18. bölüm / 31
Kızıl YeminSessizlikte Yankılanan Aşk
Bölümler 31Şu an: Sessizlikte Yankılanan Aşk
- 1 Kayıp Yüzük544 kelime
- 2 Ateş Çemberi555 kelime
- 3 Fırtına Sonrası498 kelime
- 4 Yaraların Sessizliği426 kelime
- 5 Gölgenin Ardından581 kelime
- 6 Sessiz İtiraflar427 kelime
- 7 Küllerinden Doğmak441 kelime
- 8 Karanlığın Merkezine Yolculuk584 kelime
- 9 Sözlerin Sessizliği433 kelime
- 10 Yaralar ve Anılar520 kelime
- 11 Bir Fincan Hayal479 kelime
- 12 Kabusun Gölgesi514 kelime
- 13 Kalplerin Fısıltısı409 kelime
- 14 Kahkaha Terapisi577 kelime
- 15 Savaşın Diğer Yüzü472 kelime
- 16 Kaosun İçinde496 kelime
- 17 Fırtına Kopuyor490 kelime
- 18 Sessizlikte Yankılanan Aşk391 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 İhanetin Gölgesi392 kelime
- 20 Yalnızlık Hattı477 kelime
- 21 Kıyamete Hazırlık455 kelime
- 22 Veda Fermanı353 kelime
- 23 Yangın288 kelime
- 24 Gitmek Gerek306 kelime
- 25 Sessiz Çığlık270 kelime
- 26 Kardeşlik Yarası221 kelime
- 27 Emir Büyük Yerden309 kelime
- 28 Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam330 kelime
- 29 Gitmek Gerek338 kelime
- 30 Karar (Doğukan)245 kelime
- 31 Kırık Kadeh302 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 15: Sessizlikte Yankılanan Aşk
Gece sakindi. Yağmur camlara hafifçe vuruyor, evin içini yumuşak bir huzur sarıyordu. Oturma odasında, lambanın loş ışığı altında, Doğukan kanepeye uzanmıştı. Başını dizlerime koymuş, gözlerini kapamıştı. Parmaklarım saçlarının arasında gezinirken ikimiz de sessizliğin tadını çıkarıyorduk.
“Bir şey soracağım,” dedim sessizliği bozarak.
Gözlerini açmadan gülümsedi. “Yine ne düşündün?”
“Sence biz neden hâlâ buradayız? Bunca şeye rağmen birbirimizi kaybetmeden?”
Doğukan gözlerini hafifçe açıp bana baktı. “Çünkü bizi bir arada tutan şey, sadece aşk değil, Hatun. Aynı zamanda inanç. Biz birbirimize hep inandık.”
Başımı eğip ona baktım. “Sence bu yeterli mi? Her şeye rağmen birbirimizi sevmek? Bazen korkuyorum. Bir gün bu sevgi yetmez diye.”
Doğukan hafifçe doğrulup başını ellerimden kurtardı ve oturduğu yerden yüzüme baktı. Gözlerinde bir ciddiyet vardı, ama o tanıdık sıcaklık da eksik değildi. “Hatun, sevgi yetmez diye bir şey yok. Asıl mesele, sevginin nasıl bir sevgi olduğu. Bizim sevgimiz savaş meydanlarında büyüdü. Kurşunların arasından geçti. Bunu başka bir şeye değişir misin?”
Kaşlarımı çattım. “Hayır, ama bazen savaşın içinde olmak çok yorucu. İnsan kendine ‘Acaba bu kadar acıya değer mi?’ diye soruyor.”
Ellerini uzatıp ellerimi tuttu. “Değer,” dedi yavaşça. “Çünkü biz sadece savaşta değil, hayatın her anında yan yanayız. Sen benim hayatımdaki her şeysin, Hatun. Bunu nasıl açıklayabilirim bilmiyorum ama sen olmasan, hayat eksik olurdu.”
Sözleri beni o kadar etkiledi ki, bir an için ne diyeceğimi bilemedim. Gözlerim doldu ama hemen gözlerimi ondan kaçırdım. Beni böyle görmesini istemiyordum.
“Elimi bırak,” dedim hafif bir gülümsemeyle. “Beni fazla duygusallaştırıyorsun.”
“Bırakmam,” dedi, ellerimi daha sıkı tutarak. “Çünkü senin gibi birini bulmak, bu dünyada mucize gibi bir şey. Sen her şeyden güçlü bir kadınsın, ama ben biliyorum ki içindeki o gücün arkasında yumuşacık bir kalp var.”
“Doğukan, bazen fazla romantiksin,” dedim, gözlerimi ona dikerek. “Ama biliyor musun? Bazen tam da böyle olmana ihtiyacım var.”
Gülümsedi ve başını tekrar dizlerime koydu. “Ben senin her ihtiyacını karşılamaya hazırım, Komutanım. İstersen romantik olurum, istersen sert bir asker. Ama her zaman senin yanında olurum.”
“Her zaman mı?” diye sordum alaycı bir şekilde.
“Her zaman,” dedi kesin bir ifadeyle. “Ne olursa olsun. Çünkü sen benim hayatımın anlamısın.”
Bu kez kendimi tutamadım ve gülümsedim. Ellerim tekrar saçlarına uzandı, yavaşça dokunarak onun huzurlu nefes alışverişlerini dinledim. Yağmur hâlâ yağıyordu ama artık dışardaki hiçbir ses önemli değildi. Çünkü o an sadece biz vardık.
Ve o an, aşkın ne kadar basit ve güzel bir şey olduğunu bir kez daha hissettim.
Bölüm etkileşimi
