16. bölüm / 31
Kızıl YeminKaosun İçinde
Bölümler 31Şu an: Kaosun İçinde
- 1 Kayıp Yüzük544 kelime
- 2 Ateş Çemberi555 kelime
- 3 Fırtına Sonrası498 kelime
- 4 Yaraların Sessizliği426 kelime
- 5 Gölgenin Ardından581 kelime
- 6 Sessiz İtiraflar427 kelime
- 7 Küllerinden Doğmak441 kelime
- 8 Karanlığın Merkezine Yolculuk584 kelime
- 9 Sözlerin Sessizliği433 kelime
- 10 Yaralar ve Anılar520 kelime
- 11 Bir Fincan Hayal479 kelime
- 12 Kabusun Gölgesi514 kelime
- 13 Kalplerin Fısıltısı409 kelime
- 14 Kahkaha Terapisi577 kelime
- 15 Savaşın Diğer Yüzü472 kelime
- 16 Kaosun İçinde496 kelime · Okuduğun bölüm
- 17 Fırtına Kopuyor490 kelime
- 18 Sessizlikte Yankılanan Aşk391 kelime
- 19 İhanetin Gölgesi392 kelime
- 20 Yalnızlık Hattı477 kelime
- 21 Kıyamete Hazırlık455 kelime
- 22 Veda Fermanı353 kelime
- 23 Yangın288 kelime
- 24 Gitmek Gerek306 kelime
- 25 Sessiz Çığlık270 kelime
- 26 Kardeşlik Yarası221 kelime
- 27 Emir Büyük Yerden309 kelime
- 28 Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam330 kelime
- 29 Gitmek Gerek338 kelime
- 30 Karar (Doğukan)245 kelime
- 31 Kırık Kadeh302 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 17: Kaosun İçinde
Helikopter, gece göğünde bir hayalet gibi süzülüyordu. Rotorların ritmik sesi, hepimizin kulaklıklarındaki iletişim konuşmalarına eşlik ediyordu. Sessizlik yoktu, ama kelimeler de ağırdı. Albay’ın verdiği görev, beklediğimizden çok daha karmaşık ve riskliydi. Bunu herkes hissediyordu.
“Tunç, bu iniş biraz sıkıntılı olacak gibi,” dedi pilot, telsizden.
Kaşlarımı çattım. “Ne kadar sıkıntılı?”
“Bölgedeki hava koşulları kararsız. Ayrıca iniş yaptığımız alan oldukça dar,” dedi soğukkanlı bir sesle.
Doğukan, yanımda oturuyordu, gözleri pencereden dışarı sabitlenmişti. “Hatun, bu pilotun her dediği ‘sıkıntı’ kelimesiyle başlıyor. Umarım inişi gerçekten başarır.”
“Başarmazsa, yere çakıldığımızda şikâyet edebilirsin,” dedim alayla karışık bir sertlikle.
Arka tarafta Taylan ve Yavuz, sessizce ekipmanlarını kontrol ediyordu. Taylan birden Yavuz’a döndü. “Silahını bırak da dua et, Ünal. Bu iniş sağ salim gerçekleşirse gidip kurban keseceğim.”
“Yalnız bizim duadan başka şeylere ihtiyacımız var,” dedi Yavuz, yüzünde alaycı bir gülümsemeyle. “Belki de bu görevden sonra hepimize bir tatil verirler.”
“Sus lan!” dedi Altay sert bir sesle. “Şu an düşünecek şey bu değil.”
Helikopter sarsılmaya başladı, bir an için herkes yerinden hafifçe sıçradı. Melek, hemen yanındaki Kaan’a döndü. “Sıkı tutun. Bu sallantı kötüye işaret.”
“Tuttum zaten,” dedi Kaan, bir elini eşinin omzuna koyarak. “Ama sen bu kadar korkarken ben nasıl sakin kalacağım?”
“Sessizlik!” dedim sert bir şekilde, sesimi yükselterek. “Herkes odaklansın. İndiğimiz anda işler karışabilir.”
Helikopter sonunda yere indi, ama inişin ardından gelen patlama sesi hepimizi irkiltti. Pilot telsizden bağırdı. “Siper alın! Bölgedeki birimleri tetikledik!”
Kendimizi hemen dışarı attık. Toprağın kokusu ve geceye karışan silah sesleri bir anda gerçekliği yüzümüze çarptı. Taylan, siper aldığı yerden bağırıyordu. “Tunç! Sağ taraftan yaklaşıyorlar! Sıkı durun!”
Doğukan hemen yanıma geçti. “Ne planlıyorsun, Komutan?”
“Etrafımızı sardılar,” dedim hızla. “Ama bizim avantajımız hız ve koordinasyon. Altay, Yavuz! Sağ taraftan ilerleyin. Melek, Kaan, siz de arka hattı tutun. Taylan, sen benimle kal. Emir, ön hattı koru. Dağılın!”
Ekip hızla pozisyon aldı. Mermiler havada uçuyordu. Herkes, ne yapacağını bilmenin verdiği güvenle hareket ediyordu. Ama kaosun içinde, işler her zaman planlandığı gibi gitmezdi.
“Babasını satarım! Sola dikkat edin!” diye bağırdı Emir, bir anda üzerimize doğru koşan bir grubu işaret ederek.
Altay, tüfeğini doğrultarak ateş açtı. “Bu adamlar hiç bitmiyor mu?!”
“Bitmeyecek,” dedi Yavuz, dişlerini sıkarak. “Ama biz de bitmeyiz!”
Doğukan yanıma çömelerek bir an duraksadı. “Hatun, buradan sıyrılmamız gerek. Yoksa pozisyonumuz açık veriyor.”
Başımı salladım. “Haklısın. Ama önce şu yolu temizlememiz gerekiyor.”
O sırada, Kaan’ın sesi telsizden yankılandı. “Tunç, bir grup daha arkadan yaklaşıyor! Melek, pozisyonu korumakta zorlanıyoruz!”
“Melek, dayan! Geliyoruz!” dedim, hızla yön değiştirerek. Doğukan ve Taylan da peşimden geldi.
Bir anda üzerimize yağan kurşunların arasında hareket etmek zorlaşmıştı. Taylan küfrederek yere yattı. “Bu ne lan? Düğün hediyesi mi veriyorlar, kurşun mu?”
“Sus ve ateş et!” diye bağırdım, ama istemsizce bir an için gülümsedim.
Melek ve Kaan’ın bulunduğu pozisyona ulaştığımızda, işler biraz daha sakinleşmişti. Ama herkes nefes nefese ve gergindi.
“Durum nedir?” diye sordum Melek’e.
“Birkaç kişiyi indirdik, ama hâlâ bir grup uzakta pusuda bekliyor,” dedi hızlı bir şekilde.
“Tamam,” dedim. “Hepiniz beni dinleyin. Şimdi, bu pozisyonu temizleyip ana rotaya geri dönüyoruz. Burası daha fazla güvenli değil. Hareket edin!”
Bölüm etkileşimi
