31. bölüm / 31
Kızıl YeminKırık Kadeh
Bölümler 31Şu an: Kırık Kadeh
- 1 Kayıp Yüzük544 kelime
- 2 Ateş Çemberi555 kelime
- 3 Fırtına Sonrası498 kelime
- 4 Yaraların Sessizliği426 kelime
- 5 Gölgenin Ardından581 kelime
- 6 Sessiz İtiraflar427 kelime
- 7 Küllerinden Doğmak441 kelime
- 8 Karanlığın Merkezine Yolculuk584 kelime
- 9 Sözlerin Sessizliği433 kelime
- 10 Yaralar ve Anılar520 kelime
- 11 Bir Fincan Hayal479 kelime
- 12 Kabusun Gölgesi514 kelime
- 13 Kalplerin Fısıltısı409 kelime
- 14 Kahkaha Terapisi577 kelime
- 15 Savaşın Diğer Yüzü472 kelime
- 16 Kaosun İçinde496 kelime
- 17 Fırtına Kopuyor490 kelime
- 18 Sessizlikte Yankılanan Aşk391 kelime
- 19 İhanetin Gölgesi392 kelime
- 20 Yalnızlık Hattı477 kelime
- 21 Kıyamete Hazırlık455 kelime
- 22 Veda Fermanı353 kelime
- 23 Yangın288 kelime
- 24 Gitmek Gerek306 kelime
- 25 Sessiz Çığlık270 kelime
- 26 Kardeşlik Yarası221 kelime
- 27 Emir Büyük Yerden309 kelime
- 28 Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam330 kelime
- 29 Gitmek Gerek338 kelime
- 30 Karar (Doğukan)245 kelime
- 31 Kırık Kadeh302 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 32: Kırık Kadeh
Göz göze geldiğimiz an, içimde bir şeyler koptu. Doğukan’ın bakışları her zamankinden daha derindi, daha yorgun… Ve en kötüsü, boştu.
Tim arkamda sessizdi. Herkesin ne yapacağını bilmez bir hâlde beklediğini hissedebiliyordum.
Derin bir nefes aldım ve ağır adımlarla ona doğru yürüdüm. Masanın kenarında durup ona baktım. O ise hâlâ hiç konuşmadan bana bakıyordu.
“Ne haber?” dedim, hafif bir tebessümle. Sesim beklediğimden daha kısıktı.
Doğukan bir süre sessiz kaldı, sonra gözlerini bardaktaki sıvıya çevirdi. “Buradasın.”
İçimi garip bir ürperti kapladı. “Evet.”
Yavaşça başını kaldırdı. “Tayin işini hallettin mi?”
Tam o anda, arkamda duran tim nefesini tuttu. Herkes bu anı bekliyordu.
Gözlerimi Doğukan’ın gözlerinden ayırmadan cevap verdim.
“Gitmiyorum.”
Bardağı elinde sıkan parmakları biraz gevşedi. Yüzünde belli belirsiz bir kıpırtı oldu ama hâlâ sessizdi.
“Gitmiyorsun,” diye tekrarladı fısıltıyla.
Başımla onayladım. “Evet, gitmiyorum.”
Doğukan, bardağı yavaşça masaya bıraktı ve avuçlarını birbirine kenetleyerek bana baktı.
“Peki, neden?”
Bu soru beklediğimden daha sert gelmişti.
Derin bir nefes aldım. “Çünkü ait olduğum yer burası.”
O an gözlerinde bir kıvılcım çaktı. Bunu anlamıştım. Ama hemen ardından o sert maskeyi tekrar taktı.
Kısa bir sessizlik oldu. Arkamda bekleyen tim bile konuşmuyordu.
Sonunda Doğukan, bardağı kenara itti ve yavaşça ayağa kalktı.
“Bu iyi,” dedi, dudaklarının ucuyla hafif bir gülümseme oluşturarak.
Gözlerimi kıstım. “Sadece iyi mi?”
Omuz silkti. “Bilmiyorum, belki daha fazlasıdır.”
Başımı hafifçe yana eğdim. “Belki mi?”
O an, ilk defa gözleriyle gerçekten bana baktı. Öyle bir baktı ki, içimdeki tüm kırgınlıkları unutturacak kadar derin…
“Sen gitseydin,” dedi, sesi biraz daha alçalarak. “Sanırım bir daha toparlanamazdım.”
İşte o an, içimdeki buz gibi kırgınlık yerini sıcak bir şeye bıraktı.
Birbirimize öylece baktık.
Taylan arkamdan boğazını temizledi. “Ee, hadi birisi içkileri söylesin. Kutlama yapıyoruz değil mi?”
Doğukan, hafifçe gülümseyerek başını salladı. “Bence de.”
Ve tam o anda, meyhanenin loş ışıkları altında, kırık ama hâlâ birlikte olan bir ailenin kutlaması başladı.
Bölüm etkileşimi
