Bölümler 37Şu an: 20.
- 1 1.779 kelime
- 2 2.168 kelime
- 3 3.870 kelime
- 4 4.565 kelime
- 5 5.518 kelime
- 6 6.390 kelime
- 7 7.609 kelime
- 8 8.254 kelime
- 9 9.559 kelime
- 10 10.455 kelime
- 11 11.564 kelime
- 12 12.160 kelime
- 13 13.455 kelime
- 14 14.337 kelime
- 15 15.256 kelime
- 16 16.814 kelime
- 17 17.398 kelime
- 18 18.448 kelime
- 19 19.1.222 kelime
- 20 20.784 kelime · Okuduğun bölüm
- 21 21555 kelime
- 22 221.599 kelime
- 23 23.1.454 kelime
- 24 24.751 kelime
- 25 25.2.211 kelime
- 26 26.1.802 kelime
- 27 KARAKTER MODELLERİ18 kelime
- 28 27.1.964 kelime
- 29 28.3.538 kelime
- 30 29.2.389 kelime
- 31 30.3.222 kelime
- 32 31.2.527 kelime
- 33 32.1.189 kelime
- 34 33.1.237 kelime
- 35 34.1.306 kelime
- 36 35.2.347 kelime
- 37 373.820 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bir insan en fazla ne kadar ileri gidebilirdi bilmiyordum. Taki adını bile hatırlamadığım bu adam bana evlenelim diyene kadar. Hayat ne değişik,insanların bu hadsizliği hayatımdaki bir imtihan olabilir.
Mazhar Varol,bu insanlardan yalnızca biriydi.
"Ne yapalım biliyormusun?"
*Meraklı gözlerle konuşmamı bekledi.*
"Sen bu evden siktir olup gittikten sonra ben yasımıda,intikamımıda kendi kendime alayım."
*Ne bekliyordu bilmiyorum ama bunu beklemediği kesindi. Dudaklarını yaladı.*
"Bu Hayır demek sanırım"
Bu adam kesinlikle sorunluydu. Çatık kaşlarım gerekli cevabı vermiş olmalıki sinirlendiğini görebiliyordum. Açıkçası umrumdada değildi. "Akıllı rolü yapan bir aptalsın"
Sözleri afallamama neden olmuştu. Bana aptal mı demişti o? "Sesini kes ve defol odamdan!" Beni ciddiye almıyordu ve bu beni çok pis delirtiyordu. "Düşün aptal kız. Düşün,seni başka adamların altına girmekle suçlayan bir adamın canını en fazla ne kadar yakabileceğini düşün."
Yattığım yerden hangi ara kalktığımı bile bilmeden şiddetli bir tokat attım. Odada yankılanan tok ses beni yeterince tatmin etmemişti. "Laflarına dikkat et adi herif!" Başı omzuna doğru düşmüştü.
Yavaşça başını kaldırdı ve gözlerimin içine baktı. "Aptallığına veriyorum. Bir daha o elini kaldırırsan seni bu kadar nazik uyarmam" Bağırmıyordu ama sinirliydi.
Bastırarak sarf ettiği kelimeler beni delirtmişti. "Kes artık sesini! Bu hadsizliğine devam edersen dayımı ve adamlarını üzerine salmaktan çekinmem!" Komik birşey söylemişim gibi gülmeye başladı. "Dayının gücü bana yetmez Defne" Ona dahada yaklaştım. Meydan okurcasına işaret parmağımı yukarıya doğru salladım. "Hadi ya,Kimsinki sen? Eşkiya,serseri,yada şımarık bir zengin çocuğu? Hangisisin acaba" Gözlerini kıstı. İşaret parmağımı tutarak yavaşça indirdi. "Hiçbiri aptal kadın. O saydıklarının hiçbiriyle uzaktan yakından alakam yok."
Aptal diyordu! Bana aptal diyordu! Çıldırmak üzereydim. Şöyle bir süzdüm karşımdaki adamı. "Yadaa...tipik mafya babası" Kaşları çatıldı. "Mafya ha? Tuhaf ama kulağa hoş geliyor. Kullanırım belki"
İtici mimiklerini tiksinerek izliyordum. Bu kadar gıcık olmak zorundamıydı? Bekledim. Gitmesini bekledim ama söylediği şey kafamyı yedirtirdi. "Az önceki evlilik teklifi hala geçerli. Akşam saat 10'da cevabını almak için geri geleceğim." Arkasına döndü. "Çok beklersin sen daha cevabımı" söylediklerimden sonra omzunun üstünden bana baktı. "Ha bu arada,hayır diye bir seçeneğin yok. Eğer diretip yine aynı cevabı verirsen,beş yıl önceki cinayet silahını bizzat kendim baş savcıya gönderirim"
Hadi ama! Herkes beni geçmişimle tehdit edip duruyordu. Cinayet silahını gördüğüm ilk çöp konteynerine atmıştım...17 yaşındaydım ve büyük bir aptallık etmiştim.Odadan çıkarken bağırdım "Hey!Bu bir evlilik teklifi olmuyor ahmak,resmen beni tehdit ediyorsun!" Beni hiç duymamış gibi gitti. Öylece gitti.
Bir kaç dakika aptalca kapıya bakakaldım. Anlamsızca odada volta atmaya başladım. Ne yapacaktım? Daha acımı bile yaşamadan böyle bir şeyle karşılaşmak...ağır olmuştu. Cinayet,bu gizemli adam,evlilik teklifi veee
Ve Baran Genco.
Tabii ya. Eski eşimde aklımdan asla çıkmıyordu. Boşamıştı beni değilmi? Evet. Gözlerimden akan bir kaç damla yaş tenimi yakıyordu. Dişlerimi ne kadar sıktığımın farkında bile değildim. Ne bu evden çıkabiliyordum,ne Barana hesap sorabiliyordum,ne şu manyak herife karşılık verebiliyordum. Acizdim. Çaresizdim. Her yer çıkmaz sokaktı. Her yol dikenliydi. Evden kaçmaya çalışsam dayımla ciddi bir meselemiz olurdu. Fazla ciddi. Diyelimki kaçtım, Baranın karşısınada geçtim. Ne diyecektim? 'Neden' mi diyecektim virde gurursuz gibi. Adam iffetime dil uzatmış ve habersiz bir şekilde boşanmıştı. Nasıl bir sebebi olurduki tüm bunları yapmasının. Yoktu. Varsa bile ilgilenmiyordum. Peki ya şu manyak adama ne demeli? Alaya almaya çalışıyordu ama pekte şakacı görünmüyordu.
Hayır desem,cinayet silahı baş savcıya verilecekti. Hem mesleğim hem hayatım bitecekti.Evet desem nasıl boktan bir yola gideceğimide bilmiyordum. Hiç birşey bilmiyordum! Allah kahretsinki hiçbir halt bilmiyordum. Dinlenmem gerekiyordu. Tüm bu saçmalığı bir saatliğinede olsa unutmam gerekiyordu. Gözüm yatağa takıldı. Ne yapacağımı bulmuştum. Uyuyacaktım. Her şeyi bir kaç saatliğine siktir edip uyuyacaktım...
***
Uyuyamıyordum!
saatlerdir yatakta dönüp durmuştum ama bir türlü uyuyamamıştım. Yenilgiyle yatakta doğruldum. Hadi ama! Hayat bu kadar sinir bozucu olmamalıydı. Bu evde öyle. Homurdanarak odadan çıktım. Neredeyse hiç ses yoktu. Gördüğüm ilk kapıyı açıp baktım. Çamaşır odasıydı burası. Başka bir odanın kapısını açtım. İşte bunu beklemiyordum. Mavi tonlarının hakim olduğu çocuk odası çok fena cips kokuyordu. Sanırım bunun sebebi yatağında oturan,kulaklık takan bir ufaklıktı. Elindeki tablete o kadar odaklanmıştıki odaya girdiğimin farkında bile değildi. Tahminimce 8-9 yaşlarında bir erkek çocuktu. Kimin çocuğuydu bu? Neden dayımın evindeydi?
Hassiktir!
Gerçektende dayımın çocuğu olabilirmiydi? Dayım evli bile değildi. Bin bir türlü düşünce geçiyordu aklımdan.
Beni kendime getiren şey çocuğun "Hey maşallah" deyişiydi. "Efendim?" Diye sordum anlamayarak. Minik çocuk parıldayan gözlerle beni süzüyordu. "Hiiiçç" dedi iç çekerek. İstemsizce gülmeye başladım. Çapkın bir velet ha? Eğlenceli görünüyor. Yatağa gidip yanına oturdum. "Merhaba,adım Defne. Kasırın yeğeniyim. Ya sen?" Çocuk kulaklığını bir çırpıda çıkarıp yağlı elini uzattı. Ağzının etrafındaki cips kırıntıları onu fazla sevimli gösteriyordu. Siyah diyebileceğim kadar koyu gözleri ilgiyle bakıyordu. Fındık burnuna fiske vurmamak için zor duruyordum. Siyah kahkülleri tatlılığına tatlılık katıyordu. "Merhaba,Umut bende" Elini tuttum ve gülümsedim. "Memnun oldum Umut."
Elini bıraktım ve odayı gösterdim. "Buradamı kalıyorsun?" Memnuniyetsiz bakışları odayı taradı. "Evet. Yani şimdilik. Babam bir süre burada kalmamız gerektiğini söyledi. Alması gereken birşey varmış." Hemen ona döndüm. "Baban kim?" Umursamaz şekilde bir cips aldı kaseden. "Mazhar"
...
Bölüm etkileşimi
