Bölümler 33Şu an: Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar
- 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
- 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
- 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
- 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
- 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
- 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
- 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
- 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime
- 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime
- 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime
- 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime
- 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime
- 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
- 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
- 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
- 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime
- 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
- 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
- 20 📖 Not 📖163 kelime
- 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
- 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime
- 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
- 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime
- 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime
- 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
- 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
- 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
- 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
- 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
- 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
- 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime
- 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar
Sude anlatıyordu, ben dinliyordum.
Bazen bir insanın çocukluğunu dinlemek, onu daha önce hiç görmediğin bir yerden tanımak gibiydi. Henüz hayatın yükünü omuzlarına almadan önce kim olduğunu, nelere güldüğünü, neye üzüldüğünü öğreniyordun. Sude de o gün bana çocukluğundan bir anısını anlatıyordu.
“Küçükken bir tane topum vardı,” dedi. “Karpuz desenli, böyle…”
Gözümün önünde kırmızı yeşil bir top canlandı. Sude'nin çocukluğunu düşünmeye çalıştım. Mahallenin önünde koşturan, topun peşinden heyecanla giden küçük bir Sude…
“Abim beni aşağı indirirdi, mahallenin önüne. ‘Hadi maç yapalım,’ derdi.”
Sonra taşları yan yana koyup kale yaparlarmış. Sude de o zamanlardan beri Fenerbahçeliymiş. Topun peşinden deli gibi koşar, onu kapmaya çalışırmış. Ama abisi topu bir türlü ona vermezmiş.
Bunu dinlerken gülümsemeye başladım.
“Gelsin benimle maç yapsın bakalım,” dedim Sude'ye.
Sude anlatmaya devam etti. Abisi topu ayağında oynatır, o da etrafında dört döner, topu almaya çalışırmış. Ne kadar uğraşsa da başaramazmış.
Sonunda dayanamayıp bağırırmış:
“Abi, verseneee!”
Abisi ise her seferinde aynı cevabı verirmiş:
“Gel al!”
Ama topu gerçekten alabilmek, o kadar kolay değilmiş. Sude bir şekilde topu kaptığında kaleye doğru koşmaya başlarmış. Tam gol atacakken abisi yetişir, onu tutup yere atarmış. Ardından da kendi kalesine golünü atarmış.
Sude'nin bunu anlatışını dinlerken yüzümdeki gülümseme yerini başka bir ifadeye bıraktı.
“Ya, sevgilimi yere mi attı o lavuk?” dedim.
Sude ise sanki yıllar önceki maçı yeniden yaşıyormuş gibi heyecanla bağırdı:
“Golll!”
Benim sevgilim küçücük hâliyle gol atmaya çalışıyor, abisi onu yere atıyor, sonra da golünü atıp seviniyordu.
Sude'nin anlattığına göre, bütün bunların sonunda kendisi bir köşeye oturup ağlarmış. Hem de öyle hemen geçecek gibi değil…
Beş saat ağlayacak kadar üzülürmüş!
Bunu düşününce gülmeden edemedim.
“Yaa Sudemm, gelsin benimle kapışsın bakalım!” dedim.
O ise bana öyle bir cevap verdi ki yüzümdeki gülümseme daha da büyüdü.
“Güçlü erkeğim, benim sevdiğim kızın intikamını alacak.”
İşte o an, kendimi tutamadım.
“Herhalde kızım! Kimse sevgilimi yere atıp ağlatamaz!”
Bunu söylerken sanki gerçekten yıllar öncesine gitmiş, o küçük Sude'nin karşısında durmuş gibiydim. İçimden, Bir dakika, sen benim sevdiğim kızı ağlatacaksın, öyle mi? diye geçiriyordum.
Sude'nin çocukluğuna üzülmekle ona takılmak arasında gidip geliyordum. Bir yandan anlattıklarına gülüyor, bir yandan da abisiyle gerçekten karşılaşacağımız günü hayal ediyordum.
“Ailem beni bir bilsin,” dedim. “Abinle maç yapacağım!”
Sude hemen karşılık verdi:
“Ya olurrr!”
Sonra sanki maçın sonucunu şimdiden merak etmiş gibi sordu:
“Ben seni tutarım, ya yenilirsen?”
Yenilmek mi?
O ihtimali aklımdan bile geçirmiyordum.
“Yenilmem kızım! Onu nasıl yere attıysa, ben de onu atacağım. Faul yapacağım, sakatlayacağım!”
Elbette bunların hepsi o anki şakalaşmamızın içindeydi. Sude'nin anlattığı küçücük bir çocukluk anısı, ikimizin arasında koca bir maç hayaline dönüşmüştü.
Sude'nin sesi bu kez daha da neşelendi.
“Yaa eririmmm! Ben sizi izliyorum oradan, sana bağırıyorum; ‘Hadi aşkım, hadi!’ diye.”
Bunu hayal etmek bile hoşuma gitmişti. Bir tarafta ben, diğer tarafta abisi… Kenarda da Sude, beni desteklemek için heyecanla bağırıyordu.
Belki gerçekten bir gün böyle bir maç yapardık. Belki de bu yalnızca konuşurken kurduğumuz, bizi güldüren hayallerden biri olarak kalırdı.
Ama o an önemli olan maçın gerçekten yapılıp yapılmayacağı değildi.
Önemli olan, Sude'nin çocukluğundan bir parçayı benimle paylaşmasıydı. Benim de onun anlattığı küçücük bir anının içine kendimi katıp onunla birlikte gülmemdi.
Yine de içimde başka bir duygu vardı.
Ailesiyle ilgili anlattıkları aklıma geldikçe öfkeleniyordum. Ona karışılmasına, kendi kararlarını verirken baskı altında kalmasına üzülüyordum. Bazen onun yanında olmayı, bütün bunlara karşı çıkmayı, kendisini daha özgür hissetmesini sağlamayı istiyordum.
Bir gün ailesiyle yüz yüze geleceğimi düşünüyordum. O gün geldiğinde ne konuşacağımızı, nasıl karşılaşacağımızı bilmiyordum. Ama Sude'nin anlattığı her şey, içimde ona sahip çıkma isteğini biraz daha büyütüyordu.
O akşam bir karpuz desenli topla başlayan hikâye, bizim aramızda hayali bir maça dönüştü.
Sude çocukluğunda alamadığı o topun peşinden koşmuştu. Ben ise şimdi onun anlattığı anıların içinde, yıllar önce yanında olamadığım küçük kıza yetişmeye çalışıyordum.
Belki de sevgi bazen tam olarak buydu: Birinin geçmişini dinlemek, onun çocukken neye üzüldüğünü öğrenmek ve bugün o anıyı anlatırken yüzünde bir gülümseme bırakabilmek.
“Çocukluk anıları, sevginin ve mücadele ruhunun en saf hâli… Kimi zaman küçük bir top bile, koruma içgüdüsünü ve bağlılığı büyütür.”
Bu bölümün şarkısı: Ki sen- Yalın
Bölüm etkileşimi
