7. bölüm / 31
Kızıl YeminKüllerinden Doğmak
Bölümler 31Şu an: Küllerinden Doğmak
- 1 Kayıp Yüzük544 kelime
- 2 Ateş Çemberi555 kelime
- 3 Fırtına Sonrası498 kelime
- 4 Yaraların Sessizliği426 kelime
- 5 Gölgenin Ardından581 kelime
- 6 Sessiz İtiraflar427 kelime
- 7 Küllerinden Doğmak441 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Karanlığın Merkezine Yolculuk584 kelime
- 9 Sözlerin Sessizliği433 kelime
- 10 Yaralar ve Anılar520 kelime
- 11 Bir Fincan Hayal479 kelime
- 12 Kabusun Gölgesi514 kelime
- 13 Kalplerin Fısıltısı409 kelime
- 14 Kahkaha Terapisi577 kelime
- 15 Savaşın Diğer Yüzü472 kelime
- 16 Kaosun İçinde496 kelime
- 17 Fırtına Kopuyor490 kelime
- 18 Sessizlikte Yankılanan Aşk391 kelime
- 19 İhanetin Gölgesi392 kelime
- 20 Yalnızlık Hattı477 kelime
- 21 Kıyamete Hazırlık455 kelime
- 22 Veda Fermanı353 kelime
- 23 Yangın288 kelime
- 24 Gitmek Gerek306 kelime
- 25 Sessiz Çığlık270 kelime
- 26 Kardeşlik Yarası221 kelime
- 27 Emir Büyük Yerden309 kelime
- 28 Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam330 kelime
- 29 Gitmek Gerek338 kelime
- 30 Karar (Doğukan)245 kelime
- 31 Kırık Kadeh302 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 7: Küllerinden Doğmak
Sabahın erken saatleriydi. Güneş henüz doğmamıştı ama Doğukan’ın sessizce kalktığını hissetmiştim. Gözlerimi aralayıp başımı kaldırdım; salonda, pencerenin önünde duruyordu. Üzerinde hâlâ uyurken giydiği ince tişört vardı, kolları çıplaktı ve soğuğa aldırmıyordu.
Sessizce yanına gittim. Omzuna hafifçe dokundum. “Ne yapıyorsun burada?” diye fısıldadım.
“Uyanmanı istemedim,” dedi, gözleri hâlâ dışarıda, ufukta bir noktaya takılıydı. “Sadece düşünüyordum.”
“Ne düşündün bu kadar?” dedim. Yanına oturup yüzüne baktım.
“Bazen... parmağımı kaybetmenin ötesinde, başka neleri kaybettiğimi düşünüyorum,” dedi. Gözlerini bana çevirdiğinde, içindeki fırtınayı görebiliyordum. “Bu iş bizi nereye götürüyor, Hatun? Sonumuz hep böyle mi olacak?”
Derin bir nefes aldım. “Hayır,” dedim. “Sonumuz böyle olmayacak. Çünkü bu savaşı bitireceğiz, Doğukan. Onlara kaybettirdiklerini tek tek geri ödeteceğiz. Ama önce kendimizi toparlamamız gerekiyor.”
Başını eğip hafifçe gülümsedi. “Bazen benden daha güçlü olduğunu düşünüyorum.”
“Çünkü aramızda birimizin güçlü olması lazım,” dedim. Omzuna yaslandım. “Ama bu, senin güçlü olmadığın anlamına gelmiyor. Sen buradasın, hâlâ savaşıyorsun. Benim için bu, yeterince güçlü olduğunun kanıtı.”
Doğukan derin bir nefes aldı, sonra elini cebine attı ve yüzüğünü çıkardı. Kan izleri temizlenmişti, ama hâlâ yaşanılanları hatırlatan bir soğukluğu vardı. Yüzüğü avuçlarının arasında çevirdi.
“Bunu taktığım günü hatırlıyor musun?” diye sordu.
“Nasıl unuturum?” dedim. “Bana hayatımın en güzel günlerinden birini yaşatmıştın.”
“Ve o gün, her şeyin sonsuza kadar güzel olacağını düşündüm,” dedi. “Ama şimdi biliyorum ki, hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor.”
Yüzüğe bakarken yüzündeki ifadeyi izledim. “Doğukan,” dedim. “Sonsuza kadar süren bir şey olmayabilir. Ama bu, bizim pes edeceğimiz anlamına gelmez. Biz bu savaşı kazanana kadar durmayacağız. Yüzük bir semboldü, ama bizim bağımız bundan çok daha derin.”
Bir süre sessizlik içinde oturduk. Sonra yüzüğü tekrar cebine koydu ve bana döndü. “Haklısın,” dedi. “Biz daha güçlü bir şeyin parçasıyız.”
“Evet,” dedim. “Ve bunu kimse bizden alamaz.”
O an Doğukan’ın elimi tuttuğunu hissettim. Ellerinin sıcaklığı, içimdeki tüm korkuları bir anlığına susturdu.
---
Gün ilerledikçe, birlikte vakit geçirdik. Kahvaltı yaptık, geçmişi konuştuk, gülüştük. Her şey, yaşanan bunca şeyden sonra kısa bir mola gibiydi. Ama ikimiz de biliyorduk ki bu sakinlik uzun sürmeyecekti.
Akşam saatlerinde kapı çaldı. Gelen Altay’dı. Yüzündeki gergin ifade, içimdeki huzuru bir anda söküp aldı.
“Komutanım,” dedi sert bir sesle. “Yeni bir gelişme var. Ejder’in ana adamlarından biri yerini açığa çıkardı. Operasyon için onay bekliyoruz.”
Gözlerim Doğukan’a kaydı. İkimiz de o an aynı şeyi düşünüyorduk. Savaş kapıya dayanmıştı.
“Tamam,” dedim. “Timle iletişime geç. Hemen hazırlanıyoruz.”
Doğukan bir adım öne çıktı. “Ben de geliyorum.”
Ona dönüp kararlı bir şekilde baktım. “Bu operasyon tehlikeli olacak.”
“Umrumda değil,” dedi. “Bu savaş benim savaşım da.”
Bir anlık sessizlikten sonra başımı salladım. “O zaman hazırlan. Ama bu sefer tamamen kurallara uyuyacaksın.”
Kapıdan çıkarken Doğukan’ın yüzündeki kararlılığı gördüm. Savaş devam ediyordu ve biz her şeyimizi ortaya koyarak bu savaşı kazanmaya kararlıydık.
Bölüm etkileşimi
