Kızıl Yemin kitap kapağı

13. bölüm / 31

Kızıl Yemin

Kalplerin Fısıltısı

Vaveyla Yazarı: The. Nur

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 31Şu an: Kalplerin Fısıltısı

Bölüm 13: Kalplerin Fısıltısı

Gece ilerlemiş, evin içindeki her şey sessizliğe gömülmüştü. Şömine çoktan sönmüş, sadece hafif bir odun kokusu havada kalmıştı. Doğukan kanepeye uzanmış, yastığına başını yaslamış haldeydi. Gözleri hafifçe kapalıydı, ama uyumadığı kesindi. Sessizliğin içinde bir şeylerin dolandığını hissediyordum, ikimiz arasında sessiz bir bağ gibi.

Elimde bir battaniye ile yanına yaklaştım. Üzerine örtmeye çalıştığımda gözlerini açtı. Gülümseyerek bana baktı. “Yine beni izliyordun, değil mi?” dedi hafif bir alayla.

Gözlerimi devirdim, ama yüzümdeki gülümsemeyi gizleyemedim. “Seni izlemek bir görev, Doğukan. Emin ol, benden kaçışın yok.”

“Buna hiç şüphem yok, Hatun,” dedi ve battaniyeyi alıp kenara koydu. “Ama bu gece uyumaya çalışmak yerine benimle otursan, daha iyi olurdu.”

Yanındaki boşluğa baktı, sessiz bir davet gibi. Bir an tereddüt ettim, ama sonunda kanepeye oturdum. Doğukan oturduğum yere biraz daha yaklaştı, gözleri dikkatlice beni inceliyordu.

“Bugün çok sessizsin,” dedi. “Beni korkutacak kadar.”

Derin bir nefes alarak başımı salladım. “Sadece… olanları düşünüyorum. Kabusum hâlâ aklımda. Seni kaybetmek, Doğukan…” Sözlerim boğazıma takıldı.

Doğukan elini nazikçe yanağıma koydu. Dokunuşu sıcak ve rahattı. “Hatun, buradayım. Ve seninle olduğum sürece, hiçbir şey bizi ayıramaz. Bunu biliyorsun, değil mi?”

Başımı salladım. “Biliyorum,” dedim yavaşça. “Ama bazen bu yeterli gelmiyor.”

O, bana biraz daha yaklaşıp alnını benimkine yasladı. Gözlerimizi kapattık, nefeslerimiz birbirine karışıyordu. “Benimle burada, şu an olman yeterli,” dedi fısıldayarak.

Ona bakarken, gözlerinin derinliklerinde kendimi kaybettim. “Doğukan,” dedim hafifçe. “Beni neden bu kadar seviyorsun?”

Gülümseyerek omuzlarını silkti. “Seni sevmemek mümkün mü? Sert bir komutansın, ama içindeki yumuşak kalbi saklayamıyorsun. Mizahın, inatçılığın, her şeyinle... Sen benim her şeyimsin.”

Gözlerim doldu ama bunu ona göstermek istemedim. Başımı yana çevirerek gülümsedim. “İyi ki söyledin, yoksa şüpheye düşecektim.”

“Şüphe? Tunç Hatun Ilgaz, bu kelimeyi kullandığına inanamıyorum.” dedi, alaycı bir şekilde.

“O kadar da harika değilim,” dedim hafifçe.

“Hayır,” dedi, başını iki yana sallayarak. “Sen benim için dünyanın en harika şeyisin. Tüm zorluklara rağmen, buradayız. Bu, senin gücün sayesinde.”

O anda aramızdaki mesafe yok oldu. Doğukan yüzüme yaklaştı, gözlerimin içine baktı. Dudaklarımız hafifçe birleştiğinde, zaman durmuş gibiydi. Öpücüğü nazikti, ama içinde saklı olan sevgi büyüktü.

Bir süre sonra geri çekildi ve beni dikkatle inceledi. “Ne düşündüğünü söylemeyecek misin?” diye sordu.

“Sadece…” dedim, gülümseyerek. “Bunu çok daha önce yapmalıydık.”

Doğukan kahkaha attı ve beni kendine çekti. “Belki de doğru zaman buydu, Hatun. Çünkü şimdi her şeyin değerini çok daha iyi anlıyoruz.”

O gece, sevgi ve huzurun içinde kaybolduk. Geçmişin yaraları hala oradaydı, ama birbirimizin yanında olduğumuz sürece geleceğin daha parlak olacağını biliyorduk. Hayat bizi nereye götürürse götürsün, birbirimize olan bağlılığımız her şeyden güçlüydü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.