Bölümler 33Şu an: 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf
- 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
- 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
- 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
- 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
- 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
- 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
- 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
- 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime
- 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime
- 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime
- 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime
- 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime
- 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
- 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime
- 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
- 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
- 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime
- 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
- 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
- 20 📖 Not 📖163 kelime
- 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
- 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime
- 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
- 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime
- 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime
- 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
- 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
- 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
- 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
- 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
- 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
- 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf
Benim için en ağır olan kısmı biliyor musunuz?
Ben bunu Sude’den öğrenmedim.
Onun sevgilisinden öğrendim.
Hiç tanımadığım bir adam beni aradı ve karşıma geçip hayatımın en acı cümlelerinden birini söyledi:
“Ben Sude’nin sevgilisiyim, kızdan uzak dur.”
O an içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Fakat beni asıl yıkan, onun hayatında başka birinin olması değildi. Beni asıl yaralayan, bütün bunları kendi ağzından duymak yerine bir yabancının telefonunda, onun sözleriyle karşılaşmaktı.
Çünkü bana bunu söylemesi gereken kişi belliydi.
Sude.
Benimle aylarca hayaller kuran, geleceğimizden söz eden, bana bir ömür birlikte olmaktan bahseden kız…
Bir zamanlar bana “Aşkımmm” diye seslenen, benimle aynı şarkıları dinleyen, aynı hayallerin içinde kendine yer bulan o insan…
Bir gün karşıma çıkıp yalnızca şunu söyleyebilirdi:
“Arif, bitti. Ben başkasını seçtim.”
Canım yanardı.
Belki ağlardım. Belki öfkelenirdim. Belki de uzun süre kendime gelemezdim.
Ama en azından gerçeği ondan duyardım.
En azından bir zamanlar hayatımı paylaştığım insanın, hayatından çıktığımı kendi ağzından öğrenirdim.
Bunun yerine ne oldu?
Ben, tanımadığım bir adamın telefonuyla sarsıldım. Kendi ilişkim hakkında, kendi geçmişim hakkında, bir zamanlar hayatımın merkezinde olan insanın hayatında artık kim olduğum hakkında başka birinden bilgi aldım.
Sude’nin söylemesi gereken sözleri bir yabancı söyledi.
Benim duymam gereken gerçeği bir yabancı anlattı.
Ve ben o telefonun diğer ucunda, bir zamanlar sevgilim olan insanın hayatında artık nerede durduğumu anlamaya çalıştım.
İçimden kendime sordum:
“Ben bunu sevgilisinden öğreniyorum… Kendisi gelip bana söylemiyor. Bu mudur bana duyduğun sevgi? Bu mudur bana verdiğin değer?”
Bu soruların cevabını hiçbir zaman tam olarak alamadım.
Belki de en acı tarafı buydu. İnsan bazen bir cevap alamadığı için değil, o cevabı vermesi gereken kişinin artık karşısında olmadığı için yıkılır.
Ben Sude’den bir açıklama beklemiştim.
Bir zamanlar saatlerce konuştuğum, geceleri uyumadan önce sesini duymak istediğim, en küçük mutluluğumu bile paylaşmak istediğim insandan…
Ama o gün, onun yerine başka biri konuşmuştu.
Bir zamanlar “Seninle bir ömür” diyen kızın yerine, bana ondan uzak durmamı söyleyen bir yabancı vardı.
Oysa ben hâlâ geçmişteki sözlerin anlamını çözmeye çalışıyordum.
Bir insan, bir zamanlar bütün kalbiyle sevdiğini söylediği kişiye nasıl bu kadar yabancılaşabilirdi?
Nasıl olur da birlikte kurulan hayallerin ardından geriye böyle bir sessizlik kalırdı?
Ve neden, bunca şeyden sonra bile, gerçeği öğrenmek için başka birinin kapısını çalmak zorunda kalmıştım?
İçimde büyük bir boşluk oluştu. O boşluğun içinde öfke de vardı, kırgınlık da… Ama hepsinden daha ağır olan, kendimi değersiz hissetmekti.
Sanki bir zamanlar hayatında özel bir yere sahip olduğum insan, beni artık doğrudan karşısına alıp konuşmaya bile layık görmüyordu.
Bunun gerçekten böyle olup olmadığını bilmiyordum. Belki Sude’nin kendine göre sebepleri vardı. Belki söyleyemediği şeyler bulunuyordu.
Ama benim yaşadığım gerçek değişmiyordu:
Ben, bir zamanlar sevdiğim kadının başka biri olduğunu onun ağzından değil, sevgilisinin ağzından öğrenmiştim.
İşte o yüzden bu olay, benim için yalnızca bir ayrılık değildi.
Çünkü bazen ihanet, yalnızca başka birini seçmekten ibaret değildir. Bazen insanı asıl yaralayan, kendisine ait olduğunu sandığı bir gerçeğin kendisinden saklanmasıdır.
Bazen de en ağır veda, hiç söylenmeyen vedadır.
Sude bana açıkça veda etmedi.
Ben ise onun hayatımdan çıktığını, tanımadığım bir adamın sözleriyle anlamak zorunda kaldım.
Ve o gün kendime bir kez daha sordum:
“Bunca zaman sevdiğim insan, beni gerçekten tanımış mıydı? Yoksa ben, onun olmak istediğine inandığım kişiyi mi sevmiştim?”
Bu sorunun cevabı içimde uzun süre kaldı.
Çünkü bazı gerçekler öğrenildiği anda bitmez. İnsan onları günlerce, aylarca düşünür. Geçmişe döner, eski konuşmaları hatırlar, verilen sözleri yeniden tartar.
Bir zamanlar mutlulukla okuduğu mesajlara başka gözlerle bakmaya başlar.
Benim için de öyle olmuştu.
Artık yalnızca Sude’yi özlemiyordum. Bir zamanlar onunla yaşadığımı düşündüğüm o güveni de arıyordum.
Ama geriye dönüp baktığımda, en çok canımı acıtan şey değişmiyordu:
Ben gerçeği öğrenmek için onun sesini beklemiştim. Ama o sesi, gerçeği söylemek için hiç duyamamıştım.
Bölüm Notu
Bazen bir ilişkinin sonu, söylenen son sözle değil, söylenmeyen sözlerle hatırlanır. Arif için en ağır yara, Sude’nin başka birini seçmesi kadar, bu gerçeği doğrudan ondan öğrenememiş olmasıydı. Çünkü sevgi bitse bile insan, bir zamanlar paylaştığı hayatın dürüstçe sonlandırılmasını bekler.
“Bazen insanı en çok yaralayan, duyduğu gerçek değil; o gerçeği söylemesini beklediği kişinin sessizliğidir.”
Bölüm etkileşimi
