41. bölüm / 47
Gecenin Kusursuz Lekesi*mafya gerçek ailem38.Bölüm/Hastanede Mutluluk
Bölümler 47Şu an: 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk
- 1 Tanıtım 1/Aile57 kelime
- 2 Tanıtım 2/Arkadaş6 kelime
- 3 1.Bölüm/Dolunay298 kelime
- 4 2.Bölüm/Sadistin Cezası569 kelime
- 5 3.Bölüm/Karışmış Olabilirmişmişsiniz309 kelime
- 6 4.Bölüm/Hoşçakal Bile Demem285 kelime
- 7 5.Bölüm/Gereksiz DNA1.075 kelime
- 8 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı773 kelime
- 9 7.Bölüm/Birkaç Kardeş329 kelime
- 10 8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku344 kelime
- 11 9.Bölüm/Nutella809 kelime
- 12 10.Bölüm/Kasa1.472 kelime
- 13 11.Bölüm/Karıcığım390 kelime
- 14 12.Bölüm/Nişanlım398 kelime
- 15 13.Bölüm/Kuzey950 kelime
- 16 14.Bölüm/Sırlar ve Yalanlar385 kelime
- 17 15.Bölüm/Gece Yargıcı1.536 kelime
- 18 16.Bölüm/Restorandaki Takıntı567 kelime
- 19 17.Bölüm/Geçmiş506 kelime
- 20 Tanıtım 3/Bir Arkadaş4 kelime
- 21 18.Bölüm/Katliam 1915 kelime
- 22 19.Bölüm/Arkanda Abilerin Yanında Ben553 kelime
- 23 20.Bölüm/Abi695 kelime
- 24 21.Bölüm/İntikam Ateşi580 kelime
- 25 22.Bölüm/Aydemir Yüzleşmesi1.321 kelime
- 26 23.Bölüm/Canımın Yarısı499 kelime
- 27 24.Bölüm/İyi Uykular409 kelime
- 28 25.Bölüm/Bırakmayacağım455 kelime
- 29 26.Bölüm/Gece ve Yankı394 kelime
- 30 27.Bölüm/Kusursuz Leke326 kelime
- 31 28.Bölüm/İşkence 1385 kelime
- 32 29.Bölüm/125 Borç330 kelime
- 33 30.Bölüm/İşkence 2671 kelime
- 34 31.Bölüm/İşkence 31.030 kelime
- 35 32.Bölüm/İşkence 4387 kelime
- 36 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler613 kelime
- 37 34.Bölüm/İzin Vermem311 kelime
- 38 35.Bölüm/Aydemirler ve Aden1.021 kelime
- 39 36.Bölüm/Elvedasız Veda407 kelime
- 40 37.Bölüm/Harabe Bina1.152 kelime
- 41 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk771 kelime · Okuduğun bölüm
- 42 Gidişat109 kelime
- 43 39.Bölüm/Huzur722 kelime
- 44 40.Bölüm/Tulumlu Sinema Gecesi956 kelime
- 45 41.Bölüm/Ölüm Batağı909 kelime
- 46 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü757 kelime
- 47 43.Bölüm/Yetersiz Tıp750 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(Üşenmeyin okuyun şiiri tmm?🤨)
Gözlerimi açtığımda karşılaştığım ilk şey, gözlerimi alan bembeyaz bir tavan ve burnuma dolan o keskin, geniz yakan ilaç kokusu oldu.
Kafamın içi sanki tonlarca ağırlıktaki bir kayanın altında ezilmiş gibiydi. Bedenim bana ait değilmiş gibi bitkin, tüy kadar hafif ama bir o kadar da kıpırdatılması imkânsızdı. Sol kolumdaki derin sızıyla başımı çevirdiğimde, bileğime saplanmış bir serum iğnesi gördüm.
Zihnimdeki resimler birer birer, acımasız bir berraklıkla geri geldi.
Riva’daki o sığınak...
Toprağın altına gömdüğüm Remzi Zorlu...
Bedenine kazıdığım 125 mühür...
Ve sonra...
O harabe binanın çatı katı.
Kendi zihnimdeki o zehirli seslerle nasıl bağıra bağıra kavga ettiğimi, başımı duvarlara vuruşumu, zihnimin bana "Değersizsin!" diye haykırışını adım adım hatırlıyordum. Yağmurun altında, o incecik beton çıkıntının üzerinde duruşum... "Bu dünya bana fazla" deyip ayağımı o boşluğa uzattığım o milisaniye...
Ve Aden’in, bir kaplan gibi öne atılıp beni belimden yakalayarak beton zemine sabitleyişi.
Beni kurtarmışlardı. Beni o uçurumun kenarından söküp almışlardı.
Pencereden içeri süzülen ılık gün ışığının içinde yatağımın etrafındaki silüetleri fark ettim.
Başucumda oturan iri yarı adamın gözleri kan çanağı gibiydi.
Serum takılı buz gibi elimi, kırılacak bir cam parçasıymışım gibi büyük bir hassasiyetle kavramıştı.
Onun hemen arkasındaki diğer adam ise saçlarımı okşuyor, gözlerini benden ayırmıyordu.
Tunç ve Kuzey... Abilerim.
"B-ben..." dedim, dudaklarım birbirine yapışmış gibi. Sesim pürüzlü bir hırıltıdan ibaretti.
Sorumla birlikte Kuzey’in göğsünden boğuk bir hıçkırık kaçtı. Yüzünü öteye çevirdi ama elimi bırakmadı.
Tunç ise gözlerinden akan bir damla yaşla eğilip gülümsedi.
"Hastanedeyiz güzelim..." dedi Tunç, sesi şefkatten kırılırken.
"Çok şükür... Buradasın."
Gözlerim yaşlarla doldu. Zihnimdeki o utanç, o pes etmişlik hissi göğsüme oturdu.
"Beni... O çatıdan aldınız," diye fısıldadım, gözlerimi abilerimin yüzünde gezdirerek.
"Ben... Özür dilerim. Zihnimdeki o sesleri susturamadım. Çok canınızı yaktım değil mi?"
Kuzey eğilip elimi alnına bastırdı. "Özür dileme," dedi, sesi koca bir dağın devrilişi gibi derindi.
"Sakın özür dileme fıstık. Biz seni koruyamadık, seni o karanlıkla tek başına bıraktık. Ama bitti... Seni bir daha asla bırakmayacağız."
Sonra bakışlarım odanın en karanlık köşesinde, duvara yaslanmış duran silüete kaydı.
Aden...
Kollarını göğsünde birleştirmiş, kapkaranlık gözlerini bana dikmişti.
Yüzündeki o sert ifadenin arkasında beni o çatı katında kaybettiğini sandığı o dehşetin izi hâlâ duruyordu.
"Aden..." dedim fısıltıyla.
Abilerim hafifçe kenara çekildi. Aden ağır adımlarla yatağımın kenarına geldi, yanıma çöktü.
Buz gibi elimi tutup parmaklarını saçlarımın arasında gezdirdi.
"Buradayım bücürüm," dedi. Sesi içimdeki bütün fırtınayı susturacak kadar güçlüydü.
"Tuttun beni..." dedim, gözlerimden akan yaşlar yastığa süzülürken.
"Beni bırakmadın."
Aden hafifçe eğildi, dudaklarını alnıma bastırdı.
Uzun, derin bir öpücük kondurdu oraya. Sıcak nefesi cildimi yaktı.
"Bırakmam," dedi kulağıma doğru, sesi dondurucu bir kararlılık taşıyordu.
"Yerin dibine de girsen, zihninin en karanlık yerine de saklansan seni bırakmam bücürüm. Asla."
Gece Yargıcı görevini yapmış, kanlı çetelesini kapatmıştı. İçimdeki o karanlık sesler hâlâ bir gölge gibi oradaydı ama bu kez yalnız değildim.
Yanımda abilerim, alnımda Aden’in nefesi vardı.
Gözlerimi kapatıp o güvenli hisse tutunmaya çalıştığım an, odadaki o hassas sessizlik bir anda patladı.
"Hooop!" diyerek ileri atıldı Tunç.
"O bizim kardeşimiz, sana ne oluyor?"
Sonra bakışlarını bana çevirdi.
"Siz hâlâ cevap vermediniz, kim oluyor bu çocuk?"
O sırada Berke odaya girdi ve beni fark etti. Ettiği gibi koşarak kollarını bana sardı.
"Ayyy kızım ne yapıyorsun sen ya! Ödüm bokuma karıştı yemin ediyorum!"
"Berke, çok sıktın..." dedim kollarının arasından fısıltıyla.
Aden onu anında geriye çekti.
"Oğlum ne yapıyorsun, öldüreceksin kızı!"
Berke etrafa mahcup bakışlar atıyordu. Kuzey ise hafif bir sinirle ağzının içinde, "Birdi, iki oldular..." diye söyleniyordu.
Ama Berke’nin bu şapşal halleri ve abilerimin o kıskanç, korumacı tepkileri odadaki o ağır, kasvetli havayı bir anda dağıttı.
Birkaç dakika önce çatı katının kabusuyla boğuşan odada, şimdi bambaşka, sıcacık bir curcuna hâkimdi.
Dudaklarımda aylar sonra ilk kez kendiliğinden, içten bir gülümseme belirdi. Hatta tutamayıp hafifçe kıkırdadım.
Sesimi duyduklarında hepsi bir an dona kaldı.
"Gülüyor..." dedi Berke şaşkınlıkla, yüzünde kocaman bir rahatlama açılırken.
"Lan vallahi gülüyor! Bak moral verdim kıza işte, ne kızıyorsunuz bana?"
Kuzey pencere kenarındaki sinirli duruşunu bozup gülüşüme baka kaldı.
Yüzündeki o sert ifade bir anda eridi, yanıma gelip saçlarımı şefkatle karıştırdı.
"Gül tabii fıstık... Senin canın sağ olsun da, varsın başımıza iki tane daha bela sarsınlar."
Tunç da kollarını çözüp derin bir nefes verdi.
Aden’e attığı o ters bakış yerini, kardeşini canıyla koruyan adama duyulan gizli bir minnete bıraktı.
"Tamam, hesabı sonra soracağız nasıl olsa... Şimdilik tek parça olmanın şerefine kalsın."
Aden ise köşede durmuş, başını hafifçe iki yana sallayarak bana bakıyordu.
Gözlerindeki o dondurucu karanlık tamamen dağılmış, yerini sadece bana özel olan o huzurlu ışıltıya bırakmıştı.
Yıllar sonra ilk kez içimdeki sesler susmuştu. Yanımda abilerim, arkamda Aden, tepemde şapşallığıyla neşe saçan bir Berke...
Gözlerimi kapatırken zihnimde ilk kez ne bir intikam ne de bir korku vardı. Gerçekten güvende olduğumu ve iyileşeceğimi hissettiğim o ilk mutlu an, tam olarak bu andı.
Bölüm etkileşimi
