42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü

Vaveyla Yazarı: Siyah Zambak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü
  1. 1 Tanıtım 1/Aile57 kelime
  2. 2 Tanıtım 2/Arkadaş6 kelime
  3. 3 1.Bölüm/Dolunay298 kelime
  4. 4 2.Bölüm/Sadistin Cezası569 kelime
  5. 5 3.Bölüm/Karışmış Olabilirmişmişsiniz309 kelime
  6. 6 4.Bölüm/Hoşçakal Bile Demem285 kelime
  7. 7 5.Bölüm/Gereksiz DNA1.075 kelime
  8. 8 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı773 kelime
  9. 9 7.Bölüm/Birkaç Kardeş329 kelime
  10. 10 8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku344 kelime
  11. 11 9.Bölüm/Nutella809 kelime
  12. 12 10.Bölüm/Kasa1.472 kelime
  13. 13 11.Bölüm/Karıcığım390 kelime
  14. 14 12.Bölüm/Nişanlım398 kelime
  15. 15 13.Bölüm/Kuzey950 kelime
  16. 16 14.Bölüm/Sırlar ve Yalanlar385 kelime
  17. 17 15.Bölüm/Gece Yargıcı1.536 kelime
  18. 18 16.Bölüm/Restorandaki Takıntı567 kelime
  19. 19 17.Bölüm/Geçmiş506 kelime
  20. 20 Tanıtım 3/Bir Arkadaş4 kelime
  21. 21 18.Bölüm/Katliam 1915 kelime
  22. 22 19.Bölüm/Arkanda Abilerin Yanında Ben553 kelime
  23. 23 20.Bölüm/Abi695 kelime
  24. 24 21.Bölüm/İntikam Ateşi580 kelime
  25. 25 22.Bölüm/Aydemir Yüzleşmesi1.321 kelime
  26. 26 23.Bölüm/Canımın Yarısı499 kelime
  27. 27 24.Bölüm/İyi Uykular409 kelime
  28. 28 25.Bölüm/Bırakmayacağım455 kelime
  29. 29 26.Bölüm/Gece ve Yankı394 kelime
  30. 30 27.Bölüm/Kusursuz Leke326 kelime
  31. 31 28.Bölüm/İşkence 1385 kelime
  32. 32 29.Bölüm/125 Borç330 kelime
  33. 33 30.Bölüm/İşkence 2671 kelime
  34. 34 31.Bölüm/İşkence 31.030 kelime
  35. 35 32.Bölüm/İşkence 4387 kelime
  36. 36 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler613 kelime
  37. 37 34.Bölüm/İzin Vermem311 kelime
  38. 38 35.Bölüm/Aydemirler ve Aden1.021 kelime
  39. 39 36.Bölüm/Elvedasız Veda407 kelime
  40. 40 37.Bölüm/Harabe Bina1.152 kelime
  41. 41 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk771 kelime
  42. 42 Gidişat109 kelime
  43. 43 39.Bölüm/Huzur722 kelime
  44. 44 40.Bölüm/Tulumlu Sinema Gecesi956 kelime
  45. 45 41.Bölüm/Ölüm Batağı909 kelime
  46. 46 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü757 kelime · Okuduğun bölüm
  47. 47 43.Bölüm/Yetersiz Tıp750 kelime

NOT, hassas olanlar ve 18 yaş altı olanların okumasını önermediğim bir bölüm

Diğer bölüm onlar için Deniz in ağzından daha kapalı ve bu bölümün özeti şeklinde anlattım

İyi okumalar🎀

...

Sabahın ilk ışıkları odanın tüllerinden süzülürken gözlerimi açtım.

Kapım iki kez tıklandı ve Deniz abim içeri girdi.

Üzerinde dünkü peluş tulumlardan eser yoktu; rahat ama derli toplu kıyafetleriyle karşımdaydı

Yüzünde hem o tanıdık abi şefkati hem de bir uzmanın dikkati vardı. Elinde iki kupa ılık bitki çayı tutuyordu, kapıyı arkasından sakince kapattı.

"Günaydın fıstık," dedi. Sesi bir abinin yumuşaklığındaydı ama adımları oldukça kontrollüydü.

Yatağın kenarına çekilip oturdu. Kupalardan birini bana uzattı, ellerim bardağı sıkıca kavrayana kadar bekledi.

Ardından dik bir duruşla arkasına yaslandı. Gözlerini üzerime sabitlediğinde; o sıcacık abi bakışının arkasında, her mimiğimi ve nefesimi saniye saniye okumaya çalışan bir psikoloğun profesyonelliği belirdi.

"Çayını yudumla rahatça," dedi sakin bir tonla.

"Ama bugün seninle sadece abin olarak değil, zihnindeki o yükü anlamak isteyen biri olarak konuşmak istiyorum."

Kupadan bir yudum aldım, bakışlarımı kaçırmadan gözlerine diktim. "Sor abim," dedim.

Deniz abim başını hafifçe salladı. Sesi hiçbir duygu patlaması barındırmayan, tamamen objektif ve yönlendirici bir tona büründü.

"Remzi Zorlu..." dedi, gözlerimin içine bakarak.

"Onun öldüğünü biliyoruz Dolunay. Ama o bir ay boyunca ona gerçekte ne yaptığını, onu nasıl öldürdüğünü hiçbirimiz bilmiyoruz. Karşısındayken ona ne yaptın? Ve en önemlisi... O son nefesi vermeden önce ve verdikten sonra zihninde, kalbinde ne hissettin?"

Sorusu odadaki havayı bir anda ciddileştirdi. Karşımda telaşlanan ya da öfkelenen bir adam yoktu.

Beden dilimi, ellerimdeki titremeyi ve gözlerimin odağını saniye saniye analiz eden bir profesyonel vardı.

Derin bir nefes aldım, sırtımı yatak başlığına yasladım. Zihnimde Riva'daki o karanlık odanın görüntüsü canlandı.

Remzi'nin çaresiz haykırışları, bedenine tek tek kazıdığım mühürler, vücudundan geçen elektrik...

Bu beni mutlu etmişti.

"Ona yaptıklarımı bilmek istediğini sanmıyorum," dedim.

"Emin ol çok merak ediyorum."

"Öldürdüm."

"Biliyorum Dolunay ama iki aydır Riva'da ne yapıyordun?"

Yine o soğuk duvarlar ve Remzi'nin yakarışları geldi aklıma.

Dudaklarıma bir tebessüm hakim oldu.

Odamın çalışma masasına doğru yürüdüm. Çekmeceden bir defter çıkardım;

Remzi'ye kazıdığım o tarihler burada da yazıyordu.

Onu Deniz abime uzattım. Sayfaları tek tek çevirmeye başladı.

Artık yüzünde bir profesyonelin duruşu yoktu, kanı donmuştu.

Bana doğru baktı.

"Bunlar gerçek mi?"

"Evet."

"Peki neden... Neden yazdın bunları Dolunay?

"Orada kaç tane olay yazıyor biliyor musun?"

"Kaç?"

"Üç bin sekiz yüz elli altı! Eksik var, fazlası yok."

Korku dolu gözlerle bana bakıyordu ama ağzını bıçak açmıyordu.

"Tenine ateş değmesinden korkar mısın abi?"

Anlamaz gözlerle bana baktı.

"Elbette Dolunay, kim korkmaz ki?"

"Ateşi kalbinde taşıyanlar..."

"Sen korkmaz mısın?"

"Hayır."

"Neden?"

"Sence bir kül artık yanmaktan korkar mı abi? Veya sen onu tekrar yakabilir misin?"

"Bunun konumuzla ilgisi ne?"

"Remzi korkardı. Çok korkardı hem de ateşten... Hani o yazılar var ya; benim kalbime, onun bedenine işlendi," dedim yüzümde kocaman bir sırıtışla.

"Yani..."

"Evet, hepsi Remzi'nin bedeninde kazılıydı. İnanabiliyor musun?"

Kırık bir kahkaha attım.

Bana bakışlarını anlayamıyordum.

"Bir insanın bedeni bunu kaldıramaz..."

"Aaa, abiciğim tabii ki hepsini yapmadım."

"Kaç tane?"

"Aden'in uğurlu sayısıydı eskiden. 125 yani."

Bir an duraksadı.

"Başka? Böyle mi bitirdin?"

"Ayıp ediyorsun abi. Benim yüreğimde üç bin elli tane yara varken, onu 125 tanecik yarayla bırakmadım tabii ki."

"Sonra?"

"Özel bir serum getirttim."

"Nasıl bir serum bu?"

"Acılarını iki katına çıkaracak bir serum... O sıvı damarına karıştıkça daha çok acı hissedecekti."

"Ölmedi mi?"

Sesli bir kahkaha attım.

"Ben izin vermediğim sürece mi? Asla!"

"Sonra ne yaptın?"

"Üçüncü işkenceyi pek abartmadım. Sadece vücuduna, ölmeyeceği şekilde elektrik verdim. 4. aşama aslında Leyla ile ilgiliydi ama onu Aden'e verince, onun hakkını da Remzi yedi."

"Ne yaptın?"

"Leyla'nın bana her gün yaptığını... Psikolojik işkence.

Sence bedenin mi sana en çok ağlamıştır, ruhun mu abi?"

"Ruh nasıl ağlar Dolunay?"

"Susturmasını bilmezsen hep ağlar."

"Ama o zaman vicdanını kaybedersin. Ya bir gün gözyaşını kaybedersen Dolunay?"

"Ya bir gün gözyaşlarımı tekrar bulursam abi?"

"Bulmalısın Dolunay."

"İstemiyorum..." Bir çocuk masumiyetinde çıkmıştı sesim. Oysa hiç masum değildim.

"Ağlamak ne demek sence? Ben bilirim abi bunu, sen bilemezsin."

"Neden?"

"Çünkü sen ağladığında sırtını sıvazlayan bir ailen vardı. Ama ben ağladığımda yüzüme ilk şamarı babamdan yerdim."

Bir şey söylemesine izin vermeden devam ettim.

"Sizin evde en saçma kural neydi abi?"

"Annem üstümüzü kirletmemizi hiç sevmezdi," dedi.

Dudaklarımdan kırgın bir tebessüm kaçtı. Kıskanmıştım.

"Benim üstüm hep kirliydi biliyor musun?"

"Neden?"

"Kan olurdu benim üstüm... Hep kan. Ve ben kandan hiç korkmazdım biliyor musun? Hatta ben onun rengini çok severdim. En sevdiğim renktir kırmızı...

"Dolunay..."

"Remzi'yi nasıl öldürdüm biliyor musun?"

"Nasıl?"

"Onu ilk önce toprağın altına gömdüm, 3 gün... Ve sonra en korktuğu şeyi yaptım; yaktım onu."

Bana baktı korku dolu gözlerle.

"Ne hissettin Dolunay?" dedi.

Dudaklarım memnuniyetle kıvrıldı:

"İntikamın tadı çok güzelmiş abi..."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.