Bölümler 37Şu an: 25.
- 1 1.779 kelime
- 2 2.168 kelime
- 3 3.870 kelime
- 4 4.565 kelime
- 5 5.518 kelime
- 6 6.390 kelime
- 7 7.609 kelime
- 8 8.254 kelime
- 9 9.559 kelime
- 10 10.455 kelime
- 11 11.564 kelime
- 12 12.160 kelime
- 13 13.455 kelime
- 14 14.337 kelime
- 15 15.256 kelime
- 16 16.814 kelime
- 17 17.398 kelime
- 18 18.448 kelime
- 19 19.1.222 kelime
- 20 20.784 kelime
- 21 21555 kelime
- 22 221.599 kelime
- 23 23.1.454 kelime
- 24 24.751 kelime
- 25 25.2.211 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 26.1.802 kelime
- 27 KARAKTER MODELLERİ18 kelime
- 28 27.1.964 kelime
- 29 28.3.538 kelime
- 30 29.2.389 kelime
- 31 30.3.222 kelime
- 32 31.2.527 kelime
- 33 32.1.189 kelime
- 34 33.1.237 kelime
- 35 34.1.306 kelime
- 36 35.2.347 kelime
- 37 373.820 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Barandan*
"Abi bana cevap ver! Neden gittin oraya?" Konağın avlusunda öylece dikilmiş bana bakıyordu. "Öyle gerekti" deyince çıldırmamaya çalıştım. "Ne demek öyle gerekti? Bilmeye hakkım var!" Sert sesim onu hiç etkilemiyor gibiydi. Defnenin ofisine gittiğini duymuştum. Bu sinirlenmeme neden olmuştu. "Hayır hakkın yok! O kız hakkında konuşmayıda düşünmeyide bırak artık. Siz boşandınız ve o kız artık başkasıyla evli. Bunu kabullenmelisin." Deyince öfkeyi iliklerime kadar hissetmiştim. Ama o konuşmaya devam etti.
"Üstelik evlendiği adam Mazhar Varol. Daha fazla kaşınma. Düğün gecelerinde yaptığın şey bile çok riskliydi. Sen dua et Mazhar adamlarını toplayıp konağı taramadı. Sabahında özür kartı göndermeseydim ne olacağını söylememe gerek yok" Düz bir ifadeyle onu dinliyordum. "Evet,doğru. özür kartı gönderdin. Ama sende dua etki ben seni bu sebepten dolayı silmedim. Onurumu ayaklar altına aldığını bastırmana gerek yok." Diye cevapladım onu. Ama o benden daha çok sinirlenmiş olmalıydıki "Ne onurundan bahsediyorsun sen?! Çocukça konuşma,babanın gücünede güvenme. O güvendiğin gücün belki on katıdır Mazhar Varol. Bir dahada yanlış bir hareket yapma." Diyerek merdivenlere yönelmiştiki omzunun üstünden bana baktı.
"Defne artık yok! O Mazhar Varolun nikahlı karısı. Bunu unutma" diye son darbeyi vurduktan sonra gidecektiki boş duramadım. "Öyle bir konuşuyorsunki görende ben kendi isteğimle Defneden boşandımda hala peşindeyim sanacak" Sözlerimle durdu. Bana döndü. "Ne demeye çalışıyorsun sen?" Diye sordu. Omuz silktim. "Ne anlıyorsan o." Cevabım netti. Bana doğru bir kaç adım attı.
"Anlamıyorum, sen anlat" diye konuşmamda ısrar edince derin bir nefes verdim. "Sen beni tehdit etmedinmi? O kızdan boşanmazsan babasını öldürdüğünü söylerim demedinmi,üstüne birde Nazarın dedesine haber uçurtup Defneyi bulmasına yardımcı olurum demedinmi?!" Diye yaptıklarını sıraladım.
~Haftalar önce~ İLAHİ BAKIŞ AÇISI
Baran daha yeni yoğun bakımdan çıkmıştı. Hastane odasında baygın gözlerle dışarıyı izliyordu. Uyukusu vardı ama uyumak istemiyordu. Birisini bekliyordu. Beklediği kişi karısı Defneydi. Amcasının onu alıp gittiğini biliyordu ama Defneyi birazcık tanıyorsa geri geleceğinide biliyordu. Ama beklediği kişi gelmedi. Onun yerine yıllar önce öldü sandığı abisi gelmişti. Odadaki tekli deri siyah koltuğa yerleşti abisi Kenan.
"Geçmiş olsun kardeşim" Baran daha bu olayı sindirememişti. Tek kelime dahi etmedi. Kenan "Biliyorum kafan soru işaretleriyle dolu. Ama merak etme hepsinin cevabını alacaksın,tabi zamanı geldiğinde. Şimdilik daha önemli sorunlarımız var." Deyip ceketinin iç cebinden bir fotoğraf çıkardı. Fotoğraftaki kişi Defneydi. Baran fotoğrafı görünce olduğu yerde doğrulmaya çalışsada Kenan onu durdurdu. "Yavaş aslanım daha iyileşmedin." Baranın arkasındaki yastığı düzeltti. "Şimdi senle konuşacağım konu senin açından biraz korkunç bir konuşma olacak. Beni sakince ve sessizce dinlemeni istiyorum"
Baran konunun Defneyle alakasını arıyordu. "Söyle" diye abisinin konuşmasını istedi. Kenan derin bir nefes aldı. "Defnenin yaklaşık 6 yıldır eşin olduğunu,bu süreçte seni vurduğunu,Nazarın ölümüne sebep olduğunu, Türkiyeden kaçtığını, Ama sonra babasının ölümüyle geri geldiğini ve bu arada senden boşanmak için Mardine geldiğini biliyorum. Kısacası şu 6yıl içerisinde yaşadığın herşeyden haberim var."
Devam etmesini bekledi Baran. "Senden hepimizin hayatı için birşey isteyeceğim Baran. Bu zor bir istek ama yapabileceğinden şüphem yok" bir kez daha soluklandı Kenan. "O kızdan boşanmalısın Baran" Baran duyduklarını idrak etmeye çalışıyordu. Kenan devam etti. "Lafımı bitirmemi bekle... o kızdan boşanmalısın. Sebebini şuan söyleyemem. Sadece hayatımıza mal olacağını bilmen yeterli." Kenan ezbere konuşurken Baran uzun bir süre sadece izledi. Kenan omuz silkti. "Hemen bugün boşanma davası açmalıyız. O yüzden hızlı cevap versen iyi olur" Baran bir süre sessiz kaldı. Ve nihayet konuştu.
"Buraya gelirken ne düşünerek geldin bilmiyorum. Ama bu 6 yıl içerisinde yaşadığım herşeyden habersin varsa eğer...karıma aşık olduğumu ve ondan ölümüne bile olsa boşanmayacağımı bilmeliydin." Kenanın bozulan yüz ifadesi bir kaç saniye içinde normale döndü ve "Elbette biliyorum. Ama sende beni biraz tanıyorsan elim biş gelmeyeceğimi bilirdin" diyerek arkasına yaslandı. "Defnenin babasını sen öldürttün Baran. Sırf Defne Türkiyeye gelsin diye. Adam kalp hastasıydı zaten fazla zamanı yoktu ama sen yinede işini erkene aldın ve bir gece onu boğdurttun."
Baran yutkundu. Bunu bilmesi imkansızdı. Bu işi bilen iki kişi vardı. Biri Baran biride tuttuğu kiralık katildi. Kenan katili bulup itiraf ettirmiş olmalıydı. Baran zoraki bir sesle "Ne yapacaksın? Kardeşini polisemi vereceksin?" Diye sordu. Kenan "Hayır ama Defnenin bunu öğrendiğini düşünsene. Babasının katili kocasıymış...kahrolur herhalde. Senide kahreder gibi."
İşte bu kez yutkunamadı Baran. "Bunu yapamazsın" dedi abisine. Kenan istifini bozmadı. "Öyle bir yaparımki...bunlada kalmaz Nazarın dedesine oğlunun ve torunun katilini veririm. Yani Defneyi. Bu hikayede yanacak olan kişi Defne olur. Ha ama diyorsanki hayır,sevdiğim kadına birşey yapma o zaman dediğim şeyi yaparsın. Anlaşma belli Baran. Defneden boşan,başına birşey gelmesin" Baran hayretle abisine bakıyordu. Bu gerçekten abisimiydi? Hızla yataktan çıkıp abisinin yüzüne yumruk atmak istiyordu ama yapamadı. Vücudu o kadar bitkindiki elini bile kaldıramıyordu.
"Sen! Bu kadar vicdansız olamazsın" diyebildi Baran. Ama Kenan hiç alınmamıştı. "Boşanma evrakları hazır. Birazdan odana gönderirim imzalarsın. Mahkemeye falan gerek kalmayacak ben halledeceğim. Tek celsede boşanacaksınız" diyerek ayağa kalktı ve odadan çıktı.
~Günümüz~
"Hatırladınmı?" Diye sordu Baran alayla. "Ha bak şunuda az kalsın unutuyordum! Evrakları okuyacak zamanı bana vermediğin için imzaladığım anda gittin. Kafana göre dava sebebine Aldatıldığımı yazmıştın! Kim bilir Defne benden nasıl iğreniyordur." Baran güldü. "Hangi sebeple ondan boşandığımı bile hala söylemedin bana. Zamanı geldiğinde deyip duruyorsun. Gerçi sebebi ne olursa olsun Defneden boşanmama deymeyecek. Onu hala deliler gibi sevdiğimi bilmene rağmen bana gelmiş ondan uzak dur diyorsun!" Baran tüm içindekileri kusunca biraz olsun rahatlamıştı. Abisine parmak sallayarak "Şimdide sevdiğim kadın düşmanımla evli! Hepsi senin yüzünden"
Diyerek hızla konaktan çıktı. Kenansa onu durdurmadı.
***************************************
~2 Gün sonra~
Defneden*
Barandan ve abisinden ses çıkmıyordu. Aman bananeki! Üzerimdeki elbiseyi inceledim aynadan. Bu kadar güzel durmasını beklemiyordum. Beyaz şık bir elbiseydi. Bu hazırlık akşamki davet içindi. Beyaz pırlanta bir kolye ve küpeyle çok zarif durmuştu.
Abartılı bir makyaj yapmamıştım ama kırmızı rujla patlatmıştım.
(Saç)
Küçük beyaz çantamı alıp çıktım evden. Bahçede beni bekleyen Mazharda oldukça şıktı. Lacivert bir takım elbise giymişti. "Çok şık olmuşsun Defne" dedi nezaketle. "Sende fazla karizmatik olmuşsun" dedim karşılık vererek. Tebessümle sessiz bir teşekkür etti ve arabaya bindik. Yolculuktayken "Baranda orada olacak biliyorsun değilmi?" Diye o lanet olası şeyi tekrar hatırlattı. Başımı salladım. Mazhar rahatsızca kıpırdandı. Birşey söylemek istiyordu ama tereddüt ediyordu. "Defne biliyorum senin için zor bir gece olacak ama mümkün olduğunca Barandan uzak dur. Sana güveniyorum ama basında orada olacak ve sizi aynı kareye sokmak için herşeyi yapacaklar. Gece boyunca yanımda durman ikimiz içinde daha iyi" bu isteği normaldi. "Anlıyorum. Ama zaten bende yanına gidecek değilim." Dediğimde rahatça bir nefes verdi.
Mekanın önümde durunca indik. Kameralar anında bize dönünce omuzlarımı dikleştirdim ve Mazharın uzattığı koluna girdim. Flaşlar patlıyordu. Zor olsada mekana girmeyi başarmıştık. Kalabalıklı. Klasik müzik eşliğinde birbirleriyle sohbet eden insanlar kadeh tokuşturuyordu. Böyle ortamlara alışkın değildim. Davet zaten Mazhara gelmişti ama Mazhar benimde gelmem gerektiğini söylemişti. Sosyete kesimdendi buradaki herkes. Şık kadınlar,karizmatik erkekler kahkaha sesleri. Gerilmiştim ama belli etmemeye çalıştım. Mazharla birlikte rastgele bir masaya geçtik. Etrafı incelerken Mazhar kısık bir sesle "Etrafına far görmüş tavşan gibi bakmayı kesermisin?"
Anında ona döndüm. "Ne?" Dudağının kenarı kıvrıldı. "Diyorumki kurtlar sofrasına atılmış kuzu gibi görünüyorsun. Bende seni dikbaşlı,sert bir kadın sanırdım. Sen bir savcısın Defne Varol,kendine gel" deyince ne demek istediğini anlamıştım. "Ne bileyim ilk defa böyle bir ortamda bulunuyorum. Ayrıca bunun Savcı olmamla ne alakası var?" Diye sordum üstten üstten. Mazhar omuz silkti. "Yani Savcı dediğin başı dik,sert,emin adımlı olur. O yüzden öyle dedim" Gözlerimi kısarak ona bakıyordum. "He birde böyle yargılayıcı bakar" diye ekleyince istemsizce güldüm. Bu sırada garson masamıza geldi ve iki kadeh içki bırakıp gitti. İçmek istemediğim için kenara ittim biraz.
Yanımıza bir çift gelince omuzlarımı dikleştirdim. 30'lu yaşlarda bir adam ve genç güzel bir kadın gelmişti. Adam Mazhara elini uzattı. "Uzun zaman sonra seni tekrar Mardinde görmek ne güzel Mazhar" Mazharda onun elini sıktı. "Öyle Caner. Özlemişim Mardini" deyince adam gülümsedi. Kadında Mazhara elini uzatınca el sıkıştılar. Mazhar boğazını temizleyip elini belime koydu. "Sizi eşimle tanıştırayım, Defne" deyince bende gülümseyerek her ikisiylede el sıkıştım. Adam "Hayırlı olsun bu arada. Düğüne gelemedik kusura bakmayın" deyince bende "Hiç sorun değil,teşekkür ederiz" diye cevapladım.
Adının İnci olduğunu öğrendiğim kadın beni süzerek "Böyle bir güzellikle karşılaşacağımı bilmiyordum. Şaşırtıyorsun bizi Mazhar"deyince Mazhar yarım ağız güldü. "Öyledir" dedi bana bakarak. Bende gülümsedim ona. Pekala, bu gece biraz rol yapmak gerekecekti. İçkisinden bir yudum aldı Mazhar. Daha sonra Mazhar ve Taner birlikte bir başka masaya geçtiler iş konuşmak için. İnci denen kadınla yanlız kalmıştım. "Ayıp olmazsa birşey sorabilirmiyim?" Deyince başımı salladım. "Buyurun, sorun lütfen" kadın sesini biraz alçaltarak "Malum Mazhar beyden önce Baran Gencoyla evliydiniz. Şuan konuşmaya devam ediyormusunuz kendisiyle?" Sorusuyla yutkundum.
"Hayır konuşmuyoruz. Konuşmamız doğru olmaz zaten öyle değilmi?" Dedim gülümsemeye çalışarak. "Ah,elbette öyle. Ben sadece Baran beyi öyle görünce merak ettim" diye onayladı beni. "Nasıl görünce?" Diye sordum merakıma yenik düşerek. Kadın gözleriyle biryeri işaret etti. "Kendisi yarım saati aşkın bir aüredir sizi izliyorda ondan" deyince hızla işaret ettiği yöne baktım.
Oradaydı.
Bana bakıyordu.
Nefes almam zorlaşıyordu. Aramızda kısa bir bakışma geçti. O an ne hissettiğimi bile anlayamamıştım. Elinde içki kadehiyle doğrudan bana bakıyordu. Elimi nereye koyacağımı bile bilmiyordum gerginlikten. Hızla önüme döndüm. "Ben..." dedim zorlukla kadına. "Ben bir lavaboya gideyim" diyip hemen oradan uzaklaştım. Lavaboya girer girmez sol gözümden akan yaşı elimin tersiyle sildim. Derin nefesler almaya çalıştım. Onu en son kaza günü görmüştüm. Kendimi tutmaya çalıştım ve çantamdan bir peçete çıkarıp gözlerimi sildim. Kendimi hazır hissedince lavabodan çıktım. Gözüm Mazharı aradı. O tarafa bakmamaya gayret ediyordum. Sağ taraftaki masada bir kadınla sohbet ediyordu Mazhar. Sarışın kadın kahkaha atıyordu.
Yanlarına gittim. Mazhar "Neredeydin?" Deyince gülümsemeye çalıştım yine. "Lavaboya gittim" ben gelince kadının kahkahası durmuş hatta kaşları çatılmıştı ama ben ona bakınca ifadesini düzeltmeye çalıştı. "Merhaba,Defne ben. Mazharın eşiyim" dedim gülümseyerek. Kadında aynı yapmacıklıkla "Memnun oldum Simge bende" tanıttı kendini. Elimi uzatmamıştım. "Eeee? Nereden tanışıyorsunuz Mazharla" sorum garip gelmiş olacakki kadın yine bozulmuştu. "Üniversitede aynı sınıftaydık. O zamandan beri bir samimiyetimiz var" Ses tonu bile kulağımı tırmalıyordu. Rahmetli Nazarın sesine benziyordu.
"Yaa ne güzel." Diyebildim ve etrafa bakındım. "Yanlızmı geldiniz?" İmalı sorumu anlamış olmalıydı. "Hayır,nişanlımla birlikte geldik. Ama nereye kayboldu anlamadım. Her neyse ben onu bulayım" deyip kaçarcasına gitti yanımızdan. Mazhar kaşları havalanmış bur şekilde bana bakıyordu. "Ne?" Dedim anlamamış gibi. "O neydi şimdi?" Sorusuna omuz silktim. "Hiçbirşey." Yeterli bir cevaptı. Yanaklarının içini ısırıyordu gülmemek için. "Kıskanmadın yani?" Deyince hızla ona döndüm. "Kim,Benmi seni kıskanacağım? Ne münasebet! Ben sadece...eşimin arkadaşıyla tanıştım" kendimi savunma gereği duymam bile saçmaydı! "Peki,öyle olsun bakalım" deyince kaşlarım çatılmıştı. "Nerenden uyduruyorsun bunları anlamıyorum!" İsyanım bitmeyecek gibiydi. Gözlerini kısarak "Ayıp ayıp milletin içinde" beni ayıplaması daha çok sinirimi bozmuştu.
"Ne dedim be?" Onu kastetmemiştim! "Yani 'nerenden uyduruyorsun' falan. Yanlış anlaşılıyor" Sus artık! "Canım sen fesat olduğun için hep bel altı düşünüyorsun. Benlik bir sıkıntı yok" göz devirerek masadaki içkiyi alıp içtim. Ama içim rahat etmeyince yine söylenmeye başladım "Ayrıca kıskanacağım kadar yakışıklı değilsin!" Hadi ama,kendimi nasıl savunacağımı şaşırmıştım. İşte buna hiç inanmamıştı. "Şu hayatta bana çirkinsin diyen ilk tek kadınsın" alayla güldüm. "Herşeyin bur ilki vardır Mazhar bey. Ayrıca bu kadar egoist olmayın. Bu salondaki bütün erkekler sizden daha yakışıklı"
Bozulmuş gibi karşı masadaki bir adamı gösterdi. Yaşlı ve oldukça göbekliydi. "Yani sen diyosunki şu adam bile senden daha yakışıklı." Bir süre ne diyeceğimi düşündüm. "Adam fosil olmuş be! O adam sayılmaz birkere. Ayrıca eminim gençliğinde çok yakışıklıdır" Mazhar benim tepkime kahkaha atınca bende güldüm. Biz gülerken anı bozan şey Baranın sesiydi. "Bakıyorumda keyifler yerinde" diyerek yanımıza ulaştı. Yüksek sesle söylediği için herkesi dikkati bize dönmüştü. "Vay vay vay! Eski Karım ve düşmanın aynı kadrajda gülüşüyor!" Ağzını yaya yaya konuşunca sarhoş olduğunu anlamıştım. Yinede şuan düştüğüm durum berbat ötesiydi. Mazhar sakin kalmaya çalışarak sessizce "Baran bas git kendini hastanelik ettirme şimdi" diye tahdit etti.
Baran hiç duymamış gibi beni süzdü. "Hayırlı olsun gelin hanım! Kusura bakmayın düğününüze katılamadım...yaralıydımda" gözlerim yanıyordu.
Ağlama
Ağlama
Derin nefesler almaya çalıştım. Baran bana bir adım atınca Mazhar önünü kesti. "Baran seni bir kez daha uyarmam!" Biri boğazımı sıkıyor gibiydi. "Sakin ol Mazhar! Ben sadece hayırlı olsun demeye geldim" Mazhar sabrı tükenmişçesine Baranı kolunsan tutup sürükledi. Dışarıya çıkaracaktı. Ama yolun yarısında Baran kendini kurtarıp Mazhara bir yumruk atınca kalabalıktan bir çığlık koptu. Mazharda dayanamayıp Barana sert bir yumruk atınca bazı adamlar ayırmak için gitti ama becerememişlerdi. Mazhar Barana öyle sert bir yumruk atmıştıki yüreğim ağzıma gelmişti. Baran sarhoş olmanında etkisiyle bayılmıştı ve burnu kanamıştı. Mazhar hızla yanıma geldi ve "Hadi gidiyoruz" deyip masanın üzerindeki çantamı bana uzattı. Titreyen elimle çantayı aldım ve birlikte oradan çıktık. Flaşlar yüzümüze patlayınca hızlanarak arabaya bindik.
Mazhar sakinleşmek için derin nefesler alıyordu ama bir sorun vardı. Ben hiç nefes alamıyordum. Boğazımdan çıkan hırıltılı seslerle Mazhar yanıma ulaştı. "Defne,iyimisin?" Başımı olmusuz anlamda iki yana salladım. O kadar zor bir şekilde konuştumki kemiklerim batıyordu. "Nefes...alamıyorum" Mazhar aceleyle şoföre bağırdı. "Hastaneye gidiyoruz,hızlı ol" Mazhar "Defne dene,nefes almayı dene" olmuyordu,ağzımı bile açamıyordum. Çantamı okadar sıkı tutuyordumki parmak boğumlarım beyazlamıştı. Mazhar bunu farkedip ellerimi tuttu. "Defne bırak,ellerini aç Defne hadi!" Kendisi sorla parmaklarımı açmaya çalışıyordu. "Defne hadi güzelim aç elini" dedi daha yatıştırıcı bir sesle. "Sakin kal,bak ben buradayım. Hadi ellerini aç ve nefes almaya çalış"
Dediklerini zor algılıyorduma ama sesi sakinleştirirci gibiydi. Ellerimi yavaşça açtım. Mazhar hızla çantayı alıp bir kenara fırlattı. Ellerimi açınca garip bir şekilde nefes almaya başlamıştım. "Evet aynen böyle,nefes al ver hadi birlikte yapalım" birlikte derin bir nefes aldık. Aynı anda ona ayak uydurmaya çalışarak nefesimi verdim. Bir kaç kez tekrarlayınca sakinleyebilmiştim. Bir süre sonra Mazhar "Tamam gerek kalmadı eve sür" dedi şoföre. Şoförden su isteyince torpitodan bir şişe su uzattı. Mazhar suyu aldı ve bana uzattı. Şişeyi aldım ve bir kaç yudum su içtim. Rahatlamıştım.
Yaklaşık 15 dakika sonra eve gelmiştik. Mazhara iyi olduğumu söyleyip başka hiçbir şey demeden odama gittim. Olanları düşünmemek için uyumaya çalıştım ve başardımda. Ama bana rüyada bile rahat yoktu. Hala Nazarın ölüm anını görüyordum geceleri ve bu gecede onlardan biriydi.
...
Bölüm etkileşimi
