39.Bölüm/Huzur

Vaveyla Yazarı: Siyah Zambak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 39.Bölüm/Huzur
  1. 1 Tanıtım 1/Aile57 kelime
  2. 2 Tanıtım 2/Arkadaş6 kelime
  3. 3 1.Bölüm/Dolunay298 kelime
  4. 4 2.Bölüm/Sadistin Cezası569 kelime
  5. 5 3.Bölüm/Karışmış Olabilirmişmişsiniz309 kelime
  6. 6 4.Bölüm/Hoşçakal Bile Demem285 kelime
  7. 7 5.Bölüm/Gereksiz DNA1.075 kelime
  8. 8 6.Bölüm/Alışılmışın Dışı773 kelime
  9. 9 7.Bölüm/Birkaç Kardeş329 kelime
  10. 10 8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku344 kelime
  11. 11 9.Bölüm/Nutella809 kelime
  12. 12 10.Bölüm/Kasa1.472 kelime
  13. 13 11.Bölüm/Karıcığım390 kelime
  14. 14 12.Bölüm/Nişanlım398 kelime
  15. 15 13.Bölüm/Kuzey950 kelime
  16. 16 14.Bölüm/Sırlar ve Yalanlar385 kelime
  17. 17 15.Bölüm/Gece Yargıcı1.536 kelime
  18. 18 16.Bölüm/Restorandaki Takıntı567 kelime
  19. 19 17.Bölüm/Geçmiş506 kelime
  20. 20 Tanıtım 3/Bir Arkadaş4 kelime
  21. 21 18.Bölüm/Katliam 1915 kelime
  22. 22 19.Bölüm/Arkanda Abilerin Yanında Ben553 kelime
  23. 23 20.Bölüm/Abi695 kelime
  24. 24 21.Bölüm/İntikam Ateşi580 kelime
  25. 25 22.Bölüm/Aydemir Yüzleşmesi1.321 kelime
  26. 26 23.Bölüm/Canımın Yarısı499 kelime
  27. 27 24.Bölüm/İyi Uykular409 kelime
  28. 28 25.Bölüm/Bırakmayacağım455 kelime
  29. 29 26.Bölüm/Gece ve Yankı394 kelime
  30. 30 27.Bölüm/Kusursuz Leke326 kelime
  31. 31 28.Bölüm/İşkence 1385 kelime
  32. 32 29.Bölüm/125 Borç330 kelime
  33. 33 30.Bölüm/İşkence 2671 kelime
  34. 34 31.Bölüm/İşkence 31.030 kelime
  35. 35 32.Bölüm/İşkence 4387 kelime
  36. 36 33.Bölüm/Topraklar ve Alevler613 kelime
  37. 37 34.Bölüm/İzin Vermem311 kelime
  38. 38 35.Bölüm/Aydemirler ve Aden1.021 kelime
  39. 39 36.Bölüm/Elvedasız Veda407 kelime
  40. 40 37.Bölüm/Harabe Bina1.152 kelime
  41. 41 38.Bölüm/Hastanede Mutluluk771 kelime
  42. 42 Gidişat109 kelime
  43. 43 39.Bölüm/Huzur722 kelime · Okuduğun bölüm
  44. 44 40.Bölüm/Tulumlu Sinema Gecesi956 kelime
  45. 45 41.Bölüm/Ölüm Batağı909 kelime
  46. 46 42.Bölüm/Duygular ve Günyüzü757 kelime
  47. 47 43.Bölüm/Yetersiz Tıp750 kelime

Hastanede geçen üç uzun günün ardından nihayet taburcu işlemlerim tamamlanmıştı.

O kasvetli, keskin dezenfektan kokan hastane odasından çıkıp arabaya bindiğim an, göğsümdeki o son dumanlı ağırlık da dağıldı.

Konağın devasa demir kapıları gıcırdayarak açıldığında gözlerime inanamadım.

Bahçe baştan başa ışıklandırılmış; gürültüden uzak ama dertleri kapının dışında bırakan sıcacık bir havaya bürünmüştü.

Arabadan indiğimde bacaklarım hâlâ hafifçe titriyordu.

Ancak daha ilk adımımı atmadan Kuzey bir yanımda, Tunç diğer yanımda bitti.

İkisi de birer koluma girip beni adeta yerle temas ettirmeden konağın kapısına kadar taşıdı.

"Yavaş fıstık, acelen yok," dedi Kuzey, yüzündeki o abartılı korumacı tavırla.

"Seni bu eve adım adım, krallar gibi sokacağız."

"Ağır olun biraz, kızı sarsacaksınız!" diye arkadan seslendi Berke.

Elinde benim hastane çantamla merdivenleri koşarak tırmanıp kapıyı açtı.

"Buyursunlar efendim, yeni hayatınızın ilk günü!"

Salona girdiğimizde burnuma dolan o taze kurabiye ve çay kokusu içimi ısıttı.

Köşedeki devasa koltuğa, arkama üç tane kuş tüyü yastık besleyerek beni yavaşça oturttular.

"Tamam abilerim, iyiyim ben gerçekten," dedim kıkırdayarak.

"Sakat değilim, sadece biraz yorgundum."

"Olsun," dedi Tunç, koltuğun kenarına oturup üzerime yumuşacık bir battaniye örterek.

"Yılların acısını çıkarıyoruz. Artık burada tek bir fırtına bile esmeyecek."

Salondaki kapının eşiğinde duran Aden’e kaydı gözlerim.

İçeri girip o hengamenin ortasına dalmamıştı ama gözlerini bir saniye bile benden ayırmıyordu.

Sırtını ahşap çerçeveye yaslamış, kollarını göğsünde birleştirmişti.

Yüzünde o ezberlediğim, sadece bana bakarken beliren gururlu ve huzurlu tebessüm vardı.

Berke hemen yanına gidip dirseğiyle Aden’in kaburgasını dürttü.

"Nasıl ama patron? Evi tam senin istediğin gibi güvenli ve sakin moda getirdik. Artık kızımız burada paşalar gibi dinlenecek."

Aden, Berke’yi takmadan adımlarını bana doğru attı.

Koltuğun hemen yanına diz çöktü.

Abilerimin bakışları anında onun üzerine kilitlense de bu kez kimse "Hooop!" demedi.

Aden buz gibi olmuş parmaklarımı sıcacık ellerinin arasına aldı.

Eğilip elime küçük, derin bir öpücük kondurdu.

"Eve hoş geldin bücürüm," dedi fısıltıyla.

Kuzey arkada hafifçe boğazını temizledi.

"Öhöm... Şimdilik bu samimiyete göz yumuyoruz çünkü kızın yüzü gülüyor. Ama gözüm üstünüzde, haberiniz olsun."

Salonda herkes aynı anda gülmeye başladı.

Yıllar sonra ilk kez o karanlık sığınaklar, kanlı çeteler ve zihnimdeki bağıran sesler yoktu.

Evin sıcaklığı içime işlerken dizlerimin üzerindeki battaniyeye sarılıp başımı koltuğun arkasına yaslamışım.

Yanımda bana öfkeyle değil, sevgiyle bakan abilerim; karşımda beni her cehennemden söküp alan Aden...

Mutluydum, ben ilk kez mutluydum.

Odaya hızla birisi geldi ve bana sertçe sarıldı.

"Ablammm!"

Emir gelmişti.

Saçını ellerimin arasına aldım.

"Bücürümmm..."

Gözlerim dolmuştu ama artık ağlamak yoktu.

Birisi bücürü benden çekti.

"Güzelim, döndün," diyen Deniz de beni kollarının arasına aldı.

"Özür dilerim."

"Sonra konuşuruz bunları, boş ver."

"Aaaa, bırak artık kardeşimi!" deyip beni kendine çekti Çağatay.

Daha sarılamadan Tolga beni onun elinden aldı.

"Kardeşim en sevdiği abisini özledi."

Bu sefer Çağatay beni kendine çekti.

"Evet, yani beni!"

"Nereden sen oluyorsun ya? Ben onun en genç, en yakışıklı, en karizmatik, en cesur..."

"Tamam kes Tolga, seninle laf dalaşına falan girilmez."

Tolga ona göz kırptı ve beni sertçe kendine sardı, alnımı öptü.

"Ohhh, geldi benim çiçeğim."

Ondan ayrıldım ve Çağatay abimin yanına gittim.

"Çok özlemişim," deyip ona da sarıldım.

Onunla sarılma faslımız bitince tek eksiğe baktım.

Canımın yarısı...

Gece.

Kapının başında çekingen ve gözleri dolu dolu bana bakıyordu.

Adeta uçarak ona doğru koştum ve üstüne atladım.

Son anda beni tuttu ve düşmekten kurtulduk.

Kulağına doğru, "En çok seni özledim," diye fısıldadım.

Garip ama heyecanlı ve biraz da mahcupça o da bana fısıldadı:

"Daha beni tanımıyorsun ki..."

"En çok seni tanıyorum bir kere, dokuz ay aynı karındaydık biz. İkiziz!"

O sırada kapı sertçe açıldı.

"Dolunayyy!" diye bir bağırış duydum.

Gece’den hızla ayrıldım.

"Hassiktir..."

Koşarak kanepenin öbür ucuna geçtim.

O sırada Işıl içeri girmişti.

"Neredesin lan sen?!"

"Işılcım, bak..."

"Işılcımını sokarım şimdi bir yerine senin!"

Abilerim şokla Işıl’a bakıyordu ama Berke, ben ve Aden ona alışıktık.

Aslında küfre tamamen karşı, anne sıcaklığında bir kızdı.

Ama sinirlenmediği zamanlar için geçerliydi bu tabii...

Ve ben onu bayağı sinirlendirmiştim.

Hızla üstüme atıldı.

Bu sefer kanepenin diğer yanına geçtim, daha doğrusu uçtum da denebilir.

"Bak Işılım..."

"Sus Dolunay! Açelya teyze, terlik var mı sende?"

"Anne..."

Annem beni hiç dinlemeden Işıl’a terliği verdi.

Ve uçan terlik beni alnımın tam ortasından vurdu.

Tabii Işıl hiç kaçırmazdı.

O sırada Berke büyük bir kahkaha attı.

Bu sefer nefret dolu bakışlarım ona döndü.

"Berkeee..."

"Ayyy?," dedi tedirgin bir şekilde.

"Kendi iyiliğin için kaç abi," dedi Emir.

O tam kaçacakken Aden onu yakaladı ve bana fırlattı.

Yastıklarla onu dövmeye başladım.

Evde güzel, nasıl desem...

Mutlu bir hava vardı.

Ve mutluluk bu eve çok yakışmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

44okunma 2beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.