Bölümler 33Şu an: 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek
- 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
- 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
- 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
- 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
- 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
- 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
- 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
- 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime
- 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime
- 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime
- 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime
- 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime
- 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
- 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime
- 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
- 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
- 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime
- 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
- 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
- 20 📖 Not 📖163 kelime
- 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
- 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime · Okuduğun bölüm
- 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
- 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime
- 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime
- 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
- 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
- 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
- 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
- 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
- 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
- 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime
- 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek
Bazı gerçekler insanın karşısına büyük bir itirafla çıkmaz.
Bazen sıradan bir konuşmanın arasında, hiç beklemediğin bir anda ortaya çıkar. Karşındaki insan belki söylediği şeyin farkına bile varmaz ama sen duyduğun birkaç kelimeyi bir daha aklından çıkaramazsın.
Sude'nin Buse'yle yaptığı telefon görüşmesi de böyle bir ana dönüştü.
Her şey, arkadaşlıkların eskisi gibi olmadığı bir dönemde başlamıştı.
Sude, Beyza'yla artık konuşmuyordu. Beyza'nın başka erkeklerle aynı eve gitmesi gibi davranışları Sude'yi rahatsız etmişti. Bu yüzden onunla arasına mesafe koymuş, sonunda konuşmayı tamamen kesmişti.
Sude'nin kendine göre sınırları vardı. Herkesin kendi hayatını yaşama hakkı olduğunu bilse de bazı davranışları kendisine yakın gördüğü insanlarda kabul edemiyordu. Beyza'yla yaşadıkları da aralarındaki arkadaşlığın sona ermesine neden olmuştu.
Fakat Sude'nin arkadaşlıklarında yaşadığı sorunlar bununla bitmemişti.
Bir de Buse meselesi vardı.
Sude ve Buse, tiyatroyu bıraktıklarını söylemişlerdi. Sude, Buse'nin de kendisiyle aynı kararı verdiğine inanıyordu. Tiyatroyu bırakma konusunda aynı noktada olduklarını düşünüyordu.
Ama gerçek farklıydı.
Buse tiyatroya devam ediyordu.
Sude'nin bundan haberi yoktu. Arkadaşının da tiyatroyu bıraktığını sanıyordu. Ta ki bir telefon görüşmesine kadar…
İkisi konuşurken Buse, tiyatroyla ilgili bir şey söyledi. Konuşmanın arasında ağzından kaçırdığı sözlerle gerçeği istemeden ortaya çıkardı.
Buse hâlâ tiyatroya gidiyordu.
Sude bunu bir başkasından duymamıştı. Birinin anlattıklarından şüphelenerek de öğrenmemişti. Gerçek, Buse'nin kendi ağzından çıkmıştı.
O anda Sude'nin ne düşündüğünü tam olarak bilemem. Belki şaşırdı, belki duyduklarını anlamlandırmaya çalıştı. Belki de o sırada tartışma çıkarmak istemedi.
Ama sessiz kalması, olanları kabul ettiği anlamına gelmiyordu.
Çünkü Sude tiyatroyu bırakmıştı.
Buse ise bırakmamıştı.
Sude'nin öfkesi, Buse'nin kendi kararını vermesine değildi. Buse de tiyatroya devam etmeyi seçebilirdi. Asıl mesele, Sude'ye tiyatroyu bıraktığını söylemesine rağmen devam etmesi ve bunu ondan saklamasıydı.
Sude, arkadaşının kendisiyle aynı kararı verdiğini sanmıştı.
Oysa Buse'nin hayatında tiyatro devam ediyordu; Sude ise gerçeği tesadüfen öğrenmişti.
Telefon görüşmesi sona erdiğinde konu kapanmış gibi görünüyordu.
Ama Sude'nin içinde kapanmamıştı.
Buse daha sonra Sude'ye mesaj yazdı.
Fakat Sude artık eskisi gibi davranmıyordu.
Mesajlara cevap vermiyordu. Buse yazıyor, Sude sessiz kalıyordu. Eskiden aralarında olan sohbetler, birbirlerine verdikleri cevaplar ve sıradan konuşmalar artık yoktu.
Buse bir süre sonra yeniden yazdı.
Sude yine cevap vermedi.
Çünkü Sude'nin içinde biriken kırgınlık, hiçbir şey olmamış gibi konuşarak geçecek gibi değildi. Kendisi tiyatroyu bırakmışken Buse'nin devam ettiğini sonradan öğrenmişti. Üstelik Buse, bunu kendisine açıkça anlatmamıştı.
Sude'nin aklında aynı soru vardı:
Bana neden doğruyu söylemedin?
Buse'nin tekrar tekrar yazması da aralarındaki mesafeyi kapatmaya yetmiyordu. Sude artık onunla eskisi gibi konuşmak istemiyordu.
Fakat Sude'nin korktuğu başka bir şey daha vardı.
Buse'nin, Arif'le olan ilişkilerini annesine anlatması.
Sude, araları bozulduğu için Buse'nin kendilerinden intikam almak isteyebileceğini düşünüyordu. Ya Buse, annesine gidip Sude'yle Arif'in ilişkisini anlatırsa?
Bu ihtimal Sude'yi daha da zor bir durumda bırakıyordu.
Çünkü mesele artık yalnızca bir arkadaşının kendisine yalan söylemesi değildi. Ailesinin ilişkilerini öğrenmesi ihtimali de vardı. Buse'yle aralarında yaşanacak bir tartışmanın, özel hayatlarının ortaya çıkmasına neden olmasından korkuyordu.
Ben de Sude'nin bu korkusunu biliyordum.
Ona defalarca bir şeyler söylemiş, bu meselede düşüncelerimi paylaşmıştım. Ama onu daha fazla zorlamak istemiyordum. Zaten kendi içinde yeterince şey yaşıyordu.
Ne yapması gerektiğine onun yerine karar vermek istemiyordum. Sonuçta bu, onun arkadaşlığıydı. Kiminle konuşacağına, kiminle yollarını ayıracağına kendisi karar vermeliydi.
Benim yapabileceğim şey, yanında olmak ve konuşmak istediğinde onu dinlemekti.
Bir süre sonra Buse yine yazdı.
Ama bu kez Sude, içinde biriktirdiği şeyleri daha fazla tutmak istemedi.
O gün Buse'yle konuştu.
Tiyatroyu bırakmış gibi davranmasına rağmen devam etmesini, kendisine gerçeği söylememesini ve aralarında yaşananları konuştu. Sude için mesele yalnızca tiyatro değildi. Güvendiği bir insanın kendisine doğruyu söylememesi, aralarındaki arkadaşlığı sorgulamasına neden olmuştu.
Üstelik Buse'nin ilişkilerini annesine anlatabileceği korkusu da Sude'nin aklındaydı.
Bütün bunların sonunda Sude kararını verdi.
Buse'yi tamamen engelledi.
Böylece aralarındaki arkadaşlık sona erdi.
Bir zamanlar hayatının bir parçası olan, konuştuğu ve güvendiği insanlardan biriyle arasındaki bağ kopmuştu.
Ama bu kez Sude, içinde tuttuğu her şeyi geride bırakmak istiyordu.
Sonrasında Sude bana olanları anlattı.
Buse'yle konuşmuş, içinde biriktirdiği öfkeyi dile getirmiş ve sonunda bu meseleyi kapatmıştı.
Bana şöyle dedi:
“Aşkım, gittim söyledim, ağzına sıçtım vallahi. Rahatladım, oh be!”
Sözlerinden, içinde biriktirdiği öfkeyi sonunda dışarıya döktüğü anlaşılıyordu. Artık söylemek istediklerini söylemiş, kendisini rahatsız eden konuyu karşısındaki insanla konuşmuştu.
Ben de ona karşılık verdim:
“Aşkım, iyi yaptın vallahi.”
Onun rahatladığını duymak beni de rahatlatmıştı. Çünkü bir süredir bu meseleyle uğraşıyor, hem Buse'ye kızıyor hem de ilişkimizin annesine anlatılması ihtimalinden korkuyordu.
Sonunda kendi kararını vermişti.
Ben de onun yanında duruyordum.
Bazen sevdiğin insanın yaşadığı her sorunu çözemezsin. Onun yerine konuşamaz, onun adına karar veremezsin. Ama yaşadıklarını anlattığında dinleyebilir, kırıldığında yanında olabilir ve kendi kararını verdiğinde onu destekleyebilirsin.
Benim için önemli olan da buydu.
Sude'nin ne yaşadığını anlatabilmesi, içindekileri paylaşabilmesi ve sonunda biraz olsun rahatlaması…
“Aşkım, rahatladım vallahi.”
O cümlede, yaşadığı gerginliğin ardından gelen bir rahatlama vardı.
Belki aralarındaki arkadaşlık bitmişti ama Sude artık söylemek istediklerini içinde tutmuyordu. En azından o gün, onu rahatsız eden konuyu kendi kararıyla kapatmıştı.
Ve ben, sevdiğim insanın içini dökebildiği kişi olabilmekten mutluydum.
Devam edecek…
Bölüm Notu — Her Sessizliğin Bir Sebebi Vardır
Bazen bir arkadaşlık, tek bir olay yüzünden değil; saklanan gerçekler, kaybolan güven ve söylenemeyen sözler yüzünden sona erer. İnsan her zaman hemen tepki vermez. Bazen susar, düşünür, bekler. Ama içinde birikenler artık taşınamayacak hâle geldiğinde konuşur ve kendi kararını verir.
Çünkü güven, bir kez sarsıldığında her şey eskisi gibi devam etmeyebilir.
🎵 Bu bölümün şarkısı
Emre Aydın — Afili Yalnızlık
Bölüm etkileşimi
