17. bölüm / 47
Gecenin Kusursuz Lekesi*mafya gerçek ailem15.Bölüm/Gece Yargıcı
Bölümler 47Şu an: 15.Bölüm/Gece Yargıcı
- 1 Tanıtım 1/Aile57 kelime
- 2 Tanıtım 2/Arkadaş6 kelime
- 3 1.Bölüm/Dolunay298 kelime
- 4 2.Bölüm/Sadistin Cezası569 kelime
- 5 3.Bölüm/Karışmış Olabilirmişmişsiniz309 kelime
- 6 4.Bölüm/Hoşçakal Bile Demem285 kelime
- 7 5.Bölüm/Gereksiz DNA1.075 kelime
- 8 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı773 kelime
- 9 7.Bölüm/Birkaç Kardeş329 kelime
- 10 8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku344 kelime
- 11 9.Bölüm/Nutella809 kelime
- 12 10.Bölüm/Kasa1.472 kelime
- 13 11.Bölüm/Karıcığım390 kelime
- 14 12.Bölüm/Nişanlım398 kelime
- 15 13.Bölüm/Kuzey950 kelime
- 16 14.Bölüm/Sırlar ve Yalanlar385 kelime
- 17 15.Bölüm/Gece Yargıcı1.536 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 16.Bölüm/Restorandaki Takıntı567 kelime
- 19 17.Bölüm/Geçmiş506 kelime
- 20 Tanıtım 3/Bir Arkadaş4 kelime
- 21 18.Bölüm/Katliam 1915 kelime
- 22 19.Bölüm/Arkanda Abilerin Yanında Ben553 kelime
- 23 20.Bölüm/Abi695 kelime
- 24 21.Bölüm/İntikam Ateşi580 kelime
- 25 22.Bölüm/Aydemir Yüzleşmesi1.321 kelime
- 26 23.Bölüm/Canımın Yarısı499 kelime
- 27 24.Bölüm/İyi Uykular409 kelime
- 28 25.Bölüm/Bırakmayacağım455 kelime
- 29 26.Bölüm/Gece ve Yankı394 kelime
- 30 27.Bölüm/Kusursuz Leke326 kelime
- 31 28.Bölüm/İşkence 1385 kelime
- 32 29.Bölüm/125 Borç330 kelime
- 33 30.Bölüm/İşkence 2671 kelime
- 34 31.Bölüm/İşkence 31.030 kelime
- 35 32.Bölüm/İşkence 4387 kelime
- 36 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler613 kelime
- 37 34.Bölüm/İzin Vermem311 kelime
- 38 35.Bölüm/Aydemirler ve Aden1.021 kelime
- 39 36.Bölüm/Elvedasız Veda407 kelime
- 40 37.Bölüm/Harabe Bina1.152 kelime
- 41 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk771 kelime
- 42 Gidişat109 kelime
- 43 39.Bölüm/Huzur722 kelime
- 44 40.Bölüm/Tulumlu Sinema Gecesi956 kelime
- 45 41.Bölüm/Ölüm Batağı909 kelime
- 46 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü757 kelime
- 47 43.Bölüm/Yetersiz Tıp750 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arabanın kapısı arkamdan tok bir sesle kapandığında, gecenin ayazı açıkta kalan sırtıma bir bıçak gibi saplandı.
Ama umursamadım. Dik duruşumdan tek bir milim bile ödün vermeden, adımlarımı gecenin karanlığına doğru attım.
Kuzey’in arabanın içinde, direksiyonu sıkan elleriyle arkamdan bana nasıl baktığını dikiz aynasına bakmadan bile hissedebiliyordum.
Şoktaydı.
Çünkü karşısında sinip ağlayacak, "Lütfen kimseye söyleme" diye yalvaracak bir kız bekliyordu.
Karşısında kendinden emin, kendi kanunlarını kendi yazan bir Gece Yargıcı bulmuştu.
Çantamdan çıkardığım siyah kasketi kafama geçirip hızlı adımlarla caddeden geçen bir taksiyi durdurdum.
"Nereye abla?"
"Kadıköy," dedim kısaca. Eve dönemezdim.
O villadaki o süslü odaya girip hiçbir şey olmamış gibi uyuyamazdım.
Önce şu elbisemin dikiş arasına sakladığım kâğıda bakmam lazımdı.
Taksi ışıkların altında süzülürken kâğıdı çıkarıp açtım.
Üzerinde karmaşık bir konum ve altında Yavuz’un o düzgün, ama itici el yazısıyla yazılmış tek bir cümle vardı:
"Kafese çıkmadan önce son şansın Dolunay. Yarın gece 01.30’da tersanenin arkasındaki depoda ol. Ya benimle masaya oturursun ya da o kafesten canlı çıkamazsın."
Kâğıdı avcumun içinde buruşturup çöp kutusu niyetine çantamın kenarına tıkıştırdım.
"Canlı çıkamazmışım... Benden önceki yirmi kişi de öyle diyordu mendebur," diye mırıldandım.
Taksiden indiğimde saat gecenin üçünü geçiyordu.
Kendi paramla tuttuğum, kimsenin bilmediği o küçük çatı katı daireme girdim.
Siyah elbiseyi üzerimden söküp atar gibi çıkardım.
Aynanın karşısına geçtiğimde, kazağın kapatmadığı yerlerdeki o eski morluklara baktım.
Remzi’nin, hayatımı karartan o adamın izleri...
Sonra gülümsedim. "Az kaldı," dedim kendi yansımama.
"Hepinizin hesabını tek tek keseceğim."
Sıcak bir duşun ardından üzerime bol bir eşofman takımı giyip kendimi koltuğa attım.
Telefonumu çıkardığımda ekranda tam 14 cevapsız arama ve sayısız mesaj vardı.
GÜN DOĞUMUM💚⭐ (Işıl): Dolunay, Kuzey bizi aradı! Senin hakkında sorular soruyor, ne oluyor Allah aşkına?!
YAKIŞIKLI MAYMUNUM🐒 (Berke): Kızım bu adam kim? Yeraltı maçlarından bahsediyor, Işıl’ı ağlattı herif! Bir şey söyledik sanma, ağzımızı açmadık ama durum sakat!
Dişlerimi sıktım. Kuzey durmuyordu. Hırslıydı, tehlikeliydi ve aileyi koruma güdüsüyle hareket ettiğini sanırken her şeyi daha da berbat ediyordu.
Onlara hemen yanıt yazdım:
SİZ: Sakin olun. Kimseye bir şey anlatmayın. Yarın her şeyi halledeceğim, bana güvenin.
Telefonu kapatıp kenara koydum. Gözlerimi kapattığımda aklıma gelen tek şey ikizim Gece'nin o ürkek bakışları ve Tolga'nın yüzümdeki çikolatayı silerkenki o tuhaf, abice şefkatiydi.
"Yapma Dolunay," dedim kendime. "Yumuşama. Onlar senin ailen değil. Sen yalnız geldin, yalnız gideceksin."
Ertesi gün akşam saatleri...
Gündüz boyunca Aydemir konağından gelen hiçbir aramaya bakmamıştım.
Şimdi ise saat 01.15’ti ve ben eski tersanenin yanındaki terk edilmiş devasa fabrikanın gölgesinde duruyordum.
Üzerimde siyah kapüşonlu hırkam, yüzümde ağzımı ve burnumu kapatan Gece Yargıcı maskem vardı.
(Genelde maskeleri gözümde canlandıramam, o yüzden burada kalsın)
Ellerimdeki bandajları son kez sıktım.
Burası; tozun, pasın, illegal paraların ve kanın koktuğu yerdi. Benim gerçek evim.
Fabrikanın içine girdiğimde gürültülü tezahüratlar, bağrışmalar ve havada uçuşan bahis paralarının kokusu yüzüme çarptı.
Demir tellerle çevrili devasa kafesin etrafı hıncahınç doluydu.
"İşte geliyor! Yeraltının yenilgisiz kraliçesi... GECE YARGICI!"
Sunucunun bağırmasıyla kalabalıktan bir uğultu yükseldi.
Kafese doğru yürürken gözlerim refleks olarak VIP locaların olduğu üst balkona kaydı.
Ve oradaydılar.
Yavuz Karadağ, elindeki kadehiyle bana bakıp sırıtıyordu.
Ama asıl şok bu değildi.
Yavuz’un hemen iki adım arkasında, gölgelerin içinde duran iki kişi daha vardı:
Kuzey ve Tunç.
Kuzey, kollarını göğsünde birleştirmiş, gözlerini doğrudan benim üzerime dikmişti.
Maskeme rağmen kim olduğumu biliyordu.
Yanındaki Tunç’un yüzündeki şaşkınlık ve öfke ise katıksızdı; belli ki Kuzey onu buraya gerçekleri kendi gözleriyle görmesi için getirmişti.
Gözlerimi onlardan çekip kafesin kapısından içeri adım attım.
Demir kapı arkamdan gürültüyle kilitlendi.
Karşımdaki rakibim belirdi:
İki metreye yakın boyu, devasa kasları ve yüzündeki dikiş izleriyle Zorluların yetiştirdiği en acımasız kafes dövüşçüsü, "Balyoz" lakaplı adam.
"Remzi Bey'in sana selamı var küçük kız," dedi Balyoz, paslı bir sesle.
"Bu gece o maskeyi yüzünden söküp kemiklerini kıracağım."
Dudaklarımın kenarı maskenin altında yukarı kıvrıldı. Dövüş vaziyeti aldım, sol ayağımı öne bastım.
"Çok konuşuyorsun," dedim, sesimi kalınlaştırarak.
"Açılışı yap da ne kadar güçlüymüşsün görelim."
Zil çaldı!
Balyoz devasa bir ayı gibi üzerime çullandı. İlk sağ kroşesinden hafif bir baş eğmeyle sıyrıldım.
Sol dirseğimle tam kaburgasının altına sert bir darbe indirdim.
Adam sendeledi ama yıkılmadı. Geri dönüp beni kafes tellerine doğru sıkıştırmaya çalıştı.
Yukarıdan, VIP balkondan Tunç’un sesini duyar gibi oldum:
"Dolunay, çekil oradan!"
Ama ben dinlemedim. Dövüşün tam ortasındaydım.
Balyoz’un boşa çıkan yumruğunu fırsat bilip kafes tellerinden destek alarak havalandım ve dizimi doğrudan adamın çenesine geçirdim!
Gürültülü bir kemik sesi yankılandı. Adam devasa gövdesiyle yere kapaklandı.
Kalabalık çılgına dönmüştü.
Balyoz gürültüyle yere kapaklandığında salondaki tezahüratlar tavanı delecek raddemize ulaşmıştı.
Hakem saymaya başladı:
“...7... 8... 9... 10!”
Zil çaldı.
Kafesin kapağı gıcırtıyla açıldığında içimdeki o adrenaline rağmen nefesimi düzene sokmaya çalışıyordum.
Balyoz’u devirmiştim ama asıl tehlike hâlâ kafesin dışındaydı.
VIP balkondan merdivenleri ikişer ikişer inen Yavuz Karadağ, bakışlarındaki o hastalıklı, takıntılı ifadeyle doğrudan bana doğru yürüyordu.
Arkasında ise kalabalığı yararak gelen Kuzey ve Tunç vardı.
İki tarafın da gözlerinde katıksız bir öfke patlamaya hazırdı.
"Tebrik ederim, Gece Yargıcı," dedi Yavuz, tam kafesin kapısında durarak. Sesi alçaktı ama her bir kelimesi etraftaki gürültüyü ezip geçiyordu.
"Yine formundasın. Ama bu performans seni benimle o masaya oturmaktan kurtarmayacak."
Gözlerimi kısıp maskemin altından ona baktım.
"Sana kaç kere diyeceğim Karadağ? Ben senin oyuncağın değilim. O saçma anlaşmanı da, tehditlerini de alıp o lüks holdingine geri dön."
Yavuz hafifçe öne eğildi, gözlerinin içi hırsla parıldıyordu.
"Seni o Aydemirlere bırakmayacağımı biliyorsun. Eğer yarın gece benimle o yemeğe gelmezsen, 'Gece Yargıcı'nın kimliğini ve yeraltındaki bütün bağlantılarını baban Fehmi Aydemir’in önüne sererim. O çok değer verdiğin 'masum kız' imajın bir gecede darmadağın olur."
Tam o sırada sert bir el Yavuz’un omzundan tutup onu geriye doğru savurdu.
"Çekil kızın önünden Karadağ!"
Gelen Kuzey’di. Yüzündeki ifade öyle dehşet vericiydi ki, etraftaki korumalar bile bir adım geri çekilmek zorunda kaldı.
Tunç da hemen yanımda bitti, vücudunu bana siper edercesine Yavuz’la arama koydu.
"Sana bu kıza yaklaşmayacaksın demedim mi ben?" diye kükredi Kuzey.
Yavuz üzerini düzeltip çarpık bir tebessümle Kuzey’e baktı.
"Büyük abi rolü sana hiç yakışmıyor Aydemir. Kardeşinin geceleri ne işler çevirdiğinden, kiminle nişanlı olduğundan haberin bile yokken burada bana horozlanma."
"Ne nişanlısı lan!" diye kükredi Tunç, yumruğunu sıkıp Yavuz’un üzerine yürürken.
Ortalık bir anda kilitlendi. Her an büyük bir kavga patlayabilirdi.
Sessiz kalırsam Kuzey ve Tunç olayı derinleştirecek, Aydemir ailesi bu yeraltı dünyasını ve yalanları öğrenecekti. Bunu şu an riske atamazdım.
Hızla Tunç’un kolunu tuttum. "Yeter!" diye bağırdım, sesimi sertleştirerek.
"İkinizde sesini kessin!"
Kuzey ve Tunç şokla bana döndü.
Yavuz ise bu halime bakıp sinsice gülümsüyordu.
Kuzey’in gözlerinin içine baktım:
"Aydemirlere tek bir kelime bile gitmeyecek. Bu benimle bu adam arasındaki bir mesele."
Sonra Yavuz’a döndüm. Paralık bakışlarımla onu süzdüm.
"Yarın gece," dedim buz gibi bir tonla.
"O yemeğe geleceğim Yavuz Karadağ. Ama beni o masaya oturttuğun için hayatının en büyük pişmanlığını yaşayacaksın. Şimdi defol git karşımdan."
Yavuz kadehini bana doğru kaldırır gibi bir el hareketi yaptı.
"Saat sekizde, limandaki restoranda. Geç kalma, sevgilim."
Yavuz adamlarıyla birlikte fabrikanın karanlığında kaybolurken, ortamda sadece ringin cızırdayan spot ışıkları ve bizim nefes seslerimiz kalmıştı.
Kuzey bana doğru bir adım attı. Gözlerindeki öfke ve çaresizlik birbirine karışmıştı.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun Dolunay?" dedi Kuzey, dişlerinin arasından konuşarak.
"O herifle tek başına yemeğe mi gideceksin? O adamın ne kadar tehlikeli olduğunu, seni neye sürüklemeye çalıştığını anlayamayacak kadar kör müsün?"
Yüzümdeki siyah maskeyi tek bir hamlede söküp attım. Saçlarım omuzlarıma dökülürken gözlerimin içine çöken o sert, tavizsiz ifade ortaya çıktı.
"Ben altı yaşımdan beri tehlikenin tam göbeğindeyim Kuzey," dedim, çenemi dikleştirerek. "Sizin o korunaklı, lüks krallığınızda büyümedim ben. Sokakta, ringde, ceza odalarında kendi başımın çaresine bakmayı öğrendim. O adamı kendi yöntemlerimle bitireceğim."
Tunç araya girdi, sesinde bu sefer alay değil, katıksız bir endişe vardı:
"Dolunay, herif senin yeraltındaki kimliğini biliyor. Seni bununla tehdit ediyor. Onu hafife alıyorsun!"
"Hafife almıyorum!" diye çıkıştım, adımlarımı ikisinin ortasına doğru atarak.
"Ama siz benim kim olduğumu hâlâ anlamamışsınız. Ben tehdit edilip köşeye sinen kız değilim. O yemeğe gideceğim çünkü Yavuz’un elindeki kozları tek tek patlatmam lazım. O kasayı kimin zorladığını, beni Aydemirlere karşı kimin yem yaptığını o yemekte söküp alacağım adamdan!"
Kuzey öfkeyle elini saçlarının arasından geçirdi.
"Bunu babama anlatacağız. Fehmi Aydemir’in bu piyasada kim olduğunu bilmiyorsun. Yavuz’u tek celsede çizer!"
"SAKIN!"
Sesim fabrikanın boş duvarlarında bir kırbaç gibi şakladı. İkisi de duraksadı.
"Aydemirlere... Açelya Hanım’a, Fehmi Bey’e, evdeki o çocuklara tek bir kelime bile gitmeyecek!" dedim, parmağımı ikisine doğru tek tek sallayarak.
"Açelya Hanım’ın gözlerindeki o umudu gördüm ben. Eğer benim bir yeraltı dövüşçüsü olduğumu, başımda böyle belalar gezdiğini öğrenirlerse o kadın yıkılır. Gece’nin, Tolga’nın, hele ki o bücür Emir’in yüzüme 'katil'mişim gibi bakmasına izin vermem. Eğer onlara tek bir kelime ederseniz... Yemin ederim bu gece o evden çıkarım ve bir daha izimi bile bulamazsınız."
Kuzey çene kaslarını sıktı. Biliyordu; bunu yapacak kadar gözümün karardığını çok iyi biliyordu.
"Tamam," dedi Kuzey, sesi buz gibi bir kabullenişle çıktı. "Söylemeyeceğiz. Ama o yemeğe yalnız gitmiyorsun. Ben ve Tunç restoranda, seni görebileceğimiz bir masada olacağız."
"Kabul," dedim, uzatmaya gerek duymayarak.
"Ama sadece gölge gibi duracaksınız. Müdahale etmek yok."
Derin bir nefes alıp üzerimdeki bandajları sökmeye başladım.
"Şimdi beni eve götürün," dedim, kapüşonumu kafama çekerek.
"Sabah Açelya Hanım’a neden geç kaldığımı açıklamak için güzel bir 'kız kıza gezdik' yalanı hazırlamam lazım."
Tunç hafifçe kıkırdadı ama gözlerindeki ciddiyet kaybolmamıştı.
"Gidelim Gece Yargıcı. Bakalım bu yalanı yutacaklar mı..."
Araba konağın bahçesine sessizce yanaştığında saat gecenin dördüydü.
On beş yaşındaki Emir çoktan odasında mışıl mışıl uyuyordu, ev kapkaranlıktı.
Odaya süzülüp yatağıma geçtiğimde gözlerimi tavana diktim
Yarın gece saat sekiz. Limandaki restoran...
Yavuz Karadağ benimle bir akşam yemeği yiyeceğini sanıyordu.
Oysa ben o masayı onun başına yıkmaya gidiyordum.
Bölüm etkileşimi
