Bölümler 33Şu an: Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler
- 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
- 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
- 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
- 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
- 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
- 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
- 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
- 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime
- 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime
- 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime
- 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime
- 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
- 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime
- 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
- 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
- 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime
- 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
- 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
- 20 📖 Not 📖163 kelime
- 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
- 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime
- 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
- 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime
- 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime
- 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
- 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
- 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
- 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
- 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
- 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
- 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime
- 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler
Arif’in iç sesiyle
Arkadaşımda kalmaya daha fazla devam edemedim.
Artık onların da yükü olduğumu hissetmeye başlamıştım. Kimse açıkça bir şey söylemese bile insan bazen kendini fazlalık gibi hisseder. Ben de öyle hissettim. Zaten kafamın içinde yeterince sorun vardı. Bir de başkasının evinde kalmanın ağırlığını taşımak istemiyordum.
Sonunda eve döndüm.
Ama Sude’ye söylemedim.
Çünkü o günlerde sınavlarının stresiyle uğraşıyordu. Ertesi gün önemli bir sınavı vardı. Benim sorunlarım yüzünden onun da üzülmesini, sınavda aklının dağılmasını istemiyordum.
Belki yanlış düşünüyordum, bilmiyorum. Onu korumak istemiştim. En azından sınavı bitene kadar hiçbir şeyden haberi olmasın istedim.
Sınav günü geldi. Sude sınavına girdi ve çıktı. Ben de artık gerçeği daha fazla saklayamadım.
Telefonumu elime aldım ve yazdım:
— Aşkım, ben eve geldim. İki gündür buradayım. Sana söylemedim, üzülme diye.
Ama beklediğim tepkiyi alamadım.
— Nasıl dönersin ya? Nasıl söylemezsin bana? Resmen benden saklanmışsın.
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Ben onun üzülmesini istememiştim. Sınavına rahatça odaklanabilsin diye beklemiştim. Ama o, benim yaptığımı kendisinden bir şey saklamak olarak görüyordu.
O gün Sude benimle altı, yedi saat boyunca konuşmadı. Telefonun ekranına her baktığımda içimdeki huzursuzluk biraz daha büyüyordu.
Gece olduğunda yeniden yazdı.
— Nasıl benden saklarsın?
— Aşkım, üzülme diye söylemedim, dedim.
Kendimi anlatmaya çalışıyordum ama bir türlü anlaşılmıyordum. Konuşma uzadıkça sözleri beni daha fazla kırmaya başladı. Ben onu korumak için sustuğumu düşünürken, o suskunluğumu affedemiyordu.
Bir noktadan sonra dayanamadım.
— Sude, ne dedin?
Ve ardından o kelimeyi söyledim:
— Bitti.
O an öfkeliydim. Kırılmıştım. Kendimi anlatamamanın verdiği çaresizlikle düşünmeden konuşmuştum.
Sude şaşırmıştı.
— Nasıl bitti?
İşte o an, içimde biriken kırgınlıkla cevap verdim:
— Sayende bitti.
Ardından da yazdım:
— Sağ ol. Hayatında başarılar.
Mesajı gönderdikten sonra öylece kaldım.
Aslında bitmesini istemiyordum. Onu seviyordum. Birlikte kurduğumuz hayalleri, konuşmalarımızı, bana söylediği güzel sözleri bir anda silip atmak istemiyordum. Ama o an bunların hiçbirini düzgünce anlatabilecek durumda değildim.
Sude’nin tepkisi beni kırmıştı. Benim de sözlerim onu kırmıştı. İkimiz de birbirimizi anlamaya çalışmak yerine kendi acımızın içinden konuşuyorduk.
Ben yalnızca eve dönmüştüm. İki gün boyunca ona söylememiştim; çünkü sınavı bitene kadar üzülmesini istememiştim. Bana göre kötü bir niyetim yoktu.
Ama o gün, kendimi haklı çıkarmaya çalışırken onu ne kadar kırdığını anlamaya fırsat vermemiştim kendime.
İlk defa bu kadar büyük bir kavga etmiştik.
Ve ayrılmıştık.
Şimdi geriye dönüp düşündüğümde, keşke biraz daha sakin olsaydım diyorum. Keşke öfkemle değil, sevgimle konuşabilseydim. Belki her şey yine aynı yere varacaktı, belki de varmayacaktı. Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim.
Ama bildiğim bir şey var: O gün ayrılmak istemediğim hâlde, kendi ağzımdan çıkan sözlerle ayrılığı ben başlatmıştım.
Bazen insan, en çok sevdiği kişiye en çok kırıldığı anda, aslında hiç söylemek istemediği sözleri söyler.
Belki de en zor olan, sevdiklerine yük olmamak için saklanan gerçeklerdi.
Ben onu üzmemek için saklamıştım.
Ama sakladığım gerçek, ikimizin arasındaki en büyük kırgınlığa dönüşmüştü.
Ve o gün, sevdiğim kadına kendi ellerimle bir veda yazmıştım.
Bölüm etkileşimi
