24. bölüm / 31
Kızıl YeminGitmek Gerek
Bölümler 31Şu an: Gitmek Gerek
- 1 Kayıp Yüzük544 kelime
- 2 Ateş Çemberi555 kelime
- 3 Fırtına Sonrası498 kelime
- 4 Yaraların Sessizliği426 kelime
- 5 Gölgenin Ardından581 kelime
- 6 Sessiz İtiraflar427 kelime
- 7 Küllerinden Doğmak441 kelime
- 8 Karanlığın Merkezine Yolculuk584 kelime
- 9 Sözlerin Sessizliği433 kelime
- 10 Yaralar ve Anılar520 kelime
- 11 Bir Fincan Hayal479 kelime
- 12 Kabusun Gölgesi514 kelime
- 13 Kalplerin Fısıltısı409 kelime
- 14 Kahkaha Terapisi577 kelime
- 15 Savaşın Diğer Yüzü472 kelime
- 16 Kaosun İçinde496 kelime
- 17 Fırtına Kopuyor490 kelime
- 18 Sessizlikte Yankılanan Aşk391 kelime
- 19 İhanetin Gölgesi392 kelime
- 20 Yalnızlık Hattı477 kelime
- 21 Kıyamete Hazırlık455 kelime
- 22 Veda Fermanı353 kelime
- 23 Yangın288 kelime
- 24 Gitmek Gerek306 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 Sessiz Çığlık270 kelime
- 26 Kardeşlik Yarası221 kelime
- 27 Emir Büyük Yerden309 kelime
- 28 Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam330 kelime
- 29 Gitmek Gerek338 kelime
- 30 Karar (Doğukan)245 kelime
- 31 Kırık Kadeh302 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 27: Gitmek Gerek
(Tunç’un gözünden)
Doğukan’ın öpücüğü hâlâ dudaklarımda bir iz gibi duruyordu ama aklım hâlâ gitmek zorunda olduğum gerçeğine saplanıp kalmıştı.
Yüzümü sertleştirdim ve geri çekildim. “Bu hiçbir şeyi değiştirmez, Doğukan.”
Kaşlarını kaldırdı. “Nasıl yani?”
Kollarımı göğsümde kavuşturdum. “Tayin emrim yukarıdan geldi. Sen o kâğıdı yırttın diye bu emir ortadan kalkmaz.”
Doğukan’ın yüzündeki o kendinden emin ifade yerini şaşkınlığa bıraktı. “Ama ben… Yani, Albay da bir şey demedi. Engel olabileceğini düşündüm.”
Başımı iki yana salladım. “Bunu durduramayız. Belki birkaç gün, belki bir hafta daha burada kalırım ama sonunda gitmek zorundayım.”
Yüzündeki rahatlık tamamen silindi. Çenesini sıktı, gözleri karardı. “Buna izin vermeyeceğim.”
İç çektim. “Buna sen karar veremezsin, Doğukan.”
Adımlarını sertleştirdi, yaklaştı. “Bu saçmalık. Sen buraya aitsin. Biz buraya aitiz.”
“Öyle olsaydı gitmem gerekmezdi.”
“Tunç—”
Ellerimi kaldırdım. “Doğukan, lütfen. Mantıklı olalım.”
Elleri saçlarına gitti. Sinirden derin derin nefes alıyordu. “Ben mantıklı olamam. Seni kaybetmek istemiyorum.”
Beni kaybetmek.
Bu kelimeler içimde bir yerlere saplandı ama dışarı yansıtmadım.
“Beni kaybetmeyeceksin,” dedim. “Sadece bir süre ayrı olacağız.”
“Bir süre mi?” diye alaycı bir kahkaha attı. “Bir tayin asla ‘bir süre’ olmaz, Tunç. Bunu ikimiz de biliyoruz.”
Haklıydı. Ama bunu kabul edemezdim.
“Elimizden bir şey gelmez.”
Bu sefer bana gerçekten sinirlendi. “Sen pes mi ediyorsun? Tunç Hatun Ilgaz pes mi ediyor?”
Gözlerimi ona diktim. “Bu pes etmek değil, Doğukan. Gerçekleri kabul etmek.”
Gözlerini kaçırdı. Yumruklarını sıktı. Sonra tekrar bana baktı.
“Peki,” dedi. “Git o zaman.”
Bu sözler beklediğimden çok daha fazla canımı yaktı. Ama belli etmedim.
Başımla onayladım. “Gideceğim.”
Bir süre öylece durduk. O bana baktı, ben ona. Ama ikimiz de başka bir şey söylemedik.
Sonunda arkasını döndü ve kapıya yürüdü. Tam çıkarken durdu, başını hafifçe yana çevirdi.
“Sadece bil,” dedi. “Eğer gidersen, bu sefer gerçekten giderim.”
Ve kapıyı sertçe kapatıp çıktı.
Yutkundum.
Doğukan olmadan gitmek kolay olacaktı sanmıştım. Ama şimdi ilk defa… bunun hiç de kolay olmayacağını anlıyordum.
Bölüm etkileşimi
