Bölümler 35Şu an: Bölüm 10 – Bir Umut Işığı
- 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
- 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
- 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
- 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
- 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
- 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
- 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
- 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime
- 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime
- 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime
- 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime
- 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
- 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime
- 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
- 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
- 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime
- 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
- 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
- 20 📖 Not 📖163 kelime
- 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
- 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime
- 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
- 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime
- 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime
- 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
- 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
- 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
- 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
- 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
- 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
- 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime
- 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime
- 34 31.Bölüm – Açıklama Bekleyişi989 kelime
- 35 32.Bölüm – Gözlerden Saklanan Çöküş609 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 10 – Bir Umut Işığı
Arif’in iç sesiyle
O sabah annemin sesi yine aynıydı. Sert, baskıcı, sabrımı zorlayan o tanıdık ton…
Mutfağa girdiğimde yüzüme bile bakmadan söyledi:
— Para ver.
İki kelimeydi yalnızca. Ama bazen insanı yoran şey, duyduğu sözlerden çok, o sözlerin her gün aynı şekilde karşısına çıkmasıdır.
Her gün aynı tartışmalar. Aynı baskı. Aynı yük…
İnsan kendi evinde bu kadar yabancı hissedebilir miydi?
O an içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. Uzun zamandır biriktirdiğim her şey, sanki aynı anda üzerime çökmüştü. Bir süre öylece durdum. Gözlerim boşluğa daldı, zihnimde tek bir cümle yankılandı:
Yeter… Artık yeter.
Kimseye bir şey söylemedim. Sessizce odama geçtim. Çantamı çıkardım, birkaç parça eşya ve birkaç kıyafet koydum içine. Ne alacağımı doğru düzgün düşünmedim bile. O an tek istediğim, o evden uzaklaşmaktı.
Çantamı omzuma astım.
Kapıyı sessizce kapattım ve merdivenlerden aşağı indim. Her adımda geride bıraktığım şeylerden uzaklaşıyordum. İçimde bir hafifleme vardı ama bu, huzur değildi. Kalbimin bir köşesinde ince bir sızı duruyordu.
Çünkü bazen insan bir yerden giderken yalnızca duvarları geride bırakmaz. Alışkanlıklarını, anılarını ve içinde yıllardır taşıdığı yükleri de yanında götürür.
Arkadaşımın evine vardığımda ilk yaptığım şey telefonumu elime almak oldu. Sude’ye yazmam gerekiyordu. Ne yaşadığımı bilmesini istiyordum.
“Evi terk ettim, bir daha oraya dönmeyeceğim.”
Mesajı gönderdim.
Ekrana bakarken parmaklarımın titrediğini fark ettim. Ne cevap vereceğini merak ediyordum. Belki şaşıracaktı, belki kızacaktı, belki de nedenini anlamaya çalışacaktı.
Birkaç saniye sonra mesajı geldi.
— Neden Arif? Ne oldu?
Derin bir nefes aldım. Ona uzun uzun anlatacak gücüm yoktu. İçimde ne varsa birkaç cümleye sığdırmaya çalıştım.
— Çok üstüme geliyorlar artık. Dayanamıyorum. Bir süre arkadaşımda kalacağım.
Mesajı gönderdikten sonra telefonu elimde tuttum. Sanki vereceği cevap, o an içinde bulunduğum karmaşanın ortasında tutunabileceğim bir dal olacaktı.
Sonunda yazdı:
— Ya Arif… Olmaz, dışarıda mı kalacaksın?
İstemeden hafifçe gülümsedim. Kendi derdimin ortasında bile benim nerede kalacağımı, ne yapacağımı düşünen biri vardı.
— Hayır, arkadaşımda kalacağım. Para biriktirip kendi evime çıkacağım.
Bunu yazarken geleceğe dair bir plan kurmaya çalışıyordum. Belki her şey hemen düzelmeyecekti. Belki önümde zor günler vardı. Ama en azından bir hedefim vardı artık: Kendi ayaklarımın üzerinde durabileceğim, huzurla nefes alabileceğim bir hayat kurmak.
Sonra Sude’den bir mesaj daha geldi.
“Ben senin her zaman yanındayım.”
O cümlede bir an durup kaldım.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey, bütün sorunlarını çözecek birinin gelmesi değildir. Bazen yalnızca, yaşadıklarının ortasında tek başına olmadığını bilmek ister.
Mesajı tekrar okudum.
Ben senin her zaman yanındayım.
Boğazım düğümlendi. Gözlerim doldu. O ana kadar içimde tuttuğum ne varsa, sanki o birkaç kelimeyle kendine bir çıkış yolu bulmuştu.
Belki Sude benim yaşadıklarımı değiştiremezdi. Belki o gün eve dönmek zorunda kalıp kalmayacağımı, önümüzdeki günlerde ne yaşayacağımı o da bilmiyordu. Ama yanımda olduğunu söylüyordu.
Ve o an, bu bile benim için çok şeydi.
İlk defa biri yalnızca ne yaşadığımı sormuyor, o yaşadıklarımın içinde de benimle kalıyordu. Kendimi anlatmak zorunda kalmadan anlaşılmanın nasıl bir şey olduğunu hissediyordum.
O gün hayatım bir anda kolaylaşmadı. Sorunlarım ortadan kaybolmadı. Geleceğim de birdenbire belli olmadı.
Ama karanlığın içinde küçücük de olsa bir ışık belirmişti.
Bazen hayat, en karanlık anında hiç beklemediğin bir yerden sana ışık gönderir. O ışık her şeyi değiştirmeyebilir; ama bir sonraki adımı atacak gücü bulmana yardım eder.
O gün benim ışığım Sude’ydi.
“İnsan bazen bir evden çıkarak değil, kendini ilk kez düşünmeye cesaret ederek yeni bir hayata başlar.”
Bölümün şarkısı: Cem Adrian — Kül
Bölüm etkileşimi
