Bölümler 35Şu an: Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk
- 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
- 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
- 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
- 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
- 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
- 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
- 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
- 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime
- 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime
- 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime
- 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime
- 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
- 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime
- 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
- 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
- 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime
- 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
- 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
- 20 📖 Not 📖163 kelime
- 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
- 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime
- 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
- 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime
- 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime
- 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
- 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
- 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
- 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
- 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
- 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
- 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime
- 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime
- 34 31.Bölüm – Açıklama Bekleyişi989 kelime
- 35 32.Bölüm – Gözlerden Saklanan Çöküş609 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk
Arif’in iç sesiyle
Sude’yle ayrıldığımızda içimde kocaman bir boşluk açılmıştı.
Sanki günlerim onunla anlam kazanıyor, her güzel şeyin ucunda mutlaka o bulunuyordu. Onunla konuşmaya, sesini duymaya, gününün nasıl geçtiğini öğrenmeye alışmıştım. Şimdi ise bütün bunlar bir anda elimden alınmış gibiydi.
Ayrılıktan sonra aramızı düzeltmek için çok uğraştım. Bazen konuşuyor, bazen yeniden susuyorduk. Kırgınlıklarımız hâlâ oradaydı. Birbirimizi seviyorduk belki ama yaşadıklarımızın üzerimizde bıraktığı izleri nasıl sileceğimizi bilmiyorduk.
Yine de ondan tamamen kopamıyordum.
Bir akşam televizyonda Delibal filmi vardı. Bir şekilde yine konuşmaya başladık.
— Kaçta başlayacak? diye sordum.
Sude cevap verdi:
— 20.00… Arkadaşım.
Arkadaşım.
Belki onun için sıradan bir kelimeydi. Belki de aramızdaki durumu anlatmanın en kolay yoluydu. Ama ben o kelimeyi okuduğumda içimde bir şey sızladı.
Bir zamanlar bana aşkım diyen, benimle gelecek hayalleri kuran kız şimdi bana arkadaşım diyordu.
Yine de belli etmedim.
— Tamam, arkadaşım, dedim.
O kelimeyi ben de kullandım ama içimde bıraktığı hissi anlatamadım.
Akşam filmi izledik. Film boyunca içimde birikenleri düşündüm. Ona söylemek istediklerim vardı. Belki defalarca yazıp silmiştim o cümleleri. Belki de doğru anı bekliyordum.
Film bittiğinde artık kendimi tutamadım.
— Beni affeder misin bilmiyorum ama… Ben seni çok seviyorum.
Mesajı gönderdikten sonra bekledim.
Bu kez ne diyeceğini bilmiyordum. Belki yine susacaktı. Belki konuşmak istemeyecekti. Ama içimde tuttuğum şeyi daha fazla saklayamazdım.
Bir süre sonra cevap geldi.
— Asıl sen beni affet… Ben hatalıyım.
O an içimde bir şey yumuşadı.
Bunca zamandır birbirimize söyleyemediğimiz şeyler, sanki yavaş yavaş yolunu buluyordu. İkimiz de kırılmıştık. İkimiz de birbirimizi özlemiştik. Ama bütün bunların arasında hâlâ birbirimize karşı hissettiğimiz sevgi vardı.
O gece birbirimize kırgın uyumak istemedim.
— Bir gün daha böyle küs girmeyelim uykulara, dedim.
Sonra Sude içindekileri anlatmaya başladı.
— Arif… Ben seni çok kırdım. Farkındayım. Bencilce davrandım, pişman oldum. Sana bağırıp çağırdım, seni incittim. Gereğinden fazla tepki verdim…
Mesajlarını okurken sessiz kaldım. Çünkü ilk kez, yaşananları yalnızca kendi gözünden değil, onun gözünden de duyuyordum.
Devam etti:
— Beni affeder misin bilmiyorum ama… Bugün olmasa da bir gün affetmeni istiyorum. Çünkü senden uzak kalmak… olmuyor. Ben sensiz yapamıyorum.
Bir süre sonra o cümle geldi. Belki de gecenin bütün anlamını değiştiren cümle…
— Arif… Benimle sevgili olur musun?
Bir an ne yapacağımı bilemedim.
İçimde günlerdir taşıdığım ağırlık hafiflemeye başladı. Sanki uzun zamandır kapalı kalan bir kapı aralanmış, içeri yeniden ışık girmişti.
Ben de sensiz yapamıyordum.
— Olurum! dedim.
Ardından dayanamadım.
— Ya… Ağlayacağım şimdi.
Sude’nin cevabı geldi:
— Ben de ağlıyorum.
O an ona sarılmayı istedim. Telefonun, ekranın ve aramızdaki kilometrelerin olmadığı bir an… Onu sımsıkı kucaklayıp bütün bu kırgınlıkları geride bırakmak istedim.
Ama şimdilik elimde yalnızca mesajlarımız vardı.
Ve o mesajlar, yeniden birbirimize yaklaşmamız için yetiyordu.
Sude yazmaya devam etti:
— Her insan hata yapar. Sen de hatanı kabul ettin. Sadece… Zaman lazımdı bana. Kalbim paramparça olmuştu. Sensiz kalınca, değerini anladım.
Bu sözleri okurken düşündüm. Belki de ayrılık bize birbirimizi ne kadar özlediğimizi göstermekle kalmamıştı. Birbirimizin hayatındaki yerimizi de yeniden anlamamızı sağlamıştı.
Ben de ona içimde kalanları anlattım.
— Sen konuşmayalım dedikçe, tamam deyip tekrar tekrar yazdım sana… Çünkü sensiz olmuyordu.
Sude’nin itirafı gecikmedi.
— Sana yazmamak için direndiğimi bir tek ben biliyorum… Kaç kez telefona uzandım, yazıp sildim…
İşte o an, içimde ona yeniden sarıldım.
Meğer ikimiz de aynı şeyleri yaşıyormuşuz. Ben onun mesajını beklerken o da bana yazmamak için kendisiyle mücadele ediyormuş. Ben onu özlerken o da beni özlüyormuş. Sadece ikimiz de kırgınlığımızın arkasına saklanmışız.
Sonra Sude bana bir soru sordu:
— Arif… Benimle eskisi gibi olur musun? Eski Sude’yle Arif gibi… Hatta biz gibi.
O kelimeyi okuduğumda gülümsedim.
Biz.
Bir zamanlar her şeyimiz olan, sonra kırgınlığımızın arasında kaybolduğunu sandığımız o kelime…
Bu kez hiç düşünmeden cevap verdim.
Aynı anda ikimiz de yazdık:
BİZ.
Bir kelime.
Üç harf.
Ama içinde ne çok şey vardı…
Birbirimize söylediğimiz güzel sözler, birlikte kurduğumuz hayaller, gecenin bir yarısına kadar süren konuşmalarımız, aynı anda dinlediğimiz şarkılar, kilometrelerce uzaktan birbirimize hissettirdiğimiz yakınlık…
Ve bir de ayrılık.
Çünkü artık biliyorduk: Birbirimizi seviyor olmak, hiç kırılmayacağımız anlamına gelmiyordu. Bazen yanlış anlaşılacak, bazen öfkeyle konuşacak, bazen de birbirimize nasıl yaklaşacağımızı bilemeyecektik.
Ama o gece yeniden denemeyi seçmiştik.
O gece, kaybettiğimizi sandığımız şeyi yeniden bulmuştuk.
Biz tekrar biz olmuştuk.
Ve ben, bütün o kırgınlıkların ardından bir kez daha anladım: Bazı insanlar hayatından çıksa bile kalbinden çıkmaz. Bazen birbirini yeniden bulmak için önce birbirinden uzak düşmek gerekir.
O gece Sude’yle aramızdaki mesafeler değişmedi. Kilometreler yine aynıydı.
Ama kalbimdeki boşluk artık eskisi gibi değildi.
Çünkü Sude yeniden benimleydi.
Ve ben biliyordum…
Bunu da atlatmıştık. Birbirimizi yeniden bulmayı da başarmıştık.
Bölümün şarkısı: Müslüm Gürses — Affet
Bölüm etkileşimi
