Bölümler 33Şu an: Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş
- 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
- 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
- 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
- 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
- 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
- 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
- 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
- 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime
- 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime
- 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime
- 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime
- 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
- 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime
- 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
- 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
- 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime
- 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
- 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
- 20 📖 Not 📖163 kelime
- 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
- 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime
- 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
- 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime
- 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime
- 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
- 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
- 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
- 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
- 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
- 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
- 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime
- 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş
Arif’in iç sesiyle…
Bazen insanın hayatında öyle küçük anlar olur ki, dışarıdan bakıldığında hiçbir anlam taşımazlar. Birkaç kelime, kısa bir mesaj ya da sosyal medyada paylaşılan küçücük bir not…
Ama o anların ardında, yalnızca iki kişinin anlayabileceği koca bir dünya saklıdır.
Sude’yle sosyal medyada eğlenceli bir şekilde notlar paylaşıyorduk. Telefonuma hafifçe gülümseyerek eğildim ve aklımdan geçen o kelimeyi yazdım:
Sudem.
Paylaştım.
Çok geçmeden Sude de bana karşılık verdi.
Arifim.
İkimiz için de küçücük birer nottan ibaretti belki. Ama o kelimelerin içinde birbirimize duyduğumuz sevgi vardı. Birbirimize ait hissetmenin, bunu küçük bir şekilde de olsa göstermenin mutluluğu…
Ta ki Sude’nin abisi o paylaşımı görene kadar.
O an içime bir panik yayıldı.
Tamam, yakalandık…
Aklımdan geçen ilk şey buydu. Bir anda bütün ihtimalleri düşünmeye başladım. Ya bir şeylerden şüphelenirse? Ya Sude’ye sorular sorarsa? Ya her şey ortaya çıkarsa?
Ama Sude, hiç beklemediğim bir sakinlikle durumu toparladı.
“Buse’yle iddiaya girmiştik,” dedi abisine. “Kaybeden, kazananın istediği ismi sosyal medyada paylaşacaktı. O yüzden yazdım işte.”
Abisi bir süre baktı. Sonra omuz silkti.
“Tamam,” dedi.
İşte o kadar.
Benim içimde kopan fırtına birkaç kelimeyle dinmişti. Derin bir nefes aldım. Az kalsın her şey ortaya çıkacaktı ama Sude, bulduğu bahaneyle durumu kurtarmıştı.
O an ona bir kez daha hayran kaldım.
Bazen insanı sevdiği kişiye bağlayan şey yalnızca güzel sözler değildir. Beklenmedik bir anda gösterdiği cesaret, telaşın ortasında bulduğu çözüm ya da seni düşünerek attığı küçücük bir adım da kalbinde yer eder.
Sude benim için böyle biriydi.
En beklenmedik anlarda bile beni şaşırtmayı başarıyordu.
Ve ben, onun hayatımdaki yerini her geçen gün biraz daha iyi anlıyordum.
Bir gün yine Sude’yle uzun uzun konuşuyorduk.
İşe gittiğimde onunla istediğim kadar sohbet edemiyordum. Gün içinde fırsat bulmak her zaman kolay olmuyordu. Bu yüzden konuşabildiğimiz zamanların kıymetini biliyordum. O gün de elimizden geldiğince sohbetin tadını çıkarıyorduk.
Derken Sude, birden ilginç bir şey söyledi.
“Biliyor musun, 1000 deyince daha az geliyor bana… Ama 785 çok geliyor.”
İlk başta ne demek istediğini anlamadım. Birkaç saniye düşündüm. Sonra yüzümde kocaman bir gülümseme belirdi.
“Sevgilim öyle diyorsa öyledir,” dedim gülerek.
Sude de güldü. Ardından öyle bir şey söyledi ki, bütün dikkatimi ona verdim.
“Aşkım, seni çok özledim… İlk defa konuşuyorum gibi hissediyorum. Elim ayağıma dolaştı, heyecanlandım.”
İçim eridi.
Onun bu hâlini gözümde canlandırmak bile yetiyordu. Beni özlemişti. Hem de öyle böyle değil… Konuşurken heyecanlanacak, cümlelerini toparlayamayacak kadar çok.
“Kurban olurum ben sana sevgilim,” dedim.
Ama Sude’nin anlatacakları henüz bitmemişti.
“Sanki beynimi çıkarıp bir kenara koymuşum da öyle mesajlaşıyorum. Ciddi anlamda cümle kurmakta zorlanıyorum. Elim ayağıma dolanıyor… Resmen bu kadar aşığım sana.”
Gülümsemem büyüdü.
Onu biraz daha güldürmek istedim.
“Tamam o zaman, 785 artık bana daha çok geliyor,” dedim.
Sude kahkaha attı.
O kahkahayı duymak, onunla böyle konuşabilmek, özlemini bu kadar açık dile getirmesi… Hepsi içimde ayrı bir yere dokunuyordu.
Sonra birden ciddileşti.
“Çok seviyorum be Arif’im. Ne yapayım? Halime baksana… Öyle özlemişim ki… Sen anla artık. Hiç bilmediğim kokuna bile hasret kalmışım.”
Bir an duraksadım.
Hiç bilmediğim kokuna bile hasret kalmışım.
Bu sözün içinde öyle çok şey vardı ki…
Henüz yan yana gelip birbirimizin kokusunu bile tanıyamamışken, Sude benimle yaşayacağı yakınlığı bile özlüyordu. Belki de insan bazen hiç yaşamadığı bir anın özlemini bile duyabiliyordu. Henüz dokunmadığı bir ele, sarılmadığı bir bedene, yanında uyuyamadığı bir insana hasret kalabiliyordu.
Sude bana bunu hissettiriyordu.
“Çok tatlısın be Sude’m,” dedim.
“Ne yapayım, ne yapayım… Kocaman özlemişim seni. Kalbim küt küt oldu, uzun zaman sonra böyle konuşunca.”
Gülümsedim.
“O senin tatlış tatlış hallerin yok mu… Bitiyorum.”
Gerçekten de öyleydi. Onun heyecanlanmasına, kelimeleri birbirine karıştırmasına, bazen ne söyleyeceğini bilememesine ayrı bir sevgim vardı. O anlarda karşımdaki kişi yalnızca sevdiğim kız değildi; duygularını saklayamayan, özlemini olduğu gibi yaşayan, beni sevdiğini her hâliyle hissettiren Sude’ydi.
O gün fark ettim ki ona yeniden âşık olmuştum.
Belki de insan aynı kişiye bir kez değil, defalarca âşık oluyordu. Bazen bir gülüşüne, bazen söylediği bir kelimeye, bazen de seni özlediğini anlatırken yaşadığı o tatlı telaşa…
Ben Sude’ye böyle yeniden yeniden âşık oluyordum.
Onun o saf, heyecanlı, sapsal hâlleri beni benden alıyordu. Çünkü kimse beni onun sevdiği gibi sevmemişti.
Sude benim ilk aşkımdı.
Her şeyimd
Ve ben onu her şeyden çok seviyordum.
Bazen en tatlı anlar, en tehlikeli yakalanma ihtimalinin gölgesinde saklıdır.
Bazen bir sayı, sadece bir sayı değildir. İçinde bir gülüş, bir heyecan, bir özlem saklar.
Bu bölümün şarkısı: Sezen Aksu — “Gülümse”
Bölüm etkileşimi
