36. bölüm / 47
Gecenin Kusursuz Lekesi*mafya gerçek ailem33.Bölüm/Topraklar ve Alevler
Bölümler 47Şu an: 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler
- 1 Tanıtım 1/Aile57 kelime
- 2 Tanıtım 2/Arkadaş6 kelime
- 3 1.Bölüm/Dolunay298 kelime
- 4 2.Bölüm/Sadistin Cezası569 kelime
- 5 3.Bölüm/Karışmış Olabilirmişmişsiniz309 kelime
- 6 4.Bölüm/Hoşçakal Bile Demem285 kelime
- 7 5.Bölüm/Gereksiz DNA1.075 kelime
- 8 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı773 kelime
- 9 7.Bölüm/Birkaç Kardeş329 kelime
- 10 8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku344 kelime
- 11 9.Bölüm/Nutella809 kelime
- 12 10.Bölüm/Kasa1.472 kelime
- 13 11.Bölüm/Karıcığım390 kelime
- 14 12.Bölüm/Nişanlım398 kelime
- 15 13.Bölüm/Kuzey950 kelime
- 16 14.Bölüm/Sırlar ve Yalanlar385 kelime
- 17 15.Bölüm/Gece Yargıcı1.536 kelime
- 18 16.Bölüm/Restorandaki Takıntı567 kelime
- 19 17.Bölüm/Geçmiş506 kelime
- 20 Tanıtım 3/Bir Arkadaş4 kelime
- 21 18.Bölüm/Katliam 1915 kelime
- 22 19.Bölüm/Arkanda Abilerin Yanında Ben553 kelime
- 23 20.Bölüm/Abi695 kelime
- 24 21.Bölüm/İntikam Ateşi580 kelime
- 25 22.Bölüm/Aydemir Yüzleşmesi1.321 kelime
- 26 23.Bölüm/Canımın Yarısı499 kelime
- 27 24.Bölüm/İyi Uykular409 kelime
- 28 25.Bölüm/Bırakmayacağım455 kelime
- 29 26.Bölüm/Gece ve Yankı394 kelime
- 30 27.Bölüm/Kusursuz Leke326 kelime
- 31 28.Bölüm/İşkence 1385 kelime
- 32 29.Bölüm/125 Borç330 kelime
- 33 30.Bölüm/İşkence 2671 kelime
- 34 31.Bölüm/İşkence 31.030 kelime
- 35 32.Bölüm/İşkence 4387 kelime
- 36 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler613 kelime · Okuduğun bölüm
- 37 34.Bölüm/İzin Vermem311 kelime
- 38 35.Bölüm/Aydemirler ve Aden1.021 kelime
- 39 36.Bölüm/Elvedasız Veda407 kelime
- 40 37.Bölüm/Harabe Bina1.152 kelime
- 41 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk771 kelime
- 42 Gidişat109 kelime
- 43 39.Bölüm/Huzur722 kelime
- 44 40.Bölüm/Tulumlu Sinema Gecesi956 kelime
- 45 41.Bölüm/Ölüm Batağı909 kelime
- 46 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü757 kelime
- 47 43.Bölüm/Yetersiz Tıp750 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Ağır çelik kapıyı son kez geriye doğru ittiğimde çıkan gıcırtı, odadaki zifiri karanlığı yardı.
Remzi, köşedeki beton zemine sinmişti. Bir haftalık zifiri karanlığın, amansız krampların ve hoparlörlerden aralıksız yankılanan kendi geçmişinin ardından gözleri ışığa uyum sağlayamıyordu. Bedenindeki 125 kanlı mühür morarmış, zihni darmadağın olmuştu.
"S-sesler..." diye fısıldadı çatallı bir sesle.
"Bitti mi? Leke... Bitti mi artık?"
Cevap vermedim. Elimde tuttuğum ağır, şeffaf cam kavanozu odanın ortasındaki ahşap masanın üzerine bıraktım.
Camın betona çarparken çıkardığı tok pat sesi odada yankılandı.
Kavanozun içinde, özenle katlanmış, üzerlerinde kırmızı mühürler olan onlarca küçük kağıt katı duruyordu.
Yavaş adımlarla yanına yaklaştım. Onu kelepçelerinden kurtarmadım; sadece sağ elini hareket ettirebileceği kadar serbest bıraktım.
Çenesinden tutup başını masaya doğru kaldırdım.
"Dört aşama boyunca senin borçlarını ben seçtim Remzi," dedim. Sesim dondurucu bir sakinlikte ilerliyordu.
"Bedenine 125 günü kazıdım, kaslarını ezdim, sinirlerine akım verdim, zihnini kendi cehennemine kapattım... Ama son sözü şansa bırakıyorum."
Remzi, masanın üzerindeki kavanoza dehşetle baktı.
"N-ne var o kavanozda?"
"Senin için hazırladığım nihai sonlar," dedim fısıltıyla. Kavanozun kapağını yavaşça açtım.
"Her bir kağıtta farklı bir ölüm yazıyor. Bazıları hızlı, bazıları günlerce sürecek kadar yavaş... Yıllarca benim kaderimi tek bir lafınla çizdin. Şimdi kendi sonunu kendi ellerinle seçeceksin."
Remzi başını geriye çekmeye çalıştı, parmakları titriyordu.
"Hayır... Çekmeyeceğim! Yapmayacağım!"
"O kavanoza elini sokacaksın Remzi," diye kestim sözünü, gözlerimin içine bakarak.
"Ya bir kağıt çekip çıkan sonla yüzleşeceksin... Ya da seni bu kapının arkasına tekrar kilitleyeceğim ve o kağıtlardan birini ben seçip sana hiç haber vermeden uygulayacağım. Seçim senin."
Remzi’nin gırtlağından çaresiz bir hırıltı koptu.
Kaçacak hiçbir yeri, sığınacak tek bir yalanı kalmamıştı.
Titreyen, kanlı parmaklarını yavaşça cam kavanozun ağzından içeri uzattı.
Kağıtların birbirine sürtünürken çıkardığı hışırtı, odadaki tek ses haline geldi.
Gözlerini kapatıp, katlanmış kağıtlardan birini parmaklarının arasına aldı ve dışarı çekti.
Kağıdı elinden aldım. Kırmızı mührü yavaşça söküp katlarını açtım.
İçinde yazan tek bir satırlık cümleye baktım, ardından bakışlarımı Remzi’nin korkudan yuvalarından fırlayacak gibi duran gözlerine çevirdim.
Dudaklarımda soğuk bir tebessüm belirdi.
"Çok ilginç bir seçim yaptın Remzi Zorlu," dedim kağıdı ona doğru çevirerek.
"Kendi kıyametini tam da adına yakışır şekilde seçtin."
Kağıdın üzerindeki kırmızı mührü söküp yavaşça açtım. İçinde yazan kelimeleri gür bir sesle, odadaki soğuk betona doğru okudum:
"Sessiz Mühür: 72 Saatlik Toprak ve Alev."
Remzi’nin titreyen gözleri satırların üzerinde gezindi. Yüzündeki son kan çekildi, dudakları mırıldandı:
"N-ne... Ne demek bu?"
"Anlamı gayet basit Remzi," dedim, kağıdı katlayıp cebime koyarken.
"Kişiye özel, iki aşamalı bir final. Yıllarca beni kapattığın o dar, zifiri karanlık odaların en büyüğünü hazırladım sana."
Masanın üzerindeki telsize bastım. "Girin."
Ağır çelik kapı açıldı ve içeriye maskeli iki kişi girdi.
Remzi’yi çırpınışlarına, çığlıklarına ve zincir şakırtılarına aldırmadan kaldırdılar.
Onu sürükleyerek sığınağın arka bahçesindeki açık alana çıkardık.
Gece karanlıktı, rüzgar sert esiyordu.
Toprağın ortasında kazılmış derin bir çukur ve çukurun yanında, havalandırma delikleri olan, çelikle güçlendirilmiş ağır bir ahşap tabut duruyordu.
"Tam üç gün..." dedim, tabutun kapağı açılırken.
"72 saat boyunca toprağın metrelerce altında, kendi nefesinin sesini dinleyerek kalacaksın. Havalandırmadan giren o azıcık oksijen seni canlı tutmaya yetecek ama zihnindeki karanlığı boğmaya yetmeyecek."
Remzi’yi tabutun içine yatırdıklarında gözlerindeki korku bir insanın taşıyabileceği sınırların ötesindeydi.
"Leke! Yapma! Yak daha iyi, hemen bitir, orada bırakma beni!" diye haykırdı.
"Acele etme," dedim, üzerine doğru eğilerek.
"72 saatin sonunda, zihnindeki o karanlık son noktaya ulaştığında kapak tekrar açılacak. Ve o zaman... Yıllarca içimde yanan o ateşi, bu kez bedeninde hissedeceksin. Canlı canlı, alevlerin ortasında yok olacaksın."
Ağır kapağı üzerine kapattık.
Vidaların ahşaba girerken çıkardığı gıcırtı sesi, onun içerideki son çığlıklarını örttü.
Tabutu zincirlerle bağlayıp çukura indirdik. Üzerine atılan her kürek toprakta, Remzi’nin dış dünyayla olan son bağı da kesiliyordu.
Toprak tamamen düzlendiğinde geriye sadece topraktan çıkan iki ince havalandırma borusu kaldı.
Geriye çekildim, kronometreyi başlattım. 72:00:00...
Geriye sayım başladı. Üç gün sonra, o alevler bu hesabı tamamen kapatacaktı.
Bölüm etkileşimi
