Arkadaşk kitap kapağı

9. bölüm / 33

Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün
  1. 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
  2. 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
  3. 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
  4. 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
  5. 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
  6. 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
  7. 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
  8. 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime
  9. 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime · Okuduğun bölüm
  10. 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime
  11. 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime
  12. 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime
  13. 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
  14. 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime
  15. 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
  16. 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
  17. 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime
  18. 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
  19. 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
  20. 20 📖 Not 📖163 kelime
  21. 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
  22. 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime
  23. 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
  24. 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime
  25. 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime
  26. 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
  27. 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
  28. 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
  29. 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
  30. 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
  31. 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
  32. 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime
  33. 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime

Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün
Arif’in iç sesiyle
Sabah gözlerimi açar açmaz elim yine telefona gitti. Her zamanki gibi, güne ilk onunla başlamıştım. Bildirimlere göz gezdirirken story’me bakanlardan birinin adı dikkatimi çekti: Gülnur.
Hemen Sude’ye yazdım.
— Gülnur diye biri story’me bakmış. Kim o?
Cevap gelmedi.
Önce birkaç dakika bekledim. Sonra biraz daha… Saat on ikiyi geçti ama telefon hâlâ sessizdi. İçime yavaş yavaş açıklayamadığım bir korku yerleşmeye başladı.
Ya annesi gördüyse? Ya bizim birlikte paylaştığımız story’leri fark ettiyse? Ya her şey ortaya çıkarsa?
Birbirimizi etiketleyerek paylaştığımız hikâyelerdi bunlar. O an, daha önce hiç düşünmediğim bir ihtimalin karşısında buldum kendimi: Küçücük bir paylaşım, birlikte kurduğumuz her şeyi tehlikeye atabilirdi.
Bekledim. Telefonu kontrol ettim. Yine bekledim…
Sonra farkında olmadan uyuyakaldım.
Uyandığımda saat 13.30 civarıydı. Hâlâ bir cevap yoktu. Bir ara uyanıp tekrar uyumuş, sonra yeniden gözlerimi açmıştım. Tam o sırada Sude’den mesaj geldi.
— Hayır, annem değil. Teyzem. Niye sordun?
İçimden derin bir nefes verdim. En azından annesi değildi. Ama korkum tamamen geçmemişti. Çünkü teyzesi, gördüklerini ailesine anlatabilirdi.
— Akşam üzeri uyanmıştım, story’me baktığını gördüm. Seninle birlikte olduğumuz story’leri de görmüş olabilir diye düşündüm, dedim.
Sude’nin de aklına aynı ihtimal gelmişti.
— Ya anneme söylerse…
O cümleyi okuduğum an panikledim. Sanki bütün bunların sorumlusu benmişim gibi hissettim. Bir paylaşım yüzünden onu zor durumda bırakmış olabileceğim düşüncesi içimi kemiriyordu.
— Özür dilerim. Her şey benim yüzümden. Bu son konuşmamız mı olacak şimdi…? 😔
Bunu yazarken gerçekten korkuyordum. Onu kaybetmekten, bir daha konuşamamaktan, daha yaşayamadan hayalini kurduğumuz şeylerin elimizden kayıp gitmesinden…
Ama bazen korkunun ortasında, insanın aklına hiç beklemediği bir çözüm gelir.
Biz de birlikte bir plan yaptık.
Sude, sözde beni arayacaktı. Telefona başka bir kızın çıktığını söyleyecek, böylece beni onu aldatmışım gibi gösterecekti. Böylece teyzesi, yaşananları gizli bir ilişki olarak değil, sıradan bir ayrılık meselesi olarak görecekti.
Planımız hazırdı. Şimdi sıra onu uygulamaya gelmişti.
O gün Sude bir story paylaştı. Altında şu cümle yazıyordu:
“Sen de diğerleri gibisin, beni aldattın…”
Bir anlığına, dışarıdan bakan biri için gerçekten ayrılmış iki insan gibiydik. Oysa o cümlenin arkasında ayrılık değil, birbirimizi kaybetmemek için kurduğumuz küçük bir oyun vardı.
Çok geçmeden Gülnur teyzesi yazdı.
— Oy kuzum, seni de mi aldattılar?
Sude rolüne girdi.
— Evet…
— Nasıl yakaladın?
— Onu aradım… Telefona başka bir kız çıktı.
Teyzesi onu teselli etmeye çalıştı.
— Üzülme, o seni kaybetti.
Sude de planımıza uygun şekilde cevap verdi.
— Evet, kendisi kaybetti.
Mesajlar ilerledikçe asıl merak ettiğimiz ana yaklaşıyorduk. Sude’nin aklında tek bir soru vardı. Benim de içimden aynı sorunun cevabını öğrenmek geçiyordu.
Sonunda sordu:
— Teyze… Aileme söyleyecek misin?
O mesajın ardından gelecek cevap, ikimiz için de çok önemliydi.
Gülnur teyzesi yazdı:
— Hayır tabii ki. Böyle bir şey söylenir mi?
İşte o an…
Sanki içimizde tuttuğumuz nefesi aynı anda bıraktık. Bir süredir zihnimizde dönüp duran bütün kötü ihtimaller, o tek cevapla biraz olsun uzaklaştı.
Korku yerini huzura bıraktı.
Bitmiş bir şey yoktu. Ayrılmamıştık. Birbirimizden vazgeçmemiştik. Üstelik en korktuğumuz anda, aynı tarafta durmayı başarmıştık.
Bir süre sonra Sude yeniden yazdı:
— Onu engeller misin? Ben engellersem neden diye sorabilir…
— Tamam. Ben engellerim.
Ve o gün Gülnur teyzesiyle aramdaki bağlantıyı kestim. Onu engelledim.
Belki dışarıdan bakıldığında yalnızca birkaç mesajdan ibaret, küçük bir sosyal medya meselesiydi yaşadığımız. Ama bizim için bundan çok daha fazlasıydı. Çünkü o gün yalnızca bir sırrı korumamıştık; korktuğumuzda bile birlikte çözüm aramayı öğrenmiştik.
O gün anladım ki bazen bir ilişki, yalnızca güzel sözlerle ve mutlu anlarla sınanmaz. Bazen beklenmedik bir isim, görülmüş bir story ya da cevapsız kalan bir mesaj insanın içine koca bir korku bırakabilir.
Önemli olan, o korku geldiğinde kimin yanında durduğundur.
Biz o gün aynı taraftaydık.
Ve ben, Sude’yle aramızdaki bağın biraz daha güçlendiğini hissettim.
Bazı anlar vardır… Bir story kadar küçük görünür ama kalpte fırtınalar koparır. Biz o fırtınadan, birbirimize güvenerek çıktık.
Daha da güçlenerek…
“Bazen en büyük krizler, en sağlam bağları kurar. Güven bir kez sınandığında, ya kırılır ya da sonsuza kadar güçlenir.”
Bölümün şarkısı: Mert Demir & Mabel Matiz — Antidepresan

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…