşındayım ben! Hayallerim var! Okuyacağım ben. Ne seninle nede ağalığınla ilgilenmiyorum!" Keşke bende ilgilenmesem ama mecburum! "Bak bende istiyor değilim herhalde ama mecburum anlıyormusun?"
"Banane! Git başka kız bul kendine"
"Olmaz!"
"Siktir git o zaman!"
"Benle konuşurken laflarına dikkat et!"
"Etmiyorum!"
Aramızdaki mesafeyi kapatıp tam karşısında durdum. "Sana zarar vermek istemiyorum. Ama sakın beni sınama! Bu konu kapandı. Akşam nikah memuru gelecek bitecek bu iş!" Tam dönmüştümki omzumun üstünden ona baktım
"Kaçmayada çalışma. Heryerde korumalar var" Diyerek yanından ayrıldım. Bu gece herşey bitecekti...
Bölüm etkileşimi
