Bölümler 33Şu an: 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk
- 1 Bölüm 1 – Bir Mesajla Başlayan Hikâye1.720 kelime
- 2 Bölüm 2 – Mesafeler ve Mesajlar2.015 kelime
- 3 Bölüm 3 – Bir Cümlede Saklı Kalpler1.219 kelime
- 4 Bölüm 4 – Mum Işığında Mesafesiz Bir Kutlama687 kelime
- 5 Bölüm 5 – Mesafeler Engel Değil1.220 kelime
- 6 Bölüm 6 – İki Şehrin Yağmuru480 kelime
- 7 Bölüm 7 – Hayal Kurma Saati410 kelime
- 8 Bölüm 8 – Bir Sayı, Bir Kurtuluş712 kelime
- 9 Bölüm 9 – Güvenin Sınandığı Gün652 kelime
- 10 Bölüm 10 – Bir Umut Işığı546 kelime
- 11 Bölüm 11 – Saklanan Gerçekler465 kelime
- 12 Bölüm 12 – Biz Tekrar Biz Olduk747 kelime
- 13 Bölüm 13 – Görünmeyen Zincirler735 kelime
- 14 Bölüm 14 – Karpuzlu Top ve İnce Hesaplar661 kelime
- 15 Bölüm 15 – Sude’nin Arkadaşları1.010 kelime
- 16 Bölüm 16 – Vazgeçmek737 kelime
- 17 Bölüm 17 – Kapanan Kapılar798 kelime
- 18 Bölüm 18 – 0 Kilometre895 kelime
- 19 🌸 Ara Bölüm — Hayaller Defteri 🌸433 kelime
- 20 📖 Not 📖163 kelime
- 21 19. Bölüm — Aramızdaki Üçüncü Ses486 kelime
- 22 20. Bölüm — Bir Telefonun Ucunda Saklanan Gerçek866 kelime
- 23 21. Bölüm — Sinema893 kelime
- 24 22. Bölüm — Kutunun İçindeki Kalp1.662 kelime
- 25 23. Bölüm — Sessiz Mutluluk520 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 24. Bölüm — Mesafelerden Gelen Sözler1.428 kelime
- 27 Ara Bölüm: Hayallerden Gerçeklere224 kelime
- 28 25. Bölüm — Ayrılıga giden yol1.142 kelime
- 29 26. Bölüm — Sudesiz Geçen İlk Günler932 kelime
- 30 27. Bölüm – Son Konuşma ve Veda864 kelime
- 31 28 Bölüm – Aldatılmanın Şoku1.143 kelime
- 32 29.Bölüm – Duyulmayan İtiraf653 kelime
- 33 30.Bölüm – Kopuşun Başlangıcı911 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
23. Bölüm — Sessiz Mutluluk
O gün hava kapalıydı. Gökyüzü griye dönmüş, yağmur hafif hafif çiseliyordu. Normalde yağmurlu günler insanın içine biraz hüzün bırakırdı ama ben öyle hissetmiyordum. Çünkü Sude’yle konuşuyordum.
Saatlerdir telefonda değildik, yazışıyorduk. Ama yazışmalar bile bana onun sesini duymak kadar iyi geliyordu. O an fark ettim ki, aslında mutluluk kocaman şeylerde değilmiş. Bazen sadece ekranda beliren bir “💖” işaretinde, bazen de kısa bir “özledim” mesajında saklıymış.
Sude bana, “Bir gün birlikte yağmurda yürümek istiyorum” dedi. Ben de hemen hayalimde canlandırdım. Elimizde tek bir şemsiye var, ama onu hiç açmıyoruz. Çünkü yağmur ikimizin üzerine de eşit düşsün istiyoruz. Saçlarımız sırılsıklam oluyor ama gülmekten birbirimizin gözlerini bile zor görüyoruz.
Ben, “Sen üşürsün ama ya?” dedim.
O ise, “Sen yanımda olursan üşümem ki…” diye cevapladı.
O an durdum, düşündüm. Bu söz, bana dünyanın en sıcak battaniyesinden bile daha güvenli gelmişti.
Belki yan yana değildik, belki de bu hayali hemen gerçekleştiremeyecektik. Ama bir gün mutlaka olacağına inanıyordum. Çünkü bizim hikâyemiz, er ya da geç hayalleri gerçeğe dönüştürecek kadar güçlüydü.
Sude bana yağmurda yürümekten bahsederken, ben hayalimde o sahneyi daha da büyüttüm. Yan yana yürüyoruz, ellerimiz birbirine sıkıca kenetlenmiş. İnsanlar koşarak kaçarken biz yavaşlıyoruz. Çünkü acelemiz yok. Zaten hayat boyunca istediğimiz şey, bir yere yetişmek değil; birlikte her adımın tadını çıkarmak.
Bir an gözlerimi kapattığımı hayal ettim. Yağmur damlaları yüzüme vuruyor ama içim sıcacık. Çünkü yanımda o var. Ona bakıyorum, gözleri kısılmış, gülüyor. Gülüşüyle sanki gökyüzünü bile aydınlatıyor.
“Arif, biliyor musun?” dedi Sude. “Yağmurda yürürken insanların bakışlarını umursamadan koşmak, ıslanmak, düşmek… Ama sonunda birlikte kahkahalarla gülmek… işte benim en büyük mutluluklarımdan biri bu.”
Ben de içimden geçeni söyledim:
“Seninle her anım zaten yağmur gibi. Bazen deli gibi yağıyor, bazen hafif çiseliyor… ama hep tazelik, hep huzur bırakıyor.”
O an yazışırken bile, sanki kokusunu duydum, yanımda nefesini hissettim. Mesafe bizi ayırıyordu ama hayallerimiz, birbirimize olan sevgimiz her şeyi birleştiriyordu.
Kendi kendime düşündüm: Belki bir gün gerçekten o yağmurda yürüyeceğiz. Belki o gün üstümüzde şemsiye olmayacak, belki ayakkabılarımız çamura bulanacak. Ama biliyorum ki, yan yana olduğumuzda hiçbir şey kirli hissettirmeyecek. Çünkü sevdiğin insanla yürüdüğün yol, dünyanın en temiz yolu olur.
Sude birden sustu, sonra yazdı:
“Biliyor musun Arif, yağmurdan sonra en sevdiğim şey gökyüzüne bakmak. O an yıldızlar daha parlak olur gibi geliyor bana.”
Ben gülümsedim. “O zaman bir gün, yan yana yere uzanıp yıldızları izleyeceğiz. İnsanlar ne der diye düşünmeden, çocuk gibi, sadece biz…”
Sude hemen cevap verdi:
“Evet! O an hiç konuşmasak bile olur. Çünkü gözlerin bana bakarken, zaten milyonlarca şey söylüyor olacak.”
Telefon ekranında beliren o cümle kalbime dokundu. Hayal ettim… Sahildeyiz, denizin kıyısında bir gece. Yıldızlar gökyüzünü süslemiş, ay usulca ışığını bırakıyor. Sude yanımda, başını omzuma yaslamış. Ellerimiz birbirini bulmuş. Konuşmuyoruz, gerek de yok. Çünkü o an sessizlik bile anlam dolu.
Ben içimden dedim ki:
“Bir gün bu sahne gerçek olacak. Ve işte o an, bütün hayallerimiz gerçeğe dönüşmüş olacak.”
Hayaller bazen geleceğe tutulan bir fenerdir. Yıldızlara bakarken, aslında birbirimizin kalbini görüyoruz.
Yağmurun altında ıslanmak, bazen sadece bir hayal. Ama doğru kişiyle hayal bile gerçek kadar güçlüdür.
Bazen mutluluk kocaman hayallerde değil, en basit anların içinde gizlidir. Bu bölüm, Arif ile Sude’nin yağmur kadar temiz ve gerçek sevgisine bir işarettir.
Bölüm etkileşimi
