Bölümler 37Şu an: 28.
- 1 1.779 kelime
- 2 2.168 kelime
- 3 3.870 kelime
- 4 4.565 kelime
- 5 5.518 kelime
- 6 6.390 kelime
- 7 7.609 kelime
- 8 8.254 kelime
- 9 9.559 kelime
- 10 10.455 kelime
- 11 11.564 kelime
- 12 12.160 kelime
- 13 13.455 kelime
- 14 14.337 kelime
- 15 15.256 kelime
- 16 16.814 kelime
- 17 17.398 kelime
- 18 18.448 kelime
- 19 19.1.222 kelime
- 20 20.784 kelime
- 21 21555 kelime
- 22 221.599 kelime
- 23 23.1.454 kelime
- 24 24.751 kelime
- 25 25.2.211 kelime
- 26 26.1.802 kelime
- 27 KARAKTER MODELLERİ18 kelime
- 28 27.1.964 kelime
- 29 28.3.538 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 29.2.389 kelime
- 31 30.3.222 kelime
- 32 31.2.527 kelime
- 33 32.1.189 kelime
- 34 33.1.237 kelime
- 35 34.1.306 kelime
- 36 35.2.347 kelime
- 37 373.820 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Salondaki herkesin yüzü kireç gibi olmuştu. Şoku atlatmak uzun sürsede Mazharın annesi hızla koltuktan kalktı. "Bu ne demek şimdi Mazhar?" Bundan pekte memnun görünmüyordu. Mazhar "Ne anladıysanız o. Defne benim...resmi nikahlı karım" sesi net ve sahiplenici çıkmıştı. Annesi "Mazhar sen neler söylüyorsun böyle? Bunun gerçek olmadığını umuyorum ve derhal bir açıklama bekliyorum!" Babaanne sadece olanları izliyordu. "Anne böyle bir konuda nasıl yalan söyleyeyim? Ama eğer inanmamakta ısrar edeceksen evlilik cüzdanını gösterebilirim" Annesi ağzı açık birşekilde oğluna bakıyordu. Ve sessizliği bozan babaanne oldu.
"Peki torunum. Ama sana bir şey sormak istiyorum..biz seni Mardine nişanlı gönderdik. Sen ise kolunda bambaşka bir kadınla evli olarak geldin. Acaba evlenirken Gamzeye söz verdiğini unutmuş olabilirmisin?" İşte şimdi yüzü kireçlenen bendim. Yutkunamamıştım bile. Boğazıma bir yumru oturmuştu ve ben hesap soramıyordum. Mazhar hiç benim tarafıma bakmadı. "Hayır unutmadım. Ama bir yanlışınız var babaanne,ben kimseye söz vermedim! Benim yerime söz veren sizlersiniz. Kimseye söz vermediğim içinde sözümü tutmam gereken bir sebep yok!" Gamzeye döndü tekrar. Gamzede benden farksız değildi. Kızarmış gözlerle herkes gibi açıklama bekliyordu. "Olanlar için üzgünüm" deyip elimi tuttu. Ne olduğunu bile kavrayamıyordum. Daha sonra herkesin içinde beni o evden çıkardı. Kalbim o kadar hızlı atıyorduki bir noktadan sonra elimi Mazhardan çekip bir ağaca yasladım. Sakinleşmek kolay değildi.
Mazhar ilgili ve endişeli bir sesle "İyimisin?" Diye sorup yardımcı olmaya çalışsada izin vermedim. "Bırak!" Sert sesimle iki adım geri çekildi. "Tamam sakin" nefes alışverişimi düzene sokunca doğruldum. "Neden söylemedin?"
"Söyleme gereği duymadım çünkü önemsiz birşeydi." Bunu bu kadar basit söylemesi afallamama neden oldu. "Ne demek önemsiz,Mazhar ben az önce senin sözlünle aynı ortamdaydım! Ne olursa olsun bana bunu söylemeliydin" ellerimi sinirle saçlarımdan geçirdim. Mazhar ağaca odaklanmışken "En azından beni anlamışsındır" deyince kaşlarım havalandı. "Anlamadım?" Benle göz kontağı kurdu. "Sen Gamzeyle aynı ortamda olmayı bile kabullenemezken ben karımın eski eşiyle öpüştüğünü bilmeme rağmen unutmuş gibi yaptım. Merak ediyorumda...eğer roller değişseydi,yani senin değilde benim bir başkasıyla aramda birşeyler geçseydi tepkin ne olurdu? Dürüst olmanı rica ediyorum"
Bakışlarımı kaçırdım,olayı kendi aleyhine çevirmişti. Bir süre sonra boğazımı temizleyip ona baktım. "Dürüst olayım...umrumda bile olmazdı" ona bir adım attım,aramızda çok az mesafe kalmıştı. İşaret parmağımı kaldırıp ona doğrulttum. "Hatta,o kadınla yatsaydın bile kızmazdım" gözleri kısıldı,ben devam ettim. "Neden biliyormusun? Çünkü intikam uğruna evlendiğim bir adamın hayatıyla ilgilenmemeliyim. Kağıt üzerinde olan imzalarımız hiçbir halt ifade etmiyor! Tamam,bana güvendin ve hayal kırıklılığına uğradın anladık. Ama ben sana hiçbir zaman bana güvem demedim,beni tanımadığın halde güvenmeyi seçen sensin! Şimdi beni bunla suçlayamazsın. Mazhar evlilik senin için ne anlama geliyor bilmiyorum ama benim için üzerinde durulmayacak kadar gereksiz. Hatta bak ne diyeceğim" kulağına yaklaştım.
"İstersen hemen şuan git ve o kadını yatağa at. Üzülmem,kırılmam yada kızmam. Bu yüzükler benim için önemsiz ve...sende öyle" geri çekildim sonra. Birşeyler aradım Mazharın yüzünde. Ama ifadesi düzdü. Ne hissettiğini anlamak zordu. Farkettiğim tek şey sağ elinin yumruk olmasıydı. Dudaklarını yaladı "Bittiyse gidelim" kaşlarım çatılsada cevap vermedim. Arkamdan birisi omzuma dokununca irkildim. Bu o yaşlı kadındı,Mazharın babaannesi. "Sakin kızım benim. Ben az önce olanlar için üzgünüm,bunları senin yanında konuşmamalıydık." Zoraki bir tebessüm sundum. "Sorun değil"diyebildim sadece. "Seni ve Mazharı bu akşam yemek masasında görmek istiyorum,hatta hemen şimdi sizi ağırlamayı düşünüyorum. Beni kırmayın" kadının yumuşak ve kibar sesine hayır demek zordu. Mazhara baktım kısa bir an. Omuz silkti, "Sen bilirsin" deyince kadına döndüm. "Tabii,mutluluk duyarız" düz tutmaya çalıştım sesimi.
Kadın koluma girdi. "O zaman bana malikaneye kadar yardımcı olursun değilmi?" Yaşlıydı ve desteğe ihtiyacı vardı. "Elbette" dedim gülümseyerek ve ilerlemeye başladık. Kadın "Tam tanışamadık. Benim adım Gülseren,Mazharın babaannesiyim" bende karşılık verdim. "Memnun oldum Gülseren hanım. Defne bende,gerçi Mazhar az önce söylemişti" dedim etrafı inceleyerek. Kadın "Bana hanım deme lütfen. Madem evlisiniz,seninde bana babaanne demen gerekir." Kısa bir an durdum. "Ben..bilemiyorum şimdilik Gülseren hanım desem olmazmı?" Yeni tanıdığım bu kadına babaanne diyebileceğimi sanmıyordum. "Pekala,kızım sen bilirsin ama bu hep böyle devam etmeyecek." Alttan alttan bakınca güldüm. Mazharda arkamızdan geliyordu. Malikaneye girdik. Salonda kimse kalmamıştı. "Otur lütfen" kırmadım ve oturdum. Mazharda koltuğun bir ucuna oturunca Gülseren hanım "Ne o öyle kavgalı gibi karının uzağına oturmak? Yanına geç bakayım" kavgalıydık zaten.
Mazhar itiraz etmesede isteksizliği belli oluyordu. Yanıma oturunca Gülseren hanım memnuniyetle baktı. "Maşallah pekte yakışmışsınız" gülme geldi ama zor tuttum kendimi. Mazharla yakıştırılmak? Kulağa berbat geliyordu. "Eee anlatın bakayım. Nasıl tanıştınız,nerede tanıştınız?" Yutkundum. Ne diyecektik?
Gülseren hanımcığın torununuz beni tehdit etti bende evlenmek mecburiyetinde kaldım
Mazharda rahatsızca bana bakınca boğazımı temizleyip Gülseren hanıma döndüm. "Biz sinemada tanıştık" dedim hemen bir yalan uydururken. Kadın dikkatle beni dinlemeye başladı. "Ben koltuğumu arıyordum. Karanlık bir ortam olduğu için bir anda dönünce Mazhara çarptım. Tabii elimdeki mısırlar dökülünce ben biraz sinirlendim. Ne yapıyorsunuz,önünüze bakın falan diye bağırınca Mazharda özür diledi defalarca. Sonra bebim sinirim dinince Mazhar bir anda elinde mısırla geldi yanıma. Affedin falan diye biraz kıvranınca yumuşadım" Mazhar anlattığım hikayeden hiç hoşlanmamış gibiydi. Ben devam ettim "Orada tanıştık işte,sonra Mazhar görüşmek isteyince kabul ettim. Öyle öyle devam edince iş buraya kadar geldi" Gülseren hanım parlayan gözlerle "Ah ne hoş bir karşılaşma! Aferin benim centilmen torunuma"
Tabii ya aferin centilmen torununa!
Kadının telefonu çalınca açıp konuşmaya başladı. Mazhar kulağıma eğildi "Affedin diye kıvranmışım öylemi,üstüne birde mısır almışım?" Bende gözlerimi kısarak ona döndüm. "Beğenemedinmi? Biz kadınlar buna gördüğün üzere centilmenlik diyoruz. Tabii sen bu terime fazlaca uzaksın. Senin tarzın daha farklı. Sen tehditle evlenmeyi daha uygun buluyorsun" öylece suratıma bakıyordu. Derin bir iç çektim. "Keşke" devam ettirmedim ama Mazhar merak etmiş olmalıki "keşke ne?" Diye sorunca cevapladım. "Keşke öyle tanışsaydık. Bir sinemada çarpışsaydık. En azından intikam uğruna tanımadığım bir adamla evlenmemiş olurdum" lafımı çarpınca önüme döndüm. Mazharda hiç konuşmadı zaten.
Telefon görüşmesi bitince Gülseren hanım hizmetçiyi çağırıp "Onları odalarına götür" dedi. Mazharla hizmetçinin gösterdiği odaya geçince başbaşa kalmıştık. Ferah bir odaydı ama farklı olarak burada daha çok beyaz mobilyalar tercih edilmişti. Ama bundan daha önemli birşey takılmıştı aklıma. "Bir yatak var?" Mazhar "Yani evli çiftlerin odasında neden iki yatak olsun?" Mantıklı. "Tamamda ne yapacağız? Bana bak beni kessen senle aynı yatağa girmem!" Alaylı bir gülüşle "Merak etme kimse seni yatağa davet etmiyor. Bir kaç gün sonra ayrı bir eve çıkarız zaten ama idare etmeliyiz şimdilik. Olmazsa birimiz koltukta uyur" Memnuniyetsizce baksamda "Tamam ama koltukta sen uyursun" dedim önden. Mazhar kendini koltuğa attı. "Ben yerimi yadırgamam" dedi. "Mazhar şoförüne söylede valizimi getirsin üzerimi değiştireceğim."
Telefonunu çıkarıp şoförü aradı. Valizlerimiz getirilince giyecek birşeyler aradım. Aile eviydi ve buna uygun giyinsem iyi olurdu.
Banyoda üzerimi değiştirip odaya geçtim. Mazhar sırıtarak "Babaanneme yaranmalar,Hanım hanımcık giyinmeler...hayırdır kızım benimi ayartıyorsun?" Yüzümü ekşittim. "Siktirgit!" İfadesi hızla bozulmuştu. "Sana şu küfürleri bırakmanı söylemiştim" hiç umursamadan aynadan saçlarımı düzelttim. "Ne zaman ineceğiz aşağıya?" Diye sorarken makyaj çantamdan rujumu çıkardım. Mazhara baktım göz ucuyla dikkatlice beni izliyordu. Fazla umursamadım. Rujumu dikkatlice sürerken "Sana soruyorum Mazhar,ne zaman ineceğiz aşağıya?" Yeniledim sorumu. Mazhar silkelenip "Bir saate ineriz. Babamlarda gelirler birazdan zaten" rujun kapağını kapattım sertçe. Yine gerilmiştim. "Babam dikkatlidir,babaanneme anlattığın hikaye ona geçmeyebilir. Hareketlerine,mimiklerine,ses tonuna bile dikkat etmelisin. Başımızı derde sokma. Ha birde onlara göre birbirimize aşık olup evlendik,bunu bozma. Bir süre mutlu çifti oynayacağız" deyince daha fazla gerilmiştim. "Çok sağol ya inanılmaz destek oluyorsun bana"
Mazhar omuz silkti. "Destek olmak istediğimi kim söyledi?" Ayağa kalkıp banyoya ilerledi. "Duş alacağım" hızla valizini aldım "Alsana valizini banyoda giyineceksin" ona gönderdim valizini. Dudağının kenarı kıvrıldı "Tüh! Ben odada senin gözlerinin önünde giyinmeyi planlıyordum oysaki" deyince koltuktaki yastığı fırlatsamda havada yakaladı. Valizini alıp banyoya gidince bende yatağa oturdum. Telefonumu elime alıp Baranın sosyal medya hesabıma girdim. Kınada çekilen bir kaç fotoğrafı paylaşmıştı ama düğüne dair hiçbir paylaşım yoktu. Elif denen kızın hesabındada bir hareketlilik yoktu. Baran olmasa bile kızın paylaşım yapmasını beklerdim. Sıkılınca tekrar Baranın hesabına girdim. Fazla aktif kullanmıyordu ama vardı birşeyler. Bayağı bir aşağıya indim sayfasında ve bir foroğraf dikkatimi çekti. Baranın elinde bir dövme vardı. Isırık izleri şeklindeydi ve bu izi ben bırakmıştım yıllar önce. Dövme yaptırdığını daha önce farketmiştim ama fotoğrafta yeni yapılmıştı. Kızarıklıklar vardı dövmenin etrafında ve fotoğrafın açıklamasında "D." Yazıyordu. Baş harfimle ilişkilendirmiştim. Sus sesi kesipil Mazhar banyodan çıkınca telefonu kapattım. Siyah kumaş pantolun,beyaz tişört giymişti. Elindeki havluyla saçını kurutuyordu. Kaslı bir vücudu vardı,her kızı kendine düşürebilecek cinsten. Ben hariç tabii.
Saçını geriye doğru tarayınca uşi bitmişti. "İnelim hadi" deyince başımı salladım ve salona indik. Herkes yemek masasına yerleşmişti ama kimse bizi farketmemişti. Mazhar beni durdurup elimi tutunca afallasamda ses etmedim. Masaya yaklaşınca bir kaç kişinin odağına girebilmiştik. Masanın başında Gülseren hanım diğer ucunda 50-55 yaşlarında kır saçlı bir adam oturuyordu. Adamın yanında Mazharın annesi oturuyordu. Büyük ihtimal adam Mazharın babasıydı. Gülseren hanımın yanındada yeşil gözlü kadın ve yanındada başka bir adam oturuyordu. Onlarında karı koca olduğunu düşündüm. Yeşil gözlü genç kız ortalarda görünmüyordu. Karşı taraftaysa Mazharla yaşıt olduğunu düşündüğüm sarışın bir adam oturuyordu. Diğer iki sandalye boştu. Herkes bize kilitlenince masanın başındaki adam "Hoşgeldin Mazhar" dedi çokta duygusal olmayan düz bir ifadeyle.
Bu hareketle Mazharın babası olduğu kesinleşmişti
Adam göz ucuyla bana baktı "Sende" dedi sadece ve önüne döndü. Mazhar boğazını temizleyip "Eğer merak ediyorsan...Adı Defne baba." Ve doğru tahmin babasıydı. Babası yavaşça kaldırdı başını. "Merak etmiyorum çünkü biliyorum. 23 yaşında olduğunu,savcı olduğunu...babasını,amcasını." Beni araştırmışlardı. "Kürşat Varol" dedi bana doğru kendini kısaca tanıtarak sonrada sustu. Adam kısa,net ve sertti. Kürşat bey karısına bir bakış atınca karısı huzursuzca "Hülya" dedi.
Güya benle tanışıyorlardı
Sarışın adam "Sinan Varol,kuzeniyim" deyince başımı salladım. Yeşil gözlü kadında diğerlerinin aksine gülümseyerek "Yasemin bende canım. Mazharın yengesiyim" bende ona tebessüm ettim. Yanındaki adam "Yunus Varol,amcasıyım"
Yani Sinan ve saatler önce gördüğüm o kız Yasemin ve Yunusun çocuklarıydı. "Memnun oldum" dedim topluca. Mazhar boş sandalyeyi benim için çekince oturdum. Kendiside yanıma oturdu. Sinan ve Mazharın ortasında oturuyordum. Gülseren hanım "Buyurun başlayabilirsiniz,afiyet olsun" deyince herkes yemeğe başladı. Önümdeki çorbadan bir kaç kaşık aldım boş durmamak için. Masada binbir çeşit yemek vardı ama şu durumda o kadar gergindimki tek birşeye yumulmuştum. Kürşat Varol bunu farketmiş olacakki "Kızım sen o çorbayla doyacakmısın? İnceciksin zaten yesene birşeyler"
Övmüşmüydü gömmüşmüydü anlayamamıştım.
"Ben çok aç değilim Kürşat bey,yinede ilginiz için teşekkür ederim" adam önümdeki servis tabağını alıp doldurmaya başladı. Herkes merakla onu izliyordu. Bende dahil. Tabağı doldurup önüme koyunca afalladım. Babacan bir tavırla "Hepsi bitecek,benim soframa oturan aç kalkamaz" deyince itiraz bile edememiştim. Hadi ama kim dost,kim düşman?! "Teşekkürler ama dediğim gibi aç değ-"
"Bitecek dediysem bitecek!" Neden kendimi çocuk gibi hissediyorsum? Yinede kızmasın diye bir kaç birşey attım ağzıma. Gerçekten aç değildim ve bunu yemek bile çok zordu. Adam zorlandığımı anlamış gibi "Neyse tamam çok zorlama kendini. Midene birşeyler girsin diye öyle dedim" mahcubiyetle "Teşekk-" adam sözümü kesti hemen. "Çok fazla teşekkür ediyorsun." Deyince farkettim. Masaya oturduğumdan beri teşekkür ediyordum. Dudaklarımı birbirine bastırıp sustum. Yemek boyunca sessiz geçmişti. Hülya hanım,Yunus bey ve Sinan denen adam fazla hoşnut görünmüyorlardı burada olmamdan. Herkes salondaki koltuklara yerleşince Mazharla bende oturduk. Bu sefer yan yana oturmaya özen göstermiştik.
Kürşat bey Yasemin hanıma "Yeşim nerede?" Deyince yeşimin o genç kız olduğunu düşündüm. Yasemin hanım "Umut ve Zelişi dışarıya çıkardı" deyince Mazharın kulağına fısıldadım. "Zeliş kim?" Mazharda "Kardeşim" deyince çok şaşırmıştım. "Senin kardeşinmi var?" Mazhar "Evet ama evlatlık. Bebekliğinden beri bizimle" şokum dahada artmıştı. Hülya hanım sonunda dayanamayarak "Kürşat bu saçmalık ne zaman bitecek?' Deyince herkes ona döndü. Hülya hanım "Tamam Mazhar yapmış bir hata ama geri dönülemez bir yanlış değil. Hemen yarın adliyeye gidip boşanmalarını istiyorum."
Keşke be Hülya hanım!
Kürşat beyin kaşları havalandı. "Neden hata olsun Hülya? Oğlumuzun sevdiği kadınla evlenmesi ne kadar yanlış?" Öyle değil işte! Hülya hanım ayağa kalktı. "Ne demek sevdiği kadın ya? Ben oğlumu tanıyorum burada başka şeyler dönüyor!" Gülseren hanım "Hülya kızım sakin olurmusun? Bir kere ayıp diye birşey var boşanmakta ne demek. Birbirlerine aşık olup,evlenmişler. Ha ama evet Mazharın bunu habersiz yapması kabul edilebilir değil" Mazhar sessizce izliyordu. Hülya hanım "Anne ya Gamzeye ne olacak? Kız 3 senedir Mazharı bekliyor,kendi gözlerinle gördün. Yazık değilmi o kızcağıza?" Nedense kendimi berbat hissediyordum. Yasemin hanım "Öyle elbette ama şu noktada yapabileceğimiz birşey yok Hülya. Bize düşen oğlumuzu desteklemek." Neden bilmiyorum ama bu kadını sevmiştim. Sinan denen adam "Anne ne desteklemesinden bahsesiyorsun sen? Konu sadece Gamze değil,ailesiyle yakında önemli bir ortaklığa imza atacaktık ama canım kuzenim Mazhar işleri berbat etme konusunda mükemmeldir!"
Kıskanç bir kuzen ha? Sevdim.
Mazhar Sinana düz bir ifadeyle baktı. "Dedi hayatında kendisinede bizede hiçbir yararı olmayan vasıfsız eleman" Sinan renkten renge girerken Mazhar işaret parmağını kaldırdı. "O çeneni kapat yoksa ben dikiş atarım!" Ortam o kadar gergindiki bayılacak gibiydim. Sinan "Senin ne yararın oldu lan? Yıllardır intikam diye dolaşıyorsun ortalarda,sonuç sıfır! Sen bunalımdan bulanıma girerken ben işlerle uğraşıyordum! Ceylanımda Ceylanım,tam kurtulduk şimdide bu nereden geldiği belli olmayan kadını ağırlıyoruz" Mazhar öyle bir hızla kalkıp Sinanın üzerine atladıki olduğum yerde donakaldım. Sinana sert bir yumruk geçirdi. Yunus bey ve Kürşat bey Mazharı geri çektiler. Kadınlardan çıkan tiz çığlıklar kulağımı tırmalıyordu. Mazhar hala Sinana hakaretler yağdırıyor,ağza alınmayacak küfürler ediyordu. Sinanda sinirle Mazhara saldırmaya çalışınca etrafıma bakındım. Yunus beyin belindeki silah görüş alanıma girdince hızla silahı çekip aldım.
Arka tarafa iki mermi sıkınca çıkan yüksek sesle herkes bana döndü. "Şu saçmalığa bir an önce son verin! Saygı duyuyorum ama aynı şeyi sizdende bekliyorum" bunu söylerken özellikle Sinanla göz teması kurmuştum. Ondan bakışlarımı ayırdım. "Ayrıca devletin amiri olduğumu unutmamanızı ve ona göre hareket etmenizi rica ediyorum. Bu son uyarımdı. Şimdi isterseniz devam edin ama karakola bizzet devletin amiri olarak ifade vereceğimi bilerek hareket edin. Şimdi seçim size kalmış" silahı orta sehpaya indirdim. Herkes afallayarak bana bakıyordu. Mazharın dudaklarında garip bir sırıtış belirdi ama hemen silindi. Burnunu sildi ve silahı Yunus amcasına uzattı. Kürşat bey bir anda ellerini birbirine çarpmaya başladı,sanırım alkışlıyordu beni. "Aferin kızım,işte şimdi benden puan aldın"
Ne mutlu bana!
Sinan birşey demeden dışarıya çıktı. Babası Yunusta "Sağolasın" deyip bana küçük bir baş selamı verip oğlunun peşinden gitti. Bencede oğlunu zaptetmeliydi. Yaseminn hanım bana sarılınca şaşırsamda karşılık verdim. "Teşekkür ederiz kızım. Bunu yapmasaydın çoktan birbirlerini yemişlerdi" gülümsedim onada. Gülseren hanım gururla beni izliyordu. Ama Hülya hanım için hala aynıydımki bakışlarında bir değişiklik yoktu. Hadi ama bir anda kahraman olmuştum! Ve hala gergindim. Bütün odağın bende olması hoşlandığım birşey değildi. "Ben odama geçeyim en iyisi,yorgunum biraz. İyi akşamlar" ve odama gittim. Koltuğa oturdum,Biraz sonrada Mazhar girdi odaya. Yanıma oturdu. "Annemin ve Sinanın söyledikleri için kusura bakma" güldüm "Sorun bu değil..sorun haklı olmaları. Sahi şu Ceylan meselesi ne tam olarak?"
Mazharın omuzları gerilmişti. "Hiç. Sen o sularda yüzme" başımı salladım "Peki o zaman bir soru daha. Bugün ilk gittiğimiz o malikanede olanlar neyin nesiydi? Maskeli,silahlı adamlar.. Mazhar sen nelerle uğraşıyorsun? Bir çeşit mafyacılık oyunlarımı yada örgütmü bilmiyorum ama bilmek istiyorum" Mazhar ofladı. "Çok soru soruyorsun Defne" sinirle ona döndüm. "Belkide hiçbir soruma cevap vermediğin içindir! Bugün o malikanede yaşadıklarımız normal değilde ve sen bunun hakkında hiçbir açıklama gereği duymuyorsun! Üstelik banada merak etmememi söylüyorsun. Ya hemen şuan sorumun cevabını verirsin yada ben öğrenmesini bilirim!" Mazharın kaşları çatıldı. "Defne bu konu seni alakadar etmiyor!" Bende sesimi yükselterek "Eğer beni hedef alan 15'e yakın silah varsa alakadar eder!" Mazharda en az benim kadar sinirli bir sesle "Belkide herşeye burnunu sokmaman gerek! Eğer beni dinleyip arabada kalsaydın 15'e yakın hiçbir silah seni hedef almazdı!"
Sinirle ayağa kalktım. "Ne demek ya burnunu sokma? Bugün orada ölebilirdim! Senin öyle bir ortamda ne işin vardı Mazhar?" Oda ayağa kalkınca kafamı kaldırmam gerekmişti. "Neden bu kadar merak ediyorsun? Sen demedinmi hayatınla ilgilenmiyorum diye,ne değişti" öfkeden güldüm. "Bugünkü olay sadece senin hayatın değildi çünkü! Ama peki,madem senden cavap alamıyorum kendim bulurum!" Mazharın çenesi kasılmıştı. "Sakın! Sakın araştırayım deme tehlikeli sularda yüzüyorsun!"
Allahım çıldıracaktım!
"Neden be adam neden,Neden tehlikeli? Tamam,en başından beri sende bir illegallik olduğunu biliyordum ama bu...maskeli adamlar,üstün güvenlikli malikaneler falan beni değişik şeyler düşünmeye itiyor!" Mazhar cevap vermedi,aklıma gelen şeylerle "Belkide Ceylanın ölümünün altında-"
"Kes sesini! Bir daha Ceylan hakkında konuşmanı istemiyorum. Onun adını bile anma!" Sinirle kapıyı çarpıp gitti. Ne zaman Ceylanın konusu açılsa aynı tepkiyi veriyordu. Kabul onu sinirlendirmek istemiştim ama bana bunu yapması haksızlıktı. Gizli adam rolleri baymıştı artık. Belki bana cevap vermemişti ama ben çoktan kararımı vermiştim. Telefonumu alıp yurtdışındaki bir arakadaşımı aradım. Telefonu açtı.
'Alo?'
'Oooo Defne hanım sen bizi ararmıydın?"
'O kadar hareketli bir hayatım varki, sana sıra gelmiyor Onur. Her neyse napıyorsun,nasılsın?"
'Neyse unuttum gitti. Ne yapayım işte işimin başındayım' Onur gazeteciydi ve işinde baya iyiydi.
'Güzel,aslında bakarsan sana bir işim düştü,birisinin ismini versem bana geçmişini falan bulabilirmisin?'
'Bilmem,kişiye göre değişir bazı insanlar geçmişi hakkında hiçbir bilgi paylaşmazlar,yayamazlar ama denerim. Sen ismi söyle gerisini bana bırak. Yarın öğlene kadar haber veririm'
'Süpersin! Mazhar Varol'
'Tamamdır şimdi kapatırsan iyi olur araştırmam gereken biri var"
'Tamam canım teşekkür ederim iyi çalışmalar'
Telefonu kapattım ve pamuklu pijamalarımı giyip kendimi yatağa attım. Döndüm durdum ama uyuyamadım. Saat epey geç olmuştu 03.40 tı. Ve Mazharın bu saate kadar gelmemesi can sıkıcıydı. Derken odaya biri girince hızla gözlerimu kapattım. Burnuma gelen kokuyla Mazharın geldiğini anlamıştım. Fazla ses çıkarmadan banyoya girdi. Sanırım üzerini değiştiriyordu. Çıkınca koltuğa oturdu,oturmasıyla birlikte gıcırdamıştı. Yada yattı bilmiyordum. Mazhar gelince biraz olsun rahatlamıştım,en azından ölmeden gelmişti. Biraz sonra üzerime ağırlık çöktü ve bu sefer gerçek anlamda uykuya daldım
***************************************
'Baran?'
'Defne,gelsene ne bekliyorsun orada'
'Ben..bilmiyorum' hareket etmek istemiştim ama elimdeki silahı Barana doğrulttum.
'Defne? Beni vuracakmısın?"
Göğsünü hedef aldım 'Ben hayır!' Hareketkerim benim iradem dışında gerçekleşiyordu. Tetiğe bastığım anda çığlık atarak uyandım.
Ter içindeydim. Tepemde dikilen Mazhar elindeki bir bardak suyu bana uzattı. "İyimisin kabus gördün sanırım" bardağı alıp bir kaç yudum su içtim. Şafak vaktiydi. Mazhar "Baranı gördün herhalde?" Deyince ona baktım. "Nasıl anladın?" Omuz silkti. "Onun adını sayıklıyordun" nedensizce utanmıştım. "Hep kabus görürmüsün?" Bardağı komidinin üzerine koydum. "Her gece görüyorum" yalan söylemeye gerek yoktu. "Ayıptır sorması,ne görüyorsun genelde?" Yutkundum. "Ben..çoğu zaman ya Baranı ya da Nazarı vurduğumu görüyorum. Yıllar geçsede o geceyi atlatamıyorum" dizlerimi kendime çektim. "Uyanınca şükrediyorum ama sonra...Nazarın öldüğü aklıma geliyor." Mazhar anlıyormuş gibi kafasını aşağı yukarı salladı.
"Senide uyandırdım,kusura bakma" Çekingence söylediklerimden sonra bakışlarımı kaçırdım. Mazhar "Sorun değil. Saat daha erken uyu istersen" deyip koltuğa ilerledi. O yatınca bende uzandım. Uyumaya korkar olmuştum. Bir saat boyunca sadece uzandım. Ama sonra öyle bir ses geldiki bütün malikane uyandı. Silah sesleriyle birlikte gelen bağırış seslerini duyunca sıçradım yataktan. "Çık dışarıya Mazhar!" Bir kadın sesiydi. Mazhar benden önce ayaklanmış camdan aşağıyı gözetliyordu. Bende yanına gidince bahçedeki kişinin Gamze olduğunu gördüm. Elindeki silahla bir kaç kez daha ateş edince bahçeye Yunus bey ve Kürşat bey çıkmıştı. Daha sonra onların eşleri ve Gülseren hanımda çıkmıştı. Mazharda odadan çıkınca peşinden gittim.
Bahçeye çıktığımızda Gamze hala bağırıyordu. "Mazhar sana çık dedim!" Mazhar sert sesiyle "Geldim geldim ne bağırıyorsun sabah sabah" Tek sorun bağırmasımıydı?
Ben Mazharın bir adım gerisindeydim. Kürşat bey "Gamze kızım ne yapıyorsun sen? Hadi indir şu silahı" dedu yumuşak bur sesle. Ama Gamze sadece Mazhara odaklanmıştı. Mazhar tam onun karşısında dikildi. Kızın kızarmış ve şişmiş gözleri ağladığının belirtisiydi. Dağılmış saçları özensiz ve kırışmıs kıyafeti tam bir depresyon tarzıydı
Neden eve gidip çikolata kaşıklamıyorduki!
Kızın gözleri dolu dolu olmuştu. "Neden ya,neden Mazhar neden?" Titreyen sesinin aksine Mazhar düz sesiyle "Ne neden?" Diye sordu. Kız "Neden yaptın bunu? Ben üç senedir senin yollarını gözlerken sen neden koluna şunu takıp geldin karşıma?!" Benden sürtükmüşüm gibi bahsetmelerine sinir oluyordum. Yinede ses etmedim. Mazhar "Gamze şuan seni anlıyorum ama elindeki silahla hiçbir yere varamazsın! Onu indir öyle konuşalım." Gamze kafasını olumsuz anlamda salladı. "Hayır!" Deyince herkes korkuyla Mazhara bakıyordu. Hülya hanım şefkatle "Gamze kızım,sakin. Bak pişman olacağın şeyler yapmadan önce Mazharın konuşmasına müsaade et"
Demekki Hülya hanım isteyince pamuk şekere dönebiliyormuş.
Gamzenin gözü bana takılınca hırsla "Hepsi senin yüzünden! Onu benden çaldın!" Silahı bana doğrultunca Mazhar hemen önüme geçti. "Gamze beni delirtmeden indir şunu!" Omuzlarını dikleştirdim ve "Mazhar çekil önümden,madem beni suçluyor bırakında içini boşaltsın yüzüme" Mazhar çekilmeyince "Mazhar çekil! Kendimi koruyabilirim" dedim sertçe. Mazhar istemeye istemeye çekildi önümden. Gamzenin eli titriyordu. Ona bir adım yaklaştım. "Madem herşeyin sorumlusu benim sıksana! Hadi neyi bekliyorsun?" Ben onun üzerine yürüdükçe o geriye doğru kaçıyordu. "Hadisene! O silahı çıkardıysan sıkmasınıda bileceksin!" Eli daha fazla titremeye başladı. Güldüm alayla. "Olmuyor değilmi? Adam öldürmek kolay değil. O silahı bana doğrulttuğuna göre ya casur ya da aptalsın" dudakları titrerken konuştu.
"Yapamam sanıyorsun değilmi? Ama yanlış düşünüyorsun! Ben üç senemi harcadım ona,şimdi göz göre göre heba olmasına izin vermem" Silahı alnıma dayayınca herkes hareketlendi ama elimi kaldırarak onları durdurdum. En ufak bir hatada ölebilirdim. "Pekala,demekki sen ikincisisin" dedim rahat bir tavırla ve çevik bir hareketle silahı tutup havaya kaldırdım. Böylece kurşun havaya isabet etmişti. Tam o sırada Mazhar müdahale ederek silahı sertçe çekip aldı. Hala Gamzenin bileğini tutuyordum. Kulağına yaklaştım ve kısık bir sesle "Bir daha bana böyle gelirsen seni çok pis harcarım. Şimdi git evine haline yan" sertçe bileğini bırakıp geriye çekildim. Gamze öylece bana bakıyordu. Korumalar Kürşat beyin emriyle Gamzeyi evine götürmek için arabaya bindirdiler.
Herkes rahatlamıştı. Dik durmaya çalışsamda bende korkmuştum ama belli etmedim. Ve yine aynı şey olmuştu. Bana kahramanmışım gibi bakıyorlardı. Bu utanmama sebep oluyordu. Mazhar elindeki silahı korumaya verip yanıma geldi. "Nasıl hissediyorsun?" Ona gülümsedim sahtece. "Gerçeğimi duymak istersin yoksa tatmin olmayımı?" Kısılmış gözleriyle "Gerçeği tabiiki" deyince "Korktum,hala bacaklarım titriyor ve terliyorum" Mazhar bacaklarıma odaklanınca beklemediğim birşey yaptı. Beni kucağına alınce herkes şok içerisindeydi. "Ne yapıyorsun sen indir beni?!" Şoku atlatınca sinirlenmiştim. Mazhar "Niye indireyim titriyorum demedinmi?" Hadi ama herkes bize bakıyordu!
"Yahu tamamda sakat kalmadım anın stresiyle titredim sadece. İndir beni hemen" tabiikide indirmedi. Sakinleşmeye çalıştım. "Mazharcığım indirirmisin beni lütfen bak iyiyim şuan birşeyim kalmadı" ikna olmamış gibiydi ama azap dolu bakışlarımla nihayet indirmişti. Hülya hanım elinde olsa bize öyle küfürler edecektiki kendimize gelemeyecektik ama kendini tuttu ve öfkeyle eve girdi. Bende herkese baş selamı verip odaya gittim. Telefonuma bildirim gelmişti. Bilinmeyen numaradan.
*Fotoğraf
Tıklayınca nefesim kesilmişti. Baran ve Kenanın İstanbul havaalanında çekilmiş bir foroğrafıydı. Baranın tuttuğu valizi ve Kenanın ifadesiz yüzü. Ve birde mesaj gelmişti numaradan.
'Ölmemeye çalış çünkü sen bizi zafere götüreceksin. Sen Mazharında Baranında anahtarısın ve biz o kapıları açacağız'
Bu neydi şimdi?
...
Bölüm etkileşimi
