29. bölüm / 31
Kızıl YeminGitmek Gerek
Bölümler 31Şu an: Gitmek Gerek
- 1 Kayıp Yüzük544 kelime
- 2 Ateş Çemberi555 kelime
- 3 Fırtına Sonrası498 kelime
- 4 Yaraların Sessizliği426 kelime
- 5 Gölgenin Ardından581 kelime
- 6 Sessiz İtiraflar427 kelime
- 7 Küllerinden Doğmak441 kelime
- 8 Karanlığın Merkezine Yolculuk584 kelime
- 9 Sözlerin Sessizliği433 kelime
- 10 Yaralar ve Anılar520 kelime
- 11 Bir Fincan Hayal479 kelime
- 12 Kabusun Gölgesi514 kelime
- 13 Kalplerin Fısıltısı409 kelime
- 14 Kahkaha Terapisi577 kelime
- 15 Savaşın Diğer Yüzü472 kelime
- 16 Kaosun İçinde496 kelime
- 17 Fırtına Kopuyor490 kelime
- 18 Sessizlikte Yankılanan Aşk391 kelime
- 19 İhanetin Gölgesi392 kelime
- 20 Yalnızlık Hattı477 kelime
- 21 Kıyamete Hazırlık455 kelime
- 22 Veda Fermanı353 kelime
- 23 Yangın288 kelime
- 24 Gitmek Gerek306 kelime
- 25 Sessiz Çığlık270 kelime
- 26 Kardeşlik Yarası221 kelime
- 27 Emir Büyük Yerden309 kelime
- 28 Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam330 kelime
- 29 Gitmek Gerek338 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 Karar (Doğukan)245 kelime
- 31 Kırık Kadeh302 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 24: Gitmek Gerek
Eşyalarımı toplarken her hareketimde içime batan bir sancı hissediyordum. Burası yıllardır evimdi. Bu odada kaç gece operasyon planladım, kaç defa gülerek uyuyakaldım ya da yorgunluktan sandalyede sızdım… Şimdi ise gitmeye hazırlanıyordum.
Dolabımın kapağını açtığımda elim eski bir fotoğrafa gitti. Timin çekildiği ilk fotoğraf… O an gözlerim istemsizce Doğukan’ı aradı. Gülümseyen yüzü, o zamanki masumiyeti…
Arkamdan gelen ayak seslerini duyar duymaz gözlerimi kapattım. O’ydu. Zaten gelmesini bekliyordum.
“Hazırlanıyorsun,” dedi.
Sesinde alışık olmadığım bir kırılganlık vardı. Bağırmasını, öfkelenmesini bekliyordum ama Doğukan sadece duruyordu.
“Evet,” dedim, soğuk bir şekilde.
Bir adım daha attı. Odaya girdi ama içeri tam olarak yürüyemedi. Sanki görünmez bir duvar vardı aramızda.
“Gitmeni istemiyorum.”
Bu sözlere gülmek istedim ama gülmek yerine içime dolan acıyı yutkundum.
“İstemiyorsun?” diye tekrarladım. “Ama kalmam için de bir şey yapmıyorsun.”
Gözleri kısıldı. “Ne yapmamı istiyorsun, Tunç?”
Başımı iki yana salladım. “Bilmiyorum. Belki de sadece inanmamı sağlamanı.”
Bu sözlerim üzerine derin bir nefes aldı. Sonra birkaç adımda yanıma geldi. Aramızda sadece birkaç santim vardı.
“Elini ver,” dedi.
Kaşlarımı çattım ama elimi uzattım. Elimi tuttu, parmaklarımı inceledi. Sonra kendi elini kaldırdı… Eksik olan parmağını, yüzük parmağını gösterdi.
“Sence ben buradayken senin ihanet edebileceğini düşünmem mantıklı mı?” dedi, sesi kısık ama bir o kadar da yoğundu.
Yutkundum ama bir şey demedim.
“Bu parmağımı neden kaybettim, Tunç?”
Cevabı biliyordum ama söyleyemedim.
“Seninle olan bağımı koparmak istediler,” dedi kendi kendine. “Ama başaramadılar.”
Başımı çevirdim. “Ama sen o bağı zaten kopardın, Doğukan.”
Sözlerim odada yankılandı. Ellerini bir an için sıktı ama sonra gevşetti.
“Bunu düzeltmek istiyorum,” dedi sessizce.
O an gözlerimi ona çevirdim. “Ama sen bana inanmıyorsun.”
İşte bunu söyleyince yüzü tamamen değişti. Öfkelenmedi. Sadece sustu. Sanki ilk defa bunu kabulleniyormuş gibi.
“Tunç…” dedi, fısıltıyla.
Bir adım geri çekildim. “Doğukan, gitmelisin. Git ve düşün. Çünkü ben giderken, burada bırakacağım tek şey eşyalarım değil.”
“Peki ne bırakacaksın?”
Gözlerimi ona diktim. “Sana olan inancımı.”
Ve sonra tekrar eşyalarımı toplamaya devam ettim. Doğukan birkaç saniye daha durdu ama hiçbir şey söylemeden odadan çıktı.
Kapı kapandığında içimde bir şeylerin tamamen koptuğunu hissettim. Ve bu defa, geri dönüşü olmayabilirdi.
Bölüm etkileşimi
