30. bölüm / 31
Kızıl YeminKarar (Doğukan)
Bölümler 31Şu an: Karar (Doğukan)
- 1 Kayıp Yüzük544 kelime
- 2 Ateş Çemberi555 kelime
- 3 Fırtına Sonrası498 kelime
- 4 Yaraların Sessizliği426 kelime
- 5 Gölgenin Ardından581 kelime
- 6 Sessiz İtiraflar427 kelime
- 7 Küllerinden Doğmak441 kelime
- 8 Karanlığın Merkezine Yolculuk584 kelime
- 9 Sözlerin Sessizliği433 kelime
- 10 Yaralar ve Anılar520 kelime
- 11 Bir Fincan Hayal479 kelime
- 12 Kabusun Gölgesi514 kelime
- 13 Kalplerin Fısıltısı409 kelime
- 14 Kahkaha Terapisi577 kelime
- 15 Savaşın Diğer Yüzü472 kelime
- 16 Kaosun İçinde496 kelime
- 17 Fırtına Kopuyor490 kelime
- 18 Sessizlikte Yankılanan Aşk391 kelime
- 19 İhanetin Gölgesi392 kelime
- 20 Yalnızlık Hattı477 kelime
- 21 Kıyamete Hazırlık455 kelime
- 22 Veda Fermanı353 kelime
- 23 Yangın288 kelime
- 24 Gitmek Gerek306 kelime
- 25 Sessiz Çığlık270 kelime
- 26 Kardeşlik Yarası221 kelime
- 27 Emir Büyük Yerden309 kelime
- 28 Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam330 kelime
- 29 Gitmek Gerek338 kelime
- 30 Karar (Doğukan)245 kelime · Okuduğun bölüm
- 31 Kırık Kadeh302 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 25: Karar
(Doğukan’ın gözünden)
Albayın odasına girdiğimde gözüm hiçbir şeyi görmüyordu. Tunç’un gidişini kabullenmeyecektim. Kabul edemezdim.
Albay, masasının arkasında oturuyordu. Tayin evrakları önündeydi. O lanet kâğıtlar… Tunç’un buradan gitmesine sebep olacak şeyler…
“Ne istiyorsun, Yüzbaşı Akıncı?” diye sordu, kaşlarını çatıp.
Dik durdum. Gözlerim kâğıtlara kaydı. “Bu tayin emrini durdurmanızı istiyorum, komutanım.”
Albay bir an sessiz kaldı. Sonra sandalyesine yaslanıp gözlerini kıstı. “Bu emir yüksek makamlardan geldi, Akıncı. Senin isteğinle iptal edilemez.”
Masaya bir adım yaklaştım. “O iftirayı atanlar da yukarıdan bir yerlerden destek aldı. Tunç’un gitmesini istiyorlar çünkü gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyorlar. Ve siz de buna göz yumuyorsunuz.”
Albayın gözleri sertleşti. “Dikkatli konuş, Yüzbaşı.”
Ama ben zaten tüm dikkatimi kaybetmiştim.
Elimi masaya koydum. “Tunç masum. Ve ben onu burada tutmak için ne gerekiyorsa yapacağım.”
Gözlerimi tayin emrine diktim. O lanet kâğıt… Onu burada alıkoyan tek şeydi.
Elim yıldırım gibi uzandı ve kâğıdı kavradım.
“Akıncı! Ne yapıyorsun?!”
Ama çok geçti. Kâğıdı tam ortasından ikiye yırttım. Sonra tekrar, tekrar… Tunç’un adının geçtiği her satır paramparça olana kadar yırttım.
Albay ayağa kalktı. “Bu yaptığının sonuçları olur, Akıncı!”
Sertçe başımı kaldırdım. “Tunç giderse sonuçları çok daha ağır olur, komutanım.”
Albay bana birkaç saniye baktı. Sonra gözlerini yırtılmış kâğıtlara kaydırdı. Bir an için yüzünde belli belirsiz bir gülümseme gördüm mü, emin değildim.
Derin bir nefes aldı. “Senin gibiler, hep başıma bela olmuştur, Akıncı.”
Tek kaşımı kaldırdım. “O zaman alışsanız iyi olur, komutanım.”
Ve hiç arkamı dönmeden odadan çıktım.
Tunç Ilgaz hiçbir yere gitmeyecekti. Bunu engellemek için ne gerekiyorsa yapacaktım.
Bölüm etkileşimi
