15. bölüm / 47
Gecenin Kusursuz Lekesi*mafya gerçek ailem13.Bölüm/Kuzey
Bölümler 47Şu an: 13.Bölüm/Kuzey
- 1 Tanıtım 1/Aile57 kelime
- 2 Tanıtım 2/Arkadaş6 kelime
- 3 1.Bölüm/Dolunay298 kelime
- 4 2.Bölüm/Sadistin Cezası569 kelime
- 5 3.Bölüm/Karışmış Olabilirmişmişsiniz309 kelime
- 6 4.Bölüm/Hoşçakal Bile Demem285 kelime
- 7 5.Bölüm/Gereksiz DNA1.075 kelime
- 8 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı773 kelime
- 9 7.Bölüm/Birkaç Kardeş329 kelime
- 10 8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku344 kelime
- 11 9.Bölüm/Nutella809 kelime
- 12 10.Bölüm/Kasa1.472 kelime
- 13 11.Bölüm/Karıcığım390 kelime
- 14 12.Bölüm/Nişanlım398 kelime
- 15 13.Bölüm/Kuzey950 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 14.Bölüm/Sırlar ve Yalanlar385 kelime
- 17 15.Bölüm/Gece Yargıcı1.536 kelime
- 18 16.Bölüm/Restorandaki Takıntı567 kelime
- 19 17.Bölüm/Geçmiş506 kelime
- 20 Tanıtım 3/Bir Arkadaş4 kelime
- 21 18.Bölüm/Katliam 1915 kelime
- 22 19.Bölüm/Arkanda Abilerin Yanında Ben553 kelime
- 23 20.Bölüm/Abi695 kelime
- 24 21.Bölüm/İntikam Ateşi580 kelime
- 25 22.Bölüm/Aydemir Yüzleşmesi1.321 kelime
- 26 23.Bölüm/Canımın Yarısı499 kelime
- 27 24.Bölüm/İyi Uykular409 kelime
- 28 25.Bölüm/Bırakmayacağım455 kelime
- 29 26.Bölüm/Gece ve Yankı394 kelime
- 30 27.Bölüm/Kusursuz Leke326 kelime
- 31 28.Bölüm/İşkence 1385 kelime
- 32 29.Bölüm/125 Borç330 kelime
- 33 30.Bölüm/İşkence 2671 kelime
- 34 31.Bölüm/İşkence 31.030 kelime
- 35 32.Bölüm/İşkence 4387 kelime
- 36 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler613 kelime
- 37 34.Bölüm/İzin Vermem311 kelime
- 38 35.Bölüm/Aydemirler ve Aden1.021 kelime
- 39 36.Bölüm/Elvedasız Veda407 kelime
- 40 37.Bölüm/Harabe Bina1.152 kelime
- 41 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk771 kelime
- 42 Gidişat109 kelime
- 43 39.Bölüm/Huzur722 kelime
- 44 40.Bölüm/Tulumlu Sinema Gecesi956 kelime
- 45 41.Bölüm/Ölüm Batağı909 kelime
- 46 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü757 kelime
- 47 43.Bölüm/Yetersiz Tıp750 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Nişanlım" kelimesi ağzımdan çıktığı an, adamın yüzündeki ifade öyle bir sertleşti ki, bir an bana salacağını sandım.
Çene kasları kilitlendi, gözlerinden adeta katıksız bir nefret fışkırdı.
"Sen ne saçmalıyorsun kızım?" diye gürledi, sesini bastırmaya çalışsa da tehlikeli tonu ortalığı ısırmaya yetmişti.
"Ne nişanlısı? O herifin kim olduğunu biliyor musun sen?"
"Bana sesini yükseltme!" diye çıkıştım, göğsümü dikleştirip geri adım atmayarak.
"Ayrıca sen kimsin ki bana hesap soruyorsun? Daha adını bile bilmiyorum, gelmiş karşıma abilik taslıyorsun!"
Adam tam ağzını açıp bir şey söyleyecekti ki arkadan gelen adımlarla ikimiz de o tarafa döndük.
Tunç ve Çağatay hızla yanımıza gelmişti.
Tunç’un gözleri elimdeki kâğıda, ardından tam karşımda dikilen adama kaydı.
"Sakin ol Kuzey," dedi Tunç, kolunu o sert bakışlı adamın önüne çekerek.
"Burası yeri değil. Herkes bize bakıyor."
Demek adı Kuzey’di. Büyük abi. Evin en büyük, en karanlık, en kuralcı maskesini takan o meşhur büyük abisi.
Kuzey, bakışlarını üzerimden çekmeden derin bir nefes aldı ama o bakışlardaki tehdit tek bir milim azalmamıştı.
"Annem sizi masada bekliyor," dedi buz gibi bir sesle.
"Ve sen Dolunay... Bu konu burada kapanmadı. O kâğıdı da hemen bana veriyorsun."
"Rüyanda görürsün," dedim alaycı bir gülüşle.
Yavuz’un elime tutuşturduğu kâğıdı hızlıca elbisemin yırtmacındaki gizli dikiş arasına sıkıştırdım.
Bir kafes dövüşçüsünün en temel kuralı şuydu: Kozunu asla rakiplerine kaptırma.
Çağatay araya girip gerginliği dağıtmaya çalıştı.
"Aman abi, kızı daha ilk dakikadan sorguya çekmeyin. Bak, ikizi bile şoktan konuşamıyor."
Gözüm masanın kenarında büzülüp kalmış olan ikizime kaydı.
Adının Gece olduğunu öğrendiğim o çocuk, gözlerini tek bir an bile üzerimden ayırmıyordu.
Yüzü, ifadesi, hatta kaşlarını çatış şekli bile benim aynmdı.
Ama gözlerindeki o kırgın ve ürkek ifade...
İçimde tuhaf, anlamlandıramadığım bir sızı bıraktı.
O çocukta bana ait bir şeyler vardı ama ne olduğunu henüz çözemiyordum.
Masaya döndüğümüzde Açelya Hanım endişeli gözlerle yüzümü süzdü.
"İyi misin güzel kızım? O adamlar seni rahatsız etmedi ya?"
"İyiyim Açelya Hanım, sadece ufak bir selamlaşma," dedim, göz ucuyla bana dik dik bakmaya devam eden Kuzey’i süzerek.
Fehmi Bey garsona bir işaret çakıp kadehini kaldırdı.
"Bütün aile bir aradayken bu geceyi taçlandırmak isterim. Yeni başlangıçlara..."
Herkes kadehini kaldırırken ben sadece önümdeki su bardağına dokundum.
Aileymiş...
Yalanlar, gizli kameraya çekilmiş görüntüler, arkamdan çevrilen nişan kumpasları ve kafamda patlamaya hazır bir yeraltı lakabı...
Burası bir aile masası değil, tam anlamıyla bir kurtlar sofrasıydı.
Ve ben, o sofrada yem olmaya hiç niyetli değildim.
Yavuz’un bana verdiği kâğıtta ne yazdığını öğrenmek için dakikaları sayıyordum.
Bir bahane bulup bu süslü hapishaneden kaçmam lazımdı.
Tam o sırada telefonuma bir bildirim geldi.
Gizli bir numaradan gelen mesaj ekranımda parıldadı:
"Yarın gece saat 02.00. Eski tersane. Maçın saati öne çekildi Gece Yargıcı. Hazırlan, arkandaki ekip tam kadro orada olacak."
Derin bir nefes aldım. Mesaj patronumdandı. Yıllardır bana babalık eden, beni sokaklardaki açlıktan ve it kopuktan koruyan tek adamdı o. Bu yeraltı dünyasındaki tek sığınağım, intikamım için bana yardım eden tek kişiydi...
Ayağa kalktım.
"Benim başım dönüyor, eve dönmek istiyorum."
Tunç anında ayağa fırladı. "Ben götürürüm."
"Gerek yok," dedi Kuzey, kadehini masaya sertçe bırakarak.
"Ben götüreceğim."
Kuzey’in o buz gibi, emredici sesi masadaki bütün neşeyi bir anda bıçak gibi kesti.
Açelya Hanım endişiyle bir Kuzey’e bir bana baktı, Tolga ile Çağatay ise ortamdaki o yoğun gerilimi hissetmiş gibi sessizleşti.
İkizim Gece ise gözlerini bir an olsun üzerimden ayırmıyordu; sanki bir şey söylemek istiyor ama korkudan dili boğazına kaçıyordu.
"Benim kiminle gidip gitmeyeceğime sen karar veremezsin," dedim çenemi dikleştirip Kuzey'in gözlerinin içine bakarak.
"Kendi başımın çaresine bakabilirim."
Kuzey, yanıt vermeme bile fırsat tanımadan sandalyeyi geriye itip ayağa kalktı.
Boyu ve üzerindeki o baskıcı aura salondaki herkesi sindirmeye yeterdi ama beni değil.
Yanıma kadar gelip bileğimi canımı yakmayacak ama kaçmamı da engelleyecek bir sıkılıkta kavradı.
"Sana soru sormadım Dolunay. Arabaya."
Tunç bir adım öne çıktı.
"Kuzey, kızı zorlama. Zaten kafası karışık—"
"Sen karışma Tunç," dedi Kuzey, arkasına bile bakmadan.
"Dün geceki kasa mevzusunu ve bu akşamki saçmalıkları seninle sonra konuşacağız."
Bileğimi hızla çekip elinden kurtardım.
"Ayağım var, yürüyebiliyorum. Dokunma bana."
Sessiz ama felaket öncesi bir fırtına gibi yürümeye başladık.
Balo salonunun o süslü, sahte ışıklarından çıkıp otoparkın serin karanlığına adım attığımızda Kuzey, siyah Range Rover’ın kapısını açtı.
İçeri geçtiğimde kapıyı sertçe kapattı ve sürücü koltuğuna geçti.
Motor gürültüyle çalıştı. Araba mekândan hızla uzaklaşırken içeride boğucu bir sessizlik vardı.
Yırtmacımın arasına gizlediğim kâğıt bacağıma batıyordu
Kuzey, gözlerini yoldan ayırmadan konuşmaya başladı.
Sesi bu sefer bağırmıyordu ama her bir kelimesi tehlike saçıyordu.
"Yavuz Karadağ'ın kim olduğunu biliyor musun?"
"Babamın, pardon, Fehmi Bey’in ticari rakibiymiş," dedim umursamaz bir tonla.
"Tunç öyle söyledi."
"Tunç sana eksik söylemiş," dedi Kuzey, direksiyonu sıkan parmak boğumları beyazlarken.
"Yavuz, bu piyasadaki en pis, en tehlikeli adamlardan biridir. Ve senin gibi bir kızı tek bir hamlede yutmak için fırsat kollar. Şimdi bana doğruyu söyle: O itle aranda ne var? Nereden tanışıyorsunuz?"
"Nişanlım dedim ya!" diye kestirip attım.
"Gidip ona sorsana bana hesap soracağına! Biri beni o kasanın önüne yem diye atıyor, diğeri gelmiş nişanlım diyor... Siz ne tür bir tımarhanesiniz lan?"
Kuzey aniden fren yaptı. Araba yolun kenarında savrularak durdu.
Dörtlüler yanarken bana doğru döndü.
Yüzü yüzüme o kadar yakındı ki nefesini tenimde hissedebiliyordum.
"Eğer senin o adamla, holdinge ya da bu aileye zarar verecek tek bir iş birliğin varsa Dolunay...
Seni o elinde tuttuğun yeraltı dünyası bile elimden alamaz."
Gözlerim kısıldı. Kalbim bir an için ritmini şaşırdı. Seni o elinde tuttuğun yeraltı dünyası bile elimden alamaz...
"Sen..." dedim sesim ilk defa hafifçe titreyerek. "Sen ne biliyorsun?"
Kuzey cebinden kendi telefonunu çıkardı ve ekranı bana doğru çevirdi.
Ekrandaki görüntü, yeraltı kafes dövüşlerinin yapıldığı o karanlık salona aitti.
Yüzümde maske vardı ama kolumdaki o karakteristik doğum lekesi ve dövüş tarzım açıkça görünüyordu.
Fotoğrafın altında tek bir not yazıyordu:
Gece Yargıcı / Son 20 Maç: 20 Galibiyet.
Kuzey telefonu kapatıp cebine attı ve gözlerimin içine baktı:
"Seni sekiz yıldır arıyoruz Dolunay. Ama sen meğerse kapımızda bir gölge, ringlerde bir katilmişsin."
Bölüm etkileşimi
