Arkadaşk kitap kapağı

17. bölüm / 33

Bölüm 17 – Kapanan Kapılar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: Bölüm 17 – Kapanan Kapılar
  1. 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
  2. 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
  3. 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
  4. 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
  5. 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
  6. 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
  7. 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
  8. 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime
  9. 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime
  10. 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime
  11. 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime
  12. 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime
  13. 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
  14. 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime
  15. 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
  16. 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
  17. 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime · Okuduğun bölüm
  18. 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
  19. 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
  20. 20 📖 Not 📖163 kelime
  21. 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
  22. 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime
  23. 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
  24. 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime
  25. 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime
  26. 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
  27. 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
  28. 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
  29. 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
  30. 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
  31. 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
  32. 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime
  33. 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime

Bölüm 17 – Kapanan Kapılar
Arif’in iç sesiyle
O gün her şey normal başlamıştı.
Kahvemi yapmış, telefonumu elime almıştım. Her zamanki gibi ilk baktığım şey Sude’ydi. Onunla konuşarak başlayan günler bana daha güzel geliyordu. Bazen tek bir mesajı bile bütün günün yorgunluğunu unutmama yetiyordu.
Ama o sabah bir tuhaflık vardı.
Instagram’a girdim.
Yükleniyor…
Biraz bekledim.
Hâlâ yükleniyordu.
Sayfayı yeniledim. Ekranda aynı şey karşıma çıktı. Bir kez daha denedim ve sonunda hata mesajını gördüm:
“Akış yenilenemedi.”
Önce önemsemedim. İnternet bağlantımda bir sorun olduğunu düşündüm. Wi-Fi’yi kapatıp açtım, sonra mobil veriye geçtim. Tekrar denedim.
Yine olmadı.
“Belki bende sorun vardır,” diye düşündüm.
Ama içimde, nedenini tam olarak açıklayamadığım bir huzursuzluk büyümeye başlamıştı.
Ya Sude’ye ulaşamazsam?
Bu düşünce aklıma düştüğü anda başka hiçbir şeye odaklanamadım.
Bir süre sonra sosyal medyaya erişim sorununun yalnızca bende olmadığını öğrendim. Arkadaş gruplarında konuşuluyordu. İnsanlar uygulamanın ülke genelinde kapandığını, kimsenin düzgün şekilde giriş yapamadığını söylüyordu.
Ülke genelinde…
Bunu duyunca sorunun nedenini anlamıştım. Ama içimdeki korku geçmemişti.
Çünkü Sude’nin telefon numarası bende yoktu.
Onunla iletişim kurabildiğim tek yer Instagram’dı. Birbirimize yazdığımız mesajlar, gün içinde konuştuğumuz şeyler, birbirimizi merak ettiğimiz anlar… Hepsi aynı uygulamanın içindeydi.
Şimdi o uygulama açılmıyordu.
Ve ben ona ulaşamıyordum.
O gün ilk kez, aramızdaki bağın ne kadar kırılgan olabileceğini düşündüm. Birbirimizi seviyorduk, sürekli konuşuyorduk, hayatımızın küçük ayrıntılarını bile paylaşıyorduk. Ama bütün bunlara rağmen, bir telefon numarası kadar basit görünen bir şey bile aramızda eksikti.
Koskoca dünya, bizim için küçücük bir uygulamanın içine sığmıştı.
O uygulama kapanınca, kendimi koca bir boşluğun ortasında bulmuştum.
Saatler geçti.
Telefon elimdeydi. Ekrana tekrar tekrar bakıyordum. Sanki biraz daha beklersem Instagram açılacak, Sude’den bir mesaj gelecek ve her şey normale dönecekti.
Ama hiçbir şey değişmiyordu.
Aklımdan türlü düşünceler geçiyordu.
Ya bir daha asla konuşamazsak?
Ya zaman geçtikçe birbirimizden uzaklaşırsak?
Ya bir gün hayatlarımız farklı yönlere gider de birbirimize ulaşamazsak?
Bunları düşündükçe kendi kendime kızıyordum. Henüz ne olacağını bile bilmiyordum ama zihnim çoktan en kötü ihtimallere gitmişti.
İnsan bazen sevdiği kişiye ulaşamadığında, yalnızca bir mesajın eksikliğini hissetmiyordu. Onunla kurduğu bütün bağın bir anda elinden kayıp gidebileceğinden korkuyordu.
Benim korkum da buydu.
Sonunda başka bir yol bulmam gerektiğini düşündüm.
Sude’nin yakın arkadaşı Ela’ya yazdım.
— Ela, Sude’nin numarasını atsana.
Cevap beklemeye başladım.
Bir süre sonra mesaj geldi.
— Olmaz şimdi, atamam.
O iki kelimeyi okuduğumda içimdeki huzursuzluk daha da büyüdü.
Atamam.
Neden atamıyordu? Sude istemiyor muydu? Yoksa başka bir şey mi vardı?
Bilmiyordum.
Telefonu elimde tutarken dişlerimi sıktığımı fark ettim. Bir uygulamanın açılmamasıyla başlayan korku, şimdi sevdiğim insana ulaşamama ihtimaline dönüşmüştü.
Oysa tek istediğim onunla konuşmaktı.
Dakikalar geçti.
Her bildirim sesinde ekrana baktım. Her seferinde aynı beklentiyle telefonu açtım. Acaba Ela fikrini değiştirmiş miydi? Acaba numarayı göndermiş miydi?
Sonra nihayet beklediğim bildirim geldi.
“Ela sana bir kişi gönderdi.”
Ekrana baktım.
Sude’nin numarası.
O an içimde biriken sıkıntının bir kısmı dağıldı. Sanki boğazıma düğümlenen bir şey çözülmüştü. Derin bir nefes aldım ama ellerimdeki titreme hemen geçmedi.
Numarası elimdeydi artık.
Ona ulaşabilecektim.
Hiç vakit kaybetmeden mesaj yazdım.
— Ya aşkımmm, çok korktum seninle bir daha konuşamayacağım diye.
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
— Ya evet ya… Instagram’ı kapatmışlar.
İçimdeki telaşı anlatmaya çalıştım.
— Of, bunlar yüzünden az kalsın seninle bir daha konuşamayacaktım. Ela’dan aldım numaranı.
Sude’nin cevabı beni rahatlattı.
— Biliyorum, evet. Bana sordu, ben de ver dedim.
Bir an durdum.
Demek Ela ona da sormuştu. Sude de numarasını vermesine izin vermişti. Benimle iletişimin kesilmesini istememişti.
Bunu bilmek, içimdeki korkunun yerini yavaş yavaş huzura bırakmasını sağladı.
— Ya iyi ki verdi numaranı vallahi. Sensiz kalacağım diye korktum, kafayı yiyecektim.
Sude de aynı duyguyu paylaşıyordu.
— Ben de ya…
Mesajını okuyunca yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
— Of Sudemmm ya… Az kalsın bir daha konuşamayacaktık.
Cevabı gecikmedi.
— Korkma bitanem, bak buradayım.
İşte o an, saatlerdir içimde büyüyen korku biraz olsun dindi.
Buradayım.
Bazen insanın duymaya ihtiyacı olan şey uzun bir açıklama değildir. Sevdiği kişinin hâlâ orada olduğunu, kendisinden uzaklaşmadığını bilmek yeterlidir.
Ben de o gün bunu hissetmiştim.
O akşam telefonum elimde, Sude’yle saatlerce konuştuk.
Artık onun numarası bendeydi. Instagram açılmasa bile birbirimize ulaşabileceğimiz başka bir yolumuz vardı.
Ama yaşadığım korku hemen aklımdan çıkmadı.
Gün boyunca düşündüklerimi hatırladım. Birkaç saat boyunca ona ulaşamayınca, sanki hayatımdaki en önemli şeylerden birini kaybetmenin eşiğine gelmiştim.
Belki de bu yüzden o günkü konuşmalarımız bana her zamankinden daha farklı geldi.
Çünkü bazen bir şeyin değerini, onu kaybetme ihtimaliyle karşılaşınca daha derinden hissediyorduk.
Sude benim için yalnızca telefonumun ekranında beliren bir isim değildi. Günümün bir parçasıydı. Anlatmak istediğim şeyleri ilk paylaşmak istediğim insandı. Sesini duymak, nasıl olduğunu öğrenmek, gün içinde başına gelenleri dinlemek istiyordum.
O gün bütün bunların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamıştım.
Ve içimden şöyle geçirdim:
Bu kız hayatımda olduğu sürece, kapanan her kapının ardından başka bir yol bulabileceğimize inanmak istiyorum.
Çünkü o gün kapanan bir kapının ardında kalmamıştık.
Birbirimize ulaşmanın başka bir yolunu bulmuştuk.
Ve ben, onun hâlâ orada olduğunu bilerek o gece daha huzurlu uyudum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…