4. bölüm / 47
Gecenin Kusursuz Lekesi*mafya gerçek ailem2.Bölüm/Sadistin Cezası
Bölümler 47Şu an: 2.Bölüm/Sadistin Cezası
- 1 Tanıtım 1/Aile57 kelime
- 2 Tanıtım 2/Arkadaş6 kelime
- 3 1.Bölüm/Dolunay298 kelime
- 4 2.Bölüm/Sadistin Cezası569 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 3.Bölüm/Karışmış Olabilirmişmişsiniz309 kelime
- 6 4.Bölüm/Hoşçakal Bile Demem285 kelime
- 7 5.Bölüm/Gereksiz DNA1.075 kelime
- 8 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı773 kelime
- 9 7.Bölüm/Birkaç Kardeş329 kelime
- 10 8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku344 kelime
- 11 9.Bölüm/Nutella809 kelime
- 12 10.Bölüm/Kasa1.472 kelime
- 13 11.Bölüm/Karıcığım390 kelime
- 14 12.Bölüm/Nişanlım398 kelime
- 15 13.Bölüm/Kuzey950 kelime
- 16 14.Bölüm/Sırlar ve Yalanlar385 kelime
- 17 15.Bölüm/Gece Yargıcı1.536 kelime
- 18 16.Bölüm/Restorandaki Takıntı567 kelime
- 19 17.Bölüm/Geçmiş506 kelime
- 20 Tanıtım 3/Bir Arkadaş4 kelime
- 21 18.Bölüm/Katliam 1915 kelime
- 22 19.Bölüm/Arkanda Abilerin Yanında Ben553 kelime
- 23 20.Bölüm/Abi695 kelime
- 24 21.Bölüm/İntikam Ateşi580 kelime
- 25 22.Bölüm/Aydemir Yüzleşmesi1.321 kelime
- 26 23.Bölüm/Canımın Yarısı499 kelime
- 27 24.Bölüm/İyi Uykular409 kelime
- 28 25.Bölüm/Bırakmayacağım455 kelime
- 29 26.Bölüm/Gece ve Yankı394 kelime
- 30 27.Bölüm/Kusursuz Leke326 kelime
- 31 28.Bölüm/İşkence 1385 kelime
- 32 29.Bölüm/125 Borç330 kelime
- 33 30.Bölüm/İşkence 2671 kelime
- 34 31.Bölüm/İşkence 31.030 kelime
- 35 32.Bölüm/İşkence 4387 kelime
- 36 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler613 kelime
- 37 34.Bölüm/İzin Vermem311 kelime
- 38 35.Bölüm/Aydemirler ve Aden1.021 kelime
- 39 36.Bölüm/Elvedasız Veda407 kelime
- 40 37.Bölüm/Harabe Bina1.152 kelime
- 41 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk771 kelime
- 42 Gidişat109 kelime
- 43 39.Bölüm/Huzur722 kelime
- 44 40.Bölüm/Tulumlu Sinema Gecesi956 kelime
- 45 41.Bölüm/Ölüm Batağı909 kelime
- 46 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü757 kelime
- 47 43.Bölüm/Yetersiz Tıp750 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Eve girdiğimde önce kocaman ve gürültülü bir sessizlik karşıladı beni. Evdeki sinir resmen ses yapıyordu.
Gram umurumda mı peki? Tabi ki hayır.
Salona doğru geldiğimde önce o kadın çıktı ve sert bir tokat attı.
Sonra sinirle yanıma Remzi geldi ve "Seni pis sürtük!" diyerek karnıma bir yumruk attı.
Deli gibi gülmeye ve hatta kahkaha atmaya başladım. Artık çok komik geliyordu her şey.
"Vaayyy! Sol kol sanki biraz daha güçlenmiş gibi Remzi Bey ama bence sağ yumruğa biraz daha çalışın derim."
Bu alaycı tavrıma karşı sağ kolunu yumruk yapıp yüzüme geçirecekken bileğinden tuttum ve:
"Hooop, yavaş gel! Bire izin verdim, ikiye olmaz. Hem bu değerli yüzüme gelirse inan bu sefer 'ayyaş kız'dan 'şiddet gören kız' moduna geçerim."
Dudaklarımı büzdüm ve alaycı bir şekilde gülümsedim.
"Bu sefer mağdur taraf ben olurum. Ah, ne acınası! Ailesinden şiddet gören bir kız, vah vah!"
Kendimi tutamadım ve bir kahkaha patlattım.
Remzi Bey daha fazla dayanamamış olmalı ki beni kolumdan sertçe tuttu ve ceza odasına götürdü.
Sorun var mıydı? Hayır. Odam gibi olmuştu burası zaten, hatta odamdan daha sık buradaydım genelde.
Aslında tam "ceza odası" da denmezdi, "işkence odası" desek daha doğru olurdu. Bir sürü işkence malzemesi vardı ve beni dövecek birkaç insan...
Rehin düşmüş asker gibi iki üç gün beni burada aç ve susuz bırakırdı. Üçüncü günün sonunda odaya bir ve bazen de iki koruma getirir, güçsüz kalmış bedenimle bana saldırmalarını emrederdi.
Çünkü ben güçlüyken götü yemiyordu yavşağın.
Aslında dert bunlar değildi. Aç ve susuz kalmaya, hatta işkencelere dahi sesimi çıkarmazdım.
Ancak o adam, ben çıktıktan sonra bedenimdeki yaralardan ve yorgunluğumdan sadistçe zevk alırdı.
Ve ben ona hiçbir şey yapamazdım.
...
Odanın soğuk betonu sırtıma değdiğinde gözlerimi tavandaki çatlaklara diktim. Karanlık, eski bir dost gibi etrafımı sardı.
Kaçıncı saatteydim bilmiyordum ama açlığın yarattığı o sinsi sızı yerini çoktan uyuşukluğa bırakmıştı.
Dışarıda, koridorda Remzi’nin adım sesleri duyuldu. Adımları ritmikti; acele etmeyen, tamamen keyfini çıkaran bir adamın adımları.
Kapının önünde durdu. Kilitte dönen anahtarın gıcırtısı odada yankılandı.
Gözlerimi kapatmadım. Tam aksine, duvara yaslanarak hafifçe doğrulup oturdum.
Yüzümdeki kurumuş kan canımı acıtsa da dudaklarımı gülümsüyormuş gibi yukarı kıvırdım.
Kapı yavaşça açıldı. Işık içeri süzüldüğünde silüeti belirdi. Arka plandaki ışık yüzünü gölgeliyordu ama gözlerindeki o hastalıklı tatmini karanlıkta bile seçebiliyordun.
Yanında iki koruma vardı; her zamanki iri kıyım, emir eri tipler.
"Hâlâ o dik başlı tavırların duruyor mu bakalım?" dedi Remzi, sesinde mide bulandırıcı bir keyifle. "Yoksa bu sefer biraz akıllandın mı?"
Cevap vermek yerine başımı hafifçe sağa eğdim. Bitkin düşmüş bedenime rağmen gözlerimin içine bakmasını sağladım.
"Sence Remzi Bey?" dedim, sesim pürüzlü ve kısıktı ama içinde en ufak bir korku kırıntısı bile yoktu.
"Sadece üç gün mü? İnsan konukseverliğini biraz daha gösterir. Ağır ağır pes ettiğimi görmek istiyorsan, daha çok beklemen gerekecek."
Yüzündeki o zevk dolu gülümseme bir anlığına dondu. Sinirlendiğinde sağ kaşının seğirmesi en büyük zaafıydı; yine seğirdi.
Tam arkasındaki korumalara bir işaret verecekken, koridordan hızlı ve telaşlı adım sesleri geldi.
"Remzi!" dedi 'o kadın'ın sesi. Panik doluydu. "Hemen aşağı gelmen lazım. Kapıda birileri var."
Remzi duraksadı. Korumalardan biri arkasına dönüp bakarken Remzi’nin gözlerindeki o sadist zevk, yerini ansızın belirsiz bir huzursuzluğa bıraktı. O an anladım: Planlamadıkları bir şey oluyordu. Evdeki o mutlak hakimiyet zırhı ilk defa çatlamıştı.
Sessizce geriye yaslandım ve karanlığın içinden ona bakarak fısıldadım:
"Tüh... Eğlence yarım kaldı."
Remzi gözlerini adeta öldürmek ister gibi bana çevirdi ve sessizce odadan çıktı
Eve gelen bu gizemli misafirleri çok merak etmiştim
Ama kokusu çıkardı elbet...
YAZAR NOTU
Kitap hakkında ne düşünüyorsunuz kaldırayım mı devam mı edeyim
Bölüm etkileşimi
