41.Bölüm/Ölüm Batağı

Vaveyla Yazarı: Siyah Zambak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 41.Bölüm/Ölüm Batağı
  1. 1 Tanıtım 1/Aile57 kelime
  2. 2 Tanıtım 2/Arkadaş6 kelime
  3. 3 1.Bölüm/Dolunay298 kelime
  4. 4 2.Bölüm/Sadistin Cezası569 kelime
  5. 5 3.Bölüm/Karışmış Olabilirmişmişsiniz309 kelime
  6. 6 4.Bölüm/Hoşçakal Bile Demem285 kelime
  7. 7 5.Bölüm/Gereksiz DNA1.075 kelime
  8. 8 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı773 kelime
  9. 9 7.Bölüm/Birkaç Kardeş329 kelime
  10. 10 8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku344 kelime
  11. 11 9.Bölüm/Nutella809 kelime
  12. 12 10.Bölüm/Kasa1.472 kelime
  13. 13 11.Bölüm/Karıcığım390 kelime
  14. 14 12.Bölüm/Nişanlım398 kelime
  15. 15 13.Bölüm/Kuzey950 kelime
  16. 16 14.Bölüm/Sırlar ve Yalanlar385 kelime
  17. 17 15.Bölüm/Gece Yargıcı1.536 kelime
  18. 18 16.Bölüm/Restorandaki Takıntı567 kelime
  19. 19 17.Bölüm/Geçmiş506 kelime
  20. 20 Tanıtım 3/Bir Arkadaş4 kelime
  21. 21 18.Bölüm/Katliam 1915 kelime
  22. 22 19.Bölüm/Arkanda Abilerin Yanında Ben553 kelime
  23. 23 20.Bölüm/Abi695 kelime
  24. 24 21.Bölüm/İntikam Ateşi580 kelime
  25. 25 22.Bölüm/Aydemir Yüzleşmesi1.321 kelime
  26. 26 23.Bölüm/Canımın Yarısı499 kelime
  27. 27 24.Bölüm/İyi Uykular409 kelime
  28. 28 25.Bölüm/Bırakmayacağım455 kelime
  29. 29 26.Bölüm/Gece ve Yankı394 kelime
  30. 30 27.Bölüm/Kusursuz Leke326 kelime
  31. 31 28.Bölüm/İşkence 1385 kelime
  32. 32 29.Bölüm/125 Borç330 kelime
  33. 33 30.Bölüm/İşkence 2671 kelime
  34. 34 31.Bölüm/İşkence 31.030 kelime
  35. 35 32.Bölüm/İşkence 4387 kelime
  36. 36 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler613 kelime
  37. 37 34.Bölüm/İzin Vermem311 kelime
  38. 38 35.Bölüm/Aydemirler ve Aden1.021 kelime
  39. 39 36.Bölüm/Elvedasız Veda407 kelime
  40. 40 37.Bölüm/Harabe Bina1.152 kelime
  41. 41 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk771 kelime
  42. 42 Gidişat109 kelime
  43. 43 39.Bölüm/Huzur722 kelime
  44. 44 40.Bölüm/Tulumlu Sinema Gecesi956 kelime
  45. 45 41.Bölüm/Ölüm Batağı909 kelime · Okuduğun bölüm
  46. 46 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü757 kelime
  47. 47 43.Bölüm/Yetersiz Tıp750 kelime

ADEN’İN AĞZINDAN

Kucağımdaki ağırlık yavaş yavaş hafiflediğinde, göğsüme inip kalkan düzenli nefes seslerini duymaya başladım.

Dolunay uyumuştu.

Gözlerimi projeksiyondaki hareketli görüntülerden çekip başımı aşağı indirdim.

Kapüşonundaki o uzun, gri tavşan kulakları yüzüme düşüyordu.

Yüzündeki o son günlerin bitkinliği, uykunun getirdiği masumiyetle silinip gitmişti.

Üzerindeki o saçma, yumuşacık tavşan pijamasının içinde o kadar minik ve savunmasız görünüyordu ki...

Elimi gayriihtiyari kaldırıp alnına düşen birkaç tutam saçı yavaşça geriye çektim.

Parmaklarımın ucu tenine değdiğinde göğsümdeki o yıllardır sönmeyen yangın yerini derin bir sükûnete bıraktı.

Onu Riva’daki o sığınaktan çıkardığım anı, kolumda can çekişen bedenini hatırladım.

Şimdi ise kollarımın arasında, güvende ve nefes alıyordu.

"Uyudu mu?"

Kuzey’in fısıltıyla karışık, kalın sesiyle bakışlarımı kaldırdım.

Salondaki herkes —oturduğu yerde hafifçe toparlanan Tunç, elimdeki mısır kasesini sehpaya bırakan Deniz, hatta o geveze Berke bile— susmuş, bize bakıyordu.

"Uyudu," dedim, sesimi olabildiğince alçak tutarak. Üzerimdeki masmavi köpekbalığı tulumunun kapüşonunu hafifçe geriye attım.

"Çok yoruldu bugün. Büyüktü yükü."

Tunç oturduğu sarı ayı tulumunun içinde öne doğru eğildi, dirseklerini dizlerine dayadı.

Bakışları doğrudan Dolunay’ın üzerindeydi. Gözlerindeki o abilik korumacılığı, suçluluk hissiyle karışmıştı.

"Ben hâlâ inanamıyorum Aden," dedi Tunç fısıltıyla.

"O çatı katını, geçirdiği o krizi... Biz onun yanı başındaydık ama hiçbir şey görmemişiz. Bir yabancı gibi yaşamışız aynı evde."

"Suçlama kendini," dedi Deniz, kenardaki turuncu kaplan tulumunun kollarını sıvazlayarak.

"Hepimiz aynı günahın altındayız. Ama asıl soru şu..." Deniz başını kaldırıp doğrudan gözlerimin içine baktı.

"Sen neredeydin Aden? Aylardır biz bu kızın abisiyiz derken, sen onun neresindeydin?"

Salona derin, ağır bir sessizlik çöktü. Projeksiyondan yansıyan mavi ışık, onların üzerindeki o renkli peluş tulumları aydınlatıyordu.

Komik bir manzaranın ortasındaydık ama havada ölümüne ciddi bir sorgu vardı.

Dolunay uykusunda hafifçe kıpırdandı, yüzünü köpekbalığı tulumumun kumaşına biraz daha gömdü. Kolumu beline biraz daha sıkı sardım.

"Ben, sizin bakmadığınız yerdeydim," dedim, bakışlarımı tek tek üzerlerinde gezdirerek.

"Siz onu 'Aydemir ailesinin güçlü kızı' sanırken, ben onun o karanlık sığınaklarda nasıl soğuktan titrediğini görüyordum. Gece Yargıcı dediğiniz o şey gökten zembille inmedi. O kız, yalnızlıktan ve acıdan kendine bir zırh ördü. Ben sadece... O zırhın altında ezilmesin diye yanında durdum."

Tolga, üzerindeki maymun tulumunun kapüşonunu geriye atıp kollarını göğsünde birleştirdi.

"O adamlar... Yavuz ve Remzi Zorlu. Onlarla ilgili her şeyi biliyorsun, değil mi?"

"Hepsini," dedim buz gibi bir sesle. Gözlerimdeki o dondurucu hat yeniden belirdi.

"Ama bu gece onların adını bu evde anmayacağız. Dolunay bu kapıdan içeri girdiğinde o defter kapandı. En azından onun zihninde."

"Bizim zihnimizde kapanmadı ama," dedi Kuzey, kucağındaki peluş ayıyı sıkıca tutarak. Sesi alçak ama tehditkârdı.

"Bu kıza kim dokunduysa, kim onu o uçurumun kenarına getirdiyse hesabını keseceğiz."

"Bunu vakti gelince beraber yapacağız Kuzey," dedim, başımla onu onaylayarak.

"Ama şimdi değil. Şimdi onun iyileşmeye ihtiyacı var. Sizin abiliğinize, bizim bu saçma pijama gecelerimize ihtiyacı var."

Berke, kenardaki gri rakun tulumunun içinde bağdaş kurmuş oturuyordu.

"Siz ne derseniz deyin ağabeyler," diye söze girdi Berke, ilk kez o cıvık halinden sıyrılıp ciddi bir tonda konuşarak.

"Dolunay bu hayatta bir tek Aden’e güvendi. Bizi geçtim, o karanlık gecelerde kızın elini tutan tek adam buydu. Kabul edin ya da etmeyin, Aden olmasaydı bugün bu salonda o tavşan pijaması boş kalırdı."

Gece, ikizinin yanındaki koltukta oturmuş, kızıl panda kapüşonunun altından bizi izliyordu.

"Doğru söylüyor," dedi Gece fısıltıyla.

"Biz aynı karında büyüdük ama ben bile onun bu kadar kırık olduğunu anlamadım. Aden onu topladı."

Tunç derin bir nefes verdi, bakışlarını benden ayırmadan doğruldu.

"Ona zarar gelirse, senden bilirim Aden. Hayatını ortaya koydun, eyvallah. Ama o benim kardeşim. Onu bir daha o halde görürsem, dünyayı yakarım."

"Eğer ona bir daha bir şey olursa Tunç..." dedim, gözlerimin içine bakmasını sağlayarak.

"...dünyayı yakmana gerek kalmaz. Ben zaten kendimi yok etmiş olurum."

Cevabım salondaki o son şüphe kırıntılarını da süpürdü. Tunç başını hafifçe salladı. Aramızdaki o gizli antlaşma tam o an, fısıltılarla ve bakışlarla imzalandı.

Çağatay panda tulumunun içinden kıkırdadı.

"Valla ne yalan söyleyeyim, bu sert adam lafları üzerimizdeki peluşlarla hiç çekilmiyor," dedi ortamdaki gerilimi dağıtmak için.

"Harbi ya," dedi Tolga, kulaklarını sallayarak.

"Koskoca Aydemir ailesi toplanmışız, biri köpekbalığı, biri ayı, biri rakun... Karşımdaki adam bana racon kesiyor ama üzerinde sarı ayı var."

Salondaki herkes hafifçe kıkırdadı. Kuzey bile yüzünü kapatıp gülüşünü gizlemeye çalıştı.

Tekrardan ciddiyete döndüm.

"Ama onunla konuşmam lazım."

"Ne konuda?" dedi Kuzey, şüpheci bir tonda.

"Onun bir aydır ne yaptığını bilmiyoruz. Ne yaşadığını, ne yaşattığını..."

"Haklısın," dedi Tunç. "Sonuçta Remzi onun elindeydi."

Gece çekingen, mahcup ve acı dolu bir tonda söze girdi:

"Onu çok tanımıyorum Aden. Sence o Remzi’ye ne yaptı?"

Orasını ben de bilmiyordum ama tek bir kurşunla yetinmeyeceği kesindi.

Berke lafa atladı:

"Ne yapmamıştır ki! Ecdadını..."

Işıl’ın uyarı dolu öksürüğüyle Berke’nin "sevgi sözcükleri" yarım kalmıştı.

"Ama Berke haklı," diye devam Işıl.

"Eğer Dolunay’ı tanıyorsam değil tek bir kurşun, tek bir işkenceyle bile bitirmez bu olayı."

"Neden?" diye sordu Tunç.

"Çünkü onun çektiği eziyet de o kadar kısa değildi."

"Nasıl yani?" dedi Çağatay

"Dolunay şu an güçlü bir kız, biliyorsunuz. Hatta bir genç kıza göre haddinden fazla güçlü."

"Ne demek bu?"

Bu sefer lafa ben girdim:

"Ben Dolunay’ı küçükken tanıdım ama böyle değildi tabii. O zaman da çok güçlü bir kızdı..."

"Eminim öyledir," dedi Deniz, gözleri dolu dolu.

"...ama tek bir fark vardı."

Bu sefer herkesin bakışları yeniden üzerime kilitlendi.

"Eskiden intikam hırsı yoktu. Eskiden acılarını tanırdı ama o artık acının ne olduğunu bilmiyor."

O sırada lafa Işıl girdi:

"Çünkü o acıya alıştı ve şu an acı çektiğinin bile farkında değil."

"Hayır," dedim fısıltıyla.

"O acılarını biliyor ve kötü olan şu ki, acılarını kullanmayı da biliyor. Durmayacaktır."

"Ne yapacağız peki?" diye sordu Kuzey.

"Durduracağız," dedim kararlı bir ses tonuyla.

"Ölene kadar onu bu pislikten çıkarmak için çabalayacağım."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

19okunma 1beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.