1. bölüm / 31
Kızıl YeminKayıp Yüzük
Bölümler 31Şu an: Kayıp Yüzük
- 1 Kayıp Yüzük544 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Ateş Çemberi555 kelime
- 3 Fırtına Sonrası498 kelime
- 4 Yaraların Sessizliği426 kelime
- 5 Gölgenin Ardından581 kelime
- 6 Sessiz İtiraflar427 kelime
- 7 Küllerinden Doğmak441 kelime
- 8 Karanlığın Merkezine Yolculuk584 kelime
- 9 Sözlerin Sessizliği433 kelime
- 10 Yaralar ve Anılar520 kelime
- 11 Bir Fincan Hayal479 kelime
- 12 Kabusun Gölgesi514 kelime
- 13 Kalplerin Fısıltısı409 kelime
- 14 Kahkaha Terapisi577 kelime
- 15 Savaşın Diğer Yüzü472 kelime
- 16 Kaosun İçinde496 kelime
- 17 Fırtına Kopuyor490 kelime
- 18 Sessizlikte Yankılanan Aşk391 kelime
- 19 İhanetin Gölgesi392 kelime
- 20 Yalnızlık Hattı477 kelime
- 21 Kıyamete Hazırlık455 kelime
- 22 Veda Fermanı353 kelime
- 23 Yangın288 kelime
- 24 Gitmek Gerek306 kelime
- 25 Sessiz Çığlık270 kelime
- 26 Kardeşlik Yarası221 kelime
- 27 Emir Büyük Yerden309 kelime
- 28 Kardeşlik Yeminleri ve Eski Köşedeki Adam330 kelime
- 29 Gitmek Gerek338 kelime
- 30 Karar (Doğukan)245 kelime
- 31 Kırık Kadeh302 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm 1: Kayıp Yüzük
Sahra çölü gibi topraklar, kurumuş, derin çatlaklarla doluydu. Gökyüzü, sanki sonsuza kadar yanmış gibi bir kırmızıya dönmüştü. Burada nefes almak bile zorken, biz, Kurtuluş Timi olarak nefesimizi tuttuk. Her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlıyordum.
Doğukan… Nişanlım… Bir aydır teröristlerin elinde esir. Ve ben, her geçen saniyede, o lanet olası ellerin onu nasıl daha fazla acıttığını düşünerek içimi kemiriyorum. Kendisini bulmak, onu sağ salim kurtarmak için çıkaracağımız bu operasyon, benim için sadece bir görev değil, bir intikam uğruna verilen bir savaş.
İntikam… O kelime beynimde sürekli çınlıyor. Doğukan’ın yüzük parmağını kesmişler. O parmak, bizim ilişkimizi simgeliyordu. O parmağın kesilmesi, benimle olan her şeyi yok etmek istediklerini gösteriyordu. Ama ne kadar çirkin olursa olsunlar, onları bir şekilde yok etmek için bir fırsatım olmalıydı. Ve işte o fırsat, tam önümdeydi.
"Yüzbaşı Akıncı'yı alacağız," dedim, sert bir şekilde. Sesim, hava kadar keskin ve kararlıydı. "Herkes yerini alsın. Bu, bizim için bir intikam operasyonu."
Kurtuluş Timi, tam anlamıyla benim ailemdi. Melek ve Kaan, birbirlerine bakarken, aralarındaki bağ bir çiftin ötesindeydi. Altay, Emir, Taylan, Yavuz… Her birinin gözlerinde, bu operasyonun ne kadar kişisel olduğunu görmek mümkündü.
Operasyon başladı.
Bütün ekip, hedefe doğru ilerlerken, dikkatle sükunet içinde her adımımızı attık. Adeta bir yılan gibi, karanlıkta süründük. Ama içimdeki yangını, beni bu kadar sakin tutmaya ikna edebilecek hiçbir şey yoktu. Doğukan’a bir şey olursa, bu defa intikam sadece vücudumu değil, ruhumu da yakacak.
Ve sonra, o lanetli kampı gördük. Herkes sessizce ilerlerken, aklımda sadece bir şey vardı: Doğukan. Yüzük parmağını kaybettiği o andan sonra gözlerimden hiçbir şey kaçmaz olmuştu. Her detayı gördüm. Onu görmek… Ona ulaşmak, hayatımda yapacağım en önemli şeydi.
Kampa yaklaştık. Binbaşı Tunç Hatun Ilgaz, her adımında hırs ve intikamla dolu, hem asker hem kadın kimliğiyle bir adım öndeydi. "Hedef yerinde," dedim. Sesim, sanki kaybolmuştu, ama bir şekilde herkes beni duyuyordu. Duyulacak kadar kuvvetli bir sesle, "Bana güvenin, bu gece son olacak."
Kurtuluş Timi hiç ses çıkarmadan, ama hızlıca operasyonu yürütüyordu. Gözlerimde, elime sıçrayan topraklar ve kanlı parmak izleri… Ama bir şey dikkatimi çekti: Doğukan’ın parmağındaki kanlı yüzük, hala yerindeydi.
O an bir şey değişti. Yavaşça, korkusuzca ve sessizce ilerledik. Sadece bir hedef vardı: Doğukan.
Kampın içine girdiğimizde, bütün dikkatimiz ona odaklanmıştı. O an, zaman durmuş gibiydi. Melek, Kaan, Taylan ve Yavuz, nöbetçi askerleri etkisiz hale getirdi. Ama en zor görev bana aitti. Çünkü Doğukan, bu ölüm kalım meselesiydi. O benim her şeyimdi.
Ve sonra, nihayet onu bulduk. Doğukan… O lanet teröristlerin elinde, kan içinde, ama hâlâ hayatta. Gözlerindeki acı, bana her şeyi hatırlattı. O parmak… O kaybolan yüzük, beni deliye çevirdi.
Titreyen dudaklarından bir aydır hasret kaldığım sesine eşlik eden o kelimeler oldu. "Hatun, Hatunum..."
"Benimle gel," dedim, ellerimle onu yavaşça kaldırarak. Bir an durakladım. "Hadi, hemen çıkalım."
Ama Doğukan, parmaklarını gösterdi ve zorlanarak, "Bunu sana bir hatıra bırakmamı istediler," dedi, dudakları titreyerek.
Gözlerim kararmıştı. Bir an, o adamların hepsini öldürmek istedim. Ama kendimi tuttum. Sadece ona bakarak, "Beni bekle. Hepimiz burada, seni alacağız," dedim.
Ve sonra, o an, aklımdan geçen her şey, tek bir kelimeye dönüştü. "İntikam."
Operasyon başarılıydı. Doğukan sağ salim, yanımdaydı. Ama o lanet parmak, o kaybolan yüzük, her zaman hatırlatacaktı. Yine de tek bir şey netti: Kurtuluş Timi, her şeyin başında olduğu gibi, yine kazandı. Ama bu defa, kazanç sadece zafer değildi. Kazanılacak olan, bir intikamın bedeliydi.
Bölüm etkileşimi
