Arkadaşk kitap kapağı

24. bölüm / 33

22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 33Şu an: 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp
  1. 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
  2. 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
  3. 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
  4. 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
  5. 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
  6. 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
  7. 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
  8. 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime
  9. 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime
  10. 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime
  11. 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime
  12. 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime
  13. 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
  14. 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime
  15. 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
  16. 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
  17. 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime
  18. 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
  19. 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
  20. 20 📖 Not 📖163 kelime
  21. 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
  22. 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime
  23. 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
  24. 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime · Okuduğun bölüm
  25. 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime
  26. 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
  27. 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
  28. 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
  29. 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
  30. 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
  31. 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
  32. 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime
  33. 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime

22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp
Bir gün iş yerindeydim. Garsonluk yapıyordum ve gün oldukça yoğun geçiyordu. Masalar dolu, siparişler peş peşe geliyor, bir masadan diğerine yetişmeye çalışıyordum. Tam o sırada cebimdeki telefon titredi.
Hızlıca telefonumu çıkarıp ekrana baktım.
Gördüğüm mesaj karşısında bir an olduğum yerde kaldım.
“SUDE TARAFINDAN ADINIZA KARGO KABUL EDİLMİŞTİR.”
Bir kez daha okudum. Sonra bir kez daha…
Gerçekten bana kargo mu göndermişti?
İçimde tarifsiz bir mutluluk yükseldi. Yüzümde kendiliğinden bir gülümseme oluştu. İşin yoğunluğu, koşturmaca, yorgunluk… Hepsi bir anda arka planda kalmıştı. Aklımda yalnızca Sude vardı ve bana gönderdiği o sürpriz.
Hemen ona yazdım:
— Sen bana bir şey mi aldın kızım?
Cevabı gecikmedi.
— Aşkım, sürpriz işte dedim ya…
Gülerek yazdım:
— Bir de hediye göndermiş… Yiyeceğim seni yaa!
Sude hemen beni susturmaya çalıştı.
— Aşkım, tamam. Bir şey yok, sus hadi. 😊
Ama ben nasıl susabilirdim ki? İçimdeki merak gittikçe büyüyordu. Acaba ne göndermişti? Neler hazırlamıştı? Kutuyu açtığımda karşıma ne çıkacaktı?
Onu gözümün önüne getirdim. Belki de hediyelerini hazırlarken heyecanlanmış, sonra elinde paketiyle PTT şubesine kadar yürümüştü. Bunları düşündükçe daha da mutlu oluyordum.
Sude bir süre sonra yazdı:
— Öyle ufak şeyler işte… Ama umarım beğenirsin, çok emeğim var.
Hemen cevap verdim:
— Beğenirim sapsal. Tabii ki beğenirim!
Sonra bana kargoyu gönderirken yaşadıklarını anlatmaya başladı.
— Aşkım, kargo parası kaç lira olmuş sen biliyor musun? Battım resmen, şirketi kapattım o derece!
Gülerek takılıyordu ama ben bir yandan da şaşkındım.
— Kaç para? Hem sen niye verdin parasını, ben verirdim deli kız.
Sude’nin cevabı içimi sıcacık yaptı.
— Olur mu öyle şey? Tabii ki ben ödeyeceğim. Hatta adam sordu bile, “Ücreti siz mi ödeyeceksiniz, yoksa alıcı mı?” diye. Ben de “Ben ödeyeceğim,” dedim. Karşı taraf da ödeyebilir dedi ama ben dedim ki, “Sana ödetir miyim hiç kuzum?” Çünkü seni çok seviyorum.
O an kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissettim.
Bazen insanı mutlu etmek için büyük şeylere gerek yoktu. Sevdiği kişinin, onun için bir şey yaparken gösterdiği özen bile dünyalara bedeldi. Sude, yalnızca bana bir paket göndermiyordu. Beni düşündüğünü, benim için uğraştığını ve yüzümde bir gülümseme görmek istediğini gösteriyordu.
— Aşkııımm, ben de seni çok seviyorum.
O gün benim doğum günümdü. Arkadaşım Zehra da doğum günümü kutlamıştı. Bunu Sude’ye anlattım.
— Biliyorum, dedi. Ben söyledim ona.
Şaşkınlıkla gülümsedim.
— Kurban olurum sana…
Sude’nin ardından söyledikleri ise kalbime dokundu.
— İleride doğum gününü kutlayan çok olacak. Bundan sonra bütün doğum günlerin güzel geçecek, sana söz.
İçim ısındı.
— Teşekkür ederim sevgilim…
Belki o gün benim için en değerli şey, yalnızca doğum günümün kutlanması değildi. Birinin gelecekteki doğum günlerimin bile güzel geçmesini istemesiydi. Sanki geçmişte eksik kalan ne varsa bundan sonra tamamlamak istiyordu.
Meğer Sude’nin planı bambaşkaymış. Kargo kapıma geldiğinde öğrenecek, kutuyu açarken sürpriziyle karşılaşacakmışım. Ama sistemden gelen mesaj bütün gizemi erkenden ortaya çıkarmıştı.
Yine de sürprizin büyüsü bozulmamıştı.
Çünkü henüz kutunun içindekileri bilmiyordum.
— Umarım beğenirsin… diye yazdı.
Ben de sabırsızlıkla cevap verdim:
— Ne yaptın acaba? Çok merak ettim. Ama beğenirim tabii ki. Sen bu kadar emek vermişsin, nasıl beğenmem?
Ardından Sude’nin yazdığı bir cümle, heyecanımı daha da artırdı:
— Artık odanda benim ellerim değmiş şeyler olacak. Benim kendi ellerimle yolladıklarım…
O cümleyi okuduğumda bir an duraksadım.
Odamda, Sude’nin ellerinin değdiği şeyler olacaktı.
Yanımda değildi. Ona sarılamıyor, elini tutamıyor, yüzüne bakamıyordum. Ama artık odamda onun hazırladığı, dokunduğu ve benim için gönderdiği hatıralar bulunacaktı.
Ve beklenen gün geldi.
14 Şubat. Sevgililer Günü.
Kargo PTT’ye ulaşmıştı. İşten izin aldım ve doğruca almaya gittim. Heyecanla bir taksiye bindim ama şans işte, taksi bozuldu. Mecburen yürümek zorunda kaldım.
Normalde canımı sıkabilecek bu aksilik bile o gün mutluluğumu gölgeleyemedi. Aklımda tek bir şey vardı: Sude’nin bana gönderdiği kutuyu bir an önce elime almak.
Şubeye vardığımda sıra ilerlemek bilmiyordu. Dakikalar geçmek bilmiyor, bekledikçe merakım artıyordu. Sonunda sıra bana geldi ve kargomu teslim aldım.
Kutuyu elime aldığımda yüzümde yine aynı gülümseme vardı.
Artık o paket benimdi.
Kutuyu sımsıkı tutarak işe geri döndüm. İş çıkışını beklemek bile zor geliyordu. Eve gidip paketi açmak, Sude’nin benim için hazırladığı her şeyi görmek istiyordum.
İş bittiğinde koşa koşa eve gittim.
Eve gelir gelmez kutuyu masanın üzerine koydum. Birkaç saniye ona baktım. İçinde ne olduğunu merak ediyordum ama aynı zamanda o anın hemen geçmesini de istemiyordum.
Sonunda kutuyu yavaşça açtım.
Ve işte oradaydı…
Kutudan ilk çıkan şey, üzerinde 1907 yazısı ve öpücük izi bulunan bir tişörttü.
Dudak izine baktım. Sanki Sude yanımdaymış, beni öpmüş ve o anın hatırasını tişörte bırakmış gibiydi. Elime aldım, bir süre öylece baktım.
Ardından bir Bugatti araba modeli çıktı. Arabaları sevdiğimi bildiği için onu da almıştı. Küçücük bir modeldi belki ama benim için taşıdığı anlam kocamandı.
Bir de daha önce birlikte aldığımız kekten koymuştu kutuya.
Her birinin ayrı bir anlamı vardı. Ama kutunun içindekiler arasında beni en çok heyecanlandıran şeylerden biri, Sude’nin saç tokasıydı.
Kendi saçlarında kullandığı tokayı bana göndermişti.
Hiç düşünmeden elime aldım ve hemen taktım. Ardından telefonumu çıkarıp ona yazdım:
— Aşkııımm, tokayı taktım bile eheh. 😍
Kutuyu açmaya devam ettim.
Ve sonra onu gördüm.
Sude’nin kendi elleriyle ördüğü mavi kalpli yastık…
Yastığı elime aldım. Dokunduğum anda üzerindeki emeği hissettim. Kokusu burnuma geldi. Bana Sude’yi hatırlatan, sanki onun yanımda olduğunu hissettiren bir kokuydu bu.
O an kelimeler yetersiz kaldı.
Yastık yalnızca örülmüş bir eşya değildi. Sude, her ilmeğinde zamanını ve emeğini harcamıştı. Belki örerken elleri yorulmuştu, belki uzun süre uğraşmıştı. Ama sonunda ortaya, benim için hazırladığı bir hatıra çıkmıştı.
Hemen ona mesaj attım:
— Teşekkür ederim aşkım, hepsi çok güzel.
Sude sordu:
— Aşkım, umarım beğenmişsindir her şeyi.
Gözlerim dolarak cevap verdim:
— Nasıl beğenmeyeyim… Hepsi harika. Hele ki senin ellerin değmişse, dünyadaki en değerli şey onlar.
Sude de yastıktan bahsetti:
— O yastık var ya… Benim ömrümden ömür götürdü. Ama senin için değer.
İşte o an ona bir kez daha âşık oldum.
Benim güzel kızım…
Benim için saatlerini harcamış, elleri yorulana kadar uğraşmış, sevdiğim şeyleri düşünmüş ve bütün bunları bir kutunun içine sığdırmaya çalışmıştı.
O gece odama çekildiğimde hediyelere tekrar tekrar baktım. Tişörtü elime alıp üzerindeki öpücük izine dokundum. Sanki dudaklarının sıcaklığı hâlâ oradaydı. Bugatti modelini elime aldım; küçücük bir arabaydı ama benim için kocaman bir anlam taşıyordu. Onu her gördüğümde Sude’yi hatırlayacaktım.
Sonra kek…
Daha önce birlikte aldığımız o keki düşünerek bir parça yedim. Sanki Sude yanımdaymış, aynı masada oturuyormuşuz ve karşılıklı gülerek sohbet ediyormuşuz gibi hissettim.
Ama beni en çok etkileyen yine yastıktı.
Mavi kalpli yastığı göğsüme bastırdım. Kokusu burnuma geldi. Sude yanımda değildi ama emeği, hatırası ve sevgisi yanımdaydı.
Yastığa sarıldım.
Sanki ona sarılmışım gibi…
Telefonumu elime aldım ve yazdım:
— Aşkım, sen bana nasıl böyle şeyler yaptın? Kalbim yetmeyecek sana…
Sude gülerek cevap verdi:
— Beğendin mi gerçekten? Çok uğraştım, ellerim acıdı ama senin için değerdi.
— Beğenmek mi? Delirdin mi sen, ben buna âşık oldum! Yastığa sarıldım, kokun içime işledi… Sen yanımda gibisin.
Sude de benim gibi keşke yan yana olabilseydik diye düşünüyordu.
— Keşke şimdi yanında olsam, sana sarılsam…
— Olacaksın aşkım, o gün gelecek. Ama şimdilik yastık var, tişört var, kokum var… Ben yanındayım aslında.
Gözlerim doldu.
Telefon elimdeydi, yastık göğsümdeydi. Birbirimizden uzaktık ama o gece mesafe, sanki biraz daha küçülmüştü.
Saatlerce konuşmaya devam ettik. Bazen güldük, bazen sustuk. Ama sessiz kaldığımız anlarda bile birbirimize söyleyecek şeylerimiz vardı.
Gece yarısı olmuştu. Uyumak istemiyordum. O günü, hediyeleri ve Sude’nin benim için harcadığı emeği düşünüyordum.
O gece, kendimi hayatımın en özel doğum günlerinden birini yaşamış gibi hissettim. Çünkü bir insanın seni hatırlaması, senin için emek vermesi ve mutlu olmanı istemesi, bazen alınabilecek en pahalı hediyeden bile daha değerliydi.
Yatarken son kez mesaj yazdım:
— Sude, iyi ki varsın. Seninle olduğum her gün benim için bir bayram…
Sonra yastığa sarıldım. Tişörtteki öpücük izine, yastığın kokusuna ve kutunun içinden çıkan bütün o hatıralara tutunarak uykuya daldım.
O gece, Sude yanımda değildi.
Ama bana kendinden bir parça bırakmıştı.
Sabah gözlerimi açtığımda ilk işim yine hediyelere bakmak oldu. Tişört yatağın ucunda duruyordu. Yastığın kokusu hâlâ odamdaydı.
Daha yeni uyanmıştım ama içimde tarifsiz bir huzur vardı.
“Sude bana dokunmuş gibi…” diye geçirdim içimden.
Telefonuma baktığımda ondan gelen mesajı gördüm:
— Günaydın aşkım, uyandığında ilk düşündüğün şey ben olmuşumdur, değil mi? 🌸
Gülümseyerek cevap yazdım:
— Sadece düşündüğüm değil… Seninle uyudum, seninle uyandım. Yanımda değildin ama kokun buradaydı.
Sude’nin en çok heyecanlandığı şeylerden biri de tokasını göndermiş olmasıydı.
— Aşkım, en çok da tokayı gönderdiğim için heyecanlandım. Onu taktığını görmek istiyorum.
— Şu an taktım bile, dedim.
Tokayı takmış hâlde aynanın karşısına geçip kendi kendime gülmeye başladım. Sanki Sude yanımda oturuyormuş da bana bakıyormuş gibi hissettim.
O gün iş yerine giderken yastığı da yanıma almak istedim. Bir an çantama koymayı düşündüm ama sonra vazgeçtim.
“Yastık evde kalsın. Benim özelim o.” dedim kendi kendime.
Ama tişörtü giymiştim.
İnsanlar üzerimde sıradan bir tişört görüyordu. Benim içinse o tişörtün anlamı bambaşkaydı. Üzerinde sevdiğim kadının bıraktığı bir öpücük izi vardı. Bana onu hatırlatıyordu.
Gün boyunca sürekli mesajlaştık. Bir ara Sude bana şöyle yazdı:
— Biliyor musun, sana daha çok sürpriz yapacağım. Bu sadece başlangıç.
Başlangıç…
Tek bir kelimeydi ama beni yeniden heyecanlandırmaya yetmişti. Çünkü ben zaten onunla yaşadığım her anı bir hediye gibi görüyordum. Şimdi önümde daha yaşanmamış, ne getireceğini bilmediğim başka güzel anlar da vardı.
Akşam olduğunda yine konuştuk. O gün bana hediyelerden çok daha fazlasını vermişti.
Hatırlanmanın, değer görmenin ve sevilmenin nasıl bir his olduğunu yeniden yaşatmıştı.
Gece boyunca yastığı kollarıma aldım. Tişörtümle uyudum, tokası da yanımdaydı. Kutudan çıkan her şeye baktığımda Sude’yi düşündüm.
Uyumadan önce ona son bir mesaj daha attım:
— Sen bana hediyeler göndermedin, kalbini gönderdin. Ve ben onu ömrümün sonuna kadar saklayacağım.
O kutunun içinden bir tişört, küçük bir araba, bir kek, bir toka ve mavi kalpli bir yastık çıkmıştı.
Ama benim gördüğüm bunlardan çok daha fazlasıydı.
Her birinde Sude’nin emeği, düşüncesi ve sevgisi vardı. Her biri bana onun yanımda olamadığı zamanlarda bile benimle bir şeyler paylaşmak istediğini hatırlatıyordu.
Bazen bir kargo kutusu, içindeki hediyelerden çok daha fazlasını taşır. O kutunun içine konulan emek, sabır, sevgi ve özlem… İşte asıl sürpriz, bunları hissettiğin andır.
📖 Bölüm Notu
Bazı hediyeler açıldığında içinden eşya değil, bir insanın kalbi çıkar. Mesafeler iki insanı birbirinden uzak tutabilir ama sevgi, bazen küçücük bir kutunun içinde bile koca bir dünyaya dönüşebilir.
🎵 Bölüm Şarkısı
Yalın - Her şey sensin

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…