46. bölüm / 47
Gecenin Kusursuz Lekesi*mafya gerçek ailem42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü
Bölümler 47Şu an: 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü
- 1 Tanıtım 1/Aile57 kelime
- 2 Tanıtım 2/Arkadaş6 kelime
- 3 1.Bölüm/Dolunay298 kelime
- 4 2.Bölüm/Sadistin Cezası569 kelime
- 5 3.Bölüm/Karışmış Olabilirmişmişsiniz309 kelime
- 6 4.Bölüm/Hoşçakal Bile Demem285 kelime
- 7 5.Bölüm/Gereksiz DNA1.075 kelime
- 8 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı773 kelime
- 9 7.Bölüm/Birkaç Kardeş329 kelime
- 10 8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku344 kelime
- 11 9.Bölüm/Nutella809 kelime
- 12 10.Bölüm/Kasa1.472 kelime
- 13 11.Bölüm/Karıcığım390 kelime
- 14 12.Bölüm/Nişanlım398 kelime
- 15 13.Bölüm/Kuzey950 kelime
- 16 14.Bölüm/Sırlar ve Yalanlar385 kelime
- 17 15.Bölüm/Gece Yargıcı1.536 kelime
- 18 16.Bölüm/Restorandaki Takıntı567 kelime
- 19 17.Bölüm/Geçmiş506 kelime
- 20 Tanıtım 3/Bir Arkadaş4 kelime
- 21 18.Bölüm/Katliam 1915 kelime
- 22 19.Bölüm/Arkanda Abilerin Yanında Ben553 kelime
- 23 20.Bölüm/Abi695 kelime
- 24 21.Bölüm/İntikam Ateşi580 kelime
- 25 22.Bölüm/Aydemir Yüzleşmesi1.321 kelime
- 26 23.Bölüm/Canımın Yarısı499 kelime
- 27 24.Bölüm/İyi Uykular409 kelime
- 28 25.Bölüm/Bırakmayacağım455 kelime
- 29 26.Bölüm/Gece ve Yankı394 kelime
- 30 27.Bölüm/Kusursuz Leke326 kelime
- 31 28.Bölüm/İşkence 1385 kelime
- 32 29.Bölüm/125 Borç330 kelime
- 33 30.Bölüm/İşkence 2671 kelime
- 34 31.Bölüm/İşkence 31.030 kelime
- 35 32.Bölüm/İşkence 4387 kelime
- 36 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler613 kelime
- 37 34.Bölüm/İzin Vermem311 kelime
- 38 35.Bölüm/Aydemirler ve Aden1.021 kelime
- 39 36.Bölüm/Elvedasız Veda407 kelime
- 40 37.Bölüm/Harabe Bina1.152 kelime
- 41 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk771 kelime
- 42 Gidişat109 kelime
- 43 39.Bölüm/Huzur722 kelime
- 44 40.Bölüm/Tulumlu Sinema Gecesi956 kelime
- 45 41.Bölüm/Ölüm Batağı909 kelime
- 46 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü757 kelime · Okuduğun bölüm
- 47 43.Bölüm/Yetersiz Tıp750 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
NOT, hassas olanlar ve 18 yaş altı olanların okumasını önermediğim bir bölüm
Diğer bölüm onlar için Deniz in ağzından daha kapalı ve bu bölümün özeti şeklinde anlattım
İyi okumalar🎀
...
Sabahın ilk ışıkları odanın tüllerinden süzülürken gözlerimi açtım.
Kapım iki kez tıklandı ve Deniz abim içeri girdi.
Üzerinde dünkü peluş tulumlardan eser yoktu; rahat ama derli toplu kıyafetleriyle karşımdaydı
Yüzünde hem o tanıdık abi şefkati hem de bir uzmanın dikkati vardı. Elinde iki kupa ılık bitki çayı tutuyordu, kapıyı arkasından sakince kapattı.
"Günaydın fıstık," dedi. Sesi bir abinin yumuşaklığındaydı ama adımları oldukça kontrollüydü.
Yatağın kenarına çekilip oturdu. Kupalardan birini bana uzattı, ellerim bardağı sıkıca kavrayana kadar bekledi.
Ardından dik bir duruşla arkasına yaslandı. Gözlerini üzerime sabitlediğinde; o sıcacık abi bakışının arkasında, her mimiğimi ve nefesimi saniye saniye okumaya çalışan bir psikoloğun profesyonelliği belirdi.
"Çayını yudumla rahatça," dedi sakin bir tonla.
"Ama bugün seninle sadece abin olarak değil, zihnindeki o yükü anlamak isteyen biri olarak konuşmak istiyorum."
Kupadan bir yudum aldım, bakışlarımı kaçırmadan gözlerine diktim. "Sor abim," dedim.
Deniz abim başını hafifçe salladı. Sesi hiçbir duygu patlaması barındırmayan, tamamen objektif ve yönlendirici bir tona büründü.
"Remzi Zorlu..." dedi, gözlerimin içine bakarak.
"Onun öldüğünü biliyoruz Dolunay. Ama o bir ay boyunca ona gerçekte ne yaptığını, onu nasıl öldürdüğünü hiçbirimiz bilmiyoruz. Karşısındayken ona ne yaptın? Ve en önemlisi... O son nefesi vermeden önce ve verdikten sonra zihninde, kalbinde ne hissettin?"
Sorusu odadaki havayı bir anda ciddileştirdi. Karşımda telaşlanan ya da öfkelenen bir adam yoktu.
Beden dilimi, ellerimdeki titremeyi ve gözlerimin odağını saniye saniye analiz eden bir profesyonel vardı.
Derin bir nefes aldım, sırtımı yatak başlığına yasladım. Zihnimde Riva'daki o karanlık odanın görüntüsü canlandı.
Remzi'nin çaresiz haykırışları, bedenine tek tek kazıdığım mühürler, vücudundan geçen elektrik...
Bu beni mutlu etmişti.
"Ona yaptıklarımı bilmek istediğini sanmıyorum," dedim.
"Emin ol çok merak ediyorum."
"Öldürdüm."
"Biliyorum Dolunay ama iki aydır Riva'da ne yapıyordun?"
Yine o soğuk duvarlar ve Remzi'nin yakarışları geldi aklıma.
Dudaklarıma bir tebessüm hakim oldu.
Odamın çalışma masasına doğru yürüdüm. Çekmeceden bir defter çıkardım;
Remzi'ye kazıdığım o tarihler burada da yazıyordu.
Onu Deniz abime uzattım. Sayfaları tek tek çevirmeye başladı.
Artık yüzünde bir profesyonelin duruşu yoktu, kanı donmuştu.
Bana doğru baktı.
"Bunlar gerçek mi?"
"Evet."
"Peki neden... Neden yazdın bunları Dolunay?
"Orada kaç tane olay yazıyor biliyor musun?"
"Kaç?"
"Üç bin sekiz yüz elli altı! Eksik var, fazlası yok."
Korku dolu gözlerle bana bakıyordu ama ağzını bıçak açmıyordu.
"Tenine ateş değmesinden korkar mısın abi?"
Anlamaz gözlerle bana baktı.
"Elbette Dolunay, kim korkmaz ki?"
"Ateşi kalbinde taşıyanlar..."
"Sen korkmaz mısın?"
"Hayır."
"Neden?"
"Sence bir kül artık yanmaktan korkar mı abi? Veya sen onu tekrar yakabilir misin?"
"Bunun konumuzla ilgisi ne?"
"Remzi korkardı. Çok korkardı hem de ateşten... Hani o yazılar var ya; benim kalbime, onun bedenine işlendi," dedim yüzümde kocaman bir sırıtışla.
"Yani..."
"Evet, hepsi Remzi'nin bedeninde kazılıydı. İnanabiliyor musun?"
Kırık bir kahkaha attım.
Bana bakışlarını anlayamıyordum.
"Bir insanın bedeni bunu kaldıramaz..."
"Aaa, abiciğim tabii ki hepsini yapmadım."
"Kaç tane?"
"Aden'in uğurlu sayısıydı eskiden. 125 yani."
Bir an duraksadı.
"Başka? Böyle mi bitirdin?"
"Ayıp ediyorsun abi. Benim yüreğimde üç bin elli tane yara varken, onu 125 tanecik yarayla bırakmadım tabii ki."
"Sonra?"
"Özel bir serum getirttim."
"Nasıl bir serum bu?"
"Acılarını iki katına çıkaracak bir serum... O sıvı damarına karıştıkça daha çok acı hissedecekti."
"Ölmedi mi?"
Sesli bir kahkaha attım.
"Ben izin vermediğim sürece mi? Asla!"
"Sonra ne yaptın?"
"Üçüncü işkenceyi pek abartmadım. Sadece vücuduna, ölmeyeceği şekilde elektrik verdim. 4. aşama aslında Leyla ile ilgiliydi ama onu Aden'e verince, onun hakkını da Remzi yedi."
"Ne yaptın?"
"Leyla'nın bana her gün yaptığını... Psikolojik işkence.
Sence bedenin mi sana en çok ağlamıştır, ruhun mu abi?"
"Ruh nasıl ağlar Dolunay?"
"Susturmasını bilmezsen hep ağlar."
"Ama o zaman vicdanını kaybedersin. Ya bir gün gözyaşını kaybedersen Dolunay?"
"Ya bir gün gözyaşlarımı tekrar bulursam abi?"
"Bulmalısın Dolunay."
"İstemiyorum..." Bir çocuk masumiyetinde çıkmıştı sesim. Oysa hiç masum değildim.
"Ağlamak ne demek sence? Ben bilirim abi bunu, sen bilemezsin."
"Neden?"
"Çünkü sen ağladığında sırtını sıvazlayan bir ailen vardı. Ama ben ağladığımda yüzüme ilk şamarı babamdan yerdim."
Bir şey söylemesine izin vermeden devam ettim.
"Sizin evde en saçma kural neydi abi?"
"Annem üstümüzü kirletmemizi hiç sevmezdi," dedi.
Dudaklarımdan kırgın bir tebessüm kaçtı. Kıskanmıştım.
"Benim üstüm hep kirliydi biliyor musun?"
"Neden?"
"Kan olurdu benim üstüm... Hep kan. Ve ben kandan hiç korkmazdım biliyor musun? Hatta ben onun rengini çok severdim. En sevdiğim renktir kırmızı...
"Dolunay..."
"Remzi'yi nasıl öldürdüm biliyor musun?"
"Nasıl?"
"Onu ilk önce toprağın altına gömdüm, 3 gün... Ve sonra en korktuğu şeyi yaptım; yaktım onu."
Bana baktı korku dolu gözlerle.
"Ne hissettin Dolunay?" dedi.
Dudaklarım memnuniyetle kıvrıldı:
"İntikamın tadı çok güzelmiş abi..."
Bölüm etkileşimi
