Bölümler 37Şu an: 35.
- 1 1.779 kelime
- 2 2.168 kelime
- 3 3.870 kelime
- 4 4.565 kelime
- 5 5.518 kelime
- 6 6.390 kelime
- 7 7.609 kelime
- 8 8.254 kelime
- 9 9.559 kelime
- 10 10.455 kelime
- 11 11.564 kelime
- 12 12.160 kelime
- 13 13.455 kelime
- 14 14.337 kelime
- 15 15.256 kelime
- 16 16.814 kelime
- 17 17.398 kelime
- 18 18.448 kelime
- 19 19.1.222 kelime
- 20 20.784 kelime
- 21 21555 kelime
- 22 221.599 kelime
- 23 23.1.454 kelime
- 24 24.751 kelime
- 25 25.2.211 kelime
- 26 26.1.802 kelime
- 27 KARAKTER MODELLERİ18 kelime
- 28 27.1.964 kelime
- 29 28.3.538 kelime
- 30 29.2.389 kelime
- 31 30.3.222 kelime
- 32 31.2.527 kelime
- 33 32.1.189 kelime
- 34 33.1.237 kelime
- 35 34.1.306 kelime
- 36 35.2.347 kelime · Okuduğun bölüm
- 37 373.820 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kardeş ne demekti,nasıl bir histi bilmiyorum. Ama öğrenmek istiyordum. Emiri tanımak,annemden son kalan şeye sahip çıkmak istiyordum. Hatta annemin yaşadığı bu eve girip oturmuştuk. "Annemle aranız nasıldı?" Ona soru sorup duruyordum ama bana tek kelimelik cevaplar veriyordu. Bunuda birkaç kelimeyele kestirip attı "Kötü,benden nefret ederdi" bunu beklemediğim için merakla "Neden?" Diye sordum. "Bir günah tohumuyumda ondan..ona acılarını hatırlatıyormuşum" annem öylemi diyordu?
Emirin suçu yoktuki. "Sen peki,seviyormuydun onu?" Bir süre sessiz kaldı,sonra "Herşeye rağmen evet...o benim annem,içgüdüsel olarak istesemde kızamıyordum. Yinede şunu bilmelisin. 21 yaşıma gireceğim ama hiçbir zaman annemle anne,oğul ilişkisi yaşamadım. Sen onunla yaşamadın ama ben yaşadım ve çoğu zaman ona anne dememi istemezdi. Ona kızmıyordum ama benim yapabilecek birşeyim yoktu. Beni doğurmayabilirdi. Bir günah tohumuyum tamam anladım. Çoğu zaman eyvallah çektim ama her şey benim suçummuş gibi davranıyordu. Ben daha onun rahmindeyken reddedildim. Bir beklentimde olmadı zaten"
Bu çok üzücü bir durumdu ve bahsettiği kişi annemdi,konduramıyordum içten içe. "Kimsen yokmu başka? Babanın kim olduğunu biliyorsundur herhalde" Emir ayağa kalktı. "Yeter bu kadar sorgu. Kendime ait bir hayatım var,bu şekilde yaşamayada devam edeceğim. Sende öyle yap ve yoluna bak. Hiç karşılaşmamışız gibi,hiç birbirimizi tanımamışız gibi." Hayır,bu doğru değildi. Ailemden kalan tek parçaydı Emir. "Buna hiç niyetim yok" tutunacak kimsem yoktu başka. Emir sıkıntıyla nefesini verdi. "Peki, sanırım başka planların var. Ne düşündüğünü öğrenebilirmiyim?"
Bende ayağa kalktım "Bundan önce yanlızdım. Aile kavramını tanımıyordum çünkü ailem yok olmuştu. Ama artık biri var. Öz ailemden kalan son fert sensin. Seninle aile ne demek öğrenmek istiyorum. Hiç birşey olmamış gibi devam edemem ben. Annemi,babamı,tüm sevdiklerimi kaybettim. Tutunacağım tek dal sensin Emir."
Amcam vardı tabii ama onuda kaybedeli 1 yıl olmuştu. Hayatım zehirli bir haldeyken bir gün bile yanıma gelmemişti. Bunu unutmam mümkün değildi. Emir,ofladı "Ne bekliyorsunki! Yeni tanıştığım birini bağrıma basıp,anında 'Ah canım ablam hadi evcilik oynayalım' dememi falanmı bekliyorsun? Gençsin,güzelsin bul zengin bir manita hayatın keyfini çıkar. Hayat,sabırsız. Sen yasını tutup,yaralarını sarana kadar bir bakmışsın bitivermiş. Yani demem o ki çokta derdine düşme. Ne annenin nede aile denen şeyin. Boşuna kürek çekme,değmez"
Umursamaz tavırlarıyla tam bir ergendi. "Bunu yapmayacağım! Ben bir sokağın ortasında annemi kaybettim. Daha yeni kavuşmuştum ona!" Yine ağlamaya başlayınca Emir yutkundu "Ağlayıp durma artık" ona söylemesi kolaydı. "Emir...sende bırakma beni" artık kimseyi kaybetmek istemiyordum. Emir bakışlarını kaçırdı "Ben söyleyeceğimi söyledim" ayağa kalkınca telaşla bende kalktım ve koluna yapıştım "Emir ne olursun bırakma beni yalvarırım sende bırakma" Emir sinirle elini çekti "Ya Defne ne yapıyorsun Allahını seversen sal beni" sarsıla sarsıla ağlıyordum.
"Yeter...yeter artık gitmesin kimse" herkesimi,herşeyimi kaybediyordum tek tek. Babam,Mazhar,Amcam,Baran,Annem ve şimdiyse Emir. "Yeter! Ne istiyorsunuz benden dayanamıyorum artık..." kime isyan ettiğimi bile bilmiyordum. Amcam bana doğru bir adım atınca "Gelme! Sende git diğerleri gibi!" Amcamın gözünden akan bir damla gözyaşını görünce istemsizce güldüm. "Acıdınmı bana? Ne oldu Asım Ardıç,zorunamı gidiyor bu halim?! Neredeydin sen aylardır neredeydinde şimdi yanımdasın! Babam beni evlendirirken neredeydin,Babam ölürken neredeydin,Annem cehennemi yaşarken neredeydin,bana tecavüz edilirken sen neredeydin? Neredeydin!" Sinirle dizlerime vurmaya başladım.
"Neredeydin,neredeydin,neredeydin" aynı şeyleri tekrarlayıp duruyordum. Emir beni tutmaya çalışıyordu "Defne sakin tamam dur...Defne beni duyuyormusun sakin ol ben buradayım" delirmiş gibiydim. O kadar sert vurmama rağmen acısını hissetmiyordum. Amcam öylece durmuş sessizce ağlıyordu,Emirse hala beni tutmaya çalışıyordu. "Defne dur!" Dahada sert vurmaya başladım. "Neredeydin sen neredeydin?" Emir sinirlenip bileklerimi o kadar sert sıktıki "Abla dur artık! Dur bak ben buradayım...sakin"
Abla.
Emir bana abla demişti.
Kardeşim bana abla demişti. Ellerim havada asılı kalmıştı. "Buradayım bak" yüzümü elleri arasına aldı. "Amcanda burada. Birşey yok tamammı?" Başımı salladım zorlukla. "Gitmeyeceksin...değil mi?" Emir sıkıntıyla nefesini verdi "Sonra konuşuruz bunları. Hadi kalk" koluna tutunarak ayağa kalktım. Amcam yoktu
Her zamanki gibi.
"Senin bir...evin falan varmı götüreyim istersen?" Emire bakarken gülümsedim. "Biraz daha burada kalabilirmiyiz?" Sanki buradan gitsem annemide terk edecekmişim gibi hissediyordum. Emir beni koltuğa oturttu ve bir bardak su getirdi. Bir kaç yudum alıp orta sehpaya indirdim. Emir ayakta dikilirken yüzü gergin görünüyordu. Onu korkutmuştum. "Özür dilerim...ben kendimi kaybettim" açıklama yapma isteğinden alıkoyamıyordum kendimi. Emir çatılan kaşlarıyla "Az önce amcana bağırırken söylediğin şey...sen.." bir türlü cümlenin devamını getiremiyordu. Az önce çok şey söylemiştim,hangisinden bahsediyordu?
"Ne dedimki?" Emir rahatsızlıkla kıpırdandı. "Sen...şeyemi uğradın.."
Yutkundum.
Tecavüze uğradığımı söylemiştim.
Boğazıma oturan yumru bir türlü gitmiyordu.
Onu daha yeni bulmuştum ve bulduğum anda iğrenç hayatımı döküvermiştim. Psikolojimin yerinde olmadığınıda görmüştü.
Ya benden iğrenirse ve tekrar gitmeye kalkışırsa?
Cevap veremedim,çünkü verecek bir cevabım yoktu. Emir,ağır ağır başını sallayıp yanıma oturdu. Sessizlik rahatsız ediciydi. Zihnim bir film şeridi gibi bütün geçmişimi bana izletirken çıldırmamak için zor duruyordum.
Yapma!
Dur!
Yalvarırım dur,Sinan!
Nefes almakta güçlük çekiyordum. Emir farketmiş olacakki "Tamam sormadım say" deyince derin nefesler alarak kendime gelmeye çalıştım. "İyiyim" diyebildim sadece. Emir sıkıntıyla iç çekti "Bu kadar yaralı olmak zorundamısın?"
Ağlama Defne
Ağlama.
Bundan şikayetçiydi ve haklıydıda. Ablasının sinir krizine şahit olmuştu ve yaşamının iğrençliğini tatmıştı. Yüzüne dokundum hafifçe ve tebessüm ettim "Değilim...sen yanımda olduğun sürece yara falan kalmayacak"
Yutkunmasıyla,belirgin adem elması hareketlendi. O klas bir yakışıklılığa sahipti. Bal sarısı gözleri ve saçlarıyla inanılmaz bir sempatikliği vardı. Hafif kemerli burnu karizmatiklik katıyordu. "Bak Defne...ben kardrş ne demek bilmiyorum ve belliki sende bilmiyorsun. Öylece biz kardeşiz deyip yolumuza bakamayız anlıyormusun? Ben daha seni ve annemi bile sindirememişken kardeşlik denen şey...yabancı geliyor. Bana biraz olanları düşünmem için zaman veremezmisin? En azından bir süre yanlız kalayım"
O...haklıydı, yine. Annemin kaybından hemen sonra ona sarılmıştım ama aynı kaybı oda yaşamıştı ve ben onun acısını,kafa karışıklığını düşünemeyecek kadar kendimle meşguldüm. Onu boğuyordum. "Peki nasıl istersen...geri geleceksin ama değil mi?" Emir kısa bir sessizliğin ardından "Geleceğim" diyerek ayağa kalktı. Ona güveniyordum. Geri geleceğine emindim. Ufak bir baş selamı verip gidince dakikalardır korkuyla tuttuğum nefesi verdim. Bir süre öylece oturdum. Daha sonra evi gezmeye karar verip ayağa kalktım. Her adımımda içimdeki tuhaf sızıya karşı göz yaşı dökeceğimden habersiz bir şekilde evi gezmeye başladım.
Barandan
"Baran kalk koçum hadi bak hasta olacaksın" Kenan dibimde yine vızıldamaya başlayınca ofladım "Abi beni bir sal ya" elimdeki içki şişesinden koca bir yudum daha aldım. Yavaşça batan güneşin ışıkları gözümü yakıyordu. Duvarın dibinde otururken belimin ağrısı sık sık kendini hatırlatıyordu. "Nasıl salayım oğlum seni bu halde? Bak artık olan oldy. Bir kız için değermi bu kad-" ok gibi bakışlarımı ona yöneltince sustu. Bıkkınca şişeye bakarken "Ne halin varsa gör lan!" Diye bağıran abimi durdurmadım. Nihayet gidiyordu.
Başım dönüyor,boğazım yanıyordu. Şişeyi tekrar kafama fikince bittiğini farkettim. Sinirle bir kenara fırlattım. Sokak ortasında sarhoş hallerime insanlar iğrentiyle bakıyordu ama kimin umurundaydıki! Keşke Kenandan bir içki almasını isteseydim diye geçirdim bir kez daha içimden. "İşe yarıyormu?" Tanıdık sesle bakışlarımı yukarı çıkardım. Mazhar elleri cebindeyken bana bakıyordu. Cıkladım önüme dönerken "Yaramıyor" Üstten bakışlarıyla süzdü beni "Neden içiyorsun o zaman?" Omuz silktim "Bir umuttur yaşamak" ağır ağır başını sallayıp yanıma oturdu. Elindeki poşeti daha yeni farketmiştim. İçki getirmişti "Madem bir umut var...içelim" bana bir şişeti uzatınca sorgulamadan aldım.
Normalde olsa şişeyi kafasında parçalardım ama şuan Mazharla bile uğraşacak halim yoktu. Gerçi onunda karşılık verecek hali yok gibiydi. Göz torbaları ve özensiz kıyafetleriyle bok gibi görünüyordu.
Benim gibi.
"İnsanlar bize küflenmiş peynirmişiz gibi bakıyor" Mazharın söyledikleriyle yüzümü ekşittim "Sana öyle bakıyorlardır,ben o kadarda kötü değilim" savunmam onu şaşırtmamıştı. "Kendine bak lan önce,böcek konuyor üzerine artık gerisinide sen düşün" cevap vermeye tenezzül etmedim. Mazharın içkiden aldığı yudum sesi kulağıma kadar gelmişti. "Yavaş lan,hayvan!" Bana aldırış etmeden içmeye devam etti.
Yüzündeki acıyı görmek çokta zor değildi. "Şuan...tam olarak şuan Allah canımı alsada kurtulsam" aniden söyledikleriyle kaşlarımı çattım "Sıranı bekle lan" Tükürürcesine baktı yüzüme "Senin derdin ne lan piç! Defne seni terk etti diye ne bu drama? Benim yerimde olsaydin çoktan gebermiştin o zaman" ne diyordu bu geri kafalı? "Kes lan! Keşke dediğin gibi Defne sadece beni terk etseydide geberseydim. En azından vicdan azabından kurtulurum!" Anlamayarak ban baktı "Başka ne olduki? Hakikaten lan Defne neden seni terk etti,ne yaptında kaçırdın kızı?"
Sinirle bir yudum aldım içkiden. "Ne yapmadımki! Berbat bir insanım lan ben,piçin önünde gideniyim!" Kendimi azarlarken Mazhar mutluluktan uzak bir kahkaha attı "Geç farkettin biraz ama olsun...yinede merak ettim. Boktan egona rağmen bunu kabullenmene sebep olan şey ne?" Sinirlerimi bozuyordu. "Sanane lan!" Bağırmaya çalıştım ama onu bile yapamayacak durumdaydım. Mazhar "Direnme bence. Anlat,belki ne kadar pis bir herif olduğunu dahada iyi anlarsın" çaresizce şişeyi yanıma koydum.
"Defne,Nazarı vurduktan sonra yurt dışına kaçmıştı. O zamanlar o kadar kinli ve nefret doluydumki ona...Türkiyeye dönmesi için büyük bir piçlik yaptım. Ayağıma gelsin istedim,kendisi gelsin istedim. Onu buraya kendi rızasıyla getirtebilecek tek şey...babasıydı" Mazhar dikkatle dinliyordu. Boğazımı temizleyip devam ettim. "Babası hastaydı zaten. İki bilemedin üç yılı falan kalmıştı. Hem Defne gelsin istedim hemde canı yansın istedim...babasını öldürdüm lan kızın!" Mazhar afalladı. Bunu bilmiyor olması şaşırtıcıydı. "Ben varya ben! Sırf boktan bir intikam uğruna sevdiğim kadının babasını öldürttüm! Oruspu çocuğuyum lan ben" pişmanlıkla yüzümü yere eğdim.
Mazhar,havalanan kaşlarıyla "Ve Defnede bunu öğrenince seni terk etti,değilmi?" Kalın kafalıydı! "Lan mağara kaçkını! Sorun Defnenin beni terk etmesi değil,sorun onu öksüz bırakmam! Defne bunu öğrenmeseydi bile bu,işlediğin günahı silmiyor...ağır konuştu lan. Öyle bir konuştuki bana,bir daha olmamız imkansızmış gibi. Ne ölüne ne ölüme dedi gitti lan kız. Ulan Allah belamı verseydide demeseydi bana öyle" Mazhar kafasını duavara yasladı. "Vermiş zaten...gerçektende tam bir oruspu çocuğusun" sakince söylediklerine sinirlenemedim bile.
Bu piç hayatında ilk defa haklıydı. Yinede buradaki tek piç ben değildim "Sen? Sana kıyamazdı Defne. Ne olduda nefret ettirdin kendinden?" Mazhar alayla göz devirdi "Banamı kıyamaz? Sen kör bir oruspu çocuğusun Baran Genco! Asıl sana kıyamıyordu. Biz Mardinde evliyken hani bir davette kavga etmiştik ya. İşte o gece birşeyo merak ettim. Defne senin için beni çiğneyebilecekmi diye sordum kendime. Sonra bir oyun oynadım. O gece biz eve gidince...Defneye senin konağını tarattığımı söyledim. Senin için boğazıma bıçak dayadığını biliyormuydun? Sandığının aksine Defnenin ilk seçeneği hiçbir zaman ben olmadım. Her daim sen oldun."
Bunun beni mutlu etmesi gerekiyordu ama aksine...daha çok acıtmıştı. Benim için cinayet işleyecek kadar ileri gitmişti. Peki o beni bu kadar severken ben ne yapmıştım? O gece bile sarhoşluktan Defneyi aldatmıştım. Gitgide kendimden iğreniyordum. Bunca zamandır hiç bu denli kendimle baş başa kalmamıştım. Gözlerimin ardı sızlıyordu. Ben ne zaman bu kadar vicdansız ve onursuz olmuştum? Nefes alış verişlerim git gide zorlaşıyordu. Mazharında benden farkı yoktu. Nede olsa Defne benim için onun boynuna bıçak dayamıştı. Bu...gurur kırıcı olmalıydı. Neyseki bu piçinde morali bozuktu.
"Defnenin senden neden nefret ettiğini hala anlatmadın?" Bunu merak ediyordum. Mazhar yutkundu "Söyleyemem...söyleyemeyeceğim kadar ağır birşey bu. Dilime varmayacak kadar boktan bir durum anlıyormusun? Onca şeye rağmen Defne seni belki dinler. Ama benim özrümü bile kabul etmez öyle düşün. Utanıyorum...kendimden,ailemden,soy adımdan. Doğrudan olmasada dolaylı bir şekilde öyle bir zarar verdimki Defneye...beni şuracıkta boğazlasan umurumda olmaz"
Bu kadar ağır olacak ne yapmıştı?
Ben bile anlatmıştım ne halt yediğimi ama Mazharın dili bile varmıyordu. "Onu koruyamadık Baran...iki tane hayvan gibi adam bir kızı koruyamadı. Onu kendimizden,etraftan,çevremizdeki pisliklerden koruyamadık. En başından beri o kızın hayatına hiç girmememiz gerekiyordu. Mahfettik lan kızı!" Sinirle elindeki içki şişesini fırlattı. Bu piç yine haklıydı.
Utanmalıydık. Etrafta Defne benim diye artistlik taslarken Defnenin yaşadığı şeyleri hiç farketmemiştik. Mazharında dediği gibi. En başından beri Defnenin hayatına hiç girmememiz gerekiyordu. Girdiysek bile onu korumamız gerekiyordu. En çokta kendimizden. Ama yapamamıştık. Onu korumak yerine bir olup enkaza çevirmiştik. Şimdi nerede, ne yapıyordu bilmiyorduk. Ama yaşadıklarının onu da bizim kadar, hatta daha fazla parçaladığını düşünmek zor değildi. Üstüne birde içiyorduk! Ölmek istiyorduk falan! Defnenin yaşadıklarının çeyreğini yaşasak geberecekmişiz. Utanmamız gereken bir konu daha.
Mazharın telefonu çalınca dikkatimiz dağılmıştı. Mazhar telefonu açtı ve hoparlöre verdi. Telefonu eline bile alamayacak kadar yorgundu. Kucağındaki telefona bakarken "Ne var?" Deyince telefonun diğer ucunfaki telaşlı ses "Abi çok kötü birşey oldu!" Mazhar aniden doğruldu "Ne oldu lan?" Adam korku dolu sesiyle "Beril Yılmaz,Defne hanımın annesi...öldürüldü. Emir bey öğleden sonra gitmişti ama az önce eve geldi tekrar. Defne hanım hala Beril hanımın evinde" Bende doğruldum. Mazhara baktım öfkeyle "Defnenin annesi yaşıyormuydu?" Mazhar telefonu kapatıp ayağa kalktı.
Sarsakça ayakta durmaya çalıştı. "Sana diyorum!" Bende zorlukla ayağa kalktım. Mazhar "Yaşıyordu! Babamın himayesi altındaydı. Bunu Kasırda biliyordu ve bugün Defneye bildiği herşeyi anlattı. Defne annesini görmek isteyincede Berilin yaşadığı yere götürmüş. Berilin kaldığı evi yıllardır gözetleyen bir adamımız var,bu telefondakide oydu zaten...lan kız daha bugün kavuştu annesine,öldürülmüş kadın!" Yutkunamamıştım. Bir kayıp daha yaşamıştı ve ben yanında olamamıştın. Mazhar ilerlemeye başlayınca peşinden gittim.
"Defnenin yanına gitmiyorsundur umarım?" Her an düşebilirdim. Mazhar "Gidiyorum tabii lan. Kızın annesini yıllardır gizliyorum,öğrendiği gibide annesi öldürülüyor. Bu işin peşini bırakacak değilim" deyince güldüm istemsizce. "Oğlum sen manyakmısın? Şimdi Defnenin yanına gitsen varya senin kelleni uçurur hiç düşünmeden. Sen dur ben giderim" Defnenin Mazhardan şüphelenmesi olağandı. Annesinin katilini Mazhar zannedebilirdi. Mazhar durdu "Saçmalama lan. Umurumdamı sence ölmek? Öleceksemde Defnenin elinden olsun razıyım ben" yine adım atınca sinirle bağırdım "Lan gerizekalı,anasının katilini sen zannederse ne yapacaksın? Senden daha çok nefret etsin istiyoraun herhalde" tekrar durunca sessizce dikilmeye başladı.
"Sende gitme o zaman sen neden gidiyorsun?" Kaşlarımı çattım "Lan oğlum Defne bu psikolojiyle intihar etse yeridir mal. Şimdi yanlız kalması olması gereken en son şey bile değil" ben gitmeye yeltendim ama Mazharın söylediği şeyle durmak zorunda kaldım "Yanlız değil...kardeşi yanındadır şimdi"
Kardeşi?
Defnenin kardeşimi vardı?
Mazhar aklımdaki soruları duyuyormuş gibi hemen cevapladı "Uzun hikaye anlatamam. Berilin başka bir adamdan bir oğlu var. 20 yaşında. Emir şuan Defnenin yanında. O çocuğu tanıyorum merak etme. Defneye sahip çıkacaktır. Şuan Defnenin ikimizide görmemesi daha iyi. Hatta hiç görmemesi daha iyi"
Ben daha Emir mevzusunu hazmedemeden Mazhar aniden "Baran senle bir anlaşma yapalım,Defne için" gözlerimi Mazhara diktim. "Nedir?" Sıkıntıyla yutkundu. "İkimizde birer söz verelim. Varlığımız Defneye zarar veriyor...ikimizde bir daha Defnenin karşısına çıkmayacağız. Ben, tek celsede boşanıp hayatıma bakacağım. Sende pılını pırtını toplayıp memleketine döneceksin. Defnede ne istiyorsa öyle yapar zaten. Bak biz Defneye zarra veriyoruz. Bunu biliyoruz ve ben daha fazla ona zarar vermek istemiyorum. Hem artık bir kardeşide var. Bırakalımda biraz nefes alsın. Şimdi bana bir söz ver. Defnenin bir daha asla ama asla karşısına çıkmayacağına dair bir söz ver. Bende vereceğim"
Bu...açıkçası şuan doğru bir karar alabilecek halde değildim. Ama karar vermek zorunda olduğum bir konumdaydım. Mazhar haklıydı,Defneye zarar veriyorduk ve hayatında olduğumuz sürece zarar vermeyede devam edecektik. Onu bırakmamız gerekiyordu. Defne için Defneden vazgeçmem gerekiyordu. Şimdiye kadar koruyamamıştım,ama bundan sonra koruyup koruyamamak benim elimdeydi. Eğer gerçektende Mazharın dediği gibi,Emir denen herif Defneye sahip çıkacak,destek olacaksa...bunu yapabilirdim. Defne için Defnesizliğe dayanabilirdim. Boğazımdaki yanma hissi gitgide artıyordu. Derin bir nefes aldım ve elimi uzattım Mazhara.
"Söz...bir daha asla Defnenin karşısına çıkmayacağım" Mazhar elime baktı bir süre. Daha sonra yutkunarak elimi tuttu ve "Söz. Defne artık yok...ikimiz içinde"
Defne artık yoktu.
Olmamalıydı.
Kendimi buna alıştırsam iyi olurdu.
Bölüm etkileşimi
