8. bölüm / 47
Gecenin Kusursuz Lekesi*mafya gerçek ailem6.Bölüm/Alışılmışın Dışı
Bölümler 47Şu an: 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı
- 1 Tanıtım 1/Aile57 kelime
- 2 Tanıtım 2/Arkadaş6 kelime
- 3 1.Bölüm/Dolunay298 kelime
- 4 2.Bölüm/Sadistin Cezası569 kelime
- 5 3.Bölüm/Karışmış Olabilirmişmişsiniz309 kelime
- 6 4.Bölüm/Hoşçakal Bile Demem285 kelime
- 7 5.Bölüm/Gereksiz DNA1.075 kelime
- 8 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı773 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 7.Bölüm/Birkaç Kardeş329 kelime
- 10 8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku344 kelime
- 11 9.Bölüm/Nutella809 kelime
- 12 10.Bölüm/Kasa1.472 kelime
- 13 11.Bölüm/Karıcığım390 kelime
- 14 12.Bölüm/Nişanlım398 kelime
- 15 13.Bölüm/Kuzey950 kelime
- 16 14.Bölüm/Sırlar ve Yalanlar385 kelime
- 17 15.Bölüm/Gece Yargıcı1.536 kelime
- 18 16.Bölüm/Restorandaki Takıntı567 kelime
- 19 17.Bölüm/Geçmiş506 kelime
- 20 Tanıtım 3/Bir Arkadaş4 kelime
- 21 18.Bölüm/Katliam 1915 kelime
- 22 19.Bölüm/Arkanda Abilerin Yanında Ben553 kelime
- 23 20.Bölüm/Abi695 kelime
- 24 21.Bölüm/İntikam Ateşi580 kelime
- 25 22.Bölüm/Aydemir Yüzleşmesi1.321 kelime
- 26 23.Bölüm/Canımın Yarısı499 kelime
- 27 24.Bölüm/İyi Uykular409 kelime
- 28 25.Bölüm/Bırakmayacağım455 kelime
- 29 26.Bölüm/Gece ve Yankı394 kelime
- 30 27.Bölüm/Kusursuz Leke326 kelime
- 31 28.Bölüm/İşkence 1385 kelime
- 32 29.Bölüm/125 Borç330 kelime
- 33 30.Bölüm/İşkence 2671 kelime
- 34 31.Bölüm/İşkence 31.030 kelime
- 35 32.Bölüm/İşkence 4387 kelime
- 36 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler613 kelime
- 37 34.Bölüm/İzin Vermem311 kelime
- 38 35.Bölüm/Aydemirler ve Aden1.021 kelime
- 39 36.Bölüm/Elvedasız Veda407 kelime
- 40 37.Bölüm/Harabe Bina1.152 kelime
- 41 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk771 kelime
- 42 Gidişat109 kelime
- 43 39.Bölüm/Huzur722 kelime
- 44 40.Bölüm/Tulumlu Sinema Gecesi956 kelime
- 45 41.Bölüm/Ölüm Batağı909 kelime
- 46 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü757 kelime
- 47 43.Bölüm/Yetersiz Tıp750 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arabaya bindiğimizde arka koltukta az önce bana laf sokan o "bücür"ün yanında buldum kendimi.Yanımaysa o muşmula surat oturdu
Ön koltukta Fehmi Bey ve Açelya Hanım oturuyordu.
Açelya Hanım dikiz aynasından bana bakıp bakıp gözlerini siliyordu. O bakışlarda o kadar çok duygu vardı ki
—özlem, suçluluk, şaşkınlık...
Açıkçası alışkın olduğum bir şey değildi bu.
Remzi’nin nefret dolu gözlerine ya da Leyla’nın soğuk ilgisizliğine alışkındım ama birinin bana sanki dünyadaki tek gerçek şeymişim gibi bakması göğsümün ortasında garip, sızlatan bir boşluk oluşturdu. Yinede pek önemsemedim
Sessizliği yanımda oturan ufaklık bozdu. Kolunu koltuğun arkasına dayayıp bana döndü.
"Ben Emir bu arada," dedi, az önceki ukala tavrından sıyrılmaya çalışarak.
"Yani... biyolojik kardeşin oluyorum sanırım."
Kucağımdaki çikolatalardan birini—bir Karam’ı—paketinden çıkarıp ona doğru uzattım.
"Çok konuşmazsan yarısını veririm bücür."
Gözleri çikolataya kaydı, sonra bana baktı. Hafifçe sırıttı ve çikolatayı elimden kaptı.
"Anlaştık. Ama o 'bücür' lafını geri alacaksın, senden en az üç santim uzunum."
"Kambur durmuşumdur ondan," dedim dümdüz bir sesle.
Bana inanmamış gibi bakmıştı
"Boyun kaç senin"
"1.65"
bilmişçe ve üstten bakarak sırıttı
"ben 1.70 im"
sinirle ona doğru baktım
"olabilir kaç yaşındasın sen"
"15"
"ben 17 boyum kısa olsada yaşım senden büyük bücür " diyip açelya hanım ve fehmi bey görmeden alttan alta bir kapak çektim
Emir kahkahayı bastı
Açelya Hanım aynadan bu halimize hafifçe gülümsedi
"Dolunay..." dedi sesi titreyerek.
"Aç mısın kızım? Yani, çikolata yiyorsun ama... Eve gidince sana istediğin her şeyi pişirebilirim."
"Dolunay" kelimesini o kadar yumuşak söylemişti ki, bir an bacaklarımı göğsüme doğru çekmek istedim.
Senelerdir ceza odalarında, soğuk duvarlar arasında kendi kendime söylediğim ismim, ilk defa bir anne sesinde bu kadar güzel durmuştu.
Ama gardımı düşürmemeliydim. Beyaz kazağımın kolunu biraz daha çekip omuzlarımı dikleştirdim.
"Çikolata benim ana öğünüm, Açelya Hanım," dedim pencereden dışarı bakarak.
"Ayrıca aç değilim."
Fehmi Bey aynadan gözlerimizi buluşturdu.
"Sana alışman için zaman vereceğiz. Ama 'Açelya Hanım' ve 'Fehmi Bey' lafları biraz resmi kalıyor, değil mi?"
"Siz bana 'Dolunay Hanım' derken resmiyet sorun değildi," dedim hemen alaycı bir tavırla.
Fehmi Bey bıyık altından güldü.
Sesi sertti ama bakışlarında Remzi’deki o karanlık, ezici güç isteği yoktu.
Başka bir şey vardı; korumacı bir yetki.
Araç büyük, bahçeli ve oldukça korunaklı bir villanın önünde durdu.
Manolya’nın neden o kadar kibirli yetiştiğini anlamak zor değildi; bu evde büyüyen birinin egosu kolayca tavan yapabilirdi.
Arabadan indiğimizde Emir yanıma sokuldu.
"Senin odan ikinci katta," dedi.
"Manolya’nın... yani eski odası. Ama annem her şeyi değiştirdi, haberin olsun. O kızın süslü püslü şeylerini fırlattı attı."
"İyi yapmış," dedim bagajdan valizimi almaya çalışırken.
Fehmi Bey benden önce davranıp valizimi tek eliyle kavradı.Diğer ikisinide korumalar aldı
"Ben taşırım," dedim kestirip atarak.
"Kendi yükümü kendim taşımaya alışkınım zaten." sessizce mırldanmıştım aslında ama sanırım fehmi bey duymuştu
"Artık taşımak zorunda değilsin," dedi ve eve doğru yürüdü.
Eve girdiğimizde geniş, ferah ve buram buram kurabiye kokan bir salon karşıladı bizi.
Remzi’nin evindeki o kasvetli, her an bir ceza gelecekmiş gibi hissettiren gergin hava burada yoktu.
Yine de içimdeki o tetikte olma hali geçmiyordu.
Tam yukarı çıkacakken telefonum titredi. Cebimden çıkardım; Işıl’dan üç mesaj, Berke’den sekiz cevapsız arama vardı.
YAKIŞIKLI MAYMUNUM🐒: KIZIM NEREDESİN SEN?
GÜN DOĞUMUM💚⭐: Dolunay hemen ara bizi, polise gideceğiz bak!
Hızlıca parmaklarımı klavyede oynattım:
SİZ: Hayattayım. Remzi'den kurtuldum galiba. Akşam her şeyi anlatacağım.*
Telefonu cebime koyup yukarı çıktım. Odanın kapısını açtığımda karşılaştığım manzara beni biraz şaşırttı.
Duvarlar açık gri ve beyaz tonlarındaydı. Kocaman bir çalışma masası, pencere kenarında minderli bir okuma köşesi ve devasa bir kitaplık vardı.
Manolya’nın o makyaj kokan pembe dünyasından eser kalmamıştı.
Açelya Hanım kapının eşiğinde durdu.
Ellerini önünde birleştirmiş, çekingen bir tavırla beni izliyordu.
"Beğendin mi?" diye sordu kısık sesle.
"Göz rengine ve tarzına uyar diye düşündüm... Yani, fotoğraflarını hiç görmedim ama... Remzi’nin adamlarından bir şekilde bilgi almaya çalışırken sade şeyleri sevdiğini duymuştum."
Gözlerim kitaplıktaki boş raflara kaydı. Benim hiç kendime ait bir odam, dilediğim gibi dizebildğim kitaplarım olmamıştı.
"Güzel," dedim sesimin titrememesine özen göstererek. "Teşekkür ederim."
Açelya Hanım’ın gözünden bir damla yaş süzüldü ama hemen sildi.
"Ben seni yalnız bırakayım. Dinlen biraz. Bir şeye ihtiyacın olursa aşağıdayım."
O kapıyı kapatıp çıkınca valizimi yatağın kenarına bıraktım.
Çantamdan kalan son Karam’ı çıkarıp paketini açtım.
Okuma köşesindeki mindere oturdum, dizlerimi karnıma çektim.
Pencereden dışarıya, güneşin tam tepede olduğu gökyüzüne baktım.
17 yıl boyunca karanlık bir odada rehin tutulmuş gibi hissettikten sonra, şimdi bu beyaz kazağın içinde, hiç tanımadığım bir ailenin evinde oturuyordum.
Remzi ve Leyla o kızla gitmişti.
Artık o ceza odaları yoktu.
Ama artık hiçbir şeyin önemide yoktu
Ben artık o 12 yaşındaki çocuk değildim
Çikolatadan bir ısırık aldım.
"Pekala Dolunay," dedim kendi kendime.
"Gece başladı. Şimdi bu insanların senin dolunayına nasıl dayanacağını izleyelim."
Karanlık gitmişti belki ama ben hâlâ bendim; tırnaklarıyla kazıyarak ayakta kalmış o sert kız.
Ve bu evdekilerin öğreneceği ilk şey, benim kolay teslim olmayacağımdı.
Bölüm etkileşimi
